<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalist Gençler &#187; kemalist devrim</title>
	<atom:link href="http://www.kemalistgencler.com/etiket/kemalist-devrim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kemalistgencler.com</link>
	<description>Kemalist</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 14:54:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 16:10:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[kubilay olayı]]></category>
		<category><![CDATA[menemen olayı]]></category>
		<category><![CDATA[özür]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[şehit kubilay]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4953</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="Ben özür dilemiyorum! - Aydın KELEŞOĞLU" src="http://www.hakimiyetimilliye.org/thumbnail.php?file=kubilay__1__452680946.jpg&#38;size=article_medium" alt="" width="250" height="200" />23 Aralık sabahı Derviş Mehmet adında bir gerici, yobaz sürüsüyle birlikte ellerinde baltalar, bıçaklar ve hançerlerle birlikte Menemen’e girer. Aslında 107 kişilik teşkilatı ile önceden planlıdır. Mehti olduğunu ve 70 bin kişilik halife ordusunun da yakında geleceğini bildirir. Camiden yeşil bayrağı alarak halkı isyana çağırır..

Kendilerine karşı gelen öğretmen Kubilay’ı öldürürler. Ölmeden önce boğazına geçirilmesi için Hayımoğlu Jozef adındaki bir Yahudi esnaf yağlı urgan getirir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="alignleft" title="Ben özür dilemiyorum! - Aydın KELEŞOĞLU" src="http://www.hakimiyetimilliye.org/thumbnail.php?file=kubilay__1__452680946.jpg&amp;size=article_medium" alt="" width="290" height="219" />23 Aralık sabahı Derviş Mehmet adında bir gerici, yobaz sürüsüyle birlikte ellerinde baltalar, bıçaklar ve hançerlerle birlikte Menemen’e girer. Aslında 107 kişilik teşkilatı ile önceden planlıdır. Mehti olduğunu ve 70 bin kişilik halife ordusunun da yakında geleceğini bildirir. Camiden yeşil bayrağı alarak halkı isyana çağırır..</p>
<p><span id="more-4953"></span></p>
<p><strong>Kendilerine karşı gelen öğretmen Kubilay’ı öldürürler. Ölmeden önce boğazına geçirilmesi için Hayımoğlu Jozef adındaki bir Yahudi esnaf yağlı urgan getirir. Ve hep birlikte el ele vererek Türk Devriminin yeni öğretmenini öldürürler.</strong></p>
<p>Katlederler Kubilay’ı…</p>
<p>Derviş Mehmet, Kubilay’ın başını kesip bir sırığa takar..Bununla da yetinmez..Kanını içer..</p>
<p>Bu elim olay karşısında bütün ülke yasa boğulur. Atatürk sinirlenir ve Balıkesir’den seslenir.</p>
<p><strong>“Gericilerin varlığını müsamaha ile karşılayanlar, Menemen’de Kubilay’ın başı kesilirken kayıtsızca seyretmeye tahammül edenlerle ve hatta alkışlamaya cesaret edenlerle birdir.”</strong></p>
<p>Olaya derhal müdahale edilir, Derviş Mehmet ve hempaları ile çatışmaya girilir. Derviş Mehmet adlı terörist çatışmada öldürülür. Adamları ise çok geçmeden yakalanır.. Köylüler, Derviş Mehmet adlı teröristin adamlarına bir tokat gibi şu soruyu sorarlar;</p>
<p><strong>“Biz Milli Mücadelede köyünüze geldiğimizde Yunan Menemen’i kan gölüne çevirmişti.Ezan susmuştu..Yunan askerleri süngülerine takılmış Türk çocuklarıyla eğlence yapmışlardı..Ezan sesleri gitmiş, çan sesleri gelmişti..O zaman bize katılmanızı istedik, “Menemene baskın yapalım” dedik..Siz ise bize “Mehti çıkmadan düşmana kurşun atmayız” dediniz. Ve gavur varken Menemeni basmadınız..Şimdi Menemen’de gavur yok..Çan sesleri yok..Papazlar yok..Çan sesleri yerine ezan sesleri geldi..”Din elden gitti” diye naralar atarak Menemen’i neden şimdi bastınız? Papazlar gidince mi din elden gidiyor? Mehti çıkıyor..Bu methi nasıl bir methi?”</strong></p>
<p>Bu soruların karşısında suskun kalan yobazlara yine aynı köylüler şu sözü söyleyerek son noktayı koyar; <strong>“9 Eylülde İzmir’de biz düşmanı denize döktüğümüzü sanıyorduk..Meğer düşman bu yobazlar yerlerine vekil bırakmışlar. Korkarım ki, düşman ruhunu bu yobazlara yükleyip de gitmiştir. Eğer bir gün bu yobazlar iktidar olursa, biliniz ki işimiz bitmiş olacaktır”</strong></p>
<p>Ardından, sağ kalanlardan suçlu bulunan yobazlar Mustafa Muğlalı Başkanlığında kurulan bir Mahkeme ile asılır..Ancak bu sıradan bir olay değildir..Olayın gerisinde ilginç detaylar vardır. Olaydaki yobazlardan Giritli İbrahimoğlu İsmail, Giritli Alioğlu Hasan ve Mehmet Emin adındaki failler “Hüsnüyadis” ile kardeş çocuklarıdır.</p>
<p>Hüsnüyadis ise; Manisayı Yunanlılara teslim eden ve Türklerin katledilmesine neden olan Damat Ferit Hükümetinin Valisi Hüseyin Hüsnü’dür..Hüseyin Hüsnü’nün daha çok Rumları ve işgalcileri kayırması nedeniyle Türkler ona “Hüsnüyadis” Lakabını takmışlardır.. Hüsnüyadis, Kurtuluş Savaşından sonra Yunanistan’a kaçmış ve Hristiyan olmuştur.. Kuzenleri ise Derviş Mehmet adlı teröristin ortaklarıdır.</p>
<p>Yunan işgalinde Manisa Valisi Hüseyin Hüsnü Yunan Komutana giderek şu sözlerle teşekkürlerini bildirmiştir.. “Bizi Milliyetçilerden kurtardığınız için teşekkür ederiz” Milliyetçiler dediği de Kuvayı Milliye askerleridir.</p>
<p>Aradan 80 yıl geçer.</p>
<p>Menemen’de o gün katillere o soruları soranların korkuları gerçekleşmiş gibidir.. <strong>“Korkarım ki, düşman ruhunu bu yobazlara yükleyip de gitmiştir. Eğer bir gün bu yobazlar iktidar olursa, biliniz ki işimiz bitmiş olacaktır”</strong> diyen köylüler sanki haklı çıkmış gibidirler..</p>
<p>Çünkü bir söylenti dolaşır dillerde. Bazı internet sitelerinde AKP ‘nin kurucusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Derviş Mehmet’in torunlarından olduğu söylenir. Ayrıca Derviş Mehmet’in adamlarının da Hüsnüyadis ile kuzen olmaları bir tesadüf değildir.</p>
<p>Köylüler sanki haklı çıkmıştır..</p>
<p>Önce Atatürk’e ve arkadaşlarına saldırılar başlar..Okullardan adı silinmek istenir.. İnönü’yü bıyığından dolayı Hitler’e benzetirler.. Milli Mücadeleye saldırılar. Ardından Menemen olayında Mahkeme Başkanı Mustafa Muğlalı’nın adının verildiği kışlada tabela indirilir ve hafızalardan kazınır. Oysa Mustafa Muğlalı sadece Kubilay olayında gerici teröristleri asan bir subay değil, 1912–1913 yıllarında Balkan Savaşı’na, 1914–1918 yıllarında Birinci Dünya Savaşı’na ve ardından 1920-1922 yıllarında Kurtuluş Savaşına katılmış bir Subaydır..O insanlar yaptıklarından hiç pişman olmadılar. Türkiye Cumhuriyetini kurtardılar..Kurdular. Özür dilenecek bir şey yapmadılar. Bu gün bunlar unutulmuş ve unutturulmuştur.</p>
<p>Ve bu gün unutulmuşluğun yerini özürler almıştır.</p>
<p>Tarih yanlı ve yanlış bir şekilde deşelenir. Hükümet lehine propaganda amaçlı kullanılır. Yobazlara satılır satırlar. İhanetler, İsyanlar ve İşbirlikler, Satılmışlıklar ülkesine dönmüştür memleket.</p>
<p>Tüm bu garabetler içinde kim ne özür dilerse dilesin..</p>
<p><strong>Ben de özür dilemiyorum..</strong></p>
<p><strong>Çünkü Jozef Hayım’ların, Hüsnüyadis’lerin ve Derviş Mehmed’lerin izinden değil, Kubilay’ın ve Mustafa Kemal’in izinden gidiyorum..</strong></p>
<p><strong>Yazar:</strong> Aydın KELEŞOĞLU<br />
