Halkevleri
Şubat 22, 2010 Eğitim ve Kültür Alanında Devrimler
Halkevleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncesiyle oluşturulan kuruluşlardır.

Ulus devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti yeni bir toplum inşa etmek için 17 Şubat 1932′de, ilk olarak 14 merkezde (Afyon, Ankara, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Eminönü, Eskişehir, İzmir, Konya, Malatya, Samsun) Halkevi kurulmuştur.
Halk evlerinin kuruluş amacı; Türk halkının çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmasını ve yapılan devrimlerin yerleşmesini sağlamaktır. Kısacası Halkevleri, Türk milleti’ne Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisi olan Kemalizm’i benimsetmek amacını taşımıştır. Cumhuriyet halk partisi’nin programında da yer alan ifadeler bunu doğrulamaktadır. “Klasik okul yetiştirmesi dışında, yığına, devamlı ve Türkiye’nin ilerleyiş yollarına uygun bir halk eğitimi vermeği önemli görürüz. Bu hizmet için çalışan Halkevlerini devlet, imkân elverdiği kadar koruyacaktır.”
Halkevleri, etkin olarak varlık gösterdiği 1932-1953 yılları arasında önemli çalışmalar yapmıştır. Pek çok yayın ve eser ortaya koymuş, pek çok insanın topluma kazandırılmasını sağlamıştır. Halkın külfetsizce toplandığı, eğlendiği, çeşitli etkinlikler içinde yer aldığı ya da izlediği halkevi ve halk odalarının en önemli özelliklerinden birisi; yaygın “halk okulu” hizmeti görmeleridir.
Bu temelde halkevleri; dil-edebiyat, güzel sanatlar, tiyatro, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kurslar, kütüphane ve yayın, köycülük, tarih ve müze olmak üzere çeşitli kollara ayrılmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde alt yapısı hazırlanarak 19 Şubat 1932’de açılan halkevleri, 1951 yılında Demokrat parti tarafından kapatılmışlardır.

