<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalist Gençler &#187; Kemalizm</title>
	<atom:link href="http://www.kemalistgencler.com/kategori/kemalizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kemalistgencler.com</link>
	<description>Kemalist</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 14:54:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kemalizm ve Resmi İdeoloji</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 20:16:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist]]></category>
		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4328</guid>
		<description><![CDATA[Türkiyede, aralarında ideolojik kavga yürüten gruplar bile Kemalizm’e saldırma konusunda birbirleriyle anlaşıyorlar.

Sağcısı, solcusu, dinlisi, dinsizi, ırkçısı, liberali, numaralısı... Ne zaman, nerede bir olumsuzluk görseler hemen suçluyu ilan ederler:

“-Resmi ideoloji..! “]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiyede, aralarında ideolojik kavga yürüten gruplar bile Kemalizm’e saldırma konusunda birbirleriyle anlaşıyorlar.</p>
<p><span id="more-4328"></span></p>
<p>Sağcısı, solcusu, dinlisi, dinsizi, ırkçısı, liberali, numaralısı&#8230; Ne zaman, nerede bir olumsuzluk görseler hemen suçluyu ilan ederler:</p>
<p>“-Resmi ideoloji..! “</p>
<p>Resmi ideoloji, doğru adı koyarsak Kemalizmdir. Kemalizm,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ideolojisi olarak anayasalarında yer almıştır.</p>
<p>Yolsuzluk ve yoksulluktan kurtulamıyorsak; gecekondular büyük kentleri boğmuş, sefalet görüntüleri her gün yüreğimizi acıtıyorsa; mafyatik ilişkiler devleti kuşatmış, bürokrasi batmışsa; dinciler azmış,Kürtler isyan etmişse; siyasal partiler feodal aşiretlere dönmüş, devlet iflas etmişse; dışarıdan borç bulmayı başarı, bu paraları yemeyi kalkınma sanmışsak&#8230;</p>
<p>Nedeni, resmi ideolojidir. Yani Kemalizmdir. Kimi açıkça suçlayabiliyor. Çoğu da incelik gösterip, resmi ideolojiyi diyebiliyor. Aslında, başımıza ne gelmişse hepsinin sorumlusu Kemalizmdir onlar için.</p>
<p>Şu Kemalizmden bir kurtulsalar herşey yoluna girecek !</p>
<p>Önce en kısa yoldan yanıt verelim:</p>
<p>· · · Yakın tarihte ve bugün Türkiyede görülen olumsuzluklarla Kemalizmin hiçbir ilişkisi kurulamaz.</p>
<p>· · · Bütün bu olumsuzluklar Kemalizmden kopmanın sonuçlarıdır.</p>
<p>· · · Resmi ideoloji ve başka söylemlerle Kemalizme saldıranların birçoğunun, bu olumsuzluklarda rolü vardır ve bundan yarar sağlarlar.</p>
<p>Şimdi, konumuza girebiliriz:</p>
<p>Türkiyede Kemalizm, 1919- 1938 yıllar arasında inşa edilmiş, geliştirilmiş ve uygulanmıştır. 1938 yılından sonra ise hiçbir zaman tam olarak Türkiyenin resmi ideolojisi olmamıştır.</p>
<p>1938-1950 yılları arasındaki İnönü dönemine, öteki adıyla “mili şef ” rejimine yakından bakalım:</p>
<p>Devrimin 14 yıl başbakanlığını yapmış olan İnönü, kuşkusuz Kemalisttir.Daha önce Atatürkün yönlendirmesi ve desteğiyle başarılı olmuştu. Tek başına kalınca devrimi geliştirmek bir yana, korumakta da başarılı olamadı. Devrimci ilerleme frenlendi, durdu. Daha sonra CHP, popülist oynamaya, iktidar olmak için ödün vermeye başlayınca gericileşti. Fakat, kitleleri kazanmayı başaramadı. Karşıdevrimci cephe DP’de birleşti.</p>
<p>Muhalefeti savaş yıllarında kontrol edebilen İnönü, savaş sırasında çekilen sıkıntıların, yoklukların, baskıların da sorumlusuydu.</p>
<p>Halkevleri ve Köy Enstitülerinden rahatsız olanlar “Çiftçiyi Topraklandırma Yasası” ndan sonra “dörtlü Takrir” denilen önerilerini vererek hareketi genişlettiler. özgürlükçü demokrasi ve liberal ekonomiyi esas alan bir siyasal parti ( ! )kurdular. Bunda, İkinci Dünya savaşından sonra Batı dünyasında esen demokrasi rüzgarlarının, İnönü’nün Batı’daki gibi bir çok partili sistem oluşturma düşüncesinin rolü büyüktür.</p>
<p>DP’ nin 1950 seçimlerinden iktidar olarak çıkmasını bir demokrasi devrimi olarak görenler vardır. Kitleleri kandırıp iktidar olmak bir devrimse, bunu bir başka şekilde 12 Eylül Cuntası da yapmıştır. 1950 seçimlerinde iktidar olan halk değil, meşrutiyet döneminin “Hürriyet ve İtilaf” partisi, 1924’ün “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”, 1930’un “serbest cumhuriyet fırkası” dır. Sadece adı “Demokrat Parti” olmuştur. O kadar. Kazanan işbirlikçi Kapitalizm, kaybeden Kemalizmdir.</p>
<p>Bunu ortaya daha net olarak koyabilmek için konuyu biraz daha açalım:</p>
<p>1940’ların ikinci yarısında CHP iktidarının gerici yüzünü görüyoruz. Kemalist devrim de o günlerden beri gözardı edilmektedir.</p>
<p>1947’den itibaren Köy Enstitüleri yozlaştırıldı. Tonguç ve Bakan H. Ali Yücel görevlerinden alındılar. Öğrenciler yönetime katılamaz oldular. Kız-erkek karma öğretim kaldırıldı. MEB dünya klasikleri enstitü kitaplıklarından toplatıldı.Yüksek köy enstitüsü kapatıldı. İş eğitimi kaldırıldı. Enstitülü öğretmenlere çalıştıkları köylerde toprak verilmesi güçleştirildi. Tan Olayı yaşandı. Pertev N. Boratav, Niyazi berkes, Behice Boran gibi öğretim üyeleri DTCF’den atıldılar.</p>
<p>DP’ den Menderes, 1947 yılında KİT’lerin bütçeye yük olacağını,bir milyar dolayında olan bütçenin bu yüzden iki milyar liraya ulaşacağını söyleyerek, bugünkü liberal sanılan söylemleri o zamandan başlattı.</p>
<p>CHP’nin 1946 kurultayında devrimcilik ilkesinden ödün verildi. Kurultayda,”laiklik ve din eğitimi” başlığı altındaki tüzük maddesinde bulunan “dini düşünceleri dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutma” tümcesindeki “siyaset” sözcüğü tüzükten çıkarıldı. Böylece ,”dini düşüncelerin” siyasete karışması özgürleştirildi.</p>
<p>Halkevlerine yeni bir düzen verme yoluna gidildi. Bu gidiş, 1951’de Halkevlerinin kapatılmasına varacaktır.</p>
<p>“ Büyük Yol “ Dergisi, “..anayasada laiklik prensibi yazılı kalırsa dinci; cumhuriyetçilik yazılı kalırsa padişahçı; inkılapçılık yazılı kalırsa muhafazakâr; halkçılık ve milliyetçilik yazılı kalırsa sınıfçı bir parti kurulabilir mi..? “ diye bütün Kemalist ilkelere karşı olduğunu yazabildi. CHP’li Necmettin Sadak da, ”&#8230;devletçilik yalnız demokrasiye değil, insanlık ve ahlaka da aykırıdır.” başlıklı yazı yayınlayarak bu saldırılara katıldı.</p>
<p>İnönü 1950 seçimlerine giderken, 6 ok’un anayasa metninden çıkarılacağını söylüyordu. Devlet okullarında din öğretimi başlatılıyor, imam-hatip okulu ve ilahiyat fakültesi açılıyordu.</p>