Hakimiyetimilliye.org</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="kemalist devrim">kemalist devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="aydın keleşoğlu">aydın keleşoğlu</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="hayimoğlu jozef">hayimoğlu jozef</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="aşar vergisi">aşar vergisi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="tsk şehit bilançosu 2011">tsk şehit bilançosu 2011</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="Devrim şehidi Kubilay anıldı">Devrim şehidi Kubilay anıldı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/astegmen-kubilayin-kesik-basi" title="Asteğmen Kubilay&#8217;ın Kesik Başı">Asteğmen Kubilay&#8217;ın Kesik Başı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;">&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/genelkurmay-arsivlerinde-menemen-gercegi" title="Genelkurmay Arşivlerinde Menemen Gerçeği">Genelkurmay Arşivlerinde Menemen Gerçeği</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="Kemalist Devrim">Kemalist Devrim</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devrim şehidi Kubilay anıldı</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 15:43:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemalist Şehitler]]></category>
		<category><![CDATA[devrim şehidi]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[kubilay]]></category>
		<category><![CDATA[kubilay olayı]]></category>
		<category><![CDATA[menemen isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[şehit kubilay]]></category>
		<category><![CDATA[şehitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4949</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=85366" title="Devrim şehidi Kubilay anıldı" class="alignleft" width="250" height="200" />İzmir'in Menemen ilçesinde 81 yıl önce şehit edilen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, düzenlenen törenle anıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı tören öncesi, Menemen Garı önünden, Kubilay Şehitliği ve Anıtı'na kadar ''Kubilay'ı anma, demokrasi ve laiklik yürüyüşü'' yapıldı.

Kılıçdaroğlu'nun yer aldığı bando eşliğindeki, yaklaşık 1 kilometrelik yürüyüşe ellerinde Türk bayrakları ile katılan yurttaşlar, Fransa'yı protesto eden pankartlar açtı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="alignleft" title="Devrim şehidi Kubilay anıldı" src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=85366" alt="" width="280" height="215" />İzmir&#8217;in Menemen ilçesinde 81 yıl önce şehit edilen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, düzenlenen törenle anıldı.</p>
<p><span id="more-4949"></span></p>
<p>CHP Genel Başkanı<strong> Kemal Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun da katıldığı tören öncesi, Menemen Garı önünden, Kubilay Şehitliği ve Anıtı&#8217;na kadar <strong>&#8221;Kubilay&#8217;ı anma, demokrasi ve laiklik yürüyüşü&#8221; </strong>yapıldı.</p>
<p>Kılıçdaroğlu&#8217;nun yer aldığı bando eşliğindeki, yaklaşık 1 kilometrelik yürüyüşe ellerinde Türk bayrakları ile katılan yurttaşlar, Fransa&#8217;yı protesto eden pankartlar açtı.</p>
<p>Törende, Şehit Kubilay Anıtı&#8217;na, Menemen Kaymakamlığı, Garnizon Komutanlığı, Belediye ve Şehit Asteğmen Kubilay&#8217;ın yakınları çelenk koydu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı&#8217;nın okunmasının ardından saygı atışı yapıldı. Törende, TBMM Başkanı <strong>Cemil Çiçek&#8217;</strong>in mesajı da okundu.</p>
<p>Topçu Binbaşı Gürsel Tosun, törende yaptığı konuşmada, Asteğmen Kubilay ile bekçiler Hasan ve Şevki&#8217;nin şehit edilişinin 81. yılı olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Tosun, şunları söyledi:</p>
<p><strong>&#8221;Şehit Kubilay, kalbi vatan sevgisiyle dolu, bir idealistin millet ve cumhuriyet değerleri uğruna canını feda edişinin en güzel örneğidir. Onlar Cumhuriyet&#8217;i koruma ve yaşatma uğruna hayatlarını feda etmişlerdir. Şehit Kubilay ve arkadaşları rahat uyusunlar. Onların bize emaneti olan cumhuriyeti ve Atatürk devrimlerini kimse yıkamaz. Çünkü Kubilay gibi içinde milyonlarca ferdi bulunan bir cumhuriyet gençliği var.&#8221;</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı ve Türk Gençliği&#8217;nin Atatürk&#8217;e Cevabı da öğrenciler tarafından okundu.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin düzenlediği Cumhuriyet Şehitleri Ulusal Koşusu&#8217;nda Büyük Erkekler kategorisinde 1. olan Bekir Karayel, 2. Cihat Uluş ve 3. Hasan Pak&#8217;a ödül verdi. Törende, ayrıca Menemen Belediyesi&#8217;nin düzenlediği futbol turnuvasında dereceye girenlere de ödül verildi.<br />
<strong><br />
Ege Ordu Komutanı Orgeneral Atay</strong></p>
<p>Törene katılan Ege Ordu Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, anıt şeref defterin şunları yazdı:</p>
<p><strong>&#8221;Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin temel niteliklerini, Atatürk ilke ve inkılaplarını hedef alan bu olay kutsal dinimizin menfur emellere alet edildiğinin göstergesi olarak tarih sayfasında yer almıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri verdiğiniz mücadeleyi minnetle anacaktır. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni ve onun temel niteliklerini korumak uğruna canlarını feda eden bütün kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyoruz, ruhlarınız şad olsun.&#8221;</strong></p>
<p>Vali Vekili Ardahan Totuk da Anı Şeref Defteri&#8217;ne yazdıklarını törene katılanlara okudu.<br />
Anıt Şeref Defteri&#8217;nin imzalanmasının ardından Kubilay&#8217;ın yakınları ile hatıra fotoğrafı çektirildi.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, İzmir Vali Vekili Ardahan Totuk ile beraberindekiler daha sonra şehitliği gezerek karanfil bıraktı.Törene, CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil, CHP Genel Başkan Yardımcıları Birgül Ayman Güler, Gürsel Tekin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>Cumhuriyet</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="menemen isyanı">menemen isyanı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="atatürk altı ok">atatürk altı ok</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="altı ok atatürk">altı ok atatürk</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="kemalislt şehit">kemalislt şehit</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="KEMALİST ŞEHİTLER">KEMALİST ŞEHİTLER</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turkiye-ugur-mumcuyu-andi" title="Türkiye Uğur Mumcu&#8217;yu Andı">Türkiye Uğur Mumcu&#8217;yu Andı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/astegmen-kubilayin-kesik-basi" title="Asteğmen Kubilay&#8217;ın Kesik Başı">Asteğmen Kubilay&#8217;ın Kesik Başı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/hakkaride-24-asker-sehit" title="Hakkari&#8217;de 24 asker şehit">Hakkari&#8217;de 24 asker şehit</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/bitliste-kahpe-pusu-5-sehit" title="Bitlis&#8217;te Kahpe Pusu: 5 Şehit">Bitlis&#8217;te Kahpe Pusu: 5 Şehit</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 20:17:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[jakoben]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[tepeden inme]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[türk vatandaşlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4754</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, ''Türk devrimi tepeden inme değildir, tarihi tekamül yasasının gereğidir'' dedi.

