Bin yıllık Türk barışı
|
Türkiye’de çok uzun süredir milliyetçi, ulusalcı bir yükseliş var.
Bunun böyle olması doğal çünkü dünyada Amerika’dan en fazla nefret eden ulus Türkler. Dünya’da Amerika’yı kendi ulusal çıkarlarına en fazla düşman gören ulus yine Türkler. Ve dünyada Amerikan karşıtı hareketin en yüksek, en güçlü olduğu yer yine Türkiye.
Bunun nedeni AKP’nin ülkemizi getirdiği bölünme noktasıdır. Son iki aydır artık durum “bu kadar olamaz” dediğimiz noktaya kadar geldi. Dağdan inen teröristler devlet tarafından törenlerle davul zurnayla karşılanıyor.
Olamaz denilenler, Türkiye Cumhuriyeti bunu kabul etmez, Cumhurbaşkanı kabul etmez, ordusu kabul etmez denilen ne kadar şey varsa hepsi kabul edildi.
Bugün TSK’nın komutanları hapistedir.
Bugün terörle mücadelede görev alan insanlar hapistedir.
Bugün Türkiye’nin yurtsever aydınları hapistedir.
Ama bugün teröristler davul zurnayla, bayramla karşılanmaktadır.
Oysa bin yıldır bu topraklardayız. Bin yıldır Anadolu’yu Türkler yönetiyor. Bin yıldır Anadolu’da Türkler hakim. Ve bin yıldır Anadolu’da bir “Türk Barışı” egemen.
Neden bir Türk barışı egemen?
Çünkü Türk bulunduğu toplumda, bulunduğu coğrafyada, hangi etnik kökenden gelirse, hangi dini kökenden gelirse, hangi mezhepten gelirse gelsin, hangi inanıştan olursa olsun bulunan insanlarla mutlaka dostça barış içinde yaşar.
Uzak Asya’dan Avrupa’ya Viyana kapılarına kadar bin, iki bin yıl dünyayı Türkler yönetti. Türk’ün bulunduğu yerde asla bir etnik çatışma olmadı. Türk’ün bulunduğu yerde asla bir dini çatışma olmadı. Çünkü Türk geldiği yere barış getirdi, topluma uydu, herkesi benimsedi. Herkesi kapsadı, herkesi içine aldı, asla ırkçılık, asla dışlayıcılık yapmadı.
Bin yıldır Türk’ün geleneği dünyayı barış ve huzur getirmektir.
Akan kan Türk’ün kanı
Fakat bu bin yıllık gelenek Anadolu topraklarında son yirmi yıldır bozuldu.
Diyorlar ki Türkiye’de bir kısım insan baskı altında, bir kısım insan sömürülüyor, bir kısım insan asimilasyona tabi tutuluyor, bir kısım insanın dili, dini yasak.
Dedikleri şey şu; Türkiye’de Türklerin Kürtleri ezdiğini, Türkiye’de Türklerin Kürtleri yok etmeye çalıştığını, Türkiye’de Türklerin Kürtleri yok saymaya çalıştığı iddia ediyorlar.
Peki böyle bir gerçek var mı?
Hep diyorlar ya, analar ağlamasın, artık barış olsun, artık bu kan dursun.
O zaman şimdi bizim insanlara sormamız lazım. Türkiye’de gerçekten namusuyla düşünen, vicdan terazisini hâlâ doğru tutabilen insanlara sormamız lazım.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 21, 22 yaşında eğitim fakültelerinden mezun olmuş 150 tane öğretmeni Güneydoğu’da sadece Türk oldukları için katledildi.
Bu 150 öğretmenin anası, babası, kardeşi, eşi ne yapsın?
Onlar da gelen bu teröristlere kucak mı açsın, onlar da göbek mi atsın, onlar da davul zurna mı çalsın?
Sadece öğretmenler mi öldürüldü?
Hayır.
Sağlık personelimizi düşünelim. Doktorlarımızı hemşirelerimizi düşünelim. Oraya sağlık personeli olarak gönderdiğimiz, sağlık ocağı kurduğumuz yerleri düşünelim. Türkiye Cumhuriyeti 80 öncesi de 80 sonrası da bölgede çok sayıda sağlık ocağı, çok sayıda küçük çaplı hastane açtı.
Şu anda herhangi biri ayakta mı?
Değil. Hepsi yıkıldı. İçindeki doktorları hemşireleriyle birlikte öldürüldü.
Çünkü onlar Türk’tü.
Öldürülen sağlık personelimizin doktorlarımızın hemşirelerimizin sayısı 200’ün üzerinde.
