<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalist Gençler &#187; türk devrimi</title>
	<atom:link href="http://www.kemalistgencler.com/etiket/turk-devrimi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kemalistgencler.com</link>
	<description>Kemalist</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 14:54:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 16:10:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[kubilay olayı]]></category>
		<category><![CDATA[menemen olayı]]></category>
		<category><![CDATA[özür]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[şehit kubilay]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4953</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="Ben özür dilemiyorum! - Aydın KELEŞOĞLU" src="http://www.hakimiyetimilliye.org/thumbnail.php?file=kubilay__1__452680946.jpg&#38;size=article_medium" alt="" width="250" height="200" />23 Aralık sabahı Derviş Mehmet adında bir gerici, yobaz sürüsüyle birlikte ellerinde baltalar, bıçaklar ve hançerlerle birlikte Menemen’e girer. Aslında 107 kişilik teşkilatı ile önceden planlıdır. Mehti olduğunu ve 70 bin kişilik halife ordusunun da yakında geleceğini bildirir. Camiden yeşil bayrağı alarak halkı isyana çağırır..

Kendilerine karşı gelen öğretmen Kubilay’ı öldürürler. Ölmeden önce boğazına geçirilmesi için Hayımoğlu Jozef adındaki bir Yahudi esnaf yağlı urgan getirir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="alignleft" title="Ben özür dilemiyorum! - Aydın KELEŞOĞLU" src="http://www.hakimiyetimilliye.org/thumbnail.php?file=kubilay__1__452680946.jpg&amp;size=article_medium" alt="" width="290" height="219" />23 Aralık sabahı Derviş Mehmet adında bir gerici, yobaz sürüsüyle birlikte ellerinde baltalar, bıçaklar ve hançerlerle birlikte Menemen’e girer. Aslında 107 kişilik teşkilatı ile önceden planlıdır. Mehti olduğunu ve 70 bin kişilik halife ordusunun da yakında geleceğini bildirir. Camiden yeşil bayrağı alarak halkı isyana çağırır..</p>
<p><span id="more-4953"></span></p>
<p><strong>Kendilerine karşı gelen öğretmen Kubilay’ı öldürürler. Ölmeden önce boğazına geçirilmesi için Hayımoğlu Jozef adındaki bir Yahudi esnaf yağlı urgan getirir. Ve hep birlikte el ele vererek Türk Devriminin yeni öğretmenini öldürürler.</strong></p>
<p>Katlederler Kubilay’ı…</p>
<p>Derviş Mehmet, Kubilay’ın başını kesip bir sırığa takar..Bununla da yetinmez..Kanını içer..</p>
<p>Bu elim olay karşısında bütün ülke yasa boğulur. Atatürk sinirlenir ve Balıkesir’den seslenir.</p>
<p><strong>“Gericilerin varlığını müsamaha ile karşılayanlar, Menemen’de Kubilay’ın başı kesilirken kayıtsızca seyretmeye tahammül edenlerle ve hatta alkışlamaya cesaret edenlerle birdir.”</strong></p>
<p>Olaya derhal müdahale edilir, Derviş Mehmet ve hempaları ile çatışmaya girilir. Derviş Mehmet adlı terörist çatışmada öldürülür. Adamları ise çok geçmeden yakalanır.. Köylüler, Derviş Mehmet adlı teröristin adamlarına bir tokat gibi şu soruyu sorarlar;</p>
<p><strong>“Biz Milli Mücadelede köyünüze geldiğimizde Yunan Menemen’i kan gölüne çevirmişti.Ezan susmuştu..Yunan askerleri süngülerine takılmış Türk çocuklarıyla eğlence yapmışlardı..Ezan sesleri gitmiş, çan sesleri gelmişti..O zaman bize katılmanızı istedik, “Menemene baskın yapalım” dedik..Siz ise bize “Mehti çıkmadan düşmana kurşun atmayız” dediniz. Ve gavur varken Menemeni basmadınız..Şimdi Menemen’de gavur yok..Çan sesleri yok..Papazlar yok..Çan sesleri yerine ezan sesleri geldi..”Din elden gitti” diye naralar atarak Menemen’i neden şimdi bastınız? Papazlar gidince mi din elden gidiyor? Mehti çıkıyor..Bu methi nasıl bir methi?”</strong></p>
<p>Bu soruların karşısında suskun kalan yobazlara yine aynı köylüler şu sözü söyleyerek son noktayı koyar; <strong>“9 Eylülde İzmir’de biz düşmanı denize döktüğümüzü sanıyorduk..Meğer düşman bu yobazlar yerlerine vekil bırakmışlar. Korkarım ki, düşman ruhunu bu yobazlara yükleyip de gitmiştir. Eğer bir gün bu yobazlar iktidar olursa, biliniz ki işimiz bitmiş olacaktır”</strong></p>
<p>Ardından, sağ kalanlardan suçlu bulunan yobazlar Mustafa Muğlalı Başkanlığında kurulan bir Mahkeme ile asılır..Ancak bu sıradan bir olay değildir..Olayın gerisinde ilginç detaylar vardır. Olaydaki yobazlardan Giritli İbrahimoğlu İsmail, Giritli Alioğlu Hasan ve Mehmet Emin adındaki failler “Hüsnüyadis” ile kardeş çocuklarıdır.</p>
<p>Hüsnüyadis ise; Manisayı Yunanlılara teslim eden ve Türklerin katledilmesine neden olan Damat Ferit Hükümetinin Valisi Hüseyin Hüsnü’dür..Hüseyin Hüsnü’nün daha çok Rumları ve işgalcileri kayırması nedeniyle Türkler ona “Hüsnüyadis” Lakabını takmışlardır.. Hüsnüyadis, Kurtuluş Savaşından sonra Yunanistan’a kaçmış ve Hristiyan olmuştur.. Kuzenleri ise Derviş Mehmet adlı teröristin ortaklarıdır.</p>
<p>Yunan işgalinde Manisa Valisi Hüseyin Hüsnü Yunan Komutana giderek şu sözlerle teşekkürlerini bildirmiştir.. “Bizi Milliyetçilerden kurtardığınız için teşekkür ederiz” Milliyetçiler dediği de Kuvayı Milliye askerleridir.</p>
<p>Aradan 80 yıl geçer.</p>
<p>Menemen’de o gün katillere o soruları soranların korkuları gerçekleşmiş gibidir.. <strong>“Korkarım ki, düşman ruhunu bu yobazlara yükleyip de gitmiştir. Eğer bir gün bu yobazlar iktidar olursa, biliniz ki işimiz bitmiş olacaktır”</strong> diyen köylüler sanki haklı çıkmış gibidirler..</p>
<p>Çünkü bir söylenti dolaşır dillerde. Bazı internet sitelerinde AKP ‘nin kurucusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Derviş Mehmet’in torunlarından olduğu söylenir. Ayrıca Derviş Mehmet’in adamlarının da Hüsnüyadis ile kuzen olmaları bir tesadüf değildir.</p>
<p>Köylüler sanki haklı çıkmıştır..</p>
<p>Önce Atatürk’e ve arkadaşlarına saldırılar başlar..Okullardan adı silinmek istenir.. İnönü’yü bıyığından dolayı Hitler’e benzetirler.. Milli Mücadeleye saldırılar. Ardından Menemen olayında Mahkeme Başkanı Mustafa Muğlalı’nın adının verildiği kışlada tabela indirilir ve hafızalardan kazınır. Oysa Mustafa Muğlalı sadece Kubilay olayında gerici teröristleri asan bir subay değil, 1912–1913 yıllarında Balkan Savaşı’na, 1914–1918 yıllarında Birinci Dünya Savaşı’na ve ardından 1920-1922 yıllarında Kurtuluş Savaşına katılmış bir Subaydır..O insanlar yaptıklarından hiç pişman olmadılar. Türkiye Cumhuriyetini kurtardılar..Kurdular. Özür dilenecek bir şey yapmadılar. Bu gün bunlar unutulmuş ve unutturulmuştur.</p>
<p>Ve bu gün unutulmuşluğun yerini özürler almıştır.</p>
<p>Tarih yanlı ve yanlış bir şekilde deşelenir. Hükümet lehine propaganda amaçlı kullanılır. Yobazlara satılır satırlar. İhanetler, İsyanlar ve İşbirlikler, Satılmışlıklar ülkesine dönmüştür memleket.</p>
<p>Tüm bu garabetler içinde kim ne özür dilerse dilesin..</p>
<p><strong>Ben de özür dilemiyorum..</strong></p>
<p><strong>Çünkü Jozef Hayım’ların, Hüsnüyadis’lerin ve Derviş Mehmed’lerin izinden değil, Kubilay’ın ve Mustafa Kemal’in izinden gidiyorum..</strong></p>
<p><strong>Yazar:</strong> Aydın KELEŞOĞLU<br />
Hakimiyetimilliye.org</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="kemalist devrim">kemalist devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="aydın keleşoğlu">aydın keleşoğlu</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="hayimoğlu jozef">hayimoğlu jozef</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="aşar vergisi">aşar vergisi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="tsk şehit bilançosu 2011">tsk şehit bilançosu 2011</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="Devrim şehidi Kubilay anıldı">Devrim şehidi Kubilay anıldı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/astegmen-kubilayin-kesik-basi" title="Asteğmen Kubilay&#8217;ın Kesik Başı">Asteğmen Kubilay&#8217;ın Kesik Başı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;">&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/genelkurmay-arsivlerinde-menemen-gercegi" title="Genelkurmay Arşivlerinde Menemen Gerçeği">Genelkurmay Arşivlerinde Menemen Gerçeği</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="Kemalist Devrim">Kemalist Devrim</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her Türlü Ayrılıkları Öteleyerek Milleti Birleştirmek!</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 18:55:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[türk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[türk ulusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4872</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="Her Türlü Ayrılıkları Öteleyerek Milleti Birleştirmek…" src="http://img.blogcu.com/uploads/sohret1_cumhuriyeti_biz_boyle_kazandik.jpg" alt="" width="250" height="200" />Kanla, irfanla, devrimle kurulan Cumhuriyet’in varlığı tehlikededir. Emperyalizmin uluslararası çeteleri, dâhili işbirlikçiler yetiştirerek ulus devletin parçalanması ve kendi denetimlerinde çakma devletçiklerin inşasının peşindedirler.

