<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalist Gençler &#187; Önemli Günler</title>
	<atom:link href="http://www.kemalistgencler.com/kategori/onemli-gunler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kemalistgencler.com</link>
	<description>Kemalist</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 14:54:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Cumhuriyetimizi Bugün Kurduk!</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 01:25:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Günler]]></category>
		<category><![CDATA[1923]]></category>
		<category><![CDATA[29 ekim]]></category>
		<category><![CDATA[88. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[tam bağımsızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4705</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="CUMHURİYETİMİZİ BUGÜN KURDUK" src="http://www.kesekoyu.net/FTP/Resimler/cumhuriyeti_boyle_kurduk.jpg" alt="" width="250" height="200" />88 yıl önce bugün kuruldu Cumhuriyetimiz.

“Tam bağımsızlık” diyerek yola çıkan bir kadro ile başladı Batı uygarlığına doğru yolculuğumuz. Ülkeyi kendi limanlarına demirleme heveslileri yüzünden artık ilerleyemiyoruz. Geride bıraktığımızı zannettiklerimizi bir bir geri çağırır bulduk kendimizi. Modernleşmeyi mahremleştirdik. Siyaseti ve ekonomiyi kendi dışımızdaki güçlerin pazar heveslerine delege ettik. Dünyaya yeni biçim verilirken, Türkiye hem biçimlenen, hem de biçimlendiren rolü ile kuruluş felsefesinin dışına her geçen gün biraz daha çıkarıldı/çıkarılıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="alignleft" title="CUMHURİYETİMİZİ BUGÜN KURDUK" src="http://www.kesekoyu.net/FTP/Resimler/cumhuriyeti_boyle_kurduk.jpg" alt="" width="300" height="247" />88 yıl önce bugün kuruldu Cumhuriyetimiz.</strong></p>
<p><span id="more-4705"></span></p>
<p><strong><em>“Tam bağımsızlık” </em>diyerek yola çıkan bir kadro ile başladı Batı uygarlığına doğru yolculuğumuz. </strong>Ülkeyi kendi limanlarına demirleme heveslileri yüzünden artık ilerleyemiyoruz. Geride bıraktığımızı zannettiklerimizi bir bir geri çağırır bulduk kendimizi. Modernleşmeyi mahremleştirdik. Siyaseti ve ekonomiyi kendi dışımızdaki güçlerin pazar heveslerine delege ettik. Dünyaya yeni biçim verilirken, Türkiye hem biçimlenen, hem de biçimlendiren rolü ile kuruluş felsefesinin dışına her geçen gün biraz daha çıkarıldı/çıkarılıyor.</p>
<p><strong>Cumhuriyet’imizin 88. yaş gününde, yalnız Van depreminde yitirilen canlarımız nedeniyle değil, yıpratılan köklü kurumlarla devlette yaşatılan deprem nedeniyle de buruluyor içimiz.</strong></p>
<p><strong>Cumhuriyet’in temel felsefesi laikliğe dayanıyordu</strong>. <em>“Türkiye laiktir, laik kalacak”</em> diye inleyen sokaklar artık suskun. <strong>Laikliğe küçük dokunmalarda tepki veren toplumsal muhalefet yok artık. </strong>Türkiye din temelli eğitime ve din ölçekli siyasete teslim olmuş durumda. Sahip çıkması gerekenler de siyasetteki yerleri uğruna; <em>“Laiklik sorunu yok”</em> diyebiliyorlarsa, laiklik sahipsiz kalmış demektir…</p>
<p>Ayrıştırıcı söylemler <em>“barış”</em> başlığı ile sürekli pazarlanırken; ulusal birlik ve beraberlik mesajları için doğal felaketlerle canımızın yanmasını yaşamak zorunda olmamız ne acı!…<br />
<strong><br />
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyet’i kuranlar bir mucizeye imza attılar.</strong></p>
<p><strong>Ve bu mucizeyi bizlere emanet ettiler.</strong></p>
<p>Şimdi elimizde trajedimiz var. Her deprem sonrasında olduğu gibi, çürük binalara yerleştirdiğimiz canlarımıza ağlıyoruz.</p>
<p>Çürük binaların asıl mimarı, müteahhidi, çürütülen siyaset değil mi?</p>
<p>Çürütülen siyaset, devletin temel kurumlarını ve Cumhuriyet’i her geçen gün biraz daha kemirirken, gerçeklerden uzaklaşıp her şeyin magazinleştirildiği bir Türkiye’de hepimiz, yaşananlar sanki kendi dışımızda olup bitiyormuş gibi sadece seyirciyiz.</p>
<p><strong>Cumhuriyet’i 29 Ekim’de 88. yıl önce bugün kuranlar, böyle bir Türkiye düşlememişlerdi.<br />
</strong><br />
Atatürk için Cumhuriyet, hür akıl, hür vicdan demekti:</p>
<p><em>“Cumhuriyet: fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister… Cumhuriyet sizden sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister… Ulusal ahlakımız uygar esaslarla ve hür fikirlerle geliştirilmeli ve desteklenmelidir. Bu çok önemlidir. Bilhassa nazarı dikkati çekerim. Korkutma esasına dayanan ahlak, bir fazilet olmadıktan başka itimada şayan değildir…”</em></p>
<p><em>“…Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini devlet ve ulus işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz.” </em><br />
<em><br />
“Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse, hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhep kabulüne zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılmamalıdır.”</em></p>
<p>“…Benim manevi mirasım ilim ve akıldır… Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirildiğini iddia etmek aklın ve ilimin gelişmesini inkâr etmek olur. Benden sonra beni izlemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilimin kılavuzluğunu kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar.” diyordu Atatürk; Türkiye bugün adım adım bu temel eksenden kaydırılıyor.</p>
<p>Biraz önce haber geldi. Cumhuriyet törenleri iptal edilmiş. Törenleri eğlence olarak mı görüyorduk biz? Cumhuriyet’in kuruluş gününü bayram ilan edişimiz, Cumhuriyet’in eğlence olduğu anlamına gelmiyor.</p>
<p>Kuruluş esaslarımıza bağlılığımızı, Cumhuriyet’te kararlılık mesajlarımızı yüksek sesle dile getirdiğimiz, bize ulusal bağımsızlığımızı armağan edenleri saygı, şükran ve minnetle andığımız, birlik ve beraberliğimizi yeni nesillere aktardığımız görsel ve işitsel bir araç değil midir törenler?</p>
<p>İçin ferah olsun Türkiye; Cumhuriyet’in aydınlanma koşusunun meşalesi hiç sönmeyecek. Bizler Türk ulusu olarak o ışığı sonsuza kadar yanık tutacağız.</p>
<p>Cumhuriyet Bayramımız Kutlu, aydınlık koşumuz sonsuz olsun.</p>
<p>Biz hala koşudayız bilesiniz…</p>
<p>Sel gidecek kum kalacak…</p>
<p><strong>NOT: Törenleri iptal edenlere anlamlı bir sorum var: TV’lerdeki eğlence ve magazin programları neden tam gaz devam ediyor?!…</strong></p>
<p><strong>Önemli bir soru daha: 10 Kasım yaklaşıyor. Atatürk’ü anma törenleri hangi gerekçelerle iptal edilecek?</strong></p>
<p><strong><br />
<em>Prof. Dr. Tülay Özüerman</em></strong></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk" title="atatürk">atatürk</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk" title="kurtuluş savaşı hakkında bilgi">kurtuluş savaşı hakkında bilgi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk" title="türk tarihinde önemli günler">türk tarihinde önemli günler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk" title="atatürk önemli günler">atatürk önemli günler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk" title="ağustos önemli gunler">ağustos önemli gunler</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/seriatci-takim-nicin-ataturku-unutturmak-istiyor" title="Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?">Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/simdi-nutuk-zamani" title="Şimdi Nutuk Zamanı">Şimdi Nutuk Zamanı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-yasak-evrim-sakincali-doneklik-yararlidir-azgelismis-demokrasimizde" title="Devrim Yasak, Evrim Sakıncalı, Döneklik Yararlıdır Azgelişmiş Demokrasimizde ">Devrim Yasak, Evrim Sakıncalı, Döneklik Yararlıdır Azgelişmiş Demokrasimizde </a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek" title="Her Türlü Ayrılıkları Öteleyerek Milleti Birleştirmek!">Her Türlü Ayrılıkları Öteleyerek Milleti Birleştirmek!</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/dersim-ve-aciyi-bal-eylemek" title="Dersim ve Acıyı Bal Eylemek">Dersim ve Acıyı Bal Eylemek</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Taner Kışlalı&#8217;yı anıyoruz</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 13:20:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Günler]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet taner kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist şehit]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4661</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=81679" title="Ahmet Taner Kışlalı&#039;yı anıyoruz" class="alignleft" width="250" height="200" />Evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu 21 Ekim 1999 tarihinde yaşamını yitiren Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, katledilişinin 12. yılında düzenlenecek törenlerle anılacak.