Sadece onlar mı katledildi?
|
O bölgede görev yapan devlet için karayolu yapan, devlet için baraj yapan, devlet için köprü yapan, devlet için orası kalkınsın diye uğraşan ve devlet tarafından oraya gönderilen burada ailesini bırakıp oraya koşan yeter ki bu ülkenin her yeri aynı ölçüde kalkınsın, her yerine eşit hizmet gitsin diye vatan aşkıyla büyük bir hizmet aşkıyla giden mühendislerimiz işçilerimiz… Onlar, onlar da katledildiler.
Niye katledildiler?
Çünkü onlar Türk’tü.
Sadece bunlar mı?
Askerlerimizi saymıyoruz bile.
Evet akan kan var: Doktorların, öğretmenlerin, hemşirelerin, sağlık personelimizin, mühendislerimizin kanı.
Sivil kaybımız iki bin.
İki bin Türk öğretmeni, Türk doktoru, Türk hemşiresi için tüm Türkiye ağlamak zorunda, tüm analar ağlamak zorunda ve onları unutmamak zorunda.
İstiyorlar ki bu kan daha da aksın. Bu kan daha nasıl akabilir!
Türk ırkçılığı yok, Kürt ırkçılığı var
Bir tarafta kurtarılmış bir bölge var. Tek bir Türk içeri sokulmuyor. Tek bir Türk bakkal açamaz, tek bir Türk parti binası kuramaz, tek bir Türk radyo kuramaz, tek bir Türk Türkçe yayın yapamaz.
Siz hangi insanlıktan, hangi linçten, hangi ırkçılıktan bahsediyorsunuz!
Bugün Türkiye’de, dünyada eşi benzeri görülmemiş sadece Hitler döneminde, o da Hitler’in iktidarda olduğu dönemde uygulanan bir ırkçı rejim Güneydoğumuzda hüküm sürmektedir.
Evet, Türkçe yasak.
Türk insanının girmesi yasak.
Türk’e ait her şey yasak.
Şimdi diyorlar ki biz eziliyoruz, biz dışlanıyoruz.
Gerçek mi?
Kendi aklımızla, kendi vicdanımızla düşünelim, kendi sağduyumuzla düşünelim, gördüklerimizle yaşadıklarımızla düşünelim.
Hiç de doğru değil.
Aksine Türkiye’de bir Kürt ırkçılığı vardır ve Türklere karşı bir dışlayıcılık vardır.
Peki karşıtı?
Madem Türkiye’de böylesine bir şey var. Biz gönderiyoruz; öğretmenlerimizin cenazesi geliyor, biz gönderiyoruz; doktorlarımızın cenazesi geliyor, gönderiyoruz; hemşirelerimizin cenazesi geliyor, biz gönderiyoruz; askerlerimizin cenazesi geliyor.
Kaç cenaze gelmiş?
On bin cenaze gelmiş, o kadar aileye ateş düşmüş.
Peki bu tarafta?
Türk tarafından herhangi bir Kürde karşı Kürt olduğu için değil öldürmek kılına zarar verilmiş mi?
Yok.
Şimdi tüm dünyaya şunu söylemek, Türkiye’ye şunu hatırlatmak gerek: Evet, Türkiye’de bir ırkçılık vardır ama Türkler tarafından yapılmamaktadır. Türkler tüm bu katliamlara rağmen, kendilerine karşı işlenen tüm bu cinayetlere karşı barışseverliğini, hümanizmini, insan severliğini korumaktadır.
Türk’ün yaptığı tek bir şey vardır, slogan atmak: Şehitler ölmez vatan bölünmez.
Kimsenin kılına zarar verecek en ufak bir şey yapılmadı bu ülkede, 30 yıldır da yapılmıyor.
Kimsenin evi taşlanmadı kimseye bir şey yapılmadı. Ama ırkçılık yapıyorsunuz diyorlar.
Niye?
Buraya on bin cenaze gelmiş bunun karşılığında Türkler sürekli susmuş. Sadece dediğimiz şey şu,“Şehitler ölmez vatan bölünmez”.
Bu sloganı attığınız zaman ne olacaksınız?
Irkçı olacaksınız, faşist olacaksınız, savaş tüccarı olacaksınız.
Meclisten bas bas bağırıyorlar. Başbakan diyor ki şehitler üzerinden, akan kan üzerinden rant elde edenler var. Ne rantından bahsediyorsun sen!
Sen şehit olan askerinin ailesine bir ev bile vermeyen devletsin!
Sen şehitlerine bir şehitlik kurmuş ama o şehitliğe Türklerin girmesini yasaklamış bir devletsin!