Ülkemizde uygulanan her türlü yasak ve benzeri politikalar, emperyalizmin “BÖL-YUT” politikasının ürünüdür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="alignleft" title="Her Türlü Ayrılıkları Öteleyerek Milleti Birleştirmek…" src="http://img.blogcu.com/uploads/sohret1_cumhuriyeti_biz_boyle_kazandik.jpg" alt="" width="256" height="329" />Kanla, irfanla, devrimle kurulan Cumhuriyet’in varlığı tehlikededir. </strong>Emperyalizmin uluslararası çeteleri, <strong>dâhili işbirlikçiler</strong> yetiştirerek ulus devletin parçalanması ve <strong>kendi denetimlerinde </strong>çakma devletçiklerin inşasının peşindedirler.</p>
<p><span id="more-4872"></span></p>
<p>Ülkemizde uygulanan her türlü yasak ve benzeri politikalar, emperyalizmin <strong>“BÖL-YUT” </strong>politikasının ürünüdür.</p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk “Gelecek nesillerin Türkiye’de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye’nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tespitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir” </strong> demektedir.</p>
<p>10 Kasım 1938′de<strong> Mustafa Kemal Atatürk</strong>‘ün Hakk’a yürümesiyle  bu öngörü gerçekleşmiş, bu zaman içinde toplumu ulusal bilinçten koparılmak için <strong>her türlü tertip ve hileye </strong>başvurulmuş ve bunda da ne yazık ki başarılı olunmuştur.</p>
<p>Toplumun bir kısmı <strong>Mustafa Kemal</strong>’i din düşmanı olarak görürken, bir kısmı da onu sevmiş, ama ne dediğini anlamak ve topluma anlatmak yerine gündelik işlerinin peşine düşmüştür. Bir diğer kesim ise onu sosyalist devrimi yapmamakla suçlayacak kadar toplumbilimden uzak bir durumdadır.<strong>Mustafa Kemal</strong>’i diktatörlükle suçlayan mı ararsınız, faşistlikle mi?</p>
<p><strong>Mustafa Kemal</strong> dinsiz ve din düşmanı değildir. Hele, hele faşist ve diktatör hiç değildir. <strong>Atatürk </strong>bir bağımsızlık savaşçısı ve <strong>anti-emperyalist Türk milliyetçisidir</strong>. Ancak O’nun milliyetçiliği, diğer milletleri aşağılayan ve hor gören bir milliyetçilik anlayışı değildir.</p>
<p><strong>Cumhuriyet’le başlayan devrimler Milli Türk Devrimleri’dir.</strong></p>
<p><strong>29 Ekim 2011</strong>’de gelinen nokta ise Cumhuriyet Bayramı resmi geçitlerinin <strong>deprem bahanesiyle</strong>kaldırılmasıdır. Karşıdevrimci güçler bu hamleyle <strong>bölünme anayasasına</strong> karşı oluşacak tepkinin derinliğini ölçmeye çalışmaktadırlar.</p>
<p>İşte bu noktada<strong> Kemalist Devrim</strong>’in yeniden ihya ve inşası için milli şuraların toplanması ve uyuşturulan toplumun kendi kişiliğine döndürülmesi tarihi bir görev olarak bizleri beklemektedir.</p>
<p>Sözü <strong>Mustafa Kemal</strong>’e bırakalım.<strong> “Türk ulusunun düzenini bozmaya yönelen çabalar boğulmaya mahkûmdur. Büyük Türk ulusu, kendisinin ve vatanının yüksek çıkarları aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, yurtsuz ve ulussuz beyinlerin gizli ve kirli emellerini anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir ulus değildir.”</strong></p>
<p><strong>Emperyalizm, her türlü aracı kullanarak ulusların bilincini bulandırarak onları oluşturan etnik ve dini ayrılıklar üzerinden parçalamak bölmek için çalışmaktadır. </strong>Dünyada egemenliğini ve sömürüsünü sürdürmenin yolu budur.</p>
<p>Ülkemizin içine düşürüldüğü açmazdan çıkış yolu her ilde şuralar toplayarak yeniden tam bağımsız Türkiye mücadelesini sürdürmektir. Burada her türlü etnik, dini ve siyasi ayrılıkları öteleyerek milleti birleştirmek esastır. Gelinen noktada a partisi, b partisi, c partisi vb yaklaşımlar en büyük taktik ve stratejik hata olur ve istenen birlik sağlanamaz.</p>
<p>Gelinen noktada mesele futbol takımı tutar gibi parti fanatikliği değildir. Siyaset yapabilmenin ortak düzlemi vatanın birliği, Cumhuriyet’in ve ulus devletin varlığıdır. Siyaset <strong>“Ver şu kaşığı bir de ben öleyim”, “Benim grubum baş olsunda…”, “Hele ben şurada bir baş olayım da nasip belediye meclisi üyesi veya il genel meclisi üyesi mi olurum, ah bir milletvekili olsam…”</strong>ihtiraslarıyla yanma tutuşma değildir. Altını çizerek söylemeliyim ki bu ve benzeri takıntılar milleti siyasette soğutmuş, rant peşinde koşan kifayetsiz muhterisler ayrıkotları gibi her türlü yapıyı sarmıştır. Bu hastalıklı yapıda iki ana tür vardır.<strong> “Ben bir şey olayım”</strong> diyenler ile <strong>“Ben bir yapayım”</strong> diyenlerdir. Bir şey olma derdinde olanlar için her türlü birliktelik geçerlidir. Onların vatanı şahsi çıkarlarıdır. Bir şey yapmak için yola çıkanlar ise <strong>“kötü para iyi parayı kovar” </strong>kuralı gereği ötelenmektedirler.  Bu hastalıklı yapı milleti her türlü etnik, dini ve siyasi ayrılıkları öteleyerek birleştirmenin de en büyük engelidir.<br />
Ayrıca;</p>
<p>a) Milleti kim birleştirecek?</p>
<p>b) Biz yazdık, söyledik millet kendi birleşsin gibi soru ve anlayışlar aşılmak zorundadır. Hiçbir toplum salt lafla ve yazıyla birleşemez, ona önderlik edecek yapılar tarihin çarklarını ileri doğru çeviriler.<br />
Türk devrim süreci bu soru ve anlayışların yanıtları ile oluşmuş bir birikimdir. İlk işaret fişeğini atacak olanlar aydınlardır ki bu hep böyle olmuştur. Aydın tanımı her yaştan genç ve genç kalanları içeren bir yelpazedir.</p>
<p>Aydının görevi, uzaya gönderilen bir uydunun yerçekiminden kurtulup onu yörüngeye oturtması için eklenen parçaya benzer. Toplum gerekli ivmeyi kazandıktan sonra aydın oluşacak sapmaları öngörmek ve uyarmakla görevine devam edecektir.</p>
<p>Bugün her ilde yerel önderler parti, sendika ve demokratik kitle örgütleriyle görüşerek temsilciler seçmeli ve seçilenler Ankara’da bir araya gelerek tam bağımsız Türkiye mücadelesi yaşamsal bir ivme kazanarak <strong>Kemalist Devrim’</strong>in ihyası ve inşası sağlanmalıdır.</p>
<p>Bu bir <strong>Cumhuriyet meclisidir.</strong> Türkiye’nin anayasa dayatmasıyla <strong>bölünmesine cepheden karşı çıkılarak ulus devletin parçalanması önlenmelidir.</strong></p>
<p>Çağımızda ulus devletlerin baş düşmanı emperyalizm ve onun işbirlikçileridir. Bu mücadelede<strong>Mustafa Kemal</strong>’in ilkeleri devrimin yolunu aydınlatan en güçlü ışıktır. Her türlü etnik, dini, siyasi ayrılıkları öteleyerek milleti tam bağımsız Türkiye, <strong>“Ya İstiklâl, Ya Ölüm” </strong>şiarıyla birleştirmek ve<strong>Kemalist Devrim’i yeniden hayata geçirmek…</strong></p>
<p><strong>GAZANFER ERYÜKSEL</strong></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek" title="türk polis araçları">türk polis araçları</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek" title="atatürk resimler">atatürk resimler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek" title="kemali̇st !!!!! son nefesime kadar ulu önderim mustafa kemal atatürk\ün">kemali̇st !!!!! son nefesime kadar ulu önderim mustafa kemal atatürk\ün</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek" title="kemalist gençler">kemalist gençler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek" title="türk milleti">türk milleti</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/yurttas-cumhuriyete-sahip-cikti" title="Yurttaş Cumhuriyet&#8217;e sahip çıktı">Yurttaş Cumhuriyet&#8217;e sahip çıktı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/saat-0905-yurtta-hayat-durdu" title="Saat 09:05 yurtta hayat durdu">Saat 09:05 yurtta hayat durdu</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/cumhuriyetimizi-bugun-kurduk" title="Cumhuriyetimizi Bugün Kurduk!">Cumhuriyetimizi Bugün Kurduk!</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-30-agustos-1924-tarihli-konusmasi" title="Atatürk&#8217;ün 30 Ağustos 1924 Tarihli Konuşması">Atatürk&#8217;ün 30 Ağustos 1924 Tarihli Konuşması</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/bir-onur-savasinin-da-sonucuydu-cumhuriyet" title="Bir ‘Onur’ Savaşının da Sonucuydu Cumhuriyet!">Bir ‘Onur’ Savaşının da Sonucuydu Cumhuriyet!</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/her-turlu-ayriliklari-oteleyerek-milleti-birlestirmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 20:17:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[jakoben]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[tepeden inme]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[türk vatandaşlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4754</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, ''Türk devrimi tepeden inme değildir, tarihi tekamül yasasının gereğidir'' dedi.