Modern Türkiye tarihinde yetişkin eğitimi ve günlük yaşamın modernizasyonu çabası yüzyıl başlarına kadar uzanır. Bu dönem çalışmaları, 1912 yılında Türk Ocaklarının kurulmasıyla daha planlı-programlı hale gelmiştir. Cumhuriyetle birlikte yetişkin eğitimi Cumhuriyetin kurucu unsurlarının oluşturduğu Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Türk Ocaklarının 1931 yılı Nisan ayında kendini feshetmesi ve bir ay sonra toplanan Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) 3. Kongresi Halkevlerine giden yolu açmıştır. CHF 1931 Kogresinde parti tüzüğünün 72. Maddesi F fıkrasında parti idare heyetlerine Halkevi açma yetkisi verilmiştir. 19 Şubat 1932′de Ankara Halkevi ile birlikte toplam 14 Halkevi açılarak Halkevlerinin kültürel alandaki uzun koşusu başlamıştır. 19 Şubat 1932’de resmen açılan halkevleri, Atatürk’ün direktifleriyle kurulmuş ve kısa zamanda Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış çok önemli bir kültür kurumudur.
Halkevleri çalışmaları Cumhuriyet Halk Fırkasının parti programındaki ilkeler doğrultusunda yürütülmüştür. Bu kurumlar 1932-1951 yılları arasında Türkiye’nin toplumsal ve kültürel tarihinde önemli roller oynamıştır. Başta Atatürk olmak üzere, dönemin önde gelen devlet adamları zaman zaman halkevleri çalışmalarına bizzat katılmak suretiyle bu kurumları desteklemişler, böylece geniş halk kütlelerinin halkevlerinde yapılan faaliyetlere katılımını sağlamışlardır.
CHF Genel Sekreterliğinde Halkevleri Bürosuna bağlı olarak çalışan Halkevleri dokuz kolda faaliyet göstermişlerdir.
Dil, Edebiyat, Tarih, Güzel Sanatlar, Temsil (Tiyatro) , Spor, Sosyal Yardım, Halk Dershaneleri ve Kurslar, Kütüphanecilik ve Yayın, Köycülük, Müze ve Sergi kollarında yetişkinlerin eğitimi, Halk Kültürünün açığa çıkarılması, derlenmesi ve korunması, halkın aydınlatılması, günlük yaşamın modernleştirilmesi etkinliklerini yürüterek Türkiye’nin çağdaşlaşmasına katkıda bulunmuşlardır. 1936 yılında Ankara Halkevi Macar Sanatçı Bela Bartok’u davet etmiş ve Halkevinde konferans verdirmiştir. Bu ziyaretler sırasında Bartok Orta Anadolu ve Toroslarda köyleri gezerek ezgi derlemesi yapmıştır.
Halkevleri 1939 yılında örgütlenme ağını geliştirmiş ve köylere yönelik daha küçük birimler olan Halkodalarının örgütlenmesine başlamıştır.
1950 yılına gelindiğinde ülke çapına yayılmış 478 Halkevi 4322 Halkodası ile toplam 4800 kültür birimi oluşturulmuştur.
Bir Halkevinin açılması için zorunlu alan olan Tiyatro, Kütüphane ve Yayın ile Dil, Tarih, Edebiyat şubelerinin mevcut olduğu gözönüne alındığında Halkevlerinin ülkede 4800 kütüphaneyi ve yüzbinlerce kitabı barındırdığı daha rahat anlaşılır. Binlerce kütüphane, binlerce tiyatro salonu, binlerce okuma odası ve Halkevlerince yayınlanın yüze yakın dergi, yüzlerce kitap… Bunun anlamı; 1950′lerin Türkiye’sinde Halkevlerince yakılan milyonlarca ışık demektir.
14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidarı Cumhuriyet Halk Partisinden devralan Demokrat Parti bu aydınlanma yuvalarının mal varlığına, binalarına, kitaplarına ve gelirlerine çıkardıkları 5830 sayılı yasa ile el koymuşlardır. Bu el koyma hareketi üzerine Halkevleri fiilen işleyemez duruma gelmiş ve kapanmıştır.
27 Mayıs 1960 Askeri hareketinden sonra kurulan Türk Kültür Dernekleri 21 Nisan 1963 tarihinde tüzük değişikliği yaparak Halkevlerine çevrilmiştir. Bu döneminde Halkevleri ülkedeki mevzuata uygun kamu yararına bir dernek olarak örgütlenmiştir. 1932-1951 döneminden farklı olarak, resmi ideoloji ve devletle ideolojik-örgütsel bağını keserek tam anlamıyla demokratik bir örgüt yapısı kazanmıştır. Ağırlıklı olarak Halkbilim çalışmaları, yetişkin eğitimi, toplum kalkınması konularında faaliyet göstermiş, Genel Merkez ve şubeler düzeyinde yayın etkinliğini ödünsüz sürdürmüştür. Halkbilim ve Etnografya alanında temel başvuru kaynakları olarak bugün bile aranan Halkevleri yayınları ülkedeki hızlı alt üst oluşa, göçe ve çözülmeye karşı derleme ve tarama çalışmalarıyla halk kültürünün korunmasında kritik bir rol oynamıştır.




Bir vatanın asırlardan beri muhtaç olduğu şey vatandaşların tek bir aile gibi toplanarak orada vatanın ilerlemesine medar olacak esaslı faaliyetleri beraber tanzim etmeleri ve beraber takip etmeleridir. Halkevleri bütün vatandaşların müşterek malıdır. Halkevlerimizin temiz feyizli ve ilerler bir halde olması: bütün devlet memurlarının, vatandaki bütün entelektüel sınıfın, bütün ilerlemek isteyen unsurların müşterek malı, müşterek vasıtası oluşundadır.
Mustafa Kemal Atatürk
Okunma sayısı: 380
Benzer Başlıklar
Sayfayı Yazdır
» Türkçe'yi düzgün bir şekilde kullanmaya,
» Kişi ve kurumlara hakaret içeren iletiler göndermemeye,
» Öfkeli ve tehditkar yorumlarda bulunmamaya,
Dikkat ediniz. Bu kurallara uymayan tüm yorumlar silinecektir.


