Türkçe, Arapça ve Farsça’dan üstün ve zengin bir dildir. Kaşgarlı Mahmut daha XI. Yüzyılda Türkçe Sözlük Divanı (Divan-ı Lügat-it Türk) adında bir yapıt yazarak, Türkçe’nin Arapça’dan üstünlüğünü kanıtlamıştır.
1499’da Ali Şir Nevaî Türkçe’nin Farsça’dan üstün bir dil olduğunu, Sözlüklerin Muhakemesi (Muhakemet-ül Lügateyn) adlı yapıtıyla ortaya koymuştur. Nevaî : “Türk’ün bilgisiz, zavallı gençleri , güzel sanarak Farsça şiirler yazmaya özenmektedirler.” diyerek o dönemdeki gençleri eleştirmiştir.
Ne var ki, aradan geçen yıllar içinde Osmanlı saray ve çevresi Arapça ve Farsça’yı öne çıkarıp, Türkçe’yi önemsememişlerdir. Fakat halk ozanları Türkçe yazıp söylemeyi sürdürmüşlerdir. XV. Yüzyılda yazıya geçirilen Dede Korkut öyküleri Türkçe’dir. Karacaoğlanlar, Yunus Emreler hep Türkçe yazıp söylemişlerdir.
XIII. Yüzyılda yaşadığı ileri sürülen Yunus’un duru Türkçe’si göğsümüzü kabartır:
“Suyum alçaktan çekerim,
Dönüp yükseğe dökerim,
Görün ben neler çekerim
Derdim vardır, inilerim.”
Bu sözleri anlamayan bir tek Türk bulamazsınız.
Atatürk : “TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR; NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!” demiş ve Türk öğretmenlerine şu vasiyette bulunmuştur:
“Bakınız arkadaşlar! Ben belki çok yaşamam. Fakat siz ölene dek Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe’nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir.”
Her konuda Atatürk’ün vasiyetini ortadan kaldırmaya yeminli bir takım bilisizler, güzelim Türkçe’miz yerine, yabancı dilde eğitimi savunuyorlar. Şimdilerde Anaokulundan yabancı dil eğitimini başlatan zavallılar bile var. Türkçe düşünemeyen, Türkçe konuşamayan kuşaklar yetiştirmek istiyorlar. Yabancı dil öğrenmek başka, anadil ile eğitim öğretim başkadır.
Türkçe’yi düzgün konuşamayan, doğru yazamayan kuşaklar yetiştiği doğrudur. Televizyonlara spiker diye çıkardıkları, diksiyonu bozuk insanları, eee.. diye konuşmaya başlayan, siyaset adamlarını dinlememek için, başka kanallara geçmiyor muyuz?
Türk ulusunun önce kendine güven duygusunu güçlendirmek zorunludur. Bilinçsizce yaratılan yabancı hayranlığı, kendi değerlerimize önem vermemeye kadar varmaktadır. Her sabah ilköğretim okullarımızda öğrencilerimizin hep birlikte haykırdıkları andın sözde kalmaması gereklidir. Her Türk çocuğu Türk olmaktan, Türkçe konuşmaktan gurur duymalıdır. Asyalı, Afrikalı çocukların Türkçe konuşmaları, şiirler ve şarkılar söylemeleri çok güzel. Ama en güzeli kendi çocuklarımıza anadillerini doğru bir şekilde öğretmek ve kullandırmaktır. Ana dili öğretmek, sevdirmek, yabancı dil öğrenmeye engel değildir. Türkçemize gereken önemi verecek olanlar elbette öncelikle öğretmenlerimizdir.
Av. Ergül AYKOL
www.ilk-kursun.com
Okunma sayısı: 611




Haziran 21st, 2010
Kategori: 