Sen şehitlerin en ufak bir şekilde anılmasına karşı çıkan bir devletsin!
Terör ağası PKK
Siz şimdi kimin ne üzerinden rant kazandığını iddia ediyorsunuz!
Bugün büyük bir rant var, bu rantın başı PKK. Türkiye’de bir terör örgütü var ve bu terör örgütü uyuşturucu parasıyla bölgeyi, Türkiye’yi, Avrupa’yı, dünyayı zehirliyor.
Evet, Türkiye’de bir terör rejimi var, Türkiye’de bir terör ağalığı var, Türkiye’de bir savaş ağalığı var. Onbin teröristi besleyecek güç nedir?
Şimdi çıkmış başbakan, içişleri bakanı diyor ki 300 milyar dolar kaybettik 30 yılda. Tamam, Türk Ordusu 300 milyar dolar kaybetti. Peki 1984’ten beri 25 yıldır dağda on bin teröristi besleyecek parayı hesaplasanıza!
100 milyar dolar eder!
100 milyar doları bir terör örgütü çok fakir olan Kürtlerden mi topluyor?
100 milyar doları bu terör örgütüne kim veriyor, niçin veriyor?
25 yıldır o dağlarda o teröristleri besleyen güç nedir?
Kürt meselesi bir vicdan meselesidir
Kürt meselesi bir vicdan meselesidir; Amerika’ya karşı olacak mısınız, olmayacak mısınız?
Amerika’nın dostu mu olacaksınız, düşmanı mı olacaksınız?
Bizler elbette Türk milliyetçisiyiz, bizler elbette ki Türklüğümüzle övünüyoruz, bununla gurur duyuyoruz. Ama bizler aynı zamanda evrensel barış ideallerine inanan insanlarız.
Amerika’nın dostu olan tüm ülkeler, Amerika’nın dostu olan tüm örgütler, Amerika’nın dostu olan tüm hareketler düşmanımızdır. Buna PKK dahilse, buna bu ülkedeki veya Kuzey Irak’taki veya başka bir bölgedeki Kürtler dahilse kusura bakmasınlar.
Biz Amerikan dostlarıyla dost olamayız!
Biz Amerikan dostlarıyla kardeş olamayız!
Biz onlarla iyi geçinemeyiz!
Geçinmedik geçinemeyeceğiz!
Ama dünyanın neresine giderseniz gidin ister Sibirya’da olsun, ister Çin’de olsun, ister Afrika’nın bir ucunda olsun, ister Latin Amerika’nın bir ucunda, istiyorsa Kuzey Amerika’da, Amerika’ya düşman olan herkes bizim dostumuzdur, herkes bizim kardeşimizdir.
Bizim kardeşlik anlayışımız antiemperyalist bir kardeşlik anlayışıdır. Bizi istedikleri kadar ırkçılıkla suçlasınlar, bizi istedikleri kadar savaş tüccarlığıyla şunla bunla suçlasınlar. Kendimize güvenelim, bizler Türkler dünyada hiçbir zaman savaş başlatan savaş çıkaran insanlar olmadık.
Bu ülkede bunca yıldır akan kan denilen şey varsa bu da Sevr projesini hayata geçirmek için örgütlenmiş bir terör örgütü tarafından akıtılmaktadır. Şimdi kendi döktükleri kanı bize mal etmeye çalışıyorlar.
Ama biz şunu söylüyoruz onlara: Bu kanda sizler boğulacaksınız!
Türk devleti teslim olsa, Tayyip Erdoğan teslim olsa, Türk Ordusu teslim olsa, PKK’yla barışsalar istiyorlarsa, İmralı’dakini çıkartsınlar, istiyorlarsa o bölgeyi versinler, istiyorlarsa Apo’yu başbakan, cumhurbaşkanı yapsınlar.
İnsanların vicdanlarında bu aklanabilir mi?
Söylesenize aklanabilir mi?
On yıl sonra, yirmi yıl sonra, yüz yıl sonra insanlar ne düşünecekler?
İnsanlar yüz yıl sonra bu akan kanı, bu namussuzluğu ve bunu yapanları lanetle anacaklar…
Nasıl Kenan Evren’leri lanetle anıyorsak, nasıl Vahdettin’leri lanetle anıyorsak, nasıl diğer sömürücü insanları lanetle anıyorsak, halk bunları da lanetle anacaktır.
Kürt meselesi emperyalistlerin senaryosu
|
Türkiye’ye kan kusturanların geleceği hiç de parlak değildir. Ama şuna güveniyorlar, tüm medyayı ele geçirmişler, Amerika arkalarında, AB arkalarında, Rusya arkalarında, Çin arkalarında, Fransa arkalarında, İsrail arkalarında.