CHP İzmir İl Başkanlığınca düzenlenen, ''Atatürk'ü Anlamak'' konulu panelde konuşan Güler, Türkiye'de laikliğin ''Halk için halka rağmen'' anlayışıyla zorla benimsetilmediğini söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, &#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir, tarihi tekamül yasasının gereğidir&#8221; dedi.</strong></p>
<p><span id="more-4754"></span></p>
<p>CHP İzmir İl Başkanlığınca düzenlenen, &#8221;Atatürk&#8217;ü Anlamak&#8221; konulu panelde konuşan Güler, Türkiye&#8217;de laikliğin &#8221;Halk için halka rağmen&#8221; anlayışıyla zorla benimsetilmediğini söyledi.</p>
<p>Güler, laiklik arayışının 1. Meşrutiyet döneminde başladığını dile getirerek, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir, tarihi tekamül yasasının gereğidir. &#8216;Kadınlar haklarını istemedi, Atatürk verdi&#8217; ifadesi doğru değil. Eğer kadınlar Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;nda yer almasaydı, erkekler kadar mücadeleye destek vermeseydi, seçme ve seçilme hakkını vermek kimsenin aklına gelmeyebilirdi. Şimdi hangi tepeden inme kadın haklarından bahsediliyor? Devrim, iç dinamiklerle gelişmiştir ve özü cumhuriyettir. Türk devrimi jakobendir ama jakobenlik hiç de kötü bir şey değildir. Ulusal devlet kurulmuştur ve devlet-yurttaş, vatandaş kavramları üzerinde yükselmiştir.&#8221;</p>
<p>Yeni anayasa tartışmaları ile &#8221;Türk vatandaşı&#8221; ve &#8221;Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı&#8221; kavramlarının gündeme geldiğini dile getiren Birgül Ayman Güler, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Türk vatandaşı, &#8216;devlet vatandaş arasında ayrımcılık yapmaz, yapılmasına izin vermez&#8217;. &#8216;Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı&#8217; demek ise azınlıklar sisteminin devlet sistemi haline gelmesi demektir. &#8216;Türk vatandaşı&#8217; ve &#8216;Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı&#8217; arasında iki ayrı gezegende yaşamak kadar fark vardır. Ben özgürleşmek isteyen biriysem o zaman Türk vatandaşı ve ulus devlet anlayışının dönemi geçmemiştir. Ben Boşnak elbisemin içinde yaşamak istemiyorum. Etnik kimliklere saygım sonsuz ama etnik kimliğimin, hele inanç kimliğimin içinde sıkışmak hiç istemiyorum.&#8221;</p>
<p>Cumhuriyet</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="tepeden devrim">tepeden devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="kemalist devrim">kemalist devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="atatürk">atatürk</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="türk devrimi jakoben mi">türk devrimi jakoben mi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="turk dervrimi yorumlari">turk dervrimi yorumlari</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/mebe-ataturk-tirpani" title="MEB&#8217;e Atatürk tırpanı">MEB&#8217;e Atatürk tırpanı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir" title="Devrim Kanunu Mevcut Kanunların Üstündedir!">Devrim Kanunu Mevcut Kanunların Üstündedir!</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="Kemalist Devrim">Kemalist Devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="Türk Devrimi">Türk Devrimi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalist Devrim</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:10:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devrimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Devrimleri]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrimler]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=591</guid>
		<description><![CDATA[I.Dünya savaşı sonrasında varlığı son bulan Osmanlı İmparatorluğu, ardında geniş bir halk yığını bırakmıştı. Bu halk, yıllarca süren savaşlarda yorgun düşmesi, sefalet içinde kalması yanında; çağın gereksinimlerinden, temel hak ve hürriyetlerinden de geri bırakılmış, geçmişin hükmünü yitirmiş uygulamaları altında ezilmiş bir halktı. Dünya, akıl ve bilim önderliğinde inanılmaz bir hızla gelişirken, tüm bu gelişmelerin uzağında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I.Dünya savaşı sonrasında varlığı son bulan Osmanlı İmparatorluğu, ardında geniş bir halk yığını bırakmıştı. Bu halk, yıllarca süren savaşlarda yorgun düşmesi, sefalet içinde kalması yanında; çağın gereksinimlerinden, temel hak ve hürriyetlerinden de geri bırakılmış, geçmişin hükmünü yitirmiş uygulamaları altında ezilmiş bir halktı. Dünya, akıl ve bilim önderliğinde inanılmaz bir hızla gelişirken, tüm bu gelişmelerin uzağında kalmış Anadolu insanı şimdi bir de esaret altına alınmış, devletsiz bırakılmıştı.</p>
<p><span id="more-591"></span></p>
<p>Bu esarete son veren Mustafa Kemal oldu. Önce bu yorgun halka bağımsızlığını tekrar kazanacak inancı aşıladı ve ardından asıl büyük zaferi olan devrimleri ile halkını terk edildiği karanlıktan çıkarıp, çağdaş ve medeni milletlerle eş, saygıdeğer bir millet haline getirdi.</p>
<p>Kemalist devrimler, düşman işgalinden kurtulan Türk halkının, geçmişin çürümüş zihniyetine karşı verdiği ve zafer kazandığı ikinci bir kurtuluş savaşı oldu.</p>
<p>Biz de bu bölümde, Kemalist Devrimcilik ilkesini farklı noktalarından inceleyecek ve değerlendireceğiz.</p>
<p><strong>Devrim nedir?</strong></p>
<p>‘Mustafa Kemal, ‘devrimi’, ‘mevcut kurumları zorla değiştirmek’ olarak tanımlar.’1</p>
<p>Devrim kelimesinin sözlük anlamı ise: ‘Pek kısa bir zaman içinde meydana gelen temelli ve önemli değişiklik’2tir.</p>
<p>Daha ayrıntılı bir tanımı ünlü sosyolog Sorokin şöyle yapmıştır: ‘İlk olarak, devrim, halkın davranışlarında bir yandan da psikolojisinde, ideolojisinde, inançlarında ve değerlendirmesinde bir değişmedir.</p>
<p>İkinci olarak, devrim, halkın biyolojik bileşiminde ve onun ortalama olarak yaratıcı ve seçici süreçlerinde bir değişmeyi ifade eder.</p>
<p>Üçüncü olarak, devrim, topluluğun sosyal yapısının biçimini bozmayı betimler.</p>
<p>Son olarak da, devrim, temel sosyal süreçlerin bir değişimi anlamını taşır.’3</p>
<p>Bu üç tanım, ayrıntılarına girsin girmesin devrimin temelde bir ‘değişim’ meselesi olduğunu ortaya koymaktadır. Peki, Türk halkı için devrim kelimesi ne ifade etmelidir? Devrim tanımının yönü nedir? Bu sorulara Mustafa Kemal’in şu sözü yanıt olur: ‘İnkılap, Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine, en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseler koymuş olmaktır.’4</p>
<p>Demek ki, devrimin yönü ilericiliktir.</p>
<p>Sonuç olarak, Orhan Koloğlu’nun dediği gibi: ‘Bir toplum hareketinin insanlık tarihinde ileriye doğru bir adım olarak yer alabilmesi için koşul, ‘geçmişle günün her alandaki –siyaset, sosyal yapı, ekonomik yapı, hukuk vb…- bağlarını, geleceği daha sağlam ve daha iyi kurabilmeyi sağlayacak’ nitelikte değiştirmesidir’5. İşte, bu değişimin kısa ve kararlı bir süreç içinde sağlanmasına ‘devrim’ denir.</p>
<p>Türk devrimi de bu ilerici özü benimsemiştir.</p>
<p><strong>Kemalist Devrim Nedir?</strong></p>
<p>Kemalist devrim, kısaca, Mustafa Kemal önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile Türk halkının, esaretten bağımsızlığa ve geçmişin köhne zihniyetinden, çağın gereğince bir hayata, akıl ve bilim önderliğinde taşınması şeklinde tanımlanabilir.</p>
<p>Kemalist Devrimi içinden yeşerdiği Osmanlı yapısından tamamen ayırmak mümkün değildir. Ancak Kemalist Devrim ile Osmanlı ıslahatçılığı arasında keskin farkların olduğu da bir gerçektir. Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil’in dediği gibi: ‘(…) Atatürk Devrimi eski reformlara kıyasla bir ‘devam’ı değil, bir ‘aşama’yı ortaya koymaktadır. Kanaatimizce taşıdığı orijinallik de(…) Türk Aydınlanması oluşundan gelmektedir.’6</p>