CHP İzmir İl Başkanlığınca düzenlenen, ''Atatürk'ü Anlamak'' konulu panelde konuşan Güler, Türkiye'de laikliğin ''Halk için halka rağmen'' anlayışıyla zorla benimsetilmediğini söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, &#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir, tarihi tekamül yasasının gereğidir&#8221; dedi.</strong></p>
<p><span id="more-4754"></span></p>
<p>CHP İzmir İl Başkanlığınca düzenlenen, &#8221;Atatürk&#8217;ü Anlamak&#8221; konulu panelde konuşan Güler, Türkiye&#8217;de laikliğin &#8221;Halk için halka rağmen&#8221; anlayışıyla zorla benimsetilmediğini söyledi.</p>
<p>Güler, laiklik arayışının 1. Meşrutiyet döneminde başladığını dile getirerek, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir, tarihi tekamül yasasının gereğidir. &#8216;Kadınlar haklarını istemedi, Atatürk verdi&#8217; ifadesi doğru değil. Eğer kadınlar Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;nda yer almasaydı, erkekler kadar mücadeleye destek vermeseydi, seçme ve seçilme hakkını vermek kimsenin aklına gelmeyebilirdi. Şimdi hangi tepeden inme kadın haklarından bahsediliyor? Devrim, iç dinamiklerle gelişmiştir ve özü cumhuriyettir. Türk devrimi jakobendir ama jakobenlik hiç de kötü bir şey değildir. Ulusal devlet kurulmuştur ve devlet-yurttaş, vatandaş kavramları üzerinde yükselmiştir.&#8221;</p>
<p>Yeni anayasa tartışmaları ile &#8221;Türk vatandaşı&#8221; ve &#8221;Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı&#8221; kavramlarının gündeme geldiğini dile getiren Birgül Ayman Güler, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Türk vatandaşı, &#8216;devlet vatandaş arasında ayrımcılık yapmaz, yapılmasına izin vermez&#8217;. &#8216;Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı&#8217; demek ise azınlıklar sisteminin devlet sistemi haline gelmesi demektir. &#8216;Türk vatandaşı&#8217; ve &#8216;Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı&#8217; arasında iki ayrı gezegende yaşamak kadar fark vardır. Ben özgürleşmek isteyen biriysem o zaman Türk vatandaşı ve ulus devlet anlayışının dönemi geçmemiştir. Ben Boşnak elbisemin içinde yaşamak istemiyorum. Etnik kimliklere saygım sonsuz ama etnik kimliğimin, hele inanç kimliğimin içinde sıkışmak hiç istemiyorum.&#8221;</p>
<p>Cumhuriyet</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="tepeden devrim">tepeden devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="kemalist devrim">kemalist devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="atatürk">atatürk</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="türk devrimi jakoben mi">türk devrimi jakoben mi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="turk dervrimi yorumlari">turk dervrimi yorumlari</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/mebe-ataturk-tirpani" title="MEB&#8217;e Atatürk tırpanı">MEB&#8217;e Atatürk tırpanı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir" title="Devrim Kanunu Mevcut Kanunların Üstündedir!">Devrim Kanunu Mevcut Kanunların Üstündedir!</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="Kemalist Devrim">Kemalist Devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="Türk Devrimi">Türk Devrimi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devrim Kanunu Mevcut Kanunların Üstündedir!</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 May 2011 22:11:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[devrim kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[devrim yasası]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4222</guid>
		<description><![CDATA[<img class="alignleft" title="“DEVRİMİN KANUNU MEVCUT KANUNLARIN ÜSTÜNDEDİR…”" src="http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/40162_174003765959825_135213149838887_573267_5050629_n.jpg" alt="" width="223" height="200" />“Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça, başladığımız yenilikçi devrim bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de hep böyle olacaktır.” (M.K. Atatürk)

Tarihin başlangıcından bu yana devrimler durmadı. Devrimleri engellemeye kimsenin gücü yetmedi. Ne 1789 Fransız devrimini durdurulabildiler ne 1923 Cumhuriyet devrimi… Ne de Sovyet, Çin, Küba, Venezula devrimlerini…

Çünkü “Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir.”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="alignleft" title="“DEVRİMİN KANUNU MEVCUT KANUNLARIN ÜSTÜNDEDİR…”" src="http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/40162_174003765959825_135213149838887_573267_5050629_n.jpg" alt="" width="223" height="226" />“Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça, başladığımız yenilikçi devrim bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de hep böyle olacaktır.”</strong> (M.K. Atatürk)</p>
<p><span id="more-4222"></span></p>
<p>Tarihin başlangıcından bu yana devrimler durmadı. Devrimleri engellemeye kimsenin gücü yetmedi. <strong>Ne 1789 Fransız devrimini durdurulabildiler ne 1923 Cumhuriyet devrimi… Ne de Sovyet, Çin, Küba, Venezula devrimlerini…</strong></p>
<p>Çünkü <strong>“Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir.”</strong>Emperyalistlerin ve feodal kalıntıların çağ dışı kanunları, devrimin kanunları önünde yıkılmaya, yok olmaya mahkûmdur.</p>
<p><strong>Bir zamanlar Nemrut Mustafa’lar, Vahdettin’ler İngilizlerle birleşip bütünleşerek emekli generalleri, profesörleri, milletvekillerini, valileri, gazetecileri, ordu komutanlarını bir İngiliz sömürgesi olan Malta’ya sürgün etmişlerdi. Bu nedenle onlara “Malta Sürgünleri” denilir. Ama Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanınca kendileri de İngiliz efendileri gibi kaçacak delik aradılar.</strong></p>
<p><strong>Günümüzün Nemrut Mustafa’ları, Vahdettin’leri, Damat Ferit’leri de atalarının yolundan giderek, Amerikalılarla birlikte, Silivri zindanlarını ulusalcılarla doldurdular. Düzmece, uydurma senaryolarla, yurtseverleri hücrelere attılar.</strong></p>
<p><strong>Ama ne yaparlarsa yapsınlar, onlar da İngiliz mandacıları gibi hüsrana uğrayacak, günü geldiğinde işledikleri suçların hesabını verip, tarihin karanlık bir köşesinde yerlerini alacaklardır…</strong></p>