<p>Görüldüğü gibi Kemalist Devrimin kazanımları, önce devrimin partisi tarafından harcanmaya başlandı.</p>
<p>Bunların üzerine DP propogandalarının sadece iki tanesini ekleyelim. Devlet ve demokrasi anlayışındaki yalan ve bayağılığın daha o dönemde nerelere vardığı daha iyi anlaşılsın:</p>
<p>“Askerlik yok, vergi yok, hürriyet var ! “ “ 6 oku mu seçersiniz, yoksa Kuranı mı ? “ Bu propogandalar bugünlere kadar benzer şekillerde sürdürüldü. Örneğin 1950’lerde “CHP iktidara gelirse camileri ahır yapacak” denilebilmiştir.</p>
<p>Sonunda 1950 seçimleri yapıldı. DP, ezici bir çoğunlukla iktidar oldu. Hemen Ezan’ın Arapçalaştırılmasından başlayarak “millete mal olmuş” ve “millete mal olmamış inkılaplar” ayrımı ile yoluna devam etti.</p>
<p>On yıl boyunca içerde dinsel söylemlerle iktidarını korudu. Tarikatlar yeniden güç kazandılar. Toprak ağaları, şeyhler, kompradorlar ittifakı yürütüldü. Dış politikada “tam bağımsızlık” ilkesi yerine, ABD’ koşulsuz bağımlılık ilkesi benimsendi. DP iktidarı, giderek, kandırılmış kitlelere dayanan bir “çoğunluk diktatörlüğü” ne dönüştü. Kemalizmden dönüş kesinleşti. Ve Türkiye, emperyalizmin bir ileri karakolu olarak 40 yıl boyunca sınırda nöbet tuttu.</p>
<p>27 Mayıs 1960 eylemi, bu gidişi seçimle engelleyemeyen Kemalist bürokrasinin iktidarı zorla ele geçirmesidir. Belki tek olumlu tarafı da gerçekten demokratik ve ileri bir anayasayı Türkiye’ye kazandırmasıdır. Kısa süre sonra toplumsal ve ekonomik yasalar yeniden kendini gösterir. Adalet Partisi, kendi küllerinden yeniden doğan efsanedeki kuş gibi DP’nin devamı olarak siyaset sahnesindeki yerini alır,iktidar olur.</p>
<p>12 Mart, özgürlük ortamından yararlanan aydınların, sanayi burjuvazisinin yarattığı işçilerin ve emekçilerin seslerini kesen bir başka bürokrasi hareketidir. 12 Eylül 1980 darbesi ise, 12 Martın eksiğini tamamlayan,Türkiye kapitalizmini uluslararası kapitalizme bağlayan bir harekettir. Bu kez toplumun çeşitli kesimleri arasında planlı bir şekilde yaratılan yıldırı ve anarşi ortamı gerekçe olarak kullanılmıştır. Sonucu, içerde işbirlikçi ve dinci gericiliğin yükselmesi, bütün ilerici unsurların yok edilmesi, Kemalizmin tasfiyesi, Türkiyenin koşulsuz tam bağımlı duruma düşmesidir.</p>
<p>TSK geçen süre içerisinde -geç de olsa- yanlışını görmüştür. Bürokrasinin öteki unsurları ise daha çok bozulmuş, daha çok gericileşmiştir.</p>
<p>1946’dan bu yana Türk Devrimine karşı savaşım verenler, Osmanlı dönemindeki feodalitenin,ulemanın,bankerlerin,kompradorların uzantılarıdır. Tarihsel olarak gericilik ve işbirlikçilik şu ya da bu şekilde Türkiyede iktidarları kontrol edebilmektedir. Son yarım yüzyılda, Türk Devriminin bozuk para gibi harcanması bu yüzdendir.</p>
<p>Her şeye karşın, yirmi yılda gerçekleştirilen devrim yarım yüzyılda bile henüz bitirilememiştir.</p>
<p>Bugün karşılaştığımız her soruna dikkatlice bakarsak,nedeninin Kemalizmi inkar etmek ya da onu sömürmek olduğunu görürüz.</p>
<p>Kemalizmin resmi ideoloji olduğu savına gelince, bunu söylemek insanı ancak gülünç duruma düşürür. Kemalizm yolu terk edileli elli yıl geçmiş. Bugün, hemen hiçbir uygulaması Kemalizmle örtüşmeyen bir ülkede, elli yıl önce ortadan kaldırılmış olan Kemalizmi sorumlu tutmak, olsa olsa bilgisizlik, kasıt ya da sorumsuzluktur. Ulus ve ülke düşmanlığıdır.</p>
<p>Kemalizm, sorun değil çözümdür. Okuma ve yazması olan, kafası çalışan herkes bunu kolaylıkla öğrenebilir&#8230;</p>
<p>Bütün bunlardan anlaşılabileceği gibi Türkiyede resmi ideoloji arayanlar aradıklarını bulamazlar. Bizde yaygın olan tutarsızlıktır. İdeoljisizliktir. Çok zorlarsanız, ırkçılık, dincilik, batı uşaklığı, küreselcilik, mafyacılık ve Atatürk düşmanlığının zaman zaman resmi ideoloji haline geldiğini görürsünüz. Kemalizmi göremezsiniz.</p>
<p>Atatürkçülüğün sadece bol miktarda adı var! Kendisi yok ! Ekonomide, politikada, eğitimde ya da hangi alanda olursa olsun Kemalist bir uygulama gören varsa beri gelsin !</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji" title="kemalizm">kemalizm</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji" title="resmi ideoloji ve kemalizm">resmi ideoloji ve kemalizm</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji" title="Büyük Türkiye Oluşana">Büyük Türkiye Oluşana</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji" title="siyasal olarak ordu resimler">siyasal olarak ordu resimler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji" title="kemalizm ve ordu">kemalizm ve ordu</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/seriatci-takim-nicin-ataturku-unutturmak-istiyor" title="Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?">Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-yasak-evrim-sakincali-doneklik-yararlidir-azgelismis-demokrasimizde" title="Devrim Yasak, Evrim Sakıncalı, Döneklik Yararlıdır Azgelişmiş Demokrasimizde ">Devrim Yasak, Evrim Sakıncalı, Döneklik Yararlıdır Azgelişmiş Demokrasimizde </a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/korkmaya-devam-edin-cunku-ataturk-biziz" title="Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;">Korkmaya Devam Edin! Çünkü &#8216;ATATÜRK Biziz!&#8217;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturke-saldirmak-cumhuriyete-saldirmak-demektir" title="Atatürk&#8217;e Saldırmak, Cumhuriyet&#8217;e Saldırmak Demektir!">Atatürk&#8217;e Saldırmak, Cumhuriyet&#8217;e Saldırmak Demektir!</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ozerklik-ulusal-uniter-merkezi-devleti-cokertir" title="Özerklik, Ulusal-Üniter-Merkezi Devleti Çökertir">Özerklik, Ulusal-Üniter-Merkezi Devleti Çökertir</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ve-resmi-ideoloji/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizm Neye Tekabül Ediyor?</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-neye-tekabul-ediyor</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-neye-tekabul-ediyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Sep 2010 14:15:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=3361</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="Kemalizm Neye Tekabül Ediyor? - Berker SAVAŞ" src="http://img688.imageshack.us/img688/8337/20038284444706457180078.jpg" alt="" width="234" height="264" />Türkiye büyük bir değişimin eşiğinde.

Bu "değişim"in iki farklı tarifiyle karşı karşıyayız.