Ahmet Taner Kışlalı için ilk tören bugün saat 09.30’da Çayyolu Engürü Sitesi’ndeki evinin önünde yapılacak. Saat 10.00’da Ahmet Taner Kışlalı Parkı’nda yapılacak anma etkinliğinin ardından Kışlalı’nın sevenleri, gömütünün bulunduğu Karşıyaka Mezarlığı’nda saat 12.30’daki törende bir araya gelecek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" alt="" src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=81679" title="Ahmet Taner Kışlalı&#039;yı anıyoruz" class="alignleft" width="300" height="235" />Evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu 21 Ekim 1999 tarihinde yaşamını yitiren Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, katledilişinin 12. yılında düzenlenecek törenlerle anılacak.</p>
<p><span id="more-4661"></span></p>
<p>Ahmet Taner Kışlalı için ilk tören bugün saat 09.30’da Çayyolu Engürü Sitesi’ndeki evinin önünde yapılacak. Saat 10.00’da Ahmet Taner Kışlalı Parkı’nda yapılacak anma etkinliğinin ardından Kışlalı’nın sevenleri, gömütünün bulunduğu Karşıyaka Mezarlığı’nda saat 12.30’daki törende bir araya gelecek. ADD Genel Merkezi, ADD Çayyolu Şubesi, CHP, ÇYDD Ankara Şubesi, ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu ve gazetemiz tarafından düzenlenen etkinlik programı şöyle:</p>
<p>- ODTÜ Kültür Merkezi’nde saat 14.00’te ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu adına Lemi Atalay “Ahmet Taner Kışlalı’nın Gençlik ve Kemalizm İçin Önemi”, Kanal B Ortak Çözüm programı yapımcısı Tevfik Kızgınkaya “Ahmet Taner Kışlalı kimdir, neden öldürüldü?”,  Cumhuriyet gazetesi yazarı Ali Sirmen “Cumhuriyet 2011” başlıklı konuşma yapacak.</p>
<p>- Saat 20.00’de, Çayyolu’ndaki Teb Dora Otel’de, ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan başkentlilerle bir araya gelecek. Çölaşan burada dinleyicilere seslenecek. Ardından da emekli büyükelçi ve eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen “Atatürk Cumhuriyeti ve Model Ülke Türkiye” başlıklı konferans verecek. Etkinliğin son bölümünde Güner Birkan (soprano), Kışlalı’nın yeğeni Damla Kışlalı (soprano) ve Gülüm Sürmen (piyano) piyano ve şan dinletisi gerçekleştirecek.</p>
<p>Cumhuriyet</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz" title="cumhuriyet">cumhuriyet</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz" title="ahmet taner kışlalı suikasti">ahmet taner kışlalı suikasti</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz" title="ahmet taner kışlalı hakkında yazılanlar">ahmet taner kışlalı hakkında yazılanlar</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz" title="aşar vergisi">aşar vergisi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz" title="ben ahmet taner kışlalıyı">ben ahmet taner kışlalıyı</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turkiye-ugur-mumcuyu-andi" title="Türkiye Uğur Mumcu&#8217;yu Andı">Türkiye Uğur Mumcu&#8217;yu Andı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/bir-ugur-mumcu-bin-ugur-mumcu" title="Bir Uğur MUMCU Bin Uğur MUMCU">Bir Uğur MUMCU Bin Uğur MUMCU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/okkan-ve-arkadaslari-karanfillerle-anildi" title="Okkan ve arkadaşları karanfillerle anıldı">Okkan ve arkadaşları karanfillerle anıldı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="Devrim şehidi Kubilay anıldı">Devrim şehidi Kubilay anıldı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/ahmet-taner-kislaliyi-aniyoruz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Tarihindeki En Büyük Zafer: Sakarya Meydan Muharebesi</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 14:17:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Günler]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[muharebe]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal paşa]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya meydan savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4553</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK ZAFERİ- SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ (23 AĞUSTOS-13 EYLÜL 1921)" src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSawValhNADLo8I6e9TCsZw736DFDLpV2a1Scgmkr3h7Ap9fNxevpVdDnnKbA" alt="" width="250" height="200" />Türk tarihinin en sıcak temmuz ayı olarak vasıflandırdığımız 1921 yılı Temmuz ayında Yunan KıralıKonstantin ve Prenslerin de Anadolu’ya geçerek başlattıkları büyük Yunan Taarruzunun elde ettiği önemli başarılar sonucu, 12-19 Temmuz arasında Afyon, Kütahya ve Eskişehir bölgelerinin düşman eline geçmesi nedeniyle, Türk Ordusu, Eskişehir’in doğusunda tutunmaya çalışırken Ankara iyice karışmaya başlamıştı. Meclis sorumlulardan hesap sorma peşindeydi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter" title="TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK ZAFERİ- SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ (23 AĞUSTOS-13 EYLÜL 1921)" src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSawValhNADLo8I6e9TCsZw736DFDLpV2a1Scgmkr3h7Ap9fNxevpVdDnnKbA" alt="" width="400" height="328" /><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Sakarya Meydan Muharebesi: 23 Ağustos-13 Eylül 1921</span></strong></p>
<p><span id="more-4553"></span></p>
<p>Türk tarihinin en sıcak temmuz ayı olarak vasıflandırdığımız <strong>1921 yılı Temmuz</strong> ayında Yunan Kıralı<strong>Konstantin</strong> ve Prenslerin de Anadolu’ya geçerek başlattıkları büyük Yunan Taarruzunun elde ettiği önemli başarılar sonucu, 12-19 Temmuz arasında Afyon, Kütahya ve Eskişehir bölgelerinin düşman eline geçmesi nedeniyle, Türk Ordusu, Eskişehir’in doğusunda tutunmaya çalışırken Ankara iyice karışmaya başlamıştı. Meclis sorumlulardan hesap sorma peşindeydi. Pek çok milletvekili aynı yılın Şubat- Mart aylarında Londra’da yapılan <strong>ara görüşmelerde</strong> biraz daha toleranslı davranılmadığından pişmanlık duyuyordu. Çoğunluk bu maceradan kendini sıyırarak İstanbul’a dönmek ve <strong>büyük devletlerin verdiği kararlara</strong> uymak gerektiğine inanıyordu. En önemli konu da, Yunan Ordusunun ölümcül yürüyüşü karşısında ümidi kırılan Ordudaki, Asker kaçaklarının artmasıydı. Zaten az olan mevcut kuvvetlerin sayısı <strong>20.000’in altına</strong> düşmüştü. Asker kaçaklarını durdurabilmek için çare olarak Genelkurmay Başkanı <strong>Fevzi Paşa; </strong>Meclise sunduğu bir teklifle İstiklal Mahkemelerinin (Kastamonu ,Konya, Samsun’da) yeniden kurulmasını istedi.</p>