<p><strong>Çünkü bu mücadele, gelip geçici, sadece seçimlerle sınırlı bir mücadele değildir</strong>. Bu mücadele, yurdumuz emperyalizm ve işbirlikçilerinden kurtulup, tam bağımsızlığına kavuşuncaya dek, Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı devrimler tamamlanıncaya dek sürecektir.</p>
<p>İster sağcı, ister solcu olsun, kim bu ülkeyi parçalamak için emperyalizmle, PKK ve etnik azınlıklarla işbirliği yapıyorsa, kim cemaatlerin borazanını öttürüyorsa, o, Cumhuriyetin ve devrimlerin düşmanıdır, Türkiye’nin çağdaşlaşmasının önünde engeldir, settir.</p>
<p>Kemalist devrim programının tamamlanabilmesi için bu setlerin ortadan kaldırılması gerekir. Ümmet ve kul anlayışından özgür vatandaş ve demokratik, uygar bir toplum yapısına geçebilmenin temel koşulu budur.</p>
<p>Şimdi yurtseverlere düşen görev seçimden önce de seçimden sonra da Cumhuriyet devrimleri ve tam bağımsızlık için çalışmaktır.</p>
<p><strong>HALKA GÜVENMEK DEVRİMCİ OLMANIN TEMEL KOŞULUDUR</strong></p>
<p>Ama bu hedefe ulaşabilmek için her şeyden önce halka güvenmek, ona dayanmak, onunla birlikte hareket etmek gerekir.</p>
<p>Ne yazık ki son zamanlarda halkı küçük görmek, aşağılamak aydınlar arasında bir gelenek, bir moda haline geldi. Kendi başarısızlıklarını halkın cahilliğine, eğitimsizliğine bağlayıp <strong>“Bu milletten bir şey olmaz…”</strong>deyip işin içinden sıyrılmak onlar için kolay bir çözüm yolu oldu. Devrimci mücadelede en tehlikeli yoldur bu…</p>
<p>Gerçi halkı aşağılamak, aptal yerine koymak yeni çıkan bir akım değildir. Kökeni eskilere dayanır.</p>
<p>Osmanlının son dönemlerinde de halkı, Türk ulusunu değersiz gören birçok aydın türemişti. Onlara göre Türkler, ulusların en aşağısı, halkımız ise beceriksiz bir aptallar topluluğu, bir sürüydü. Her türlü melanet, kötülük onlardan geliyordu. Adam olması için mutlaka birilerinin onun elinden tutması gerekirdi. Kurtuluş Savaşı bütün şiddeti ile devam ederken, Mütareke Basınının kalemlerinden Ref’i Cevat Ulunay, utanmadan, sıkılmadan şunları söylüyordu: <strong>“İngilizleri istiyoruz. Türkler kendi güçleri ile adam olamıyorlar. İngilizler elimizden tutacak, bizi kurtaracak…”.</strong></p>
<p>Osmanlının son Maarif Nazırlarından (Milli Eğitim Bakanı) Fahrettin Rumbeyoğlu, (bazı AKP politikacıları gibi) okul kitaplarından “Türk” kelimesinin çıkarılmasını emretmişti.</p>
<p>Yine İttihat ve Terakki düşmanlarından Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı, yabancılara olan hayranlığını ve Türk halkına olan düşmanlığını Fransız gazetesine verdiği bir demeçle şu şekilde belirtiyordu: <strong>“İngilizlerden çok şey öğrendim. Fransız medeniyetine hayranım. Bende duygu ve düşünce bakımından beğenilecek ne varsa, sizindir. Bende fena olan her şeyin kaynağı benim!”</strong> (“Benim” derken Türk’leri kastediyor)</p>
<p>Sevr Antlaşmasını imzalayarak vatanı emperyalistlere teslim eden düşünce yapısının sahibi işte bu hain Filozof Rıza Tevfik’ti. Onun bu halk düşmanı, ulus düşmanı tutumuna karşı Yüce önder Atatürk şunları söylüyordu: <strong>“Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz.” </strong>Ve ekliyordu:</p>
<p>7 yüzyıldan beri cihanın dört bir köşesine sevk ederek kanlarını akıttığımız, kemiklerini topraklarında bıraktığımız (…) bunca fedakârlık ve ihsanlarına karşılık nankörlük, küstahlık, cebbarlıkla uşak mevkiine indirmek istediğimiz bu asıl sahibin huzurunda, bugün utançla ve saygıyla kendimizi toplayalım. (1. TBMM Tutanakları, 18.c., s.4, 1 Mart 1922)</p>
<p>Halka saygınlık kazandırıp, onu yücelten bu düşünce yapısı Atatürk’ten sonra yerini aşağılamaya, hor görmeye bıraktı. Menderes, halkı o kadar değersiz bir varlık, o kadar geri zekâlı bir topluluk olarak görüyordu ki <strong>“Ben odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm…” </strong>diyordu.</p>
<p>Halkı değersiz sayan bu anlayış 80’lerden sonra Evren’lerle, Özal’larla Çiller’lerle, Tayyip’lerle zirveye ulaştı. Ayrıca onların iktidarında halka tepeden bakan yeni bir işbirlikçi liberal yandaş aydın türü de ortaya çıktı. “Neoliberal” ya da “liboş” diye adlandırılan bu yeni liberal takım, AKP’nin iktidarı ele geçirmesinden sonra iyice etkin bir konuma geçti… Basında, televizyonlarda, toplantılarda, siyasi kuruluşlarda çok sık görülmeye başladılar. Soygundan, talandan pay almak isteyen tüm politikacı, iş adamı, gazeteci, profesör ve solcu eskisi bu takımın içerisine demir attı.</p>
<p>Nasrettin hoca’nın hikâyesinde olduğu gibi, onlara göre tek suçlu halk, yani ev sahibiydi…<strong> “Evi soymaya gelen hırsızın hiç kabahati yoktu.”</strong> Hırsıza toz kondurmuyorlardı.</p>
<p>24 saat yayın yaparak halkın beynini yıkayan, ulusal bağlarını zayıflatıp, düşüncesindeki vatan kavramını yozlaştıran; ABD’nin, AB’nin, siyonizmin emrindeki televizyonların, gazetelerin hiç suçu yoktu… Tüm ülke sorunlarını “sadaka ekonomisi” ile çözmeye çalışan, yoksullaştırdıkları, aç bıraktıkları insanları iki kilo pirinç, beş kilo makarna, üç kilo nohut dağıtarak kendisine köle yapan, oluk oluk para akıtıp oy satın alan yani “siyasal sadakati (bağlılığı) sadaka ile sağlayan iktidarın hiç suçu yoktu?</p>
<p>Devrimci mücadelede en kolay, en kestirme, en sorumsuz yol halkı suçlamaktır…</p>
<p>Soyguncuları, talancıları, emperyalistleri ülkemizden kovmak istiyorsak eğer, halkı Atatürk gibi sevmeli, Atatürk gibi saymalı, ona Atatürk gibi güvenmeliyiz. Asla tepeden bakmamalıyız.</p>
<p>Atatürk gibi:</p>
<p><strong>“Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz” </strong>demesini de öğrenmeliyiz.<br />
<strong><br />
İşte o zaman halka, “Gözünü toprak doyursun”, “Hem körsün, hem iş vermişiz, daha ne istiyorsun, “Ananı da al git” diyenler, devrimin yüce kanunu önünde tüm sülalesini alıp gideceklerdir…</strong></p>
<p><em>Ali ERALP</em><br />