Bunlardan birincisine yabancı basında Türkiye ile ilgili haberlerde sıkça rastlanıyor. Farklı bakış açıları görmek pek mümkün değil. Genellikle aynı kaynaktan beslenmişçesine yazılmış haberlerle karşılaşıyorsunuz:

"Ordu, yargı ve bürokratlardan oluşan ve yıllardır ülkeye egemen olan yaşlı Kemalist elit, demokratikleşen Türkiye'de erkini, köyden kente göçle birlikte değişime uğrayan ve söz sahibi olmak isteyen muhafazakar orta tabakayla paylaşmak istemiyor. Çağın gerisinde kalmış Kemalizm'in modern siyasal İslam karşısındaki son çırpınışları... Kemalizm ölüyor."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="alignleft" title="Kemalizm Neye Tekabül Ediyor? - Berker SAVAŞ" src="http://img688.imageshack.us/img688/8337/20038284444706457180078.jpg" alt="" width="254" height="274" />Türkiye büyük bir değişimin eşiğinde.</p>
<p><span id="more-3361"></span></p>
<p>Bu &#8220;değişim&#8221;in iki farklı tarifiyle karşı karşıyayız.</p>
<p>Bunlardan birincisine yabancı basında Türkiye ile ilgili haberlerde sıkça rastlanıyor. Farklı bakış açıları görmek pek mümkün değil. Genellikle aynı kaynaktan beslenmişçesine yazılmış haberlerle karşılaşıyorsunuz:</p>
<p><em>&#8220;Ordu, yargı ve bürokratlardan oluşan ve yıllardır ülkeye egemen olan yaşlı Kemalist elit, demokratikleşen Türkiye&#8217;de erkini, köyden kente göçle birlikte değişime uğrayan ve söz sahibi olmak isteyen muhafazakar orta tabakayla paylaşmak istemiyor. Çağın gerisinde kalmış Kemalizm&#8217;in modern siyasal İslam karşısındaki son çırpınışları&#8230; Kemalizm ölüyor.&#8221;</em></p>
<p>İkinci cepheyse, özetle, bir karşıdevrim yaşanmakta olduğunu, gerici yerel güçlerin desteğiyle küresel projelerin bir ayağı olarak ülkenin bir &#8220;islam cumhuriyeti&#8221; olarak yeniden modellenmek istendiğini savunuyor.</p>
<p>Birinci tarifi yurtiçinde de belirli kaynaklardan duymak mümkün. Kemalizm ve Atatürk eleştirilerinin dozu ve seviyesiyse mantık sınırlarını zorluyor, medyanın büyük katkısıyla sürekli gündemde tutuluyor. Rasyonel bir yaklaşımla çürütülmesi zor olmayan bu &#8220;eleştiriler&#8221; hedeflenenin &#8220;zihin bulandırma&#8221; ve &#8220;dezenformasyon&#8221; olduğu düşünülürse amacına ulaşıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl ses getiren bu tariflerden birine bakalım: &#8220;Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder.&#8221;</p>
<p>Bu tarif; Mustafa Kemal&#8217;in düşünce, ilke ve devrimleriyle oluşan ve ilkelerinden biri &#8220;devrimcilik&#8221; olan Kemalizm ideolojisinin liberal veya sol maskeler takılarak yıpratılmasının hangi aşamaya ulaştığının ironik bir örneği.</p>
<p>Samimi eleştirilere kulak vermek, farklı fikirlerden beslenmek gelişimin ön koşullarından biridir. Ancak hem yerel hem de küresel &#8220;örtülü amaçların&#8221; önünde en büyük engel olan Kemalizm&#8217;e temelsizce saldırmak ancak &#8220;samimiyetsizlik&#8221; olarak nitelendirilebilir. Atatürk&#8217;ün yine yıllar önce teşhis ettiği gibi; Türklerle ilgili yanlış bellenmiş esaslara dayanan bilgilerle hükümlere varan batılı görüşleri kendi bilgi ve inanç süzgecimizden geçirmeden benimsemek ancak Türklüğü aşağı gören 20.yy&#8217;ın sakat düşüncesine sahip olmakla açıklanabilir. Bu sakat düşüncelerin 21.yy&#8217;ın Türkiye&#8217;sinde azınlıkta olduğunu söylemekse ne yazık ki iyimserlik olur.</p>
<p>Son olarak Kemalizm&#8217;in ideoloğu Atatürk&#8217;ün Avrupa&#8217;nın yavaş yavaş yeni bir savaşa sürüklendiği, diktatörlerin pençesine düştüğü yıllarda söylemiş olduklarına kulak verelim ve değişimin nasıl olması gerektiğine karar verelim:</p>
<p><em>&#8220;Ben manevî miras olarak hiç bir ayet ve, hiç bir dogma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.</p>
<p>Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek olan hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Beden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.&#8221;</em></p>
<p><strong>Berker Savaş, 06.06.2008</strong></p>
<div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkculuk-ve-ataturkun-devrim-modeli-prof-dr-suna-kili" title="Atatürkçülük ve Atatürk&#8217;ün Devrim Modeli &#8211; Prof. Dr. Suna Kili">Atatürkçülük ve Atatürk&#8217;ün Devrim Modeli &#8211; Prof. Dr. Suna Kili</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/baykal-anayasa-paketini-elestirdi" title="Baykal, Anayasa paketini eleştirdi">Baykal, Anayasa paketini eleştirdi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/baykal-istifa-etti" title="Baykal istifa etti">Baykal istifa etti</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturk-ve-meclis" title="Atatürk ve Meclis">Atatürk ve Meclis</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ulusal-parti-programi" title="Ulusal Parti Programı">Ulusal Parti Programı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-neye-tekabul-ediyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizm nedir? Karşıtları ne ister?</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Sep 2010 16:30:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=3350</guid>
		<description><![CDATA[Kemalizm, yalnızca siyasal açıdan ya da bir devlet düzeni olarak ele alınamaz. Onu, ulusun bağımsızlığı, çağdaşlığı açısından değerlendirmek de yeterli değildir. Kemalizm’i, aynı zamanda, birey açısından da algılamak gerekir. Çünkü, Kemalizm, bireyin karnı tok, sırtı pek, başı dik olması da demektir. Bireysel açıdan Kemalizm, kişinin onurlu olmasıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemalizm, yalnızca siyasal açıdan ya da bir devlet düzeni olarak ele alınamaz. Onu, ulusun bağımsızlığı, çağdaşlığı açısından değerlendirmek de yeterli değildir. Kemalizm’i, aynı zamanda,  birey açısından da algılamak gerekir. Çünkü, Kemalizm, bireyin karnı tok, sırtı pek, başı dik olması da demektir. Bireysel açıdan Kemalizm, kişinin onurlu olmasıdır. İnsan olarak erkek-kadın ayırımı yapılmaması, başı dik ve onurlu olmanın erkeğe özgü kılınmamasıdır. Ne ki, bunları ancak bir ön koşul olarak görebiliriz. Birey, düşünsel alanda da özgür olmalıdır. O, olayları ve gelişmeleri boş inançlardan arınmış olarak ve bilimsel verilere dayanarak değerlendirip yargılayabilmelidir. Tek tek bireylerin aydın ve çağdaş bir kişilik sahibi olması da Kemalizm’in başlıca amaçlarındandır. Bu gerçeğin belirgin kanıtı; yanmış yıkılmış bir ülkede insanları ezilip kişiliksizleştirilmiş, boş inançlarla usu karartılmış, okuma yazma bile bilmeyenlerden oluşan bir ulusun bireylerinin kısa bir sürede geçirmeye başlamış oldukları devrimci değişimdir.</p>
<p><span id="more-3350"></span></p>
<p>Kemalizm karşıtlarının bireyleri sürüklemek istedikleri, sürükledikleri karanlıklar, olumsuzluklar, bu gerçeği çok daha açık ve kesin bir biçimde ortaya koymaktadır. Gerçekten de, Atatürk’ün ölümünden bu yana ülkenin yazgısını giderek daha da kapsamlı bir biçimde denetimlerine alan ve hele bugün iktidarı ele geçirmiş olan Kemalizm karşıtlarının, ulusumuzun tek tek bireylerini nerelere çekip sürüklemekte oldukları ortadadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Kemalizm karşıtları, kitlelerin emeklerini, alınterlerini sömürdükleri için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşları olan bireylerin büyük çoğunluğunun ne karnı toktur, ne de sırtı pektir. Büyük çoğunlukla açtırlar, açlık ve yoksulluk sınırındadırlar, çöpleri karıştırarak bir lokma yiyecek bulma çabasındadırlar, kimi “iyilikseverler”in dağıttıkları üç beş kuruşluk yemek paketlerini kapışabilmek için insan onuru hiçe sayılarak birbirilerini ezmektedirler. Konut diye başlarını soktukları yerler, içler acısıdır. İşsizdirler, eziktirler, boyunları büküktür, başları önlerine eğilmiştir.</p>
<p>Gerçi Kemalizm karşıtlarının önderleri ve ideologları ne çöpleri karıştırmaktadırlar, ne de yiyecek paketlerini kapışmak için birbirlerini ezmektedirler. Tümüyle tersine, tokturlar, görkemli konutlarda yaşarlar ama Kemalizm’den nasiplerini almamış oldukları için başlarını dik tutmak nedir bilmezler, onurlu olmanın yüceliğini hiç tatmamışlardır. O nedenle de, yabancı efendilerin önünde boynu bükük, el pençe divan durmaktan yüksünmezler; itilip kakılmayı umursamazlar. Bunlar; ayrıcalıklarını ve yabancılara yaptıkları taşeronluklarını sürdürebilmek için ezip bitirdikleri bireylerin bilinçlenmelerini engellemek amacıyla onları cahil bırakırlar, eğitim adına ise boş inançları “tedris” ederler. Yönetimi altındaki bireylerin aydınlanmalarından korktuklarından onları karanlıkta bırakırlar. Kitleleri cennetle uyutup, cehennemle korkuturlar. Doğru ve yanlışı ayırt etmelerini engellerler. Kutsal değerlerin, yüce dinin yerine hurafeleri geçirirler. Kendilerini dindar diye gösterip, İslamı ve peygamberi Hz.Muhammed’i tanımayanlarla “dinler arası diyalog” kurmaya kalkışırlar. Atatürk’ün son verdiği Hıristiyan misyonerliği için, yine aynı nedenle, ülkeyi serbest bölgeye çevirirler.</p>