<p>Yine, Doğan Avcıoğlu da ‘1923-1928 dönemi reformlarının, düşün ve eylem alanında hayli uzun bir geçmişi’ olduğunu söyler ancak Tanzimat sonrası ortaya çıkan ‘çağdaş uygarlık’ anlayışı ile, Kemalist Devrimin farklılaştığı yönlerde de şu örnekleri verir: ‘Batı uyduculuğu ve taklitçiliği şampiyonluğunu yapan Tanzimatçılar, Batıya tam açılmayı, daha doğrusu tam teslimiyeti savunurlar. Jön Türkler’den Prens Sabahattin Bey, ‘Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?’ incelemesinde, bu soruya ‘Anglosaksonlara benzemekle, Anglosakson hocalar getirip, onların bireyci eğitiminden geçmekle’ karşılığını verir. İttihatçılar, Ziya Gökalp’in ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, çağdaşlaşmak’ görüşüyle yola çıkarlar..’7</p>
<p>Öte yandan ıslahat anlayışının, Osmanlı aydınları tarafından kimi zaman nerelere vardırıldığının en önemli örneği kuşku yok Abdullah Cevdet’tir. Prens Sabahattinci ve İngiliz yanlısı Abdullah Cevdet için, Batı medeniyetine ulaşma yolunda yapılması gereken ‘dışardan damızlık erkek getirmektir.’ Şöyle yazılar yazar: ‘Batı medeniyeti, ona ancak uyulabilecek, karşı durulursa yerle bir edici coşkun bir seldir… Neslimizi ıslah edip güçlendirmek için, Avrupa ve Amarika’dan damızlık erkek getirmeliyiz.’8</p>
<p>Şunu söyleyebiliriz: Osmanlı da dönem dönem bir reform sürecine girmiş, yapılan olumlu yeniliklerin yanında çoğu zaman teslimiyetçi aydın, yönetici yetersizliği ve bu sınıfın sakat düşünceleri; bunun yanında halktan kopuk yönetim anlayışı nedeniyle bu reformlar başarısız olmuştur.</p>
<p>Bu başarısızlığın, Kemalist Devrimle bağlantısını Prof. Dr. Ahmet Mumcu şöyle kurar: ‘Türk toplumunda da Atatürk devriminden önce yenileşme gereksinimleri duyulmuş, bunları gidermek için zaman zaman reformlar yapılmıştır. Bu reformların başarısız kalışı, toplumun son derece ağır bunalımlara düşmesi karşısında, Atatürk belirmiş ve devrimini yapmıştır. Şurasını da söylemek yerinde olur: Osmanlı Devleti’ndeki reform çabalarının bir hayli verimsiz sonuçlar getirmesini tam anlamı ile olumsuz değerlendirmemek gerekir. Atatürk’ü ve çevresini yetiştiren kuşağın oluşmasında, bu reform denemelerinin getirdiği ortamın büyük rolü vardır. Reformlar yapılmasaydı devlet daha çabuk çökerdi. Gene, bu reformların başarısız sonuçlar vermesi, daha başka etkili yollar aranmasını ve nihayet Atatürk’ün devrimci düşüncelere sahip olmasını gerektirmiştir.’9</p>
<p>Kemalist Devrimin, kendinden önceki süreçten farklılaştığı nokta da budur. Kemalist Devrim, yepyeni bir hedefle ve büyük bir tutarlılıkla ‘bağımsızlık’ ve ‘çağdaşlaşma’ gibi iki temel üzerine oturmuştur. Önce bir Kurtuluş Savaşı vermek göze alınarak, halk esaretten kurtarılmış; ardından da (burası önemli) ‘akıl ve bilim’ öncülüğünde, bu yoldan asla şaşmaksızın, çağın gereği devrimler ‘kararlılıkla’ gerçekleştirilmiştir. Ve bu devrimci karakter, devrimin de özü olarak kabul edilmiştir. Bu anlamda Kemalist devrim kendinden öncekilerden farklı olarak, ‘düzeltmek’ değil, ‘yıkıp yeniden yapmak’ hedefiyle başarılı olmuştur.</p>
<p>Sonuçta, Kemalist Devrim, 1919’da başlayan bağımsızlık hedefini gerçekleştirmiş (ve kıskançlıkla korumaya almış), öte yandan çağdaşlaşma, çağın gerisinde kalmama hedefi nedeniyle hiç bitmeyen bir devrimdir.</p>
<p><strong>Devrimcilik İlkesinin Kaynağı</strong></p>
<p>Devrimcilik ilkesinin kaynağı, hiç kuşku yok ki Mustafa Kemal’in kendisidir. O’nun devrimci kararlığı ve metoduna daha sonra değineceğiz fakat Türk Devrimi’nin bu devrimci kaynağının geldiği yer üzerine biraz konuşmakta fayda var.</p>
<p>Mustafa Kemal, daha 1918’de şu düşüncelere sahiptir: ‘Benim elime büyük yetki ve güç geçerse ben sosyal hayatımızda istenilen inkılâbı bir anda bir coup ile yapacağımı zannederim. Zira ben, bazıları gibi, halkı ve ulemayı yavaş yavaş benim görüşlerimin derecesinde görmeye ve düşündürmeye alıştırmak suretiyle bu işin yapılabileceğini kabul etmiyorum ve böyle harekete karşı ruhum isyan ediyor. Ben bu kadar yıllık yüksek öğrenim gördükten, sosyal ve uygar hayatı inceledikten ve özgürlüğü tatmak için ömür harcadıktan sonra neden halk seviyesine ineyim? Onları kendi seviyeme çıkarırım.’10</p>
<p>Görülüyor ki, Mustafa Kemal daha o yıllarda kararlı bir devrimci karaktere sahiptir. Ve yıllar içinde bu yönünden asla vazgeçmez. 28 Aralık 1919’da daha mücadelenin başında halka şunları söyler: ‘Efendiler! Milli teşkilatımızın bugün takip ettiği gaye, vatanın parçalanmaktan ve milletin esaretten kurtarılmasına yöneliktir. İnşallah yakın zamanda milli teşkilat bu gayenin elde edilmesiyle üstlendiği vatani vazifesini yapacaktır.</p>
<p>Fakat vazifesini tamamlamış sayılacak mıdır? Bence bundan sonra da pek mühim vatani ve milli vazifemiz vardır. Bilhassa dâhil ahvalimizi ıslah ile medeni milletler arasında faal bir uzuv olabileceğimizi fiilen ispat etmek lazımdır. Bu gayede muvaffak olmak için siyasi mesaiden ziyade toplumsal mesaiye ihtiyaç vardır.’11</p>
<p>Yılların ardından, 27 Ocak 1923’de, vatanı düşmandan temizlemiş, İzmir Hükümet Konağı’nda yaptığı konuşmada şunları söylemektedir: ‘Efendiler! Henüz kurtulmuş değiliz, atılan adım bundan sonra atılması lazım gelen adımların başlangıcıdır. İnsan başlangıçta iken neticeye ulaştığını iddia ederse, kendisini dünyanın en derin gafletleri içine dalmış görür. Biz daha çok adımlar atmak mecburiyetindeyiz. Bu adımlar hem çok seri, hem de çok uzun olmalıdır.’12</p>
<p>Mustafa Kemal için yaptığı devrimin iki adımı olduğunu sözlerinden çıkarmak zor olmasa gerek: Bağımsızlık ve çağdaşlaşma. Ve şu da açıkça ortadadır ki, bunlardan biri diğerinden daha az önemli değildir.</p>
<p>Devrimin kaynağı Mustafa Kemal, düşmanı Anadolu’dan kovduktan sonra, tam da birileri O’nun için ‘Yunan’dan kurtulduk, bakalım Mustafa Kemal’den nasıl kurtulacağız?’ derken: ‘Asıl savaşımız bundan sonra başlıyor’13 diyendir.</p>
<p>Hem de durup dinlenmeden…</p>
<p>İleri Adımlamak</p>
<p>Gerçekten de durup dinlenmeden devrim hareketlerine girişir Mustafa Kemal. Savaşın, hiç bitmeyecek ikinci ayağı başlamıştır artık.</p>
<p>Kurtuluşun ardından Cumhuriyetin gerçekleştirdiği devrimler nelerdir? Bunları ayrı ayrı açıklamadan, sadece başlıklar halinde hatırlamak dahi devrimci karakter konusunda gösterilen kararlılığı ortaya koymaya yetecektir.</p>
<p>‘<strong>A. Rejimle İlgili Devrimler:</strong></p>
<p>a- Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922)</p>
<p>b- Cumhuriyetin kabul edilmesi (29 Ekim 1923)</p>
<p>c- Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)</p>
<p>d- Şer’İye ve Evkaf Vekâletlerinin kaldırılması (3 Mart 1924)</p>
<p><strong>B. Teokrasideki Değişmeler</strong></p>
<p>a- Laiklik</p>
<p>b- Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması</p>
<p>c- Hutbelerin, duaların ve ezanın Türkçeleştirilmesi</p>
<p><strong>C. Sosyal Yapıda Yapılan Devrimler</strong></p>
<p>a- Medeni Kanunun kabulü</p>
<p>b- Kadın Haklarının tanınması</p>
<p>c- Şapka ve Giysi Devrimi</p>
<p>d- Doğulu ölçü sisteminden, batı ölçü sistemine geçiş</p>
<p>e- Eğitim ve öğretimde yenilikler</p>
<p>f- Yazı Devrimi</p>
<p>g- Türk Tarih Anlayışında, gerçeğe dönüş</p>
<p>h- Türk Dili’nin kendi benliğine kavuşması</p>
<p>i- Soyadı Yasası</p>
<p>j- Endüstri ve Ekonomik Devrim’14</p>
<p>Bu devrimlerin her biri, zorlukları bakımından ayrı birer kitapta incelenebilecek devrimlerdir. Ancak Mustafa Kemal, tüm bunları on beş yıl gibi kısa bir zamanda gerçekleştirebilmiştir.</p>
<p>Bu devrimler, devrimcilik ilkesinin anlaşılması bakımdan elbette önemlidir. Ancak kimi çevreler devrimcilik ilkesini, yukarıda saydığımız devrimleri koruyup kollamakla sınırlı zanneder. Bu devrimcilik ilkesinin anlamını daraltan bir tanımlamadır.</p>
<p>Devrimin anlamını, Kemalist Devrim’in öncüllerinden farkını, devrimin kaynağını ve ortaya koyduğu yenilikleri gördük. Bundan sonraki bölümlerde ‘Devrimcilik’ ilkesi üzerine tartışacağız.</p>
<p><strong>Kemalist Devrimcilik</strong></p>
<p>Paul Dumont: ‘Her iyi Kemalist, ilerici olmanın, ‘zamana karşı atılımlar yaparak ve çağ atlayarak, mümkün olan en süratli şekilde davranmak’ demek olduğunu bilmektedir’15 der.</p>
<p>Kemalizm’e göre devrimci olmak; ilerici olmak ve bu ilerlemede tereddüde düşmemek demektir.</p>
<p>‘Kemalist ‘devrimcilik’ iki temel öğeden oluşur: 1) Eskimiş kurumları yıkıp, çağın gereklerine uygun yeni kurumlar oluşturmak; 2) Değişmeye ve yeniliklere sürekli olarak açık kalmak, kalıplaşmamak…’16</p>