<em>İLK KURŞUN</em></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir" title="kemalist devrim">kemalist devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir" title="atatürk ne için bütün paraların üstünde dir ">atatürk ne için bütün paraların üstünde dir </a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir" title="atatürkün resmi niçin kürsünün üstündedir">atatürkün resmi niçin kürsünün üstündedir</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir" title="devrim kanunları">devrim kanunları</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir" title="sahibin önünde bugün utanç ve saygıyla kendimizi toplayalım">sahibin önünde bugün utanç ve saygıyla kendimizi toplayalım</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;">&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-sehidi-kubilay-anildi" title="Devrim şehidi Kubilay anıldı">Devrim şehidi Kubilay anıldı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/seriatci-takim-nicin-ataturku-unutturmak-istiyor" title="Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?">Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/yol-gostericimiz-mustafa-kemal" title="Yol Göstericimiz: Mustafa Kemal">Yol Göstericimiz: Mustafa Kemal</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/devrim-kanunu-mevcut-kanunlarin-ustundedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalist Devrim</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:10:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devrimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Devrimleri]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrim]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devrimler]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=591</guid>
		<description><![CDATA[I.Dünya savaşı sonrasında varlığı son bulan Osmanlı İmparatorluğu, ardında geniş bir halk yığını bırakmıştı. Bu halk, yıllarca süren savaşlarda yorgun düşmesi, sefalet içinde kalması yanında; çağın gereksinimlerinden, temel hak ve hürriyetlerinden de geri bırakılmış, geçmişin hükmünü yitirmiş uygulamaları altında ezilmiş bir halktı. Dünya, akıl ve bilim önderliğinde inanılmaz bir hızla gelişirken, tüm bu gelişmelerin uzağında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I.Dünya savaşı sonrasında varlığı son bulan Osmanlı İmparatorluğu, ardında geniş bir halk yığını bırakmıştı. Bu halk, yıllarca süren savaşlarda yorgun düşmesi, sefalet içinde kalması yanında; çağın gereksinimlerinden, temel hak ve hürriyetlerinden de geri bırakılmış, geçmişin hükmünü yitirmiş uygulamaları altında ezilmiş bir halktı. Dünya, akıl ve bilim önderliğinde inanılmaz bir hızla gelişirken, tüm bu gelişmelerin uzağında kalmış Anadolu insanı şimdi bir de esaret altına alınmış, devletsiz bırakılmıştı.</p>
<p><span id="more-591"></span></p>
<p>Bu esarete son veren Mustafa Kemal oldu. Önce bu yorgun halka bağımsızlığını tekrar kazanacak inancı aşıladı ve ardından asıl büyük zaferi olan devrimleri ile halkını terk edildiği karanlıktan çıkarıp, çağdaş ve medeni milletlerle eş, saygıdeğer bir millet haline getirdi.</p>
<p>Kemalist devrimler, düşman işgalinden kurtulan Türk halkının, geçmişin çürümüş zihniyetine karşı verdiği ve zafer kazandığı ikinci bir kurtuluş savaşı oldu.</p>
<p>Biz de bu bölümde, Kemalist Devrimcilik ilkesini farklı noktalarından inceleyecek ve değerlendireceğiz.</p>
<p><strong>Devrim nedir?</strong></p>
<p>‘Mustafa Kemal, ‘devrimi’, ‘mevcut kurumları zorla değiştirmek’ olarak tanımlar.’1</p>
<p>Devrim kelimesinin sözlük anlamı ise: ‘Pek kısa bir zaman içinde meydana gelen temelli ve önemli değişiklik’2tir.</p>
<p>Daha ayrıntılı bir tanımı ünlü sosyolog Sorokin şöyle yapmıştır: ‘İlk olarak, devrim, halkın davranışlarında bir yandan da psikolojisinde, ideolojisinde, inançlarında ve değerlendirmesinde bir değişmedir.</p>
<p>İkinci olarak, devrim, halkın biyolojik bileşiminde ve onun ortalama olarak yaratıcı ve seçici süreçlerinde bir değişmeyi ifade eder.</p>
<p>Üçüncü olarak, devrim, topluluğun sosyal yapısının biçimini bozmayı betimler.</p>
<p>Son olarak da, devrim, temel sosyal süreçlerin bir değişimi anlamını taşır.’3</p>
<p>Bu üç tanım, ayrıntılarına girsin girmesin devrimin temelde bir ‘değişim’ meselesi olduğunu ortaya koymaktadır. Peki, Türk halkı için devrim kelimesi ne ifade etmelidir? Devrim tanımının yönü nedir? Bu sorulara Mustafa Kemal’in şu sözü yanıt olur: ‘İnkılap, Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine, en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseler koymuş olmaktır.’4</p>
<p>Demek ki, devrimin yönü ilericiliktir.</p>
<p>Sonuç olarak, Orhan Koloğlu’nun dediği gibi: ‘Bir toplum hareketinin insanlık tarihinde ileriye doğru bir adım olarak yer alabilmesi için koşul, ‘geçmişle günün her alandaki –siyaset, sosyal yapı, ekonomik yapı, hukuk vb…- bağlarını, geleceği daha sağlam ve daha iyi kurabilmeyi sağlayacak’ nitelikte değiştirmesidir’5. İşte, bu değişimin kısa ve kararlı bir süreç içinde sağlanmasına ‘devrim’ denir.</p>
<p>Türk devrimi de bu ilerici özü benimsemiştir.</p>
<p><strong>Kemalist Devrim Nedir?</strong></p>
<p>Kemalist devrim, kısaca, Mustafa Kemal önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile Türk halkının, esaretten bağımsızlığa ve geçmişin köhne zihniyetinden, çağın gereğince bir hayata, akıl ve bilim önderliğinde taşınması şeklinde tanımlanabilir.</p>
<p>Kemalist Devrimi içinden yeşerdiği Osmanlı yapısından tamamen ayırmak mümkün değildir. Ancak Kemalist Devrim ile Osmanlı ıslahatçılığı arasında keskin farkların olduğu da bir gerçektir. Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil’in dediği gibi: ‘(…) Atatürk Devrimi eski reformlara kıyasla bir ‘devam’ı değil, bir ‘aşama’yı ortaya koymaktadır. Kanaatimizce taşıdığı orijinallik de(…) Türk Aydınlanması oluşundan gelmektedir.’6</p>
<p>Yine, Doğan Avcıoğlu da ‘1923-1928 dönemi reformlarının, düşün ve eylem alanında hayli uzun bir geçmişi’ olduğunu söyler ancak Tanzimat sonrası ortaya çıkan ‘çağdaş uygarlık’ anlayışı ile, Kemalist Devrimin farklılaştığı yönlerde de şu örnekleri verir: ‘Batı uyduculuğu ve taklitçiliği şampiyonluğunu yapan Tanzimatçılar, Batıya tam açılmayı, daha doğrusu tam teslimiyeti savunurlar. Jön Türkler’den Prens Sabahattin Bey, ‘Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?’ incelemesinde, bu soruya ‘Anglosaksonlara benzemekle, Anglosakson hocalar getirip, onların bireyci eğitiminden geçmekle’ karşılığını verir. İttihatçılar, Ziya Gökalp’in ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, çağdaşlaşmak’ görüşüyle yola çıkarlar..’7</p>
<p>Öte yandan ıslahat anlayışının, Osmanlı aydınları tarafından kimi zaman nerelere vardırıldığının en önemli örneği kuşku yok Abdullah Cevdet’tir. Prens Sabahattinci ve İngiliz yanlısı Abdullah Cevdet için, Batı medeniyetine ulaşma yolunda yapılması gereken ‘dışardan damızlık erkek getirmektir.’ Şöyle yazılar yazar: ‘Batı medeniyeti, ona ancak uyulabilecek, karşı durulursa yerle bir edici coşkun bir seldir… Neslimizi ıslah edip güçlendirmek için, Avrupa ve Amarika’dan damızlık erkek getirmeliyiz.’8</p>