<p><strong>Fevzi Paşa</strong> Mecliste yaptığı konuşmada b<strong>üyük bir sorumluluk örneği</strong> gösterdi: <strong><em>“Stratejik komuta hatalarına gelince,Genelkurmay Başkanı olarak onlardan ben sorumluyum, vereceğiniz cezayı şimdiden kabul ediyorum</em>”</strong> dedi ve <strong><em>“Ben ölümden korkmam,milletim uğruna seve seve şehit olmasını bilirim”</em></strong> diyerek yerine oturdu.(1) Hiçbir kurtuluş çaresi kalmamış gibiydi.Türk halkı tarihindeki en acılı ve en zayıf günlerini yaşıyordu.Tanrıdan başka hiçbir yardımcısı kalmamıştı. Maddi ve manevi bütün güçler düşmanların elindeydi.Türk tarihinde 1683 yılında Viyana önlerinden dönen <strong>“Maksimum güç çizgisi”</strong>, Temmuz 1921’de Minimum- sıfır çizgisine yaklaşıyordu. Bu çöküşü ancak bir <strong>“Mucize”</strong> durdurabilirdi.</p>
<p>İşte bu ümitsiz günlerde Türk tarafında yeni bir faktör devreye girdi. TBMM. kurucusu ve Başkanı, müstafi (istifa etmiş) bir general olan <strong>Mustafa Kemal</strong>; 17 Temmuz günü gece yarısına doğru Batı Cephesi Komutanına şu telgrafı gönderdi: “<strong><em>Şimdi yola çıkarak sizinle görüşmek istiyorum, acaba rahatsızlık verirmiyim?”</em></strong> Telgrafına Cephe Komutanı <strong>İsmet Paşa</strong>‘dan olumlu yanıt alınca cepheye hareket etti. 18 Temmuz saat 05.00de <strong>İsmet Paşa</strong> ile buluşup Karacahisar’daki komuta yerine gittiler. Durum kendisine anlatılınca Yunan Ordusunun manevra planını daha iyi anladı.Yunanlılar mevcut üç kolordularının ikisi ile, Afyon kuzeyinden Eskişehir’in doğusuna doğru bir kuşatma yaparak Türk kuvvetlerinin Ankara istikametinde çekilmesini önleyecek ve bulundukları bölgede imhasını sağlayacaklardı. <strong>M. Kemal</strong> komutanlara <strong></strong><strong>“Savaşı kaybetmişiz değil mi?”</strong> diye sordu.<strong><em>”Öyle görünüyor”</em></strong> cevabını alınca da <strong><em>”Öyleyse işimiz Orduyu kurtarmak ve yeni bir mevzide hazırlanmak olmalıdır. Kademe kademe Sakarya gerisine kadar çekilmelidir.”</em></strong>Talimatını verdi.(2) Komutanlar kendisine bu kadar büyük bir arazi kesiminin savaşmadan düşmana terk edilmesinin Meclis ve Halk üzerinde büyük gerginlik yaratacağını, bunu göğüslemenin çok zor olacağını söyledikleri zaman da <strong><em>“ Biz askerliğin gereğini yerine getirelim sivil politik baskılara hep beraber karşı koyarız”</em></strong> cevabını verdi.</p>
<p><strong>Mustafa Kemal Paşa</strong> bu çekilişle ilgili gerekçelerini kendi Söylevinde şu sözlerle anlatmaktadır.</p>
<p><strong><em>“Ordu’yu Eskişehir kuzey ve güneyinde topladıktan sonra düşman ordusu ile aramızda büyük mesafe bırakarak çekilmek gerekir ki Orduyu derleyip,toplayıp güçlendirebilelim. Bunun için Sakarya doğusuna kadar çekilinmeliydi. Düşman hiç durmadan ilerlerse hareket üssünden uzaklaşacak ve yeniden destek örgütleri kurmak zorunda kalacak, her durumda ummadığı bir zorlukla karşılaşacaktı. Buna karşılık bizim ordumuz toplu bulunacak ve daha elverişli koşullar içinde bulunacaktı. Bu çekilişimizin en büyük sakıncası: Eskişehir gibi önemli yerlerimizi ve bir çok toprağımızı düşmana bırakmaktan dolayı kamuoyunda oluşabilecek iç sarsıntılardır. Ama az zamanda elde edebileceğimiz başarılı sonuçlarla bu sakıncalar kendiliğinden ortadan kalkacaktı. Askerliğin gereğini duraksamadan uygulamalı, başka türden sakıncalara hep birlikte karşı koymalıydık.</em>”</strong> (3)</p>
<p>Ankara’ya dönen <strong>Mustafa Kemal Paşa</strong>‘nın ne bilgi vereceğini herkes merakla bekliyordu. Aslında meclis aynı gaye ve aynı ideal uğruna mücadele eden homojen bir kitle değildi. Mecliste her ne kadar sadece iki grubun var olduğu görünüyorsa da, aslında hedef ve idealleri ayrı ayrı olan <strong>dört grup</strong> mevcuttu. Bilinen en önemli grup, İstanbul’a Saltanat ve Hilafete bağlı <strong>“Saltanat Grubu” </strong>idi. Bunlar ülkenin işgallerden kurtarılması için <strong>Mustafa Kemal Paşa </strong>ile çalışmayı, kurtuluştan sonra yeniden İstanbul’a, <strong>Halife Sultana bağlanmayı</strong> düşünüyorlardı. İkinci Grup eski İttihatçılardan oluşan ve doğacak ilk fırsatta Mustafa Kemal’i elimine edip <strong>Enver Paşa ve kaçak İttihatçıları</strong>davet etmeyi düşünen <strong>“Enver Paşa Grubu”</strong> idi. Üçüncü grup yurt içi ve yurt dışındaki Bolşeviklerden oluşan <strong>“Sosyalistler Grubu”</strong> idi. Yunan ilerleyişine karşı Kafkasya’daki <strong>“Kızıl Orduyu”</strong> davet etmek ve Anadolu’da bir “Sosyalist Cumhuriyet” kurmak istiyorlardı. Son grupta tamamen <strong>Mustafa Kemal</strong>‘e ve onun kurtuluş, tam bağımsızlık ilkelerine bağlı <strong>“İstiklal Grubu”</strong> idi. Ülkenin kurtuluşunun gelecek için yeterli olmayacağını, bir daha aynı durumlara düşmemek için ülkede <strong>“çağdaş reformların</strong>” da yapılmasının gerekli olduğuna inanıyorlardı.</p>
<p>Sakarya’da Yunan Ordusu’nun ölümcül yürüyüşünü durdurmaya çalışan Mustafa Kemal ve küçük ordusu <strong>(General Harington’un raporuna göre)</strong> iki ateş arasında idi. Bu ikinci ateş Enver Paşanın Bolşevik kuvvetleriydi(4) . Birinci tehlike batıdan yürürken, ikincisi doğuda bekliyordu. Bu arada kendileri(yani İngilizler) ve Sultan İstanbul’da pusuya yatmışlar, fırsat kolluyorlardı. Enver Paşanın hangi kuvvetlerin başında Ankara’yı kurtarmaya geleceği belli değildi. Bu kuvvetler sırf Ruslardan kurulu olmayıp <strong>Azeriler, Dağıstanlılar, Çerkezler</strong> gibi <strong>“kardeş askerlerden”</strong> oluşabilirdi. Böylece Enver Paşa <strong>“İkinci Harekat Ordusu”</strong> başında yine bir kurtarıcı olarak ortaya çıkmış olacaktı.(5) İstanbul’daki Müttefik Orduları Başkumandanlığından İngiltere Harbiye Bakanlığına 5.8.1921 tarihinde gönderilen şu şifre mesaj ilginç bilgiler vermektedir:</p>