<p>Suna Kili’nin devrimcilik tanımları konuyu daha da anlaşılır bir hale getirir: ‘Atatürkçülük ideolojisi devrimcilik ilkesiyle çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma çabasında hem geçerliliğini, yararlılığını sürdüren devrimci uygulamalarına sahip çıkılmasını, onların korunmasını, geliştirilmesini; hem de yeni gereksinimler karşısında yeni devrimci uygulama ve çözümlere gidilmesini öngörmektedir.’17</p>
<p>‘Devrimcilik hem gerçekleştirilen devrime bağlılığı, onu korumayı, yaşatmayı; hem de bu devrimin gerçekleştirilen, uygulanan atılımlarıyla yetinmeyip çağdaş uygarlık düzeyine çıkmayı gerektirecek; gelişen, değişen, yenileşen evrende toplumlar arasında çağdaş kalmasını sağlayacak başka yenilikleri de gerçekleştirmektir.’18</p>
<p>Kısaca, diyebiliriz ki, devrimcilik, Mustafa Kemal önderliğinde gerçekleştirilen devrimi korumak ve onu akıl ve bilim öncülüğünde geliştirmektir. Bazıları bu tanımda geçen akıl ve bilim kelimeleri nedeniyle devrimi teknik bir mesele olarak ele alabilmektedir. O halde Sina Akşin’in yaptığı devrimcilik tanımına da değinmemiz kaçınılmaz olur: ‘Devrimcilik, aydınlanmayı Türkiye’de her yere ve hatta herkese yaymak, bütünsel kalkınmayı gerçekleştirmek ve bunun için etkin çabalar göstermek demektir.’19</p>
<p>Yani bütünsel anlamda devrimcilik, Türk Devrimi’ni savunmak; ayrıca toplumsal ve siyasal alanda durmaksızın daha iyiye, daha yararlıya, daha çağın gereklerine doğru adımlar atmak; halkın durumunu aklın ve bilimin koyduğu doğrular neticesinde iyileştirmek, geçmişin yanlış zihniyetlerinden temizlemektir.</p>
<p><strong>Kemalist Devrimcilik = Sürekli Devrimcilik</strong></p>
<p>Kemalist Devrimciliğin en önemli özelliği ‘sürekli devrimcilik’ anlayışını benimsemiş olmasıdır. Şayet, devrimcilik sadece Atatürk döneminde yapılmış devrimlere sahip çıkmak, onları korumak olsaydı bunun adı dogmatizm olurdu. Oysa Mustafa Kemal, bizzat kendi sözleriyle yapılan devrimlerin sonunun olamayacağını, zaman akıp giderken, yerinde saymanın, geçmişin tabularına sarılmanın mümkün olmayacağını dile getirmiştir.(Öte yandan şüphesiz bu, Atatürk dönemi devrimler, geçerliliklerini korusa da sırf geçen zaman nedeniyle savunulamaz anlamına da gelmemektedir.) ‘Sizce en büyük yapıtınız hangisidir?’ sorusuna şu yanıtı verir Mustafa Kemal: ‘Benim yaptığım işler biri ötekine bağlı ve gerekli olan şeylerdir. Ama bana yaptıklarımdan değil yapacaklarımdan söz ediniz.’20</p>
<p>Ahmet Taner Kışlalı, sürekli devrimcilik anlayışına dair şunları söyler: ‘En ilerici kurumlar bile, koşullar içinde eskir. En ileri bir devrimin ‘bekçiliği’ ile yetinenler, günün birinde değişen koşulların gerisinde kalmaktan, tutuculaşmaktan kurtulamazlar. Kemalizm’in bu sürekli devrimcilik anlayışını benimsemeden, sadece Mustafa Kemal’in sağlığında gerçekleştirdiklerinin bekçiliği ile yetinenleri Kemalist ya da Atatürkçü saymak olanaksızdır.’21</p>
<p>Attila İlhan da sürekli devrimcilikten şu sözlerle bahseder: ‘(…) Atatürk devrimciliği sürekli devrimciliktir, neden, amacı değişkendir de ondan, çağdaş uygarlık düzeyine, ‘hakiki mürşit olan’ bilimle ulaşılacaktır ne demek? Hem çağdaş uygarlık düzeyi sürekli değişiyor, hem bilimlerin ona ulaşmak için verdiği araçlar ve yöntemler.’22</p>
<p>Yani, yanılgıya düşülmemesi gerek. Devrimcilik, yalnızca, Atatürk devrimlerini savunmakla sınırlı değildir; aynı zamanda Türk halkını ileri taşıyacak devrimleri de kovalamak demektir.</p>
<p>Yani, sürekli devrimcilik.</p>
<p>Zaten, Mustafa Kemal’in şu sözü her şeyi açıklamıyor mu: ‘devrimler yalnızca başlar, bitişi diye bir şey yoktur.’23</p>
<p><strong>Devrimci Kararlılık ve Gericilikle Mücadele</strong></p>
<p>Metin Aydoğan, Türk Devrimi’nin özelliklerine değinirken şöyle yazar: ‘Devrimci tutumda gevşeme ya da düzeni durağanlaştırma eğilimi, Türk Devrimi’nde görülmez. Koşulları oluşan hiçbir atılım, hiçbir nedenle ertelenmez, kesintiye uğratılmaz. Hiçbir güçlük; bağımsızlığı örselemeye, tutuculukla uzlaşmaya, bilimi savsaklamaya ya da devrimden ödün vermeye gerekçe yapılmaz. Sınıf, zümre ve küme ayrıcalığına izin verilmez. Devletin tüm gücü, ulusal egemenlik ve kalkınıp güçlenme yönünde kullanılır. Anlayış olarak, yaşamdan kopuk sanal amaçlara değil, bilime ve gerçeklere dayanılır. Halka hizmete yönelen somut belirlemeler, tutarlı bir devrimci anlayışla, uygulanabilir programlara dönüştürülmüştür.’24</p>
<p>Bu programların uygulanmasındaki anlamı ise Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya açıklar: ‘Devrimci bir memlekette, inkılâp yapan bir memlekette, belli bir programın halka rağmen yürütülmesi, muhafazakâr kuvvetlerin baskısı altında bulunan bir kitleyi o kuvvetlerin tesirinden, tahakkümünden (baskısından) kurtarmak anlamını kazanmaktadır. Şu halde ortaya hamleci ve gerici kuvvetlerin çarpışması çıkmaktadır. Türkiye, işte bu ince ve derin toplum meselelerini devrim hareketleriyle, çözmeye çalışmıştır. İnkılâp, prensip itibariyle geri kuvvetlere karşı yapılmıştır.’25</p>
<p>Yani, tamamen ilerici hedefler uğruna gerçekleştirilen devrim, aynı zamanda gericilikle mücadeleyi de öngörür.</p>
<p>Zaten Mustafa Kemal’in sözleri incelendiğinde de, devrimleri herkesi ama herkesi ikna ederek değil aksine gerekirse gericilerle mücadele ederek gerçekleştirmeyi benimsediği açıktır. Ona göre, ‘Hiçbir iyi inkılâp, hakikati görenler dışında ekseriyetin reyine müracaatla yapılamaz. Uysal ve Asyai itikatlara bağlı, sinsi ve sindirici hurafeler, köstekleyici yanlış itiyadlarla inhisarcı kuvvetlerin tesirine sürüklenebilecek yığınlarda iyi inkılâplar için plebisit yapılmaz.’26</p>
<p>Hem zaten: ‘Hocaları sevindirelim, İslam dünyasını sevindirelim, herkesi sevindirelim dersek, olanaklı olsun, hepsi sevinsin, ama bir amacı sağlamış olmayız. Oluruna bağlayanlar (idarei maslahatçılar) temelli devrim yapamaz.’27 diyen de O’dur.</p>
<p>Nutuk’ta da şöyle demektedir: ‘Bir insan topluluğunda, bir inkılâp yapıldığı zaman elbette onun sebepleri vardır. Ancak o inkılâbı yapanlar, inanmak istemeyen inatçı düşmanları iknaya mecbur mudur? Cumhuriyetin elbette taraftarları ve aleyhtarları vardır(&#8230;) Tabii taraflar, güçleri yetiyorsa ideallerini herhangi bir suretle; ihtilalle, inkılâpla veya muteber şekillerden geçirerek tatbik ederler; bu ideal inkılâpçılarının vazifesidir. Buna karşı itirazlar, yaygaralar ve irtica teşebbüsleri de aleyhtarların yapmaktan geri durmayacakları hareketlerdir.’28</p>
<p>Kimi yazarlar, Mustafa Kemal’in devrimleri mutlaka toplumsal mutabakatla yaptığını yazma gereği duyarlar. Ancak görülüyor ki, Mustafa Kemal, devrimler yolunda gericilerin ve devrimlerin değerini anlayamayanların onayını aramadığı gibi; bu kesimler devrime karşı direnç gösterirse de takınacağı tavrı sözlerinde belirtmiştir: ‘Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen asri ve bütün mana ve eşkaliyle medeni bir heyet-i içtimaiye haline isal etmektir. İnkılâbımızın umde-i asliyesi budur. Bu hakikati kabul edemeyen zihniyetleri tarumar etmek zaruridir.’29</p>
<p>Mustafa Kemal, bu gibi kimselere karşı büyük bir devrimci kararlılık ortaya koyar: ‘Düşmanlarımız, düşünebildikleri iğrenç çarelere istedikleri kadar başvursunlar, onların boğazlanırcasına çaba ve istekleri bizim devrim ateşimizi söndüremez.’30</p>
<p>‘Gerici düşünceleri güdenler belli bir sınıfa dayanacaklarını sanıyorlar. Bu, kesinlikle kuruntudur, zandır. Gelişme yolumuzun üstüne dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenilik yolunda duracak değiliz.’31</p>
<p>Görüldüğü gibi, Mustafa Kemal’in çizdiği yol, devrimcilikte ortaya konulacak sonsuz kararlılık ve kararlılığa direnen gerici güçlerle yorulmaksızın mücadele etmektir.</p>
<p>Biraz önce de değindiğimiz gibi kimi Atatürkçü aydınlar, Mustafa Kemal’in bütün devrimleri ikna yoluyla gerçekleştirdiğini savunurlar. Öte yandan aksi görüşteki tutucularsa bunun bir dayatma yoluyla gerçekleştirildiği iddiasındadırlar.</p>
<p>Mustafa Kemal devrimleri ikna yoluyla mı zorla mı gerçekleştirmiştir?</p>
<p>Sanıyorum, O’nun bu konudaki düşüncesini en iyi saptayan Andrew Mango’dur: ‘Mustafa Kemal mümkünse ikna ederek, değilse zor kullanarak bir kültür devrimi gerçekleştirmeye kararlıydı’32 der.</p>
<p>Ama sadece tarihi yorumlayacak olursak, şunu söylememiz gerekir: Mustafa Kemal, devrimleri halka anlatarak, halkı bu devrimlerin gerekliliğine inandırarak ve sonuçta halkın da desteğiyle gerçekleştirmiştir. Bu süreçte devrimlerin karşısında yer alan, devrimleri kabul etmeyen hatta yok etmek isteyen gerici güçlerle de amansız bir savaşıma girişmiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal’in gösterdiği devrimci kararlılık ve gericiliğe karşı ortaya koyduğu mücadele sonrasında bu kesimin geldiği noktayı Niyazi Berkes şöyle değerlendirir: ‘Türk reform tarihinin hiçbir devrinde gericilik sindirilememiştir, hemen her devrimin arkasından daha da kabararak yeniden ortaya çıkmıştır, devrimciler bunların karşısında kendilerini çürüten, gericileri gürbüzleştiren tavizler vermişlerdir. Atatürk ilericiliğe öyle bir ateş, öyle bir heyecan katmıştır ki, o günleri yaşayanların bugün hasretle hatırladığı gibi gericiliğin her çeşidi o ateşin karşısında erimiş, zavallılaşmış, gülünçleşmiştir.’33</p>
<p>Sonuç olarak; Kemalist devrimcilik bir öncülük ve mücadele işidir; bunu da en iyi Atatürk’ün sözlerinden anlıyoruz. Devrimci hamlelere girişen kişiler yeri geldiğinde ilerici fikirlere taraftar olsun olmasın herkesin onayını almaya gerek görmemeli, ayrıca giriştiği bu ilerici hamlelere karşıt güçlerin ortaya çıkacağı ve kendisini başarısız kılmak için çalışacağını bilmelidir. Mustafa Kemal’in öğrettiği ise, bu gibi karşıt güçler belirdiğinde bir devrimcinin, ortaya koyduğu devrimci tutumda kararlılık göstermesi ve karşısındaki güçle mücadele etmekten çekinmemesidir.</p>
<p>Bundan sonraki bölümde devrimcilikle ilgili birkaç noktaya değineceğiz.</p>
<p><strong>Devrimcilik Dinsizlik midir?</strong></p>
<p>Devrimden, devrimcilikten bahseden herkes ömründe en az bir defa bu soruyla karşılaşmıştır. Dersiniz ki ‘devrimcilik…’ hemen kesilir lafınız, ‘Sen Allahsız mısın?’</p>
<p>Devrimcilik, hiç şüphe yok ki dinsizlik demek değildir. Öte yandan her devrimcinin mutlaka bir dinsel inanışı olması da şart değildir, tıpkı her insan gibi. Bu, kavramlarla ideolojiler eşleştirilmesi sonucu düşülen yanılgılardan biridir. Devrim deyince (Ki biz inkılapçılığa alıştırılmış bir nesiliz ne de olsa) akla din düşmanlığı ile damgalanmış sosyalizm gelir hemen. Ve kimilerine göre devrimcilik dinsizlikle yaftalanır böylece.</p>
<p>Öncelikle, her sosyalist dinsiz olmak zorunda olmadığı gibi, devrimcilikten nasibi almamış sosyalistleri dahi görebiliriz ülkemizde.</p>
<p>Ama şu kesindir ki, devrimcilik laiklik temeline oturmuş bir fikirdir. Laik olmayan insan devrimci olamaz. Olduğunu iddia etse de, o devrimci değil, olsa olsa karşıdevrimcidir.</p>
<p>Devrimciliğin dinle değil, dinciyle sorunu vardır. Dinini özel hayatında dilediği gibi yaşayan, inançlarının gereğini yerine getiren insanlarla devrimciler arasında bir çatışma olması söz konusu değildir; kaldı ki bu tip insanlar da devrimci olabilirler.</p>
<p>Ama dini, bireysel bir inanış biçimi olmaktan çıkarıp, sosyal hayatta bir ‘düzenleyici’, ‘kural koyucu’ haline getirmek isteyenler, din sayesinde toplum üzerinde egemenlik kurarak, toplumu bu kisve altında kendi dilediklerince yönetenler, devrimcilerle aynı safta olamazlar. Devrimcilerin bu gibi kimselere karşı sessiz kalması beklenemez.</p>
<p>Sonuç olarak; devrimcilerin dinsiz olduğu söylemi safsatadan ibarettir. Bir dine inanıp inanmamakla devrimciliğin ilgisi yoktur. Ayrıca devrimcinin sorunu dinle değil, dini toplumun ilerlemesinin önünü kesmek üzere bir sömürü aracı olarak kullanan dincilerledir.</p>
<p><strong>Devrimcilik ve Muhafazakârlık</strong></p>
<p>Bu iki tanım, günümüz Türkiye’sinde en ‘aldatmacalı’ kullanılan tanımlarıdır. Devrimcilik ve muhafazakârlık, esas itibariyle birbirinin zıddıdır. Sözlük anlamlarına bakacak olursak:</p>
<p>a) Devrimci: ‘Devrimi yapan ya da devrime bağlı olan34</p>
<p>Muhafazakâr: Bir şeyi değiştirmeden, olduğu gibi tutmak isteyen, eskiye bağlı, tutucu35</p>
<p>b) Devrimcilik: Genel olarak eski yaşama kurallarını değiştirip, yeni ve daha üstün bir yaşama şeklini kurmayı düşünme yolu 36</p>
<p><strong>Muhafazakârlık: Tutuculuk</strong> 37</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, özünde, bu iki kavram arasından devrimciliği kabul etmiştir. Kemalist Cumhuriyet, devrimci bir ideoloji ile kurulmuş ve devrimcilik, cumhuriyetin altı temel ilkesinden biri olarak belirlenmiştir. Demek ki, cumhuriyetin kaynağında, muhafazakârlığa yer bırakılmamış.</p>
<p>Zaten bu nedenle, muhafazakâr düşünceden yana olanların Kemalizm’e getirdikleri eleştirilere Anıl Çeçen şu şekilde değinir: ‘Geleneksel düşünceden yana olan muhafazakar yaklaşımlar ise Kemalizme daha farklı bir açıdan bakmışlardır. Kemalizmin köklü dönüşümü öngören, radikal devrimci tutumunu hoş karşılamayan bu yaklaşımlar, Kemalizmi bir yönünden çıkma, bir sapma olarak değerlendirmişlerdir.(…) Gelenekçilerin değerlendirmelerinden Kemalizm için yabancılaşma ve keyfi dayatmacılık tanımları geliştirilmiştir.’38</p>
<p>İki görüş arasındaki çatışma aslında olağandır; çünkü başta da belirttiğimiz gibi ikisi birbirine zıt değerlerdir. Örneğin Uğur Mumcu, bu iki zıtlığı Atatürkçülük temelinde şöyle değerlendirir: ‘Muhafazakârlık ve devrimcilik birbirleriyle çatışan kavramlardır; özetle biri diğerinin yadsımasıdır. Her iki oluşum, yaşamın her kesiminde bir savaşım içindedir.</p>
<p>Atatürk, tam anlamıyla Türkiye’ye özgü köklü bir devrimciydi. Muhafazakârlık ile Atatürkçülük, bu açıdan hiçbir zaman bir araya gelmez, gelemez. Muhafazakâr olan Atatürkçülük ile bağdaşamaz.’39</p>
<p>Değerlendirmemizi yapmadan önce bakın Atatürk, muhafazakârlığa dair neler söylüyor: ‘Tutuculuk mu? Asla! Sürekli değişim zorunluluğunda olan evrende bir şeyi korumak nasıl mümkün olur? Muhafazakârlar, o adamlar ki nehrin suyunu ellerinde tutmak isterler. Onların parmaklarında, bir parça çamurdan başka şey kalmaz. Tutucu değilim. Çünkü eskimiş ve kırılmış bir âlemi muhafaza edemem’40</p>
<p>Şimdiye kadar değindiklerimizden çıkardığımız sonuç şu: Devrimcilik ve muhafazakârlık birbirinin zıddıdır. Birinden yana olan, ötekini reddetmek zorundadır. Atatürk bu iki kavram arasında devrimciliği benimsemiş, muhafazakârlığı şiddetle reddetmiştir. Dahası Türkiye Cumhuriyeti de devrimcilik temelinde kurulmuş, bu anlayışı hedeflemiş bir ülkedir.</p>
<p>Buraya kadar her şey normal…</p>
<p>Dilerseniz bugüne gelelim. 2000’li yıllarda Türkiye’yi yöneten parti, örneğin Avrupa Birliği yolunda, Atatürk’ün hedeflerini gerçekleştirdiğini söylemekte, öte yandan devrimlerin bekçisi olduğunu ve ülkeyi Atatürk’ün izinde her gün daha da ileri taşıdığını söylemektedir.</p>
<p>Peki, bu parti kendini nasıl tanımlamaktadır?</p>
<p>Bizzat Başbakan R.Tayyip Erdoğan, birçok kez ‘muhafazakâr demokrat’ olduklarını dile getirmemiş midir?</p>
<p>Peki, o halde, muhafazakâr olmakla övünenler, Atatürk devrimciliğini nasıl sahiplenebilirler?</p>
<p>Sözlük anlamı olarak tutucu olanlar, yeni ve daha üstün yaşama biçimini kurduklarını söylediklerinde nasıl inandırıcı olurlar?</p>
<p>Bu kimseler bir seçim yapmak zorunda olduklarını aksi halde sözlerinin bir anlam ifade etmediğini bilmezler mi?</p>
<p>Ya muhafazakâr olursunuz, ya devrimci. Devrimci olursanız, Atatürk’ün yolunda ilerici adımlar attığınız (o da gerekli değerlendirmeler sonunda varılan kanıyla) inandırıcı olabilir. Ama muhafazakârsanız, Atatürk’ün deyimiyle, ‘nehrin suyunu ellerinizde tutmaya çalışırken’ bu ülkeyi nasıl ileri taşıyabilirsiniz?</p>
<p>Bugünün iktidarının, bu zıt kavramları bir arada kullanarak, herkese birden hoş görünme telaşı bana Atatürk’ün ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın ismiyle ilgili söylediği şu sözleri hatırlatıyor:</p>