<p>Şunu söyleyebiliriz: Osmanlı da dönem dönem bir reform sürecine girmiş, yapılan olumlu yeniliklerin yanında çoğu zaman teslimiyetçi aydın, yönetici yetersizliği ve bu sınıfın sakat düşünceleri; bunun yanında halktan kopuk yönetim anlayışı nedeniyle bu reformlar başarısız olmuştur.</p>
<p>Bu başarısızlığın, Kemalist Devrimle bağlantısını Prof. Dr. Ahmet Mumcu şöyle kurar: ‘Türk toplumunda da Atatürk devriminden önce yenileşme gereksinimleri duyulmuş, bunları gidermek için zaman zaman reformlar yapılmıştır. Bu reformların başarısız kalışı, toplumun son derece ağır bunalımlara düşmesi karşısında, Atatürk belirmiş ve devrimini yapmıştır. Şurasını da söylemek yerinde olur: Osmanlı Devleti’ndeki reform çabalarının bir hayli verimsiz sonuçlar getirmesini tam anlamı ile olumsuz değerlendirmemek gerekir. Atatürk’ü ve çevresini yetiştiren kuşağın oluşmasında, bu reform denemelerinin getirdiği ortamın büyük rolü vardır. Reformlar yapılmasaydı devlet daha çabuk çökerdi. Gene, bu reformların başarısız sonuçlar vermesi, daha başka etkili yollar aranmasını ve nihayet Atatürk’ün devrimci düşüncelere sahip olmasını gerektirmiştir.’9</p>
<p>Kemalist Devrimin, kendinden önceki süreçten farklılaştığı nokta da budur. Kemalist Devrim, yepyeni bir hedefle ve büyük bir tutarlılıkla ‘bağımsızlık’ ve ‘çağdaşlaşma’ gibi iki temel üzerine oturmuştur. Önce bir Kurtuluş Savaşı vermek göze alınarak, halk esaretten kurtarılmış; ardından da (burası önemli) ‘akıl ve bilim’ öncülüğünde, bu yoldan asla şaşmaksızın, çağın gereği devrimler ‘kararlılıkla’ gerçekleştirilmiştir. Ve bu devrimci karakter, devrimin de özü olarak kabul edilmiştir. Bu anlamda Kemalist devrim kendinden öncekilerden farklı olarak, ‘düzeltmek’ değil, ‘yıkıp yeniden yapmak’ hedefiyle başarılı olmuştur.</p>
<p>Sonuçta, Kemalist Devrim, 1919’da başlayan bağımsızlık hedefini gerçekleştirmiş (ve kıskançlıkla korumaya almış), öte yandan çağdaşlaşma, çağın gerisinde kalmama hedefi nedeniyle hiç bitmeyen bir devrimdir.</p>
<p><strong>Devrimcilik İlkesinin Kaynağı</strong></p>
<p>Devrimcilik ilkesinin kaynağı, hiç kuşku yok ki Mustafa Kemal’in kendisidir. O’nun devrimci kararlığı ve metoduna daha sonra değineceğiz fakat Türk Devrimi’nin bu devrimci kaynağının geldiği yer üzerine biraz konuşmakta fayda var.</p>
<p>Mustafa Kemal, daha 1918’de şu düşüncelere sahiptir: ‘Benim elime büyük yetki ve güç geçerse ben sosyal hayatımızda istenilen inkılâbı bir anda bir coup ile yapacağımı zannederim. Zira ben, bazıları gibi, halkı ve ulemayı yavaş yavaş benim görüşlerimin derecesinde görmeye ve düşündürmeye alıştırmak suretiyle bu işin yapılabileceğini kabul etmiyorum ve böyle harekete karşı ruhum isyan ediyor. Ben bu kadar yıllık yüksek öğrenim gördükten, sosyal ve uygar hayatı inceledikten ve özgürlüğü tatmak için ömür harcadıktan sonra neden halk seviyesine ineyim? Onları kendi seviyeme çıkarırım.’10</p>
<p>Görülüyor ki, Mustafa Kemal daha o yıllarda kararlı bir devrimci karaktere sahiptir. Ve yıllar içinde bu yönünden asla vazgeçmez. 28 Aralık 1919’da daha mücadelenin başında halka şunları söyler: ‘Efendiler! Milli teşkilatımızın bugün takip ettiği gaye, vatanın parçalanmaktan ve milletin esaretten kurtarılmasına yöneliktir. İnşallah yakın zamanda milli teşkilat bu gayenin elde edilmesiyle üstlendiği vatani vazifesini yapacaktır.</p>
<p>Fakat vazifesini tamamlamış sayılacak mıdır? Bence bundan sonra da pek mühim vatani ve milli vazifemiz vardır. Bilhassa dâhil ahvalimizi ıslah ile medeni milletler arasında faal bir uzuv olabileceğimizi fiilen ispat etmek lazımdır. Bu gayede muvaffak olmak için siyasi mesaiden ziyade toplumsal mesaiye ihtiyaç vardır.’11</p>
<p>Yılların ardından, 27 Ocak 1923’de, vatanı düşmandan temizlemiş, İzmir Hükümet Konağı’nda yaptığı konuşmada şunları söylemektedir: ‘Efendiler! Henüz kurtulmuş değiliz, atılan adım bundan sonra atılması lazım gelen adımların başlangıcıdır. İnsan başlangıçta iken neticeye ulaştığını iddia ederse, kendisini dünyanın en derin gafletleri içine dalmış görür. Biz daha çok adımlar atmak mecburiyetindeyiz. Bu adımlar hem çok seri, hem de çok uzun olmalıdır.’12</p>
<p>Mustafa Kemal için yaptığı devrimin iki adımı olduğunu sözlerinden çıkarmak zor olmasa gerek: Bağımsızlık ve çağdaşlaşma. Ve şu da açıkça ortadadır ki, bunlardan biri diğerinden daha az önemli değildir.</p>
<p>Devrimin kaynağı Mustafa Kemal, düşmanı Anadolu’dan kovduktan sonra, tam da birileri O’nun için ‘Yunan’dan kurtulduk, bakalım Mustafa Kemal’den nasıl kurtulacağız?’ derken: ‘Asıl savaşımız bundan sonra başlıyor’13 diyendir.</p>
<p>Hem de durup dinlenmeden…</p>
<p>İleri Adımlamak</p>
<p>Gerçekten de durup dinlenmeden devrim hareketlerine girişir Mustafa Kemal. Savaşın, hiç bitmeyecek ikinci ayağı başlamıştır artık.</p>
<p>Kurtuluşun ardından Cumhuriyetin gerçekleştirdiği devrimler nelerdir? Bunları ayrı ayrı açıklamadan, sadece başlıklar halinde hatırlamak dahi devrimci karakter konusunda gösterilen kararlılığı ortaya koymaya yetecektir.</p>
<p>‘<strong>A. Rejimle İlgili Devrimler:</strong></p>
<p>a- Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922)</p>
<p>b- Cumhuriyetin kabul edilmesi (29 Ekim 1923)</p>
<p>c- Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)</p>
<p>d- Şer’İye ve Evkaf Vekâletlerinin kaldırılması (3 Mart 1924)</p>
<p><strong>B. Teokrasideki Değişmeler</strong></p>
<p>a- Laiklik</p>
<p>b- Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması</p>
<p>c- Hutbelerin, duaların ve ezanın Türkçeleştirilmesi</p>
<p><strong>C. Sosyal Yapıda Yapılan Devrimler</strong></p>
<p>a- Medeni Kanunun kabulü</p>
<p>b- Kadın Haklarının tanınması</p>
<p>c- Şapka ve Giysi Devrimi</p>
<p>d- Doğulu ölçü sisteminden, batı ölçü sistemine geçiş</p>
<p>e- Eğitim ve öğretimde yenilikler</p>
<p>f- Yazı Devrimi</p>
<p>g- Türk Tarih Anlayışında, gerçeğe dönüş</p>
<p>h- Türk Dili’nin kendi benliğine kavuşması</p>
<p>i- Soyadı Yasası</p>
<p>j- Endüstri ve Ekonomik Devrim’14</p>
<p>Bu devrimlerin her biri, zorlukları bakımından ayrı birer kitapta incelenebilecek devrimlerdir. Ancak Mustafa Kemal, tüm bunları on beş yıl gibi kısa bir zamanda gerçekleştirebilmiştir.</p>