<p><strong><em>“19 ve 21 Temmuz arasında, Türk çekilmesinin ilk haberleri Ankara’ya ulaştığı sırada, umumi maneviyat bozuldu ve Mustafa Kemal, Fevzi (Paşa) ve Genelkurmay dışında herkes Bolşevik kuvvetleriyle Enver Paşanın dönmesini yaygarayla istemeye başladı. Transkafkasya’daki Kızılordu Kumandanı 20 Temmuz günü Kazım Karabekir’e yaklaştı ve İngilizlerin Yunanlıları desteklemesi karşısında kendisinin de ordusunun yardımını milliyetçilere sunmaya hazır olduğunu bildirdi. Millet Meclisi’nin gizli bir oturumundan sonra, şu şekilde yanıt vermesi için Kazım Karabekir’e talimat yollandı: Millet Meclisi Maverai Kafkas’taki Kızılordu Başkumandanına teşekkür eder. Bununla beraber Türkiye, teklif edilen yardıma şimdilik ihtiyaç duymamaktadır. Böyle bir yardım gerekli olursa, Türkiye, Kızılordu Başkumandanının değerli yardımlarından yararlanacaktır.Milli ordunun bütünlüğü korunabildiği sürece, Mustafa Kemal’in “Milli Misakı” terketmeye niyeti yoktur.</em>“(6)</strong></p>
<p>Cephe dönüşü <strong>Mustafa Kemal Paşa </strong>Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada <strong><em>“Cephede durumun düzeldiğini ve telaşa gerek olmadığını” söylemiş ve konuşmasını “Dört hafta sonra düşmanı yeneceğiz”</em></strong> sözleri ile tamamlamıştır. Tabii Meclis üyelerinin bu sözlere inandıklarını ve mevcut endişelerin giderildiğini söylemek mümkün değildi. Kimi mahzun gözlerle Mustafa Kemal’i dinlerken, kimisi kızgın kızgın söylendi, kimisi de dudaklarında alaylı bir gülüşle onu izliyordu. Mecliste faaliyete geçen muhalifler: <strong>“Nasıl olsa arkasında bütün Hıristiyan Batı Dünyası’nın teşvik ve desteği olan Yunan Ordusunu yenmek imkansız, Mustafa Kemal de bu işi başaramaz. Hiç olmazsa bu vesile ile ondan da kurtulmuş oluruz” </strong>düşüncesi ile; önce gizli gizli, sonra da açıkça Mustafa Kemal Paşa’nın Ordunun başına geçmesini istediler. Mustafa Kemal Paşa önce arkadaşlarına danışmak gerektiğini beyan ederek izin istedi, görüşmelerden sonra <strong><em>“Başkomutanlığı, ancak üç aylık bir süre için ve Meclisin bütün yetkileri ile birlikte verirseniz kabul edebilirim”</em></strong> cevabını verdi. Bu teklif üzerine yapılan uzun ve tartışmalı görüşmelerden sonra (<strong>5 Ağustos 1921 günü)</strong>, salonda bulunan bütün milletvekillerinin oyları ile <strong>Başkomutanlığa</strong> atandı.</p>
<p><strong>Başkomutan Mustafa Kemal</strong> çok önemli kararları, çok acele almak ve en önemlisi sayıları 20.000 e kadar düşmüş Türk Ordusunu yeniden toparlamak ve ilerleyen, 100.000’ i aşkın ve zafere alışmış dev bir düşman Ordusu karşısında tutunacak güç ve kudrete ulaştırmak mecburiyetindeydi. Böyle bir Orduyu kurup eğitmek ve yetiştirebilmek için en az 10 yıl lazımdı, oysa Mustafa Kemal Paşa’nın elinde sadece <strong>10-15 gün</strong> vardı. Ancak o Ulusunun özelliklerini çok iyi bilen bir komutandı.7-8 Ağustos tarihlerinde yayınladığı, 10 adet <strong>“Milli Vergi Emirleri”</strong> ile ciddi bir seferberlik başlatarak Ordunun Lojistik ihtiyacını karşılamaya çalıştı. Bu emirlerle halktan yiyecek, içecek,giyecek ve yakacak ellerinde ne varsa <strong>%40’</strong> ını paraları sonradan ödenme şartı ile, belge karşılığı bölgelerindeki Komisyon üyelerine teslim etmeleri isteniyordu. Bundan sonraki gelişmeler tamamen Türk halkının kendi özel vasıfları , toplumsal karakteri, inanç ve fedakarlıkları ile orantılı olmuştur. Gençler bu son savaş için Cepheye koşarken, kadın-erkek yaşlılar Orduya yardımcı olacak hareketler içine girmişlerdi. Bu Arada Mustafa Kemal atının ani bir ürkmesi ile attan düşmüş ve <strong>kaburga kemiği</strong>kırılmıştı. <strong>Buna rağmen 23 Ağustos sabahı Yunan Ordusu büyük taarruzunu başlattığı zaman, o Türk Ordusunun başındaydı.</strong></p>
<p>Kabul etmek gerekir ki <strong>22 gün süren Sakarya muharebeleri</strong> hem saldıran,hem de savunan taraf için çok zor geçmiştir.Yunanlılar Anadolu-İstanbul-Bizans-Ayasofya ‘yı ele geçirmenin yanında, <strong>“ 500 yıllık Türk hakimiyetinin öcünü almak ister”</strong> gibi bir hırsla saldırı üzerine saldırı tazelerken,Türkler de bir <strong>“var veya yok olma”</strong> mücadelesi veriyorlardı. Bu nedenle her iki taraf da üstün bir savaş tekniği ve sayısız kahramanlıklar göstermişlerdir. Biz burada vatan ve uluslarının menfaatleri için savaşan ve canlarını veren dost ve düşman her iki taraf insanlarına saygılı olma gereği duyuyor ve sadece bazı savaş anılarını okuyucularımızla paylaşmanın savaşın nasıl geliştiğini anlatmak için yeterli olacağına inanıyoruz.</p>
<p><strong><em>“Biz bu kavgaya Başkomutanın şu parolası ile girdik:Hiçbir kıta,üst kumandanından emir almadıkça geriye çekilmeyecektir.Kanatları çevrilse, her tarafından sarılsa dahi, emirsiz mevziini terk eden bir birliğin kumandanı, üst komutanı tarafından derhal infaz edilecektir.</em>”</strong>(7)</p>
<p><strong><em>“Muharebenin en kritik şiddetli günlerinden biri idi. Bir çok cephede top,tüfek,cephane kalmamıştı.Başkumandanlığa devamlı olarak “yokluk” haberleri geliyordu. Büyük ölçüde yiyecek sıkıntısı çekmeye başladık Birliklerimize haftalar boyunca bir sıcak yemek verme imkanı bulamamıştık.Çoğu kıtalarda kavrulmuş buğday (veya mısır) verebiliyorduk.Başkumandan kafasında bu yokluklara karşı çareyi bulmuş olmanın rahatlığı ile bizleri topladı.Yüksekçe bir yerdeydi, elini yumruk yaparak konuştu.</em></strong></p>
<p>- Arkadaşlar:Düşmanı evvela tepelerde bir iki mermi ile oyalayacaksınız.Onların tepeye çıkıp gelmesini,yorulmasını bekleyeceksiniz.Tepe noktasının arkasına yerleştirdiğimiz birliklere süngü taktırarak bu yorulmuş, dili çıkmış düşmana saldırtacak, yok edeceksiniz. Kıtalarımızın da önünde olacaksınız.İşte size cephane yokluğunu telafi ettirecek yol. Bu vatan üzerinde yaşayan insan oldukça,hiçbir yokluk için feda edilmeyecektir.”(8)</p>
<p>“Sakarya Muharebesi bir subay savaşıdır.Bu muharebede şehit olan subay sayısı 245 tir. Birliklere örnek olması için subaylardan kurulu taarruz grupları yapmak zorunda kalınmıştı. Acemi ve savaş tecrübesi bulunmayan birlikleri böyle yetiştiriyor ve ateş hattına sürebiliyorduk.Bu manzarayı şimdi hatırlarken daima içim burkulur,gözlerim yaşarır. Subaylarının ateş hattına atıldığını gören o körpe çocuklar, “Allah! Allah!” diyerek elbette onların arkasından koşacaklardı.”(9)</p>
<p>“ Savaş sırasında düşman hatlarımızda tehlikeli bir gedik açmış, genişletiyordu.Bu gedik hemen kapatılmalı,düşman süngü hücumu ile geri atılmalıydı.İhtiyat kuvvetlerimizin kalmadığı cevabını verdiler.Yalnız Giresunlu (Topal) Osman Ağanın çetesi vardı.Onların da süngüleri yoktu.Paşa:”süngüleri yoksa bellerinde bıçakları vardır. Düşman üzerine atılacaklar ve onları eski yerlerine kovalayacaklardır” dedi. Bu kahraman çocuklar eğri bıçakları ile Yunanlıları eski yerlerine kadar sürmüşlerdir.”(10)</p>
<p>“Bir defasında Fevzi Paşanın ne yaptığını sordu:</p>
<p>Kuran okuyor, efendim dediler</p>
<p>Çağırın!</p>
<p>Fevzi Paşa geldiğinde şunları söyledi:</p>
<p>Efendim bir komutan ihtiyatları ile harbeder. Bir tek nefer ihtiyatım yok. İhtiyatımız senin itibarından ibaret. Onun korunması için Kuran okumaktan başka ne yapabilirim” (11)</p>
<p><strong><em>“Kuvvetli Akıncı Gruplarımız düşman gerilerinde,bu saldırı kuvvetini durmadan ve başarılı bir şekilde taciz etmekteydi. Buna karşılık Yunanlılar Osmanlı Sarayı ve onun Sadrazamı Damat Ferit’le el ele vererek cephemizi arkadan vurma çabası içindeydiler. Çerkez Ethem ve kardeşlerini Haymana’dan Konya-Ankara istikametinde sokarak cephe gerisinde kargaşalık çıkaracaklarını öğrenmiş bulunuyorduk.Yunanlılar İnönü Muharebesi sonunda Çerkez Ethemi bir koz olarak kullanmak için kabul etmişlerdi. İşte şimdi bu düşüncelerini tatbik sahasına koymak istiyorlardı. Fakat aldığımız tedbirler bir şey yapmalarına imkan vermedi. Konya, Çumra ve Bozkır çevresinde İstanbul Hükümetinin teşviki ile Delibaş adlı bir sergerde Padişah ve Halife adına, vaktiyle Anzavur’un yaptığı hainlikleri tekrarlamak yoluna girmişti. En sıkışık anda cephede Yunanlılarla uğraşırken, cephe gerisinde de Padişahın, milletin esaretini hedef tutan hareketlerini söndürmekle uğraşıyorduk. Halk uyanmıştı, ihanetin kokusunu ırkına has sağ duyusu ile anlıyor, haysiyet ve namusu için didinen Milli Hükümetin saflarından ayrılmıyordu. Bu buhran ve ölüm kalım günlerinde bile İstanbul’un “Alemdar”,”Peyam-ı Sabah” gibi gazeteleri Delibaş ayaklanması ile Yunan ilerleyişini Ankara’nın düşüşü olarak alkışlıyorlardı.(12) Ancak kadın, erkek, çoluk, çocuk Türk Halkı bu son Türk devletini korumak için canını dişine takmış ve Anadoluda yüz yıllar süren hakimiyetinin sonunu getirmeyi önleyecek bir mücadeleye başlamıştı.</em>”</strong></p>
<p>Sakarya Meydan Muharebesi<strong> 13 Eylül </strong>günü Yunan artçı birliklerinin Eskişehir-Afyon istikametinde uzaklaşması ve Türk öncü birliklerinin onları takibe başlaması ile sonuçlandı. Artık Yunan Ordusunun taarruz gücü kırılmış,sıra elde ettiği toprakları savunma gücünü kırmaya gelmişti. Bu zafer, Türk tarihindeki diğer zaferlere benzemiyordu. İsimlerini sık sık anmaktan gurur duyduğumuz büyük zaferler çoğunlukla Türk ulusunun kazançlarını azaltacak veya çoğaltacak karakterdeki zaferlerdi. Oysa Sakarya yukarıda detaylı olarak belirtmeye çalıştığımız gibi, Anadolu-Trakya’nın Türk ve Müslüman karakterini yok etmeyi amaçlayan bir muharebe, dönemin dev bir <strong>“Haçlı Seferi”</strong> idi. Bunun için savaşın Anadolu ve Dünya tarihi açısından etkisi büyük olmuştur. Bu zafer iç politikada bilinen İstanbul-Ankara anlaşmazlığını sona erdirdiği gibi, pek bilinmeyen <strong>Mustafa Kemal –Enver Paşa</strong> veya <strong>Mustafa Kemal-Lenin</strong> arasındaki ilişkileri de bir düzene koymuştur. Enver Paşa Mustafa Kemal’in elde ettiği inanılmaz başarı ile duygulanmış, Anadolu’ya gelmekten vazgeçmiş,yönünü Türk toplulukları istikametine çevirmiş; Lenin ve Kızılordu liderleri Anadolu’yu yardım bahanesi ile işgal etme fikrinden vazgeçip Ankara ile dostluk kurmayı tercih etmişlerdir.Bu amaçla 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan<strong> Moskova Anlaşması</strong> ,13 Kasım<strong> Kars Anlaşması</strong> ile ve bütün Kafkas devletlerinin katılımı ile yenilenmiş,Fransa da diğer müttefiklerinden ayrılarak 20 Ekimde imzalanan<strong>Ankara Anlaşması</strong> ile Hatay hariç işgal ettiği bütün toprakları terk etmiştir.</p>
<p>Savaşın Dünya çapındaki en önemli etkisi:Emperyalist ülkeler sömürge halkları ve liderlerinin görüş ve düşüncelerinde oluşmuştur.Herkes şunu fark etmiştir ki <strong>“Emperyalizm artık durdurulamaz,yenilemez değildir” </strong>durdurulabilir ve yenilebilir.Anadolu’da genç bir general bunu herkese göstermiştir. Daha sonraki yıllarda bazı devlet kurucu liderlerin açıkça söylediği gibi: artık<strong>“Kemal Paşa onların kahramanı”</strong> olmuştur.</p>
<p>Yakından izlediğimiz şekilde Sakarya Zaferi tamamen Mustafa Kemal’in <strong>olağan dışı görüş,karar ve tedbirleri ile</strong> kazanılmıştır.Üstün Strateji ve taktik bilgi hakimiyeti ile mağlup olmuş bir orduyu eline almış,yetiştirmiş ve zafere götürmüş,en önemlisi de Anadolu’nun Hıristiyan yapılmasını önlemiştir.Bütün bunlara rağmen,günümüzde dahi ,dine daha fazla saygılı olduğunu iddia eden bazı kesimlerin bu gerçekleri hiç dikkate almadan <strong>“Mustafa Kemal düşmanlığı” </strong>yapmalarını anlamak biraz güç oluyor.Biz bunun tamamen cehaletten kaynaklandığına inanıyor ve başkaları ne derse desin iyi bir Anadolu ve Rumeli Müslüman’ının, her günkü ibadetinin bir bölümünde<strong> Mustafa Kemal Paşa</strong> ve arkadaşlarına özel bir yer vermesi gerektiğine inanıyoruz. TBMM.nin kendisine bir şükran ifadesi olarak verdiği <strong>“Gazilik unvanı”</strong> ve <strong>“Mareşallik Rütbesini”</strong> fazlası ile hakkeden, yenik ve ezilmiş bir Orduyu yeniden ayağa kaldırıp Zafere ulaştıran, böylece ulusunun ve Anadolu’nun kaderini değiştiren bu büyük komutanı, şehit ve gazi arkadaşlarını büyük bir sevgi, saygı, rahmet ve minnet duygularıyla anıyoruz.</p>