<p>‘Cumhuriyet kelimesini ağızlarına almaktan bile çekinenlerin, Cumhuriyet’i doğduğu gün boğmak isteyenlerin, kurdukları partiye ‘Cumhuriyet’ ve hem de ‘Terakkiperver (İlerici, y.n.) Cumhuriyet’ adını vermiş olmaları, nasıl ciddiye alınabilir ve ne dereceye kadar samimi sayılabilir.’41</p>
<p>İşte, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın ilerici cumhuriyetten yana olduğu ne kadar ciddiye alınabilir ve samimi sayılabilir ise; muhafazakâr demokratlığıyla övünen AKP’nin Kemalist Devrimcilik ilkesini savunduğu, bu ilkenin gereklerini yerine getirdiği de o kadar ciddiye alınır ve samimi sayılabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Türk gençliği, muhafazakârlık ve devrimcilik arasındaki kesin farkları ayırt etmeli ve Atatürk’ün yolunda yürümek için, muhafazakârları ellerinde nehrin çamuruyla bırakarak devrimcilik saflarında yerlerini almalıdırlar.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Kemalist devrimcilik ilkesine dair verdiğimiz bu bilgiler konunun anlaşılması bakımından yeterlidir. Ancak bu bölümü sonlandırmadan önce şunları da söylemeliyiz: 1945’ten sonra, devrim anlayışında büyük bir değişim gerçekleşmiş, Mustafa Kemal’in Türk Halkı’na kazandırdığı ilerici, devrimci yön tam tersine çevrilmiştir. Bu süreç karşıdevrim sürecidir. O yıldan bugüne dek, Atatürk devrimleri tahrip edilmiş, iyi devrim-kötü devrim ayrımı yapılmış öte yandan devrimcilik adı altında hiç de halkın yararına olmayan, bu toplumu ileri götürmekten uzak eylemlere girişilmiştir.</p>
<p>Bugüne bakıldığında adına ikinci cumhuriyetçi cephe diyebileceğiz, liberal-şeriatçı ve hatta solunu bilmeyen solcu dayanışmasının buluşma noktası olan fikir hareketi, bu karşıdevrimin baş aktörü olarak ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Atatürk devrimlerini koruduğunu haykırmasının yanında, aslında hiç de bu şekilde davranmayan muhafazakâr iktidarlar da ülkenin devrimci özünün yok edilme çalışmasında pay sahibidirler.</p>
<p>Bu geniş cepheyi, daha da çoğaltabiliriz, ancak düşünmemiz gereken şudur: 2007 yılında devrimciliğin gereği nedir?</p>
<p>Batı uydusu olarak, Avrupa Birliği’ne tek yanlı bağlanmak mı?</p>
<p>Liberalizm adı altında gelir adaletsizliği ile yoksulu daha yoksul kılmak mı?</p>
<p>Özelleştirme telaşıyla toplumsal önem taşıyan kurumların kontrolünü yabancılara teslim etmek mi?</p>
<p>İmamdan öğretmen, vali vs. yaratmaya çalışmak mı?</p>
<p>Üniversitelere türbanla girilmesini savunmak mı?</p>
<p>Etnik milliyetçiliği demokratikleşme çabası olarak halka sunmak mı?</p>
<p>Devrimciliğin gereği bunlar olabilir mi? Tüm bunlar açık ve net gerici eylemlerdir; bu toplumun zararına, toplumu ileri götürmekten, refaha kavuşturmaktan yoksun akıl ve bilim dışı çabalardır.</p>
<p>Ama bugünün Türkiye’sinde yönetici kademeler tüm bunlarla övünmekte, yukarda saydığımız eylemleri çok büyük bir atılımmış gibi halka anlatmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Bu karşıdevrimin geldiği son noktadır.</p>
<p>O halde gençlik olarak, gerekirse her şeye en baştan başlamamız gerekiyor demektir. Önce Mustafa Kemal devrimlerini korumalı, yıllar sonra hala yoğun olarak hedef oldukları saldırıları püskürtmeli; ardından gerçekten bu halkın yararına olacak, onu daha iyi bir hayat seviyesine, daha ileri bir anlayışa taşıyacak devrimleri; çağın gereği neyse akıl ve bilim öncülüğünde ortaya koymak üzere çalışmaya başlamalıyız. Tıpkı Mustafa Kemal’in gösterdiği kararlılıkla ve bu kararlılık karşısında yer alacak gerici güçlere direnerek.</p>
<p>Çünkü ancak o zaman yanıltmamış oluruz Atatürk’ü; ne demişti hatırlayın:</p>
<p>‘Devrimin yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı bozmadıkça başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.’42</p>
<p>Birileri bu sözü unutabilir ama gençlik unutmamalıdır…</p>
<p><strong>‘Türk çocukları yürüdünüz, yürüyorsunuz, yürüyünüz! Yaptığınız hamleler sizi yüksek ülküye ulaştırmak içindir. Durmayın, yürüyün!’</strong></p>
<p>Mustafa Kemal ATATÜRK</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>1. Metin Aydoğan, Ülkeye Adanmış Bir Yaşam(2) Atatürk ve Türk Devrimi, Umay Yayınları, 1. Basım, İzmir, 2006, s: 397</p>
<p>2. T.D.K. Türkçe Sözlük, Bilgi Basımevi, 6. Basım, Ankara, 1974, s: 220</p>
<p>3. Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil, Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak, Cumhuriyet Kitapları, 1998, s: 76</p>
<p>4. Mustafa Baydar, Atatürk Diyor ki, Varlık Yayınları, , İstanbul, 1981, s:96,97</p>
<p>5. Orhan Koloğlu, Mazlum Milletler Devrimleri ve Türk Devrimi, Kaynak Yayınları, 2. Basım, 2004, s: 10</p>
<p>6. Tütengil, Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak, s:75</p>
<p>7. Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi 3, İstanbul Matbaası, 1974, s: 1341</p>
<p>8. Metin Aydoğan, Türkiye Üzerine Notlar 1923-2005, Umay yayınları, 6. Baskı, 2005, İzmir, s: 22</p>
<p>9. Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Atatürkçülükte Temel İlkeler, İnkılap Kitabevi, 2000, s: 31</p>
<p>10. Ord. Prof. Enver Ziya Karal, Atatürk’ten Düşünceler, ODTÜ Yayıncılık, 23. Basım, s: 61,62</p>
<p>11. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, Cilt 6, s: 32</p>
<p>12. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, Cilt 14, s:398</p>
<p>13. Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi 3, s: 1299</p>
<p>13. Türk Devrim Tarihi, Atatürk Eğitim Enstitüsü Öğretim Üyeleri, Dilek Matbaası, İstanbul, 1977, s: 186,189</p>
<p>14. Paul Dumont, Mustafa Kemal, Remzi Kitabevi, 4. Basım, 2005, s: 152</p>
<p>15. Ahmet Taner Kışlalı, Kemalizm Laiklik ve Demokrasi, İmge Kitabevi, 7. Baskı, 2001, s: 60,61</p>
<p>16. Suna Kili, Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 8. Basım, 2003, s: 305</p>
<p>17. Kili, Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli, s:307</p>
<p>18. Prof. Dr. Sina Akşin, Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi, Kırlangıç Yayınları, 5. Baskı, Ankara, 2004, s: 210</p>
<p>19. Sami N. Özerdim, Atatürkçünün Elkitabı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1981, s: 109</p>
<p>20. Ahmet Taner Kışlalı, Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği, İmge Kitabevi, 15. Baskı, 2006, s: 73</p>
<p>21. Attila İlhan, Hangi Atatürk, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. Baskı, 2004, İstanbul, s: 80</p>
<p>22. Aydoğan, Atatürk ve Türk Devrimi, s:396</p>
<p>23. Aydoğan, Atatürk ve Türk Devrimi, s:396</p>
<p>24. Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Batılılaşma Hareketleri II, Cumhuriyet Kitapları, 1999, s: 22</p>
<p>25. Mustafa Baydar, Atatürk Diyor ki, Varlık Yayınları, İstanbul, 1981, s: 91</p>
<p>26. Özerdim, Atatürkçünün Elkitabı, s: 111</p>
<p>27. Baydar, Atatürk Diyor ki, s: 83</p>
<p>28. Tütengil, Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak, s: 71</p>
<p>29. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, 1981, s: 90</p>
<p>30. İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten Seçme Sözler, s: 84</p>
<p>31. Andrew Mango, Atatürk Modern Türkiye’nin Kurucusu, Remzi Kitabevi, 3. Basım, 2004, s: 433</p>
<p>32. Niyazi Berkes, 200 Yıldır Neden Bocalıyoruz 2, Cumhuriyet Kitapları, 1997, s: 18,19</p>
<p>33. T.D.K. Türkçe Sözlük, s: 220</p>
<p>34. T.D.K. Türkçe Sözlük, s: 579</p>
<p>35. T.D.K. Türkçe Sözlük, s:220</p>
<p>36. T.D.K. Türkçe Sözlük, s: 579</p>
<p>37. Anıl Çeçen, Kemalizm, Fark Yayınları, 6. Baskı, Ankara, 2006, s: 115</p>
<p>38. Uğur Mumcu, Uyan Gazi Kemal, um:ag Vakfı Yayınları, 3. Baskı, Ankara, 2004, s: 234</p>
<p>39. Metin Aydoğan, Türkiye Üzerine Notlar 1923-2005, s: 44</p>
<p>40. Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi, 2002, s: 601</p>