<p>Bu devrimler, devrimcilik ilkesinin anlaşılması bakımdan elbette önemlidir. Ancak kimi çevreler devrimcilik ilkesini, yukarıda saydığımız devrimleri koruyup kollamakla sınırlı zanneder. Bu devrimcilik ilkesinin anlamını daraltan bir tanımlamadır.</p>
<p>Devrimin anlamını, Kemalist Devrim’in öncüllerinden farkını, devrimin kaynağını ve ortaya koyduğu yenilikleri gördük. Bundan sonraki bölümlerde ‘Devrimcilik’ ilkesi üzerine tartışacağız.</p>
<p><strong>Kemalist Devrimcilik</strong></p>
<p>Paul Dumont: ‘Her iyi Kemalist, ilerici olmanın, ‘zamana karşı atılımlar yaparak ve çağ atlayarak, mümkün olan en süratli şekilde davranmak’ demek olduğunu bilmektedir’15 der.</p>
<p>Kemalizm’e göre devrimci olmak; ilerici olmak ve bu ilerlemede tereddüde düşmemek demektir.</p>
<p>‘Kemalist ‘devrimcilik’ iki temel öğeden oluşur: 1) Eskimiş kurumları yıkıp, çağın gereklerine uygun yeni kurumlar oluşturmak; 2) Değişmeye ve yeniliklere sürekli olarak açık kalmak, kalıplaşmamak…’16</p>
<p>Suna Kili’nin devrimcilik tanımları konuyu daha da anlaşılır bir hale getirir: ‘Atatürkçülük ideolojisi devrimcilik ilkesiyle çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma çabasında hem geçerliliğini, yararlılığını sürdüren devrimci uygulamalarına sahip çıkılmasını, onların korunmasını, geliştirilmesini; hem de yeni gereksinimler karşısında yeni devrimci uygulama ve çözümlere gidilmesini öngörmektedir.’17</p>
<p>‘Devrimcilik hem gerçekleştirilen devrime bağlılığı, onu korumayı, yaşatmayı; hem de bu devrimin gerçekleştirilen, uygulanan atılımlarıyla yetinmeyip çağdaş uygarlık düzeyine çıkmayı gerektirecek; gelişen, değişen, yenileşen evrende toplumlar arasında çağdaş kalmasını sağlayacak başka yenilikleri de gerçekleştirmektir.’18</p>
<p>Kısaca, diyebiliriz ki, devrimcilik, Mustafa Kemal önderliğinde gerçekleştirilen devrimi korumak ve onu akıl ve bilim öncülüğünde geliştirmektir. Bazıları bu tanımda geçen akıl ve bilim kelimeleri nedeniyle devrimi teknik bir mesele olarak ele alabilmektedir. O halde Sina Akşin’in yaptığı devrimcilik tanımına da değinmemiz kaçınılmaz olur: ‘Devrimcilik, aydınlanmayı Türkiye’de her yere ve hatta herkese yaymak, bütünsel kalkınmayı gerçekleştirmek ve bunun için etkin çabalar göstermek demektir.’19</p>
<p>Yani bütünsel anlamda devrimcilik, Türk Devrimi’ni savunmak; ayrıca toplumsal ve siyasal alanda durmaksızın daha iyiye, daha yararlıya, daha çağın gereklerine doğru adımlar atmak; halkın durumunu aklın ve bilimin koyduğu doğrular neticesinde iyileştirmek, geçmişin yanlış zihniyetlerinden temizlemektir.</p>
<p><strong>Kemalist Devrimcilik = Sürekli Devrimcilik</strong></p>
<p>Kemalist Devrimciliğin en önemli özelliği ‘sürekli devrimcilik’ anlayışını benimsemiş olmasıdır. Şayet, devrimcilik sadece Atatürk döneminde yapılmış devrimlere sahip çıkmak, onları korumak olsaydı bunun adı dogmatizm olurdu. Oysa Mustafa Kemal, bizzat kendi sözleriyle yapılan devrimlerin sonunun olamayacağını, zaman akıp giderken, yerinde saymanın, geçmişin tabularına sarılmanın mümkün olmayacağını dile getirmiştir.(Öte yandan şüphesiz bu, Atatürk dönemi devrimler, geçerliliklerini korusa da sırf geçen zaman nedeniyle savunulamaz anlamına da gelmemektedir.) ‘Sizce en büyük yapıtınız hangisidir?’ sorusuna şu yanıtı verir Mustafa Kemal: ‘Benim yaptığım işler biri ötekine bağlı ve gerekli olan şeylerdir. Ama bana yaptıklarımdan değil yapacaklarımdan söz ediniz.’20</p>
<p>Ahmet Taner Kışlalı, sürekli devrimcilik anlayışına dair şunları söyler: ‘En ilerici kurumlar bile, koşullar içinde eskir. En ileri bir devrimin ‘bekçiliği’ ile yetinenler, günün birinde değişen koşulların gerisinde kalmaktan, tutuculaşmaktan kurtulamazlar. Kemalizm’in bu sürekli devrimcilik anlayışını benimsemeden, sadece Mustafa Kemal’in sağlığında gerçekleştirdiklerinin bekçiliği ile yetinenleri Kemalist ya da Atatürkçü saymak olanaksızdır.’21</p>
<p>Attila İlhan da sürekli devrimcilikten şu sözlerle bahseder: ‘(…) Atatürk devrimciliği sürekli devrimciliktir, neden, amacı değişkendir de ondan, çağdaş uygarlık düzeyine, ‘hakiki mürşit olan’ bilimle ulaşılacaktır ne demek? Hem çağdaş uygarlık düzeyi sürekli değişiyor, hem bilimlerin ona ulaşmak için verdiği araçlar ve yöntemler.’22</p>
<p>Yani, yanılgıya düşülmemesi gerek. Devrimcilik, yalnızca, Atatürk devrimlerini savunmakla sınırlı değildir; aynı zamanda Türk halkını ileri taşıyacak devrimleri de kovalamak demektir.</p>
<p>Yani, sürekli devrimcilik.</p>
<p>Zaten, Mustafa Kemal’in şu sözü her şeyi açıklamıyor mu: ‘devrimler yalnızca başlar, bitişi diye bir şey yoktur.’23</p>
<p><strong>Devrimci Kararlılık ve Gericilikle Mücadele</strong></p>
<p>Metin Aydoğan, Türk Devrimi’nin özelliklerine değinirken şöyle yazar: ‘Devrimci tutumda gevşeme ya da düzeni durağanlaştırma eğilimi, Türk Devrimi’nde görülmez. Koşulları oluşan hiçbir atılım, hiçbir nedenle ertelenmez, kesintiye uğratılmaz. Hiçbir güçlük; bağımsızlığı örselemeye, tutuculukla uzlaşmaya, bilimi savsaklamaya ya da devrimden ödün vermeye gerekçe yapılmaz. Sınıf, zümre ve küme ayrıcalığına izin verilmez. Devletin tüm gücü, ulusal egemenlik ve kalkınıp güçlenme yönünde kullanılır. Anlayış olarak, yaşamdan kopuk sanal amaçlara değil, bilime ve gerçeklere dayanılır. Halka hizmete yönelen somut belirlemeler, tutarlı bir devrimci anlayışla, uygulanabilir programlara dönüştürülmüştür.’24</p>
<p>Bu programların uygulanmasındaki anlamı ise Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya açıklar: ‘Devrimci bir memlekette, inkılâp yapan bir memlekette, belli bir programın halka rağmen yürütülmesi, muhafazakâr kuvvetlerin baskısı altında bulunan bir kitleyi o kuvvetlerin tesirinden, tahakkümünden (baskısından) kurtarmak anlamını kazanmaktadır. Şu halde ortaya hamleci ve gerici kuvvetlerin çarpışması çıkmaktadır. Türkiye, işte bu ince ve derin toplum meselelerini devrim hareketleriyle, çözmeye çalışmıştır. İnkılâp, prensip itibariyle geri kuvvetlere karşı yapılmıştır.’25</p>
<p>Yani, tamamen ilerici hedefler uğruna gerçekleştirilen devrim, aynı zamanda gericilikle mücadeleyi de öngörür.</p>
<p>Zaten Mustafa Kemal’in sözleri incelendiğinde de, devrimleri herkesi ama herkesi ikna ederek değil aksine gerekirse gericilerle mücadele ederek gerçekleştirmeyi benimsediği açıktır. Ona göre, ‘Hiçbir iyi inkılâp, hakikati görenler dışında ekseriyetin reyine müracaatla yapılamaz. Uysal ve Asyai itikatlara bağlı, sinsi ve sindirici hurafeler, köstekleyici yanlış itiyadlarla inhisarcı kuvvetlerin tesirine sürüklenebilecek yığınlarda iyi inkılâplar için plebisit yapılmaz.’26</p>