<p><strong>DİPNOTLAR :</strong><br />
(1) Falih Rıfkı Atay : Çankaya S.298 ( Bateş A.Ş.İstanbul-1984)<br />
(2) Orgeneral Fahrettin Altay : On Yıl Savaş ve Sonrası (1912-1922),S.290 (İnsel Yayınları,İstanbul-1970)<br />
(3) Atatürk : Söylev-2,S.446-447 ( TTK,Ankara-1978,7.Baskı )<br />
(4) Eric Jan Zurcher : Milli Mücadelede İttihatçılık,s.229-230 (İstanbul-1987)<br />
(5) Bilal N. Şimşir : Sakarya’dan İzmire,s.134-135 ( Ankara-1989)<br />
(6) Aynı Eser, s.139-140<br />
(7) Kur.Alb.Rahmi Apak :Yetmişlik Bir Subayın Hatıraları,S.241 (TTK Ankara-1983)<br />
(8) Orgeneral Asım Gündüz :Garp Cephesi Kurmay Başkanı,Hatıralarım S.78-80 (Haz. İhsan Ilgar,Kervan Yayınları,İstanbul_1973)<br />
(9) Aynı Eser,S.80 ;Ünsal Yavuz :Atatürk,İmparatorluktan Milli Devlete,S.75 (TTK Ankara-1990)<br />
(10) Çankaya S.299<br />
(11) Cemal Kutay : Ardında Kalanlar s.255 (Cem Ofset, İstanbul-1988)<br />
(12) Asım Gündüz S.74-75 ( Sakarya muharebeleri hak. Detaylı bilgi için bknz.Alptekin Müderrisoğlu :Sakarya -2 (Yapı Kredi Yay.İstanbul-1982)</p>
<p><strong>Dr. M.Galip BAYSAN<br />
</strong></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi" title="CUMHURİYET">CUMHURİYET</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi" title="cumhuriyetin ilanı">cumhuriyetin ilanı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi" title="cumhuriyet resimleri">cumhuriyet resimleri</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi" title="sakarya savaşı ve tarihimizdeki önemi">sakarya savaşı ve tarihimizdeki önemi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi" title="sakarya meydan savası ve tarihimizdeki önemi">sakarya meydan savası ve tarihimizdeki önemi</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/manzara-i-umumiye" title="Manzara-i Umumiye">Manzara-i Umumiye</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/bir-onur-savasinin-da-sonucuydu-cumhuriyet" title="Bir ‘Onur’ Savaşının da Sonucuydu Cumhuriyet!">Bir ‘Onur’ Savaşının da Sonucuydu Cumhuriyet!</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/korkmaya-devam-edin-cunku-ataturk-biziz" title="Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;">Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalistlerin-kurtulus-savasi-uydurmasi" title="Kemalistlerin Kurtuluş Savaşı uydurması">Kemalistlerin Kurtuluş Savaşı uydurması</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-savasimizda-yunanlilarla-savasmadik-mi" title="Kurtuluş Savaşımızda Yunanlılarla Savaşmadık mı?">Kurtuluş Savaşımızda Yunanlılarla Savaşmadık mı?</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/turk-tarihindeki-en-buyuk-zafer-sakarya-meydan-muharebesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Ağustos</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/30-agustos</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/30-agustos#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Aug 2011 20:49:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Günler]]></category>
		<category><![CDATA[30 ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[tam bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zafer bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4482</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="30 AĞUSTOS" src="http://www.yeni1blog.com/wp-content/dosyalar/30-agustos-zafer-bayrami-resimleri-2.jpg" alt="" width="250" height="200" />89 yıl önce, 26 Ağustos günü başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Başkomutanlık Meydan Savaşı zaferiyle kesin sonuca varınca, Dumlupınar’da emperyalizm mezara gömülmüştü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başarılan Ulusal Kurtuluş Savaşı, dünya ülkelerine emperyalizmin yenilebileceğini gösterdiği gibi, sömürülen uluslara da örnek olmuştur. Günümüzde kaç kişi, o günlerin bilincini kavrayabiliyor, heyecanını duyumsuyor ve bugün emperyalizme karşı dimdik durabiliyor?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter" title="30 AĞUSTOS" src="http://www.yeni1blog.com/wp-content/dosyalar/30-agustos-zafer-bayrami-resimleri-2.jpg" alt="" width="500" height="350" /></strong></p>
<p><span id="more-4482"></span></p>
<p>89 yıl önce, 26 Ağustos günü başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Başkomutanlık Meydan Savaşı zaferiyle kesin sonuca varınca, Dumlupınar’da emperyalizm mezara gömülmüştü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başarılan Ulusal Kurtuluş Savaşı, dünya ülkelerine emperyalizmin yenilebileceğini gösterdiği gibi, sömürülen uluslara da örnek olmuştur. Günümüzde kaç kişi, o günlerin bilincini kavrayabiliyor, heyecanını duyumsuyor ve bugün emperyalizme karşı dimdik durabiliyor?</p>
<p>89 yıl önce vatanımızı emperyalizmin işgalinden kurtararak, bağımsızlığımızı geri alan kahraman insanlarımıza, bugün bizler çok büyük bir şükran duymalıyız. Az zamanda yapılan çok ve büyük işler, Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda dünyanın önemli ülkeleri arasında yer almasını sağlamıştır. Tam bağımsız, çağdaş, laik ve demokratik ülke olma yolunda büyük atılımlar gerçekleştirilmiştir. Özgürlükler içerisinde çarelerin bulunabileceği bir rejim olan demokrasiye, sahip çıkmak, korumak ve yaşatmak gerekmektedir. Bunun için, laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalmak ön koşuldur. Demokrasi keyfileştirildiği ve yozlaştırıldığı zaman, çürüme kaçınılmaz olur.<strong> Bu çürümenin sonucunda, tam bağımsızlığın yitimi ve tekrar emperyalizmin kucağına düşmek kaçınılmaz olur.</strong></p>
<p>89 yıl sonra bugün ülkemiz demokrasi açısından son derece kötü bir konumdadır. Ülke genelinde tüm ekonomik verilerin alt üst olduğu bir dönemde, bir yandan şeriat tehlikesi, bir yandan bölücülük tehlikesi büyük boyutlara ulaşmıştır. Bu düzene <em>“ileri demokrasi”</em> adını verenler, <em>“ileri faşizm”</em> uygulamasıyla kendi düzenlerine karşı olanları sindirmeye çalışmaktadırlar. Atatürkçüler, yurtseverler, aydınlar ne ile suçlandıkları belli olmadan hapislere atılmakta ve zulüm görmektedirler.<strong>Doğu Perinçek, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan 180 günü aşkın bir süredir tek başlarına hücrede tutulmaktadırlar. Otuz bini aşkın insanımızın katilini adada lüks olanaklarla tutan “<em>ileri demokrasi</em>” düzeni, yurtseverlere karşı “<em>ileri faşizm</em>” uygulamaktadır</strong>. En önemli tehlike saydıkları Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı planlı şekilde insafsızca saldırılar yapılmaktadır. Sahte ve uydurma belgelerle TSK’ye operasyonlar düzenlenerek, astsubayından orgeneraline kadar 250’den fazla değerli subay hapiste tutulmaktadır. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, kendi ordularını, çete ile eş gören bir anlayış yoktur. Komutanları esir alınmış bir ordunun ülke savunması ve PKK terör örgütü ile mücadeleyi olumsuz etkileyeceğini çok açıktır. Sadece son iki ayda PKK terörüne 60 şehit verildi. Bunun yanında onlarca yaralı ve sakat gencecik delikanlılar mağdur oldu. Arka arkaya gelen şehit haberleri üzerine, siyasi iktidar Kandil’e birkaç kez havadan harekat düzenledi ve yüz teröristin öldürüldüğünü açıkladı. Kara harekatı olmadan sonuç alınamayacağı bilindiği halde, İran’ın yaptığını yapamıyoruz. Terörün beslendiği Irak’ın kuzeyine girmemizi emperyalist devletler de, eş başkanları da istememektedir. Böylelikle yapılan hava harekatının, toplumsal tepkiyi dindirmekten öte bir yararı olmayacaktır.</p>
<p><strong>89 yıl önce emperyalistlere karşı dünyanın en haklı savaşlarından biri olan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanan şanlı ordumuzun, bugün içine düşürüldüğü durum ortadadır. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında, verilen görevlerin yapıldığı, emperyalist işgallere aracılık eden bir ordu istenmektedir.</strong></p>
<p>89 yıl önce 30 Ağustos, bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun emperyalizme karşı başarısını müjdeliyordu. 89 yıl sonra yeniden emperyalizmin görünen ve bilinen oyunlarıyla parçalanmak istenen ülkemize seyirci kalıyoruz. 89 yıl önce ulusallık ve özgürlük için savaşan kahramanların, bugünlerde unutturulmak istendiğine tanık oluyoruz. İnönü’lerde, Sakarya’da, Kocatepe’de dökülen kanların boşa gittiği söylemlerini duyuyoruz.</p>
<p>89 yıl sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği ve “kimsesizlerin kimsesi” dediği Cumhuriyetimize sahip çıkamayıp, kendi küçük çıkarlarımızın peşinde koşarak, ülkemizin bu duruma gelmesine duyarsız ve <strong>seyirci kalan bizler suçluyuz. </strong>Bundan sonra ülkemize olacaklar ve başımıza gelecekler, fazlasıyla hak edilmiştir. <strong>Emperyalist güçler, yerli işbirlikçiler diyerek ve halk cahil söylemleriyle kendimizi avutmayalım.</strong> <strong>Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasındaki durumumuz, bugünkünden farklı mıydı, bütün bu olumsuzluklar yok muydu? Mustafa Kemal gibi düşünerek, bilinçli ve kararlı bir şekilde örgütlenerek, demokratik ve laik cumhuriyetimiz için mücadele ederek, ülkemizi yeniden aydınlık günlere getirmek için çalışmalıyız.</strong></p>
<p><strong>89 yıl sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı, 30 Ağustos’u, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Mustafa Kemal Atatürk’ü, bugünkü siyasal ortamla birlikte düşünmek istedim…</strong></p>
<p><em><strong>Suay Karaman / Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri<br />
İLK KURŞUN</strong></em></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/30-agustos" title="kurtuluş savaşı ile ilgili resimler">kurtuluş savaşı ile ilgili resimler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/30-agustos" title="kurtuluş savaşı ile ilgili resim">kurtuluş savaşı ile ilgili resim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/30-agustos" title="kurtuluş savaşı ile ilgili görseller">kurtuluş savaşı ile ilgili görseller</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/30-agustos" title="kurtuluş savaşı fotoğrafları">kurtuluş savaşı fotoğrafları</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/30-agustos" title="kurtuluş savaşı kadınları">kurtuluş savaşı kadınları</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/korkmaya-devam-edin-cunku-ataturk-biziz" title="Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;">Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kahramanlarin-eserini-hainler-yikamaz" title="Kahramanların Eserini Hainler Yıkamaz">Kahramanların Eserini Hainler Yıkamaz</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-30-agustos-1924-tarihli-konusmasi" title="Atatürk&#8217;ün 30 Ağustos 1924 Tarihli Konuşması">Atatürk&#8217;ün 30 Ağustos 1924 Tarihli Konuşması</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun" title="30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!">30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk" title="Cumhuriyetimizi Bugün Kurduk!">Cumhuriyetimizi Bugün Kurduk!</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/30-agustos/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 Kasım Atatürk&#8217;ün Ölümü (Ulusal Yas Günü)</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 10:18:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Günler]]></category>
		<category><![CDATA[10 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[anıtkabir]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk'un ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal yas günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=3419</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" src="http://www.kemalistgencler.com/images/10_kasim_ataturk_un_olumu.jpg" alt="Resim" />Ulu Önder Atatürk, yaşamı boyunca Türk milleti'nin bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele etmiş, devrimleri ve ilkeleriyle Türk milleti'nin büyük bir millet olduğunu bütün dünya'ya kanıtlamıştır.

19 Mayıs 1919'da Kurtuluş Savaşını başlatmak için Samsun'a çıkan Atatürk, iç ve dış düşmanlarla yıllarca süren savaşta, Türk Milletini düşmana karşı örgütleyerek Kurtuluş Savaşını başarıya ulaştırdıktan sonra, Türk Milleti'nin karakterine en uygun yönetim biçimi olan Cumhuriyeti ilan etmiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://www.kemalistgencler.com/images/10_kasim.jpg" alt="Resim" /></div>
<p><span id="more-3419"></span></p>
<p>Ulu Önder Atatürk, yaşamı boyunca Türk milleti&#8217;nin bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele etmiş, devrimleri ve ilkeleriyle Türk milleti&#8217;nin büyük bir millet olduğunu bütün dünya&#8217;ya kanıtlamıştır.</p>
<p>19 Mayıs 1919&#8242;da Kurtuluş Savaşını başlatmak için Samsun&#8217;a çıkan Atatürk, iç ve dış düşmanlarla yıllarca süren savaşta, Türk Milletini düşmana karşı örgütleyerek Kurtuluş Savaşını başarıya ulaştırdıktan sonra, Türk Milleti&#8217;nin karakterine en uygun yönetim biçimi olan Cumhuriyeti ilan etmiştir. 1923&#8242;ten, 1938&#8242;e kadar uyguladığı devrimleri ve ilkeleriyle Türkiye Cumhuriyetini dünya&#8217;nın en güçlü ve en medeni memleketleri seviyesine çıkarmıştır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk&#8217;ün, 1937 yılının sonlarında sağlık durumu bozulmaya başlamıştı. Kendisine gösterilen bütün itinaya rağmen yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamadı. Atatürk, 57 yıllık kısa yaşamı boyunca Türk Milleti için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı. Son yıllarında sağlık durumu ciddi olmasına rağmen Hatay&#8217;ı Türkiye Cumhuriyeti topraklarına kattı.</p>
<p>Türk Milleti&#8217;nin ebedi lideri olan Atatürk, 10 Kasım 1938&#8242;de, saat 9.05&#8242;te, Dolmabahçe Sarayında hayata gözlerini yumdu. Atatürk 21 Kasım 1938 günü geçiçi istirahatgâhı olan, Ankara Etnografya Müzesi&#8217;ne getirildi. Daha sonra, 10 Kasım 1953&#8242;te Etnografya Müzesi&#8217;nden alınarak ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir&#8217;e taşındı. Atatürk ölmeden önce bütün mal varlığını Türk Milletine, Türk Dil ve Türk Tarih kurumlarına bağışladı.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ölümü bütün yurtta eşi görülmemiş bir yas havası yarattı. Ölümünden sonra çekilen resimlerde ve yayınlanan görüntülerde de görüldüğü gibi kadın-erkek, genç-yaşlı herkes Atatürk&#8217;ün ölümünden dolayı büyük üzüntü duydu. Dünya basını ve diğer devletlerin liderleri de Atatürk&#8217;ün ölümü sebebiyle üzüntülerini dile getirdiler.</p>
<p style="text-align: center;"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter" src="http://www.kemalistgencler.com/images/10_kasim_ataturk_un_olumu.jpg" alt="Resim" /></p>
<p>Türk milletinin ve Türk gencinin en büyük görevi Atatürk&#8217;ün mirası olan Türkiye Cumhuriyetini ve onun devlet idaresinde, Türk Milleti&#8217;nin bekası için uyguladığı &#8220;Kemalizm&#8221;i iç ve dış düşmanlara karşı korumak ve yükseltmektir.</p>
<p><strong>Ulu Önder Atatürk&#8217;ü Ölümünün 73. Yılında Saygı, Sevgi ve Minnetle Anıyoruz!</strong></p>
<p><em>Kemalist Gençler</em></p>
<p><object width="450" height="385" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/TTXH9XPzNgg?fs=1&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="450" height="385" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/TTXH9XPzNgg?fs=1&amp;hl=en_US" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
<p><object width="450" height="385" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/luJegYckzpQ?fs=1&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="450" height="385" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/luJegYckzpQ?fs=1&amp;hl=en_US" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu" title="atatürkün ölümü">atatürkün ölümü</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu" title="10 kasım">10 kasım</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu" title="atatürkün resmi">atatürkün resmi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu" title="atatürk ölümü">atatürk ölümü</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu" title="atatürkün">atatürkün</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/saat-0905-yurtta-hayat-durdu" title="Saat 09:05 yurtta hayat durdu">Saat 09:05 yurtta hayat durdu</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/binler-anitkabire-kostu" title="Binler Anıtkabir&#8217;e koştu">Binler Anıtkabir&#8217;e koştu</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/korkmaya-devam-edin-cunku-ataturk-biziz" title="Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;">Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/nutuk-uzerine-dusunceler" title="Nutuk Üzerine Düşünceler">Nutuk Üzerine Düşünceler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek" title="Her Türlü Ayrılıkları Öteleyerek Milleti Birleştirmek!">Her Türlü Ayrılıkları Öteleyerek Milleti Birleştirmek!</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/10-kasim-ataturkun-olumu-ulusal-yas-gunu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