<p>Bu anti-Kemalistler o denli kişiliksizdirler ki, yapıp ettiklerini bile Atatürk de böyle olmasını isterdi diye haklı göstermeye kalkışırlar.</p>
<p>Eğer, Kemalizm’i kitlelere anlatıp, onları uyarmak istiyorsak, her şeyden önce onun açlığa, yoksulluğa, ezilmişliğe, kula kul olmaya, cahilliğe, sömürüye son vermek demek olduğunu anlatmalıyız. Açlık, yoksulluk, ezilmişlik, kula kul olmak, cahillik kalkınca da başlarının daha dik duracağını belletmeliyiz. Kemalizm’in Hıristiyan sömürgenler dünyasının karşısında “mazlum” Doğu halklarının kurtarıcısı olduğunu öğretmeliyiz. Müslüman geçinenlerin, Hıristiyan Avrupalılar’la, Amerikalılar’la işbirliği içinde olmalarının Müslüman Türk halkını birlikte sömürmek olduğunu kafalara yerleştirmeliyiz.</p>
<p>Kemalizm’in öngördüğü bireylerden oluşan bir toplumun “ulus” olacağını, bağımsız ve özgür yaşayacağını; yabancı Hıristiyan efendilerle işbirliği içinde olanların öngördüğü toplumun ise “ümmet”leşeceğini ve sonunda topluca Hıristiyan ümmetinin kulu kölesi durumuna düşeceğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermeliyiz.</p>
<p>Anlamalı ve anlatmalıyız ki, açlığa, yoksulluğa son vermek, adam gibi yaşamak, başı dik, onurlu ve bilinçli olmak, sömürüye, yerli ve yabancı efendilere karşı çıkmak asla çağdışı olamaz, zamanın gerisinde kalamaz. Onun için de Kemalizm, çağdaşlıktır, dahası ilericiliktir.</p>
<p>Kemalizm’e karşı çıkmak ise; açlığa, yoksulluğa, onursuzluğa, sömürülmeğe razı olmaktır; kulluktur, zillettir.</p>
<p>Kemalizm’e karşı çıkan ama aç ve yoksul olmayanlara gelince; onlar, yabancı efendilerin işbirlikçisi bile değil, şamar oğlanıdırlar.</p>
<p><strong>Prof. Dr. ÇETİN YETKİN</strong></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister" title="kemalizm ne demek">kemalizm ne demek</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister" title="kemalist ne demek">kemalist ne demek</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister" title="anti kemalist ne demek">anti kemalist ne demek</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister" title="kemalizm nedir">kemalizm nedir</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister" title="kemalizim ne demek">kemalizim ne demek</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/hadi-cocuklar-umreye-bekir-coskun" title="Hadi Çocuklar Umreye &#8211; Bekir Coşkun">Hadi Çocuklar Umreye &#8211; Bekir Coşkun</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/dersimiz-ataturk" title="Dersimiz Atatürk">Dersimiz Atatürk</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/akp-fisleme-skandalini-gecistirmeye-calisiyor" title="AKP fişleme skandalını geçiştirmeye çalışıyor">AKP fişleme skandalını geçiştirmeye çalışıyor</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/deniz-feneri-dosyasi-kapanmadi" title="Deniz Feneri dosyası kapanmadı">Deniz Feneri dosyası kapanmadı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/chp-derhal-ihrac-edin-yoksa-dogru-demektir" title="CHP: &#8220;Derhal ihraç edin yoksa doğru demektir&#8221;">CHP: &#8220;Derhal ihraç edin yoksa doğru demektir&#8221;</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-nedir-karsitlari-ne-ister/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizm Korkusunun Doğurduğu Düşmanlık</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-korkusunun-dogurdugu-dusmanlik</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-korkusunun-dogurdugu-dusmanlik#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Sep 2010 16:23:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=3345</guid>
		<description><![CDATA[Kemalizm niçin silinmeye çalışılıyor? Niçin küçümseniyor? Kemalistler yenildi (mi) diye etekler zil çalıyor? Kemalizm, emperyal güçler ve onların yerli uzantıları, işbirlikçileri için bir engeldir. Kemalizm, ılımlı İslam modeli için,Türkiye’nin tümüyle yabancı güçlerin egemenliği altına girmesi için, ABD’nin BOP veya GOP’u için sömürgecilerin dünya egemenliği için bir engel, bir karşı duruştur. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemalizm niçin silinmeye çalışılıyor? Niçin küçümseniyor? Kemalistler yenildi (mi) diye etekler zil çalıyor? Kemalizm, emperyal güçler ve onların yerli uzantıları, işbirlikçileri için bir engeldir. Kemalizm, ılımlı İslam modeli için,Türkiye’nin tümüyle yabancı güçlerin egemenliği altına girmesi için, ABD’nin BOP veya GOP’u için sömürgecilerin dünya egemenliği için bir engel, bir karşı duruştur.</p>
<p><span id="more-3345"></span></p>
<p>M. Kemal Atatürk, yalnız Türkiye Cumhuriyeti’nin değil, üçüncü dünya ülkelerinin, mazlum ülkelerin de lideridir. Emperyalizme başkaldırışın sembolüdür. Günümüzde Kemalizm, emperyal güçler gözünde Marksizm’den daha tehlikelidir. Emperyalist ülkelerde artık emek-sermaye çelişkisi yoktur. Emperyalizm, yayılmacılık, diğer ülkelerin istismarı üzerine kuruludur. Dış ticaret, mali piyasalar, yabancı sermaye ile kontrol altına alınmakta, girilmek istenen ülkelerdeki yerli işbirlikçiler de bunun araçları olarak iş görmektedirler.</p>
<p>Kemalizm’in özü tam bağımsızlıktır. Kemalizm, yabancı bir gücün egemenliğini, denetimini kabul etmemektir. Bağımsızlık, ekonomik ve siyasal bağımsızlık, herhalde emperyalizmi en fazla rahatsız eden kavramlardır. Emperyalizmin sözcüleri, karşılıklı bağımlılık, ulus devletlerin sonu, küreselleşme, globalleşme gibi kavramlarla tam bağımsızlık idealine karşı çıkmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Kemalizm’in ilkelerinden laiklik, emperyalizmin dini araç olarak kullanarak, ülkeler üzerinde egemenlik ve hegemonya kurmalarına karşı en büyük engel; ılımlı İslam modelinin panzehiridir.</p>
<p>Kemalizm, geniş kitlelerin aydınlanmasını, yaşam düzeylerinin yaşam kalitelerinin yükselmesini amaçlar. Aydınlanan, yaşam kalite ve düzeyi yükselen geniş kitleleri kandırmak, yönlendirmek emperyal güçlerin isteklerine boyun eğdirmek zordur. Eğitim, kültürel etkinliklerin yaygınlaştırılması, Köy enstitüleri, halk evleri bu bağlamda değerlendirilmelidir.</p>
<p>Kemalizm, tam bağımsızlık ideali, laiklik ilkesi, aydınlanmacı yönü, geniş kitlelerin yaşam düzeylerini yükseltmek, yaşam kalitelerini zenginleştirmek amacıyla emperyal güçler karşısında en büyük engeldir. Emperyal güçler ılımlı İslam modeli ile ülkemizde 1920’lerde yapamadıklarını gerçekleştirmek istemektedirler. Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerin hedefinde Kemalizmin olması doğaldır. Kemalizmin modası geçmiştir, silinmelidir, yenilmelidir, gömülmelidir isteklerinin istek, söylem ve saldırılarının gerçek nedeni, Kemalizmi emperyalizm karşısında ciddi bir engel olarak gördükleri içindir. Bunu da sözde demokrasi, sözde sivilleşme görüntüsü altında gerçekleştirmeye çabalamaktadırlar.</p>
<p>Her şeye rağmen Kemalizmin kök hücreleri ülkemizde yaşamaktadır. Kurtuluşun tek yolu geçmişte olduğu gibi bugün de Kemalist anlayış ve ruhtur.</p>
<p><strong>ADD SOMA ŞUBESİ YÖNETİM KURULU</strong></p>
<div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-tarihi-kronolojisi" title="Devrim Tarihi Kronolojisi">Devrim Tarihi Kronolojisi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kirgizistan-kan-agliyor" title="Kırgızistan kan ağlıyor">Kırgızistan kan ağlıyor</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/koy-enstituleri" title="Köy Enstitüleri">Köy Enstitüleri</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ekonomi-ve-iradi-guc" title="Ekonomi ve İradi Güç">Ekonomi ve İradi Güç</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturk-kurtlere-ozerklik-verecekti-yalani-nasil-uyduruldu" title="&#8220;Atatürk Kürtlere özerklik verecekti&#8221; yalanı nasıl uyduruldu?">&#8220;Atatürk Kürtlere özerklik verecekti&#8221; yalanı nasıl uyduruldu?</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-korkusunun-dogurdugu-dusmanlik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizm Üçüncü Bir İdeolojidir</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ucuncu-bir-ideolojidir</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ucuncu-bir-ideolojidir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Sep 2010 16:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=3341</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı ile Söyleşi

AYDINLANMA 1923: Kavram kargaşasının dorukta olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu bulanıklığı biraz olsun gidermek için Kemalist ideolojiyi ana hatlarıyla tanımlar mısınız?

KIŞLALI: Kemalizm bir çağdaşlaşma ideolojisidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı ile Söyleşi</em></p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923</strong>: Kavram kargaşasının dorukta olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu bulanıklığı biraz olsun gidermek için Kemalist ideolojiyi ana hatlarıyla tanımlar mısınız?</p>
<p><span id="more-3341"></span></p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Kemalizm bir çağdaşlaşma ideolojisidir. Bağımsızlık ve uluslaşma da çağdaşlaşmanın önkoşullarıdır. Bunları içeren bir çağdaşlaştırmayı gerçekleştirmeliyiz. Çağdaşlaşmayı demokrasiden soyut düşünüyor olamazsınız. Son dönemde dünyanın geçirmiş olduğu dönüşümler içinde Kemalizmin güncelleşmiş olmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi çağımızın önde gelen devrimcilerinin yanılgılarının ortaya çıkması Atatürk’ün ise doğru olanı yakaladığının anlaşılmasıdır. Lenin örneğin demokrasiyi ertelemiştir. Demokrasiyi belli bir aşamadan sonra gerçekleşecek bir olgu gibi düşünmüştür. Atatürk’ün bir devrimci olarak üstünlüğü hiçbir zaman demokrasiyi ertelememiş olmasıdır. İdeojisi demokrasiyle bütünleşmiş, kalkınma, hakça toplum ve demokrasiyi bir bütün olarak düşünmüştür. Bu açıdan da bir son değerlendirme yapmak gerekirse <strong>Kemalizm; üçüncü bir ideolojidir. Yani Ekonomik kalkınmayı, toplumsal kalkınmayı, siyasal dönüşümü, değişimi birbirinden ayrı parçalar olarak düşünmeyen üçüncü bir ideoloji olarak otaya çıkıyor.</strong></p>
<p>Yaşadığımız tarih bizi doğruladı. Sovyetler Birliğinin yıkılmasından beri yaşananlar bizim haklı 1olduğumuzu doğruladı. 20. yy. bitmeden 20.yy’ın en büyük devrimcileri olarak adlandırılan birçok isim kendi halkları tarafından yadsındı. Adları meydanlardan kentlerden silindi. Kimisinin heykelleri yerlerde sürüklendi ki bunların birçoğu bunu hak etmemişti. Atatürk ise yeniden güncelleşti. Bırakın yadsınmayı, unutulmayı yeni bir anlam kazandı. Yeniden büyüdü. Bu da neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösterir.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923</strong>: Şu anda güncel olan konulardan birisi de Kemalizm ve Atatürkçülük ayrımı. ADD’de bile yaşandı yaşanıyor. Biz Kemalizm diyenlerin ADD’de dışlandığını yaşamış bir grup olarak sizden öğrenmek istiyoruz. Sizin genel başkan yardımcılığınız döneminde ADD net bir Kemalist kimliğe sahip olacak mı?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Atatürkçülük ve Kemalizm birbirinden çok zıt ve ayrı kavramlar değil. <em>İzm</em>Fransızca olarak bir ideolojinin tanımlaması oluyor. Evrensel olarak da hemen hemen bütün dillerde kullanılıyor. Leninizm olarak söyleniyor. Türk dili kurallarına göre Lenincilik derseniz aynı anlama gelir. Yada Stalincilik Maoculuk derseniz Türk dili kurallarına göre konuşmuş olursunuz.Bu açıdan bakarsanız Mustafa Kemal ve Atatürk ayrı insanlar olmadığına göre -izm ve -çülük aynı anlama gelir. Niçin biz birini tercih ediyoruz, ben niye Kemalizmi tercih ediyorum. Bunun iki nedeni var. Biri içe dönük diğeri dışarı dönük. Türkiye dışına çıktığımız zaman siyaset bilimi kitaplarında, ansiklopedilerde, ilgili insanlarla konuştuğunda Kemalim sözcüğüne rastlarsınız. Sosyalizm ve Leninizm gibi evrenseldir. İçe dönük nedeni daha önemli : 50’den biri Türkiye’ye egemen olan çizgi Atatürk’e evet Kemalizm’e hayır çizgisi. Atatürk’ü sevmekle Kemalizm aynı şey değil. Öyle dönemler oldu ki Atatürk putlaştırılırken kemalizm çiğnendi bir anlamda ve bu bazen Kemalizm adına yapıldı. Buna Kemalizm denmedi de Atatürkçülük dendi. Bunun en son ve en acı örneğini 12 Eylül’de yaşadık. Atatürk putlaştırılırken en önem verdiği ilkelerden ödünler verildi. En önem verdiği kurumlar birer birer yıkıldı. Ve o dönemde en gerçek Kemalistlerden Nadir Nadi “Ben Atatürkçü Değilim” diye kitap yazdı. Benim Atatürkçülük demememin nedeni bu. Atatürkçülük dediğinizde özellikle gençlerin büyük bölümü sizi yanlış anlıyorlar. Atatürk’ü putlaştıran ama düşüncesine, ideolojisinin ve devriminin temel ilkelerine önem vermeyen birçok kişiyle sizi aynı kefeye koyuyorlar. O zaman da sizin kendinizi anlatmanız zorlaşıyor. Sizin onlardan farklı olduğunuzu anlatmanız zorlaşıyor. Bence Kemalizm kavramının yeniden canlanması ve bu açıdan olumlu. Bir yanlış anlaşılmanın önüne geçecektir ve doğrularda birleşenleri daha kolay birleştirecektir.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923</strong>: Peki ADD içinde ve dışında Atatürkçülüğü ve Kemalizmi ayırmaya çalışanların amacı ne olabilir?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Bir kısmı bilinçsizlikten ‘<em>izm</em>’i kötü bir şey olarak görüyorlar. <em>‘İzm’</em> demek ideoloji demektir. İdeoloji demek kalıplaşma demektir. Bu da kötüdür. Elbetteki ‘<em>izm</em>’ ideolojidir. Elbette Kemalizm de ideolojidir. Buna Atatürkçülük deseniz de ideolojidir, ve her ideoloji de kalıplaşmaz. Nitelik Kemalizm içindeki devrimcilik ilkesi sürekli devrimci bir öze sahiptir. Bu niteliğiyle de kalıplaşması söz konusu değildir. Atatürk kendisi de buna karşıdır. Değişen dünyada değişmeyen kalıplar getirmek bizim gelişmemizi engeller diyor. Eğer bu eksende, yani bu eksen derken kastettiği 6 ilkedir. Aklın ve bilimin gereğini yerine getirirseniz işte o zaman benim manevi mirasçılarım olursunuz. Ben hiçbir dogma hiçbir ayet bırakmadım aklı ve bilimi size rehber olarak gösterdim. Aklı ve bilimi bir ilkenin doğrultusunda kullanırsanız Kemalist olursunuz.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923</strong>: Yakup Kadri ile olan konuşmasında ‘<em>ideolojimiz var mı’</em> sorusuna olumsuz yanıt vermesinin bir nedeni de budur herhalde.</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Burada kullanılan sözcük doktrin yani öğretidir. Her ideoloji bir öğretiye dayanmaz. öğreti ve ideoloji farklı şeylerdir. Söz konusu Kemalizm olduğuna göre Kemalizmin doktrini yoktur ideolojisi vardır.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923</strong>: Geçen ay Aydınlanma1923’ün düzenlediği 21. yy ‘da Kemalizm konulu sempozyumda çok istememize rağmen sizi aramızda göremedik. Ne yazık ki sempozyumda istediğimiz gibi bir model olarak Kemalizm vurgusu yer almadı. Siz yıllardır bu konuları dile getiriyorsunuz. En son demokratik toplumcu çağrıda Kemalizm’in 21.yy’da Türkiye için bir model olduğunu savunuyorsunuz. Bu bağlamda 21.yy’da ulus devletin ve Kemalizmin geleceği nedir ve Kemalizmin ekonomik nedeni 21. yy’da Türkiye’nin sorunlarına yanıt verebilir mi?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> YDD emperyalizmin aslında yeni bir biçimi. Emperyalizmin küreselleşme ideolojisinin aslında büyük devletlerin çıkarına göre oluşturulmuş olan YDD karşısında en büyük engel olan ulus devletin özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler açısından en büyük öncüsü Atatürk’tür. Kemalizm ulus devletten soyutlanarak değerlendirilemez. Kemalizmin özünde vardır ulus devlet anlayışı. Ulus devlet anlayışı 21.yy’da özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından önemini artırıyor. Elbette ki YDD içindeki büyük güçler kendi çıkarlarına uygun olarak karşılarındaki engel olarak gördükleri ulus devleti yıkmaya çalışacaklar. Özellikle tabii ki dışarıdaki ulus devleti yıkmaya çalışacaklar. Kendilerininkini değil. Türkiye ve benzer konumdaki ülkeler de YDD içinde ezilmemek için kaçınılmaz olarak ulus devleti savunacaklar. Bana göre Kemalizmin 21. yy’a taşınmasında, giderek etkinlik kazanmasında, etkinlik alanının genişletilmesinde en önemli rolü bu koşullar hazırlayacaktır.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923:</strong> Ekonomik model olarak ?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Kemalizmin ekonomik modelinde tabii bir devletçilik anlayışı vardır. Onu halkçılıkla birleştirdiğiniz zaman ortaya çıkan görünüm açık. Hakça toplum, hakça gelişen toplum. Kemalizmde, Kemalist devletçilikte devlet ne Komünizmdeki gibi ideolojik yönelimlidir, ne de faşizmdeki gibi kutsal devlettir. Kemalizm içinde devlet toplumun bir ana önce çağı yakalaması için ve hakça toplumsal düzen oluşumu için bir araçtan ibarettir.</p>
<p>Bu devletçilik anlayışının 20’lerin koşullarına yanıt verdiğini ama artık 2000’lerin koşullarına yanıt vermediği görüşü doğru değil. Çünkü bu devletçilik anlayışı içinde bir defa özel kesime öncelik tanıması var. Atatürk’ün 1935 parti programına koyduğu tanım açık, özel kesim esastır diyor. Ama hatta devlet özel kesime yardımcı olur. Toplumun genel çıkarlarının gerektirdiği her yerde devlet vardır. Şimdi 20’lerin koşullarında devletin çok daha fazla var olması gerekir. Çünkü özel kesim çok zayıftır. Bugün belki devletin çok daha az olması gerekir. Ama bu devletin yok olması ya da devletçiliğin yok olması anlamına gelmez. Örneğin bize hep özelleştirme için ne düşündüğümüz sorulur. Gayet açık. Kemalist devletçilik açısından olaya bakarsanız toplumun genel çıkarının gerektirdiği yerde özelleştirme de olabilir. Ama bu özelleştirmeyi Atatürk başından düşünmüş. KİT’lerin günün birinde halka devrini önceden düşünmüş. Elde edilecek gelirle yeni yatırımlar da düşünmüş. Ama bu özelleştirme olurken tabii Cumhuriyet tarihini boyunca oluşturulmuş olan bu birikimlerin iç-dış çıkar çevrelerine peşkeş çekilmesi söz konusu değil. Ulusal çıkarlarımızın tersine olarak bazı kesimlere önemli sektörlerin devri söz konusu değil. Halkın çıkarlarının gerektirdiği yerde özelleştirme bu koşullarda olabilir. Zaten biz bunu demokratik toplumcu çağrıda çok açık olarak söyledik. Ama halkın genel çıkarlarının gerektirdiği yerde yeni yatırımlar da olabilir kamulaştırma da olabilir. Kemalizmin devletçilik anlayışı budur. Bu anlayışın 21. yy’da varoluş nedenini yitirmesi diye bir şey söz konusu değil. Tam tersine küreselleşmenin belli boyutlara ulaştığı ve ekonomik açıdan büyük devletlerin çıkarlarının öne çıktığı bir dönemde elbette ki böyle bir devletçilik anlayışının varlığı ulusal çıkarlar açısından kaçınılmaz. Kemalist devletçilik bir yandan toplumun bir yandan kalkınmasını bir yandan çağı yakalamasını sağlamanın bir aracıdır, bir yandan da hakça bir toplum olmasının aracıdır. Toplumdaki büyük çarpıklıkların, çelişkilerin giderilmesinin aracıdır. Bunlar ortadan kalkmıyor ki Kemalist devletçilik anlayışı ortadan kalksın. Tam tersine bu globalizm diye nitelendirilen yeni emperyalizmin yeni ideolojisi böyle bir devletçilik anlayışını daha da vazgeçilmez kılıyor.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923:</strong> Şu andaki mevcut siyasal partilerin en azından Kemalizm misyonun sahip çıkması gereken partilerin yeterince Kemalizm’e vurgu yapmadıklarını gözlüyoruz. Bu bağlamda Kemalizmi iktidara taşıyacak bir siyasal yapılanma nasıl olmalı?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong>” Kemalizm’den yola çıkmış iki parti var: CHP, DSP. Bunlardan biri DSP belirli bir çizgiyi büyük sapmalar olmadan koruyabiliyor. Ama bizim savunduğumuz Kemalizm anlayışı ile tam olarak da çakışmıyor. Fakat bu partinin yapısı zaten Kemalizmin özüne ters. Çizgisi çok ayrı değil. Bazı noktalar da ayrılmalar olsa bile çok ters değil. Ama yapısı böyle bir anlayışla örtüşmüyor. CHP’ye gelince Kemalizmi neredeyse laikliğe indirgemek istiyor. Oysa Kemalizm laiklikten ibaret değil. Belki laiklik öncelik taşıyor, Kemalizmin pek çok ilkesinin önkoşulu. Laiklik olmadan demokratiklik olmaz Oysa demokratiklik cumhuriyetçiliğin özünde var. Laiklik devrimciliğin önkoşulu. Çünkü laikliğin olmadığı yerde devrimci bir oluşuma olanak yok. Laiklik halkçılığın önkoşuludur. Laikliğin olmadığı bir İslam toplumunda İslam seçkinleri öndedir ama halk önde değildir. Laiklik ulusçuluğun önkoşuludur. Bir İslam devletinde ulusçuluk anlam taşımaz, ümmetçilik anlam taşır. Laiklik Belki neredeyse Kemalist ideolojinin olmazsa olmaz koşuludur. Bu doğru. Ama yalnız laiklikten ibaret değildir. Laiklik devletçiliğin dışında hepsinin önkoşuludur. CHP içinde çok geniş bir kısım içtenlikli olarak Kemalizme bağlı. Özellikle tabanında çok ulusalcı bir kesim var. Ama CHP tavanında Kemalizmi yadsıyan kesimler var. Ve ne yazık ki parti bunları dışlama gibi bir çaba içersine girmedi. Tam tersine bunlarla uzlaşma çabasına girdi. Böyle bir uzlaşma Kemalizmin özüyle bağdaşmaz. CHP’nin son kurultayında ortaya çıkan durum ise açık bir şekilde sağa kaymaktadır. Kemalizmin özünden biraz daha uzaklaşmadır. Bu olabilir tabii. Herhangi bir siyasi parti tabanıyla birlikte buna karar vermişse bir dönüşüm geçirebilir. Ama buna 6 oklu parti altında CHP adını koruyarak yapmak tarihe karşı bir saygısızlıktır. Bu nedenden dolayı da bugün iki siyasal partimiz de kendilerini açık olarak Kemalist olarak nitelendiremediklerini görüyoruz. Peki Kemalizmin iktidara gelmesi nasıl olacak? Ülkenin esenliğe çıkmasını büyük ölçüde buna bağlıyoruz. Bunun iki aşaması var. 1) Kemalizmi doğru anlayanların bir araya gelmesi. Kemalizmin doğru tanımı üzerinde anlaşmaya varılması. 2) Bu doğru anlayışı paylaşanların giderek sayısının artması. Yalnız sayı güç oluşturmaz. Sayı ve bilinç biraraya geldiğinde güç oluşur. İşte ADD’lerin ve ÇYDD’lerin en büyük işlevleri (ÇYDD daha çok toplumsal birtakım sorunların çözümüne eğiliyor. Ama ADD’nin temel işlevi Kemalizmi doğru tanımlamak, bu doğru tanım etrafında bir bilinç oluşturmak ve bilinci oluşturanların sayısını arttırmak. Bunu ADD bir ölçüde yaptı. Örneğin sayısal olarak artış gerçekten de övünülecek bir yerde ama bu yetmez. Bilinç düzeyinin yükselmesi için de çaba göstermeli. Eğer biz bu sayısal artışı aynı hızla sürdürmesek de buna bilinç öğesini ekleyebilsek o zaman Türkiye’de siyasal yaşama Kemalist güç yön verecek noktaya gelebilir. Oraya geldiğimiz zaman Kemalizmden kaynaklanmış olan iki partimizin büyük olasılıkla tutarlı bir çizgide birleşmelerine bir araya gelmelerine katkıda bulunabilir. Olursa iyi, olmazsa da bu bilinç düzeyine ulaşmış olan bu kitle kendi çıkışını kendi bulacaktır. Bunu çok açık şekilde koymakta yarar var. Herkes soruyor: ADD’ler çok hızlı büyüdü. Amaç bir siyasi parti yaratmak mı? Benim kafamda kesinlikle böyle bir amaç yok. Benim beklentim birincisi Kemalizme netlik kazandırmak ikincisi de o netliği paylaşan kitleyi büyütmek</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923:</strong> Olası bir partileşme durumunda bunun ADD’ye sakıncası nedir?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Kendilerini başka partiler altında tanımlayan ve Kemalist ideolojiyi benimseyen kişiler için bir yol ağzı çıkmış olacaktır. Ya eski partilerinde kalacaklardır ya da yeni partiye gireceklerdir. Bir kısmı yeni partiye geçebilir. Bir kısmı da eski partilerinde kalabilir. Böylece biz Kemalist gücü büyütelim derken bölünmesine de katkıda bulunmuş oluruz. Amaç yeni bir 3. parti yaratmak mıdır? Eğer çaresiz kalınırsa bu günün birinde kendiliğinden olabilir. Ama amaç bu olmamalıdır. Amaç tekrar ediyorum doğru Kemalist anlayışı herkesin kendi içinde bulunduğu örgütte savunması olmalıdır. Bu bir siyasi parti olmalıdır, sivil toplum örgütü olabilir, sendika olabilir. Herkes demokratik toplumcu çağrıda bizim özetlemeye çalıştığımız Kemalist anlayışı kendi içinde bulunduğu örgütlerde savunursa ve bunu benimseyenlerin sayısı artarsa o zaman zaten çıkış yolu zorlamalara gerek kalmadan kendiliğinden ortaya çıkar. O düzey gelmeden bu iki partiyi yeterince benimsemiyoruz, yeni bir parti kuralım, çözümü orada arayalım demek hareketi zayıflatabilir. Üçüncü bir bölen olur. Oysa amaç o değil. Zaten net bir Kemalist anlayış etrafında birleşen insanlar sayısı hangi örgütlerde olurlarsa olsunlar çığ gibi artıyorsa günün birinde çözüm bizim hiç beklemediğimiz bir düzeyde ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923:</strong> Daha önce söylediklerinize atıfta bulunarak Türkiye’de sosyal demokratların çıkmazı altı okun çıkmazıdır görüşünün geçersiz olduğunu düşünüyorum. Sizin de böyle düşündüğünüzü sanıyorum. Kaldı ki Kemalizmin sağ ya da sol kavramların üzerinde bir kavram olduğunu düşünüyorum. Şu ortamda Kemalizmle Türk solunu bağdaştırmak ne kadar gerçekçi olur? Türk solu Kemalizmi benimsemiş durumda mı, genel anlamda DSP ve CHP düzeyinde değil.</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Kemalizmi benimsemiş sol da var benimsemeyen de var. Yalnız şu bana göre çok açık. Kemalizmin olası tabanı 20 yıl öncesine göre çok daha geniştir. Kemalist ideolojinin çizgisinde gerçekleşmiş olan Türk devriminin topluma kazandırdığı pek çok şeyi yitirme tehlikesi ortaya çıkmış durumda. Bu tehlike yokken Kemalizmi benimseyenlerin ya da çözüm olarak görenlerin oranı çok daha düşüktü. Böyle bir teklifle ortaya çıkmış olması, Atatürk’e evet Kemalizme hayır çizgisinin ülkeyi çıkmaza götürmesi Kemalizmin tabanını belki de Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar genişletmiştir. Durum böyle iken <strong>Kemalizmi daha doğrusu altı oku sosyal demokrasinin çıkmazı olarak görmek bir aymazlıktır. Sosyal demokrasiyi ,Kemalizmin ayak bağı olarak görmek daha doğru olur</strong>. Çünkü sosyal demokrasi yıpratıldı Türkiye’de. İlke olarak yıpratıldı. Kemalizmi net olarak savunan bir parti ortaya çıktığı takdirde bugün ANAP’ın DYP’nin hatta FP’nin tabanında olan bazı kesimlerin buraya kazanılması çok uzak bir olasılık değil.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923:</strong> Yalnızca sol tabana hitap eden bir Kemalist anlayış kendimizi sınırlamak olmuyor mu?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Kemalizm özünde soldur. Bir değişim ileriye dönük bir değişimi içerdiği için elbette ki sol bir harekettir. Yok ama şimdi FP’ye oy verenlerin hepsi sağcı mıdır? Toplumsal gereksinmelerin sonucu olarak sağcı mıdır? değildir. 1977 seçimlerinde Halk Partisi’ne oy verenlerin bir kısmı bugün FP’ye oy veriyor. Bunlar tepki oylarıdır. CHP 1977 seçimlerinde %42 oy almıştır. RP son seçimlerde bunun yarısı kadar oy almıştır. Bu aldığı oylar içinde üç kesim görüyoruz. Birincisi dinci kesim, onun kendisine özgü oylarıdır. Onu almak diye bir şey söz konusu olamaz. İkincisi tepkici kesim, üçüncüsü ise kararsız kesim. Net bir Kemalist parti tarafından oyları alınabilecek kesimler 2. ve 3.’dür. 1977’de CHP bu düzeni değiştireceğiz diyordu. Hakça düzeni savunuyordu. Düzenin dışladığı düzene tepki duyan kesimlerden çok büyük ölçüde oy aldı. Aynı şekilde bugün bir Kemalist parti RP’ye gitmiş oyların bir kısmını yeniden kendine çekebilir. Tepki oylarını çekebilir. Düzenin çarpıklıklarına, ahlaksızlıklara, bozukluklara tepki. Bunların hepsi ülkenin son yarım yüzyılında özellikle Özalcı politikaların uygulanmasıyla arttı. Kararsız oylar son değerlendirmede güçlüye yönelir. Siz güçlendiğiniz vakit de kararsızları çekmek olanağınız artar.</p>
<p>Cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkan tutarlı bir kimlikle ortaya çıktığınız zaman sırf RP korkusuyla ANAP’a DYP’ye giden oyları kendinize çekebilirsiniz. Çünkü onların ne kadar ikircikli davrandıkları ne kadar çelişkili davrandıkları ve bunun sonucunda ülkeyi nereye götürdüğü ortadadır. Bir yandan Cumhuriyete sahip çıkacağız diyorlar bir yandan Cumhuriyeti yıkacak güçlere bir aymazlık sonucu olarak en büyük ödünleri veriyorlar. siz ödünsüz bir Kemalist kimlikle ortaya çıktığınızda bunları yanınıza alabilirsiniz.</p>
<p>Kemalizmin halkçılık ilkesinin doğal sonucu olarak devrimcilik ilkesinin doğal gereği olarak düzenin dışladığı kitleleri yanınıza alabilirsiniz. Bunun adına ne dersiniz deyin. Sol diyebilirsiniz sağ diyemezsiniz. Bunun demokratik toplumculuk olduğunu söylemek yanlış değil. Bizim çağrımızın adı da demokratik toplumcu. Kemalizm zaten özünde hem demokrasi hem de hakça toplum özlemini gerçekleştirmeye çalışır. Yani üç ilke doğrudan doğruya demokrasiyi gerçekleştirmeyi yönelik ilkelerdir. Cumhuriyetçilik, laiklik, ulusalcılık. Diğer üç ilke de devletçilik, devrimcilik, halkçılık hakça toplum özlemini yansıtan ilkelerdir. Bunların bir araya getirdiğinizde demokratik toplumculuğun özü ortaya çıkıyor. İster açıktan sol deyin ister demeyin özü ortadadır.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923:</strong> Şu anda Türkiye’de dış destekli sözde demokrasi mücadelesi veriyor. Bu ortamda ayrılıkçı Kürtçüler, sosyalistlerin büyük bir bölümü, İslamcılar çeşitli ortamlarda bir araya geliyorlar. Söylemlerinin ortak noktası da Türkiye Cumhuriyeti ve Kemalizm düşmanlığı. Bu noktada ister istemez Türk silahlı kuvvetleri ve MGK ön plana çıkıyor. Birçok sivilin de demokratiklik adına silahlı kuvvetlerin karşısında tavır aldıkları görülüyor. Peki bu durumda Kemalistlerin Kemalist demokrasi tanımıyla nasıl bir tavır almaları gerekir?</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Kemalizmde akılcılık ön plandadır. Bir doğruyu kimin savunduğu değil doğrunun kendisi önemlidir. eğer demokratik gibi görünen bir kuruluş antidemokratik bir çizgiyi savunuyorsa alkışlayacak mısınız? Ama asker de demokrasiye sahip çıkıyorsa asker sahipleniyor diye buna karşı mı çıkacaksınız? Ne yapıyor MGK? Varolan yasaların uygulanmasını istiyor. Siz siviller olarak varolan yasalardan memnun değilseniz değiştirme olanağına sahipsiniz. MGK’nin kendisi anayasal bir kuruluş. Ben anayasaya hayır oyu verdim. Ama halkın %92’si evet oyu verdi. Anayasaya girmiş bir kuruluş. Yapısında Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar da var. Bu yapının antidemokratik olduğunu söylemek çok kolay değil, halk oyuyla kabul edilmiş bir anayasa var ve kurumun içinde devletin bütün üst sivil görevlileri de var. Ne istediğine bakıyorsunuz. İstediği şeyler de antidemokratik değil. İstediği şeyler varolan yasaların uygulanması. Hukuk devleti iseniz varolan yasaları uygulayacaksınız. Özele bakarsanız istenenler demokrasinin olmazsa olmaz koşullarıdır. Yani bir siyasal parti çıkacak demokrasinin onu tanıdığı olanakları kullanarak demokrasiyi yıkmaya çalışacak ve siz bunu siyasal partidir diye kabul edeceksiniz ama sivil olmayan bir güç demokrasinin olanaklarını kullanarak onu yıkmanın doğru olmadığını söyleyecek ve demokrasinin korunması için çaba gösterecek ve siz bunu demokrasi adına reddedeceksiniz. Böyle şey olmaz. Ben her vesile ile şunu söylüyorum .Atatürk döneminde de parti kapatıldı, bugünün Türkiyesi’nde de kapatıldı. Önemli olan bir partinin kapatılması değil, niçin kapatıldığıdır. Bir parti daha çok demokrasi istediği kökleştirmeye çabaladığı için kapatılırsa bu demokrasiye aykırıdır. Ama bir parti demokrasiyi yıkmak için demokrasinin olanaklarını demokrasisinin temellerinin yıkmak için kullandığından dolayı kapatılırsa bu demokrasiye hizmettir. MGK böyle değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>AYDINLANMA 1923:</strong> Bazı çevrelerin Atatürk’ü dinsiz, Kemalist devrimi de sosyal alanda olduğu gibi vicdani bazda da din düşmanı olarak gösterdiğini görüyoruz. Bu durum sizce geniş halk kitlelerini Kemalizmden soğutur mu? Kemalistlerin halka sunması gereken bakış açısı ne olmalı.</p>
<p><strong>KIŞLALI:</strong> Yani halkımız Orta Asya’dan taşıdığı gelenekleri ile Arabistan’ın Allah korkusuna dayalı İslam anlayışına karşın Allah sevgisine dayalı İslam anlayışını geliştirmiştir. Bunun çeşitli nedenleri var. İslamiyetten gelen nedenleri var, şamanizmden gelen nedenleri var, Anadolu kültüründen gelen nedenleri var. Bunların oluşturduğu olgunlukla Anadolu halkının çoğunluğu bu tür propagandalara gelmiyor. Yapılan araştırmada Anadolu halkının %84’ünün Atatürk’e saygı ve sevgi beslediğini görüyoruz. Yine araştırmalara göre %84 oranda insan İslam etkinliğine çok önem veriyor onun değerlerini büyük ölçüde benimsediğini söylüyor. Kişi oranın da aynı olması çarpıcıdır, fakat aynı kişiler değil. Yani o %16’lık kesim aynı insanlardan oluşmuyor. Ama bu oranlarda önemli olan Anadolu halkının kendisini hem Müslüman olarak tanımlayıp hem de Atatürk’ü sevmesidir. Kemalistlerin yapması gereken şudur. Atatürk’ün dine karşı olmadığı da laikliğin dinsizlik olmadığı da açıktır. Bunları içtenlikle vurgulamak gerek. Bunları vurgulamak dinci kesime verilmiş bir ödün değil tam tersine dürüstlüğün bir göstergesidir. Bunu vurgularken dayanacağımız çok somut göstergeler var. Yani Türkiye’de ilk kez Kuran’ın Türkçesini yayınlatan kişi Atatürk’tür. Türk halkının kendi dinsel kitabını anlamasını sağlamıştır. Halkın kendi dinini iyi bilerek gereklerini yerine getirmesini sağlamak üzere büyük çabalarda bulunmuştur. Bizim toplumumuz dışında 2 somut örnek aklıma geliyor . Birincisi birkaç yıl önce Fransa’da ölen Müslümanların manevi önderi şeyh Abbas’ın sözü bir tanesi de daha yeni Fransa’da kitabı çıkan <em>Marsilya müftüsünün</em> Atatürk’le ilgili değerlendirmesi. Bunların ikisi de Arap ve ikisi de çok önemli din adamları ve bizim toplumumuzun dışından bakan insanlar. İkisi de Atatürk’e saygı duyuyorlar, onun devriminin kesinlikle dine karşı olmadığını söylüyorlar. Hatta şeyh Abbas Türklerin Atası cehaletle savaştı, dinle savaşmadı diyor. İslamcı çevrelerin Atatürk’ü dinsizlikle suçlaması ne kadar yanlışsa kendisine solcu diyenlerin laiklik adına bunu yapması da yanlış ve tarihsel gerçeklere terstir. İki uç bir noktada, yanlışta birleşiyorlar.</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ucuncu-bir-ideolojidir" title="türkiye cumhuriyetinin çağdaşlaşmasında kitle iletişim araçlarının katkıları">türkiye cumhuriyetinin çağdaşlaşmasında kitle iletişim araçlarının katkıları</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ucuncu-bir-ideolojidir" title="ahmet taner kışlalı kemalizm yadsınarak türkiye’de sosyal demokrat ya da demokratik solcu olunabilir mi?">ahmet taner kışlalı kemalizm yadsınarak türkiye’de sosyal demokrat ya da demokratik solcu olunabilir mi?</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ucuncu-bir-ideolojidir" title="aydınlanma 1923 add">aydınlanma 1923 add</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/zafer-gunu" title="Zafer günü">Zafer günü</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/karargahta-toplanti" title="Karargah&#8217;ta toplantı">Karargah&#8217;ta toplantı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/teror-orgutu-yandaslari-hakkariyi-birbirine-katti" title="Terör örgütü yandaşları Hakkari’yi birbirine kattı">Terör örgütü yandaşları Hakkari’yi birbirine kattı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/mustafa-fehmi-kubilay" title="Mustafa Fehmi Kubilay">Mustafa Fehmi Kubilay</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/mecliste-teror-eylemi" title="Meclis’te terör eylemi">Meclis’te terör eylemi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kemalizm-ucuncu-bir-ideolojidir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