Siz dünyada bugüne kadar tüm emperyalistlerin üzerinde birleştikleri böyle bir mesele gördünüz mü?
Düşünün emperyalistler arasında çatışmalar, çelişkiler ortadan kalkmış; hepsi Kürt devleti için anlaşmışlar.
Düşmanları kim?
Düşmanları Türkler.
Diyorlar ki bu Anadolu sizin değil.
İyi de bin yıldır burada yaşayan kim?
Az buz bir zamandan bahsetmiyoruz, tam bin yıldan bahsediyoruz, bin yıldır Anadolu Türklerin yurdu ve bin yıldır Anadolu’da Türkler kendileri ile birlikte yaşayan diğer insanlara asla karışmamışlar.
Türklerin yönettikleri bölgelere bakın, Avrupa’ya gidin Balkanlar’a bakın. Türk ırkçılığı olsaydı oralarda bugün Türkçe konuşulması, oralarda insanların Müslüman olması gerekmez miydi?
Gerekirdi.
Niye yok?
Çünkü Türk oraya bir ırkçılık götürmemiş, Türk oraya sadece medeniyet götürmüş.
Arabistan’a gidin, Kuzey Afrika’ya gidin, Kafkaslar’a gidin, Rusya’nın içlerine kadar gidin, Hindistan’a kadar gidin Türkler dünyanın dört bir yanında bulunmuş.
Neden Türkçe konuşulmuyor?
1950’den sonra Fransa’nın gittiği Afrika kıtasının yarısı Fransızca konuşuyor bugün. İngilizlerin gittiği Afrika kıtasındaki diğer yerler İngilizce konuşuyor, Latin Amerika’ya gidin ya İspanyolca ya Portekizce. Hani emperyalist Türkler, hani sömürgeci Türkler?
Madem öyleydi dünyanın dört bir yanını yönettik de neden dünyanın hiçbir yanında Türkçe konuşulmaz?
Aptal olduğumuz için mi, medeniyetsiz olduğumuz için mi, yoksa asla ve asla ırkçılık yapmadığımız yaşayan halklara sonsuz saygı gösterdiğimiz için mi?
Türkler susmayacak!
Biz sadece Atatürk değil, Atatürk’ten öncesinden gelen çok büyük bir medeniyetin, çok büyük bir barışseverliğin, çok büyük bir uygarlığın temsilcisiyiz.
Şimdi bu uygarlık savaşında bize yöneltilecek suçlamalardan, bize yöneltilecek ithamlardan korkmayacağız. Bırakacağız düşmanlarımız bize saldıracaklar, saldırsınlar.
Tek bir şey istedikleri var; yolun sonuna kadar geldiler, 3 yıl, 5 yıl, 10 yıl Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar ömür biçiyorlarsa tıpkı hasta adam Osmanlı’ya biçtikleri kadar…
Bu halk susarsa, bu halk sinerse, bu halk gerçekten suçlu olduğunu, bu halk katil olduğunu, bu halk barbar olduğunu kabullenirse ve izlerse o zaman planları gerçek olur.
Ama bu halk tarihinde ve günümüzde her zaman için haklı olduğunu, barışçı olduğunu, her zaman için medeni olduğunu bilir, kendisine güvenirse burada düşmanların Amerika’nın ve diğer emperyalistlerin kazanabileceği hiçbir şey yoktur.
Şimdi bizler buna güveneceğiz.
Diyeceğiz ki, evet bizler bir Türk partisi kuracağız!
Nasıl ki herkesin, her etnik grubun, her mezhebin bir parti kurma hakkı bugün serbestse bırakın biraz da Türkler parti kursun, bırakın biraz da Türkler kendi haklarını savunsun!
Kürde, Aleviye, Laza, Çerkeze şuna buna serbest olan demokratik haklar bırakın biraz da “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyecek insanlara tanınsın ve o insanlar biraz sokaklara insin. Biraz sokaklar buna alışsın.
Sokaklarımız hep Apo posterli gösterilere mi alışacak, sokaklarımız hep otobüslerin taşlandığını mı görecek, binaların yakıldığını mı görecek?
Biraz da Mustafa Kemal resimleri görsünler.
Niye rahatsız oluyorlar?
Biraz da bu sokaklar terör örgütü sloganlarıyla değil de “Ne mutlu Türk’üm diyene” sloganlarıyla, “şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarıyla yankılansın.
Gökçe Fırat – Türksolu
Okunma sayısı: 734




Nisan 20th, 2010
Kategori: 