<p>41. Özerdim, Atatürkçünün Elkitabı, s:112</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="kemalist devrim">kemalist devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="devrim szler">devrim szler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="kemalist gençler">kemalist gençler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="bir kemalist neden devrimci olmak zorundadır">bir kemalist neden devrimci olmak zorundadır</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="kemalist yazarlar">kemalist yazarlar</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="Türk Devrimi">Türk Devrimi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturk-devrimleri" title="Atatürk Devrimleri">Atatürk Devrimleri</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrimcilik-nedir-ahmet-taner-kislali" title="Devrimcilik Nedir? &#8211; Ahmet Taner Kışlalı">Devrimcilik Nedir? &#8211; Ahmet Taner Kışlalı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;">&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Devrimi</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:01:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devrimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Devrimleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk inkılapları]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk inkılabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=586</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Devrimler yalnız başlar, bitişi diye birşey yoktur.&#8221; &#8220;Devrimler, yalnız ve ancak öğretmenlerin kafasında başlar.&#8221; Devrim sözcüğünün anlamı; kısa sürede meydana gelen köklü değişiklikler demektir. Bu sözcük anlamından esinlenerek devrimi; Devlet eliyle ülkenin sosyal hayatının ve kurumlarının akla yakın ve ölçülü yöntemlerle köklü bir şekilde yenileştirilmesidir, şeklinde tanımlayabiliriz. Atatürk, kendi ana düşünce ve eylemlerine uygun olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Devrimler yalnız başlar, bitişi diye birşey yoktur.&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;Devrimler, yalnız ve ancak öğretmenlerin kafasında başlar.&#8221;</strong></p>
<p><span id="more-586"></span></p>
<p>Devrim sözcüğünün anlamı; kısa sürede meydana gelen köklü değişiklikler demektir. Bu sözcük anlamından esinlenerek devrimi; Devlet eliyle ülkenin sosyal hayatının ve kurumlarının akla yakın ve ölçülü yöntemlerle köklü bir şekilde yenileştirilmesidir, şeklinde tanımlayabiliriz.</p>
<p>Atatürk, kendi ana düşünce ve eylemlerine uygun olarak devrimi şöyle tanımlamaktadır:</p>
<p>&#8220;Türk Ulusu&#8217;nu, son yüzyıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak, yerlerine ulusun en yüksek uygarlık gereksinimlerine uygun olarak ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmuş olmaktır.&#8221;</p>
<p>Ayrıca Atatürk &#8220;<strong>Devrimler için, &#8220;Atatürk Devrimleri&#8221; denilmesini iyi karşılamaz ve &#8220;Türk Devrimi&#8221; diye düzeltirdi.</strong>&#8221; (Prof. Dr. Hikmet Bayur)</p>
<p>* Türk inkılâbı nedir? Bu inkılâp, kelimenin ilk bakışta ima ettiği ihtilal anlamından başka, ondan daha geniş bir değişikliği ifade etmektedir&#8230; Milletin varlığını devam ettirmesi için kişileri arasında düşündüğü ortak bağ, yüzyıllardan beri gelen şekil ve esasını değiştirmiş, yani millet, dini ve mezhebi bağlantı yerine, Türk milliyeti bağıyla kişilerini toplamıştır.<br />
Millet, milletlerarası genel mücadele sahasında hayat sebebi ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın ancak çağdaş medeniyette bulunabileceğini hayatı boyunca devam edecek bir idare saymıştır&#8230;<br />
Sonuç olarak millet; saydığım değişiklik ve inkılâpların tabii ve zorunlu gereği olarak, toplum idaresinin ve bütün kanunlarının ancak dünyaya ait ihtiyaçlarından doğmuş ve ihtiyacın değişme ve gelişmesiyle devamlı olarak değişme ve gelişmesi esas olan dünyaya ait bir zihniyeti, hayatı boyunca devam edecek bir idare saymıştır&#8230;<br />
Büyük milletimizin hayatının devamında meydana getirdiği bu değişiklikler, herhangi bir ihtilalden çok fazla, çok yüksek olan en büyük inkılâplardandır. ( 1925 )</p>
<p>* İnkılâp var olan müesseseleri zorla değiştirmek demektir.<br />
Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni gereklere göre ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseleri koymuş olmaktır&#8230;<br />
Devlet hayatında İnkılâp, sosyal durumumuzu da kapsar. ( Laiklik), ( Medeni Kanun), (Demokrasi). ( 1933 )</p>
<p>* Uçurum kenarında yıkık bir ülke&#8230; türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar&#8230; yıllarca süren savaş&#8230; ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız inkılâplar&#8230; İşte Türk genel inkılâbının bir kısa ifadesi&#8230; ( 1935 )</p>
<p>* Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görünüşüyle uygar bir toplum haline ulaştırmaktır.<br />
İnkılâplarımızın ana ilkesi budur. Bu gereği kabul edemeyen zihniyetleri darmadağın etmek zaruridir, şimdiye kadar milletin beyinlerini paslandıran, uyuşturan, bu anlayışta bulunanlar olmuştur. Her halde anlayışlarda varolan uydurma ve boş fikirler tamamen çıkarılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyine gerçeğin nurlarını sokmak imkansızdır. ( 1925 )</p>
<p>* Türkiye&#8217;yi derece derece mi ilerletmeli, ani olarak mı? İki sistem var, biri bilinen büyük Fransız ihtilâlindeki yöntem; rejimler değişecek, ihtilâllere karşı mukabil ihtilâller yapılacak. Sağ solu tepeler, sol sağı süpürürken bir bakılacak ki bir buçuk asırlık zaman geçmiş&#8230; Bu milletin damarlarında o kadar bol kan ve önünde o kadar geniş zaman var mı? ( 1922 )</p>
<p>* Biz büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski müesseseleri yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lazım. En ileri demokrasilerde bile rejimi korumak için, sert tedbirlere müracaat edilmiştir. Bize gelince, inkılâbı koruyacak tedbirlere daha çok muhtacız. ( 1925 )</p>
<p>* Mutlu inkılâbımızın aleyhinde fikir ve his taşıyanları aydınlatmak ve doğru yolu göstermek, aydınlara düşen milli vazifelerin en önemlisi ve en birincisidir. ( 1929 )</p>
<p>* Türkiye&#8217;de doğan inkılâp güneşi yükselerek sıcaklığını yaydıkça, Türk milletinin kalbi büsbütün dünyanın büyük ve takdire layık eserlerine karşı sıcak bir sevgiyle dolmuş, bütün ilerleme prensiplerini tamamıyla benimsemiştir.</p>
<p>* Her türlü yükselme ve gelişmeye kabiliyetli olan milletimizin sosyal ve fikri inkılâp adımlarını kısaltmak isteyen engeller mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. ( 1924 )</p>
<p>* İnkılâbın hedefini kavramışolanlar daima onu koruyabilecek güçte olacaklardır. ( 1930 )</p>
<p>* Gerçek inkılâpçılar onlardır ki, yükselme ve yenilenme inkılâbına yöneltmek istedikleri insanların ruh ve vicdanlarındaki gerçek eğilime nüfuz etmesini bilirler. ( 1925 )</p>
<p>* İnkılâbın temellerini her gün derinleştirmek, kuvvetlendirmek lâzımdır. ( 1925 )</p>
<p><strong>Kaynak</strong></p>
<p>1. Porf. Dr. Suna Kili , Atatürk Devrimi<br />
2. A. Taner Kışlalı &#8211; Kemalizm Laiklik ve Demokrasi<br />
3. A. Taner Kışlalı &#8211; Atatürk&#8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği<br />
4. Atatürkçülük , Atatürk&#8217;ün Görüş ve Direktifleri, MEGSB Yayınları.</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="türk inkılabı nedir">türk inkılabı nedir</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="türk inkılabı">türk inkılabı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="genç türkiye devrimleri">genç türkiye devrimleri</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="inkılaplar ve kemalizm">inkılaplar ve kemalizm</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="türk milleti son asırlarda geri">türk milleti son asırlarda geri</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturk-devrimleri" title="Atatürk Devrimleri">Atatürk Devrimleri</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="Kemalist Devrim">Kemalist Devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;">&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrimcilik-nedir-ahmet-taner-kislali" title="Devrimcilik Nedir? &#8211; Ahmet Taner Kışlalı">Devrimcilik Nedir? &#8211; Ahmet Taner Kışlalı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