<p>Hem zaten: ‘Hocaları sevindirelim, İslam dünyasını sevindirelim, herkesi sevindirelim dersek, olanaklı olsun, hepsi sevinsin, ama bir amacı sağlamış olmayız. Oluruna bağlayanlar (idarei maslahatçılar) temelli devrim yapamaz.’27 diyen de O’dur.</p>
<p>Nutuk’ta da şöyle demektedir: ‘Bir insan topluluğunda, bir inkılâp yapıldığı zaman elbette onun sebepleri vardır. Ancak o inkılâbı yapanlar, inanmak istemeyen inatçı düşmanları iknaya mecbur mudur? Cumhuriyetin elbette taraftarları ve aleyhtarları vardır(&#8230;) Tabii taraflar, güçleri yetiyorsa ideallerini herhangi bir suretle; ihtilalle, inkılâpla veya muteber şekillerden geçirerek tatbik ederler; bu ideal inkılâpçılarının vazifesidir. Buna karşı itirazlar, yaygaralar ve irtica teşebbüsleri de aleyhtarların yapmaktan geri durmayacakları hareketlerdir.’28</p>
<p>Kimi yazarlar, Mustafa Kemal’in devrimleri mutlaka toplumsal mutabakatla yaptığını yazma gereği duyarlar. Ancak görülüyor ki, Mustafa Kemal, devrimler yolunda gericilerin ve devrimlerin değerini anlayamayanların onayını aramadığı gibi; bu kesimler devrime karşı direnç gösterirse de takınacağı tavrı sözlerinde belirtmiştir: ‘Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen asri ve bütün mana ve eşkaliyle medeni bir heyet-i içtimaiye haline isal etmektir. İnkılâbımızın umde-i asliyesi budur. Bu hakikati kabul edemeyen zihniyetleri tarumar etmek zaruridir.’29</p>
<p>Mustafa Kemal, bu gibi kimselere karşı büyük bir devrimci kararlılık ortaya koyar: ‘Düşmanlarımız, düşünebildikleri iğrenç çarelere istedikleri kadar başvursunlar, onların boğazlanırcasına çaba ve istekleri bizim devrim ateşimizi söndüremez.’30</p>
<p>‘Gerici düşünceleri güdenler belli bir sınıfa dayanacaklarını sanıyorlar. Bu, kesinlikle kuruntudur, zandır. Gelişme yolumuzun üstüne dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenilik yolunda duracak değiliz.’31</p>
<p>Görüldüğü gibi, Mustafa Kemal’in çizdiği yol, devrimcilikte ortaya konulacak sonsuz kararlılık ve kararlılığa direnen gerici güçlerle yorulmaksızın mücadele etmektir.</p>
<p>Biraz önce de değindiğimiz gibi kimi Atatürkçü aydınlar, Mustafa Kemal’in bütün devrimleri ikna yoluyla gerçekleştirdiğini savunurlar. Öte yandan aksi görüşteki tutucularsa bunun bir dayatma yoluyla gerçekleştirildiği iddiasındadırlar.</p>
<p>Mustafa Kemal devrimleri ikna yoluyla mı zorla mı gerçekleştirmiştir?</p>
<p>Sanıyorum, O’nun bu konudaki düşüncesini en iyi saptayan Andrew Mango’dur: ‘Mustafa Kemal mümkünse ikna ederek, değilse zor kullanarak bir kültür devrimi gerçekleştirmeye kararlıydı’32 der.</p>
<p>Ama sadece tarihi yorumlayacak olursak, şunu söylememiz gerekir: Mustafa Kemal, devrimleri halka anlatarak, halkı bu devrimlerin gerekliliğine inandırarak ve sonuçta halkın da desteğiyle gerçekleştirmiştir. Bu süreçte devrimlerin karşısında yer alan, devrimleri kabul etmeyen hatta yok etmek isteyen gerici güçlerle de amansız bir savaşıma girişmiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal’in gösterdiği devrimci kararlılık ve gericiliğe karşı ortaya koyduğu mücadele sonrasında bu kesimin geldiği noktayı Niyazi Berkes şöyle değerlendirir: ‘Türk reform tarihinin hiçbir devrinde gericilik sindirilememiştir, hemen her devrimin arkasından daha da kabararak yeniden ortaya çıkmıştır, devrimciler bunların karşısında kendilerini çürüten, gericileri gürbüzleştiren tavizler vermişlerdir. Atatürk ilericiliğe öyle bir ateş, öyle bir heyecan katmıştır ki, o günleri yaşayanların bugün hasretle hatırladığı gibi gericiliğin her çeşidi o ateşin karşısında erimiş, zavallılaşmış, gülünçleşmiştir.’33</p>
<p>Sonuç olarak; Kemalist devrimcilik bir öncülük ve mücadele işidir; bunu da en iyi Atatürk’ün sözlerinden anlıyoruz. Devrimci hamlelere girişen kişiler yeri geldiğinde ilerici fikirlere taraftar olsun olmasın herkesin onayını almaya gerek görmemeli, ayrıca giriştiği bu ilerici hamlelere karşıt güçlerin ortaya çıkacağı ve kendisini başarısız kılmak için çalışacağını bilmelidir. Mustafa Kemal’in öğrettiği ise, bu gibi karşıt güçler belirdiğinde bir devrimcinin, ortaya koyduğu devrimci tutumda kararlılık göstermesi ve karşısındaki güçle mücadele etmekten çekinmemesidir.</p>
<p>Bundan sonraki bölümde devrimcilikle ilgili birkaç noktaya değineceğiz.</p>
<p><strong>Devrimcilik Dinsizlik midir?</strong></p>
<p>Devrimden, devrimcilikten bahseden herkes ömründe en az bir defa bu soruyla karşılaşmıştır. Dersiniz ki ‘devrimcilik…’ hemen kesilir lafınız, ‘Sen Allahsız mısın?’</p>
<p>Devrimcilik, hiç şüphe yok ki dinsizlik demek değildir. Öte yandan her devrimcinin mutlaka bir dinsel inanışı olması da şart değildir, tıpkı her insan gibi. Bu, kavramlarla ideolojiler eşleştirilmesi sonucu düşülen yanılgılardan biridir. Devrim deyince (Ki biz inkılapçılığa alıştırılmış bir nesiliz ne de olsa) akla din düşmanlığı ile damgalanmış sosyalizm gelir hemen. Ve kimilerine göre devrimcilik dinsizlikle yaftalanır böylece.</p>
<p>Öncelikle, her sosyalist dinsiz olmak zorunda olmadığı gibi, devrimcilikten nasibi almamış sosyalistleri dahi görebiliriz ülkemizde.</p>
<p>Ama şu kesindir ki, devrimcilik laiklik temeline oturmuş bir fikirdir. Laik olmayan insan devrimci olamaz. Olduğunu iddia etse de, o devrimci değil, olsa olsa karşıdevrimcidir.</p>
<p>Devrimciliğin dinle değil, dinciyle sorunu vardır. Dinini özel hayatında dilediği gibi yaşayan, inançlarının gereğini yerine getiren insanlarla devrimciler arasında bir çatışma olması söz konusu değildir; kaldı ki bu tip insanlar da devrimci olabilirler.</p>
<p>Ama dini, bireysel bir inanış biçimi olmaktan çıkarıp, sosyal hayatta bir ‘düzenleyici’, ‘kural koyucu’ haline getirmek isteyenler, din sayesinde toplum üzerinde egemenlik kurarak, toplumu bu kisve altında kendi dilediklerince yönetenler, devrimcilerle aynı safta olamazlar. Devrimcilerin bu gibi kimselere karşı sessiz kalması beklenemez.</p>
<p>Sonuç olarak; devrimcilerin dinsiz olduğu söylemi safsatadan ibarettir. Bir dine inanıp inanmamakla devrimciliğin ilgisi yoktur. Ayrıca devrimcinin sorunu dinle değil, dini toplumun ilerlemesinin önünü kesmek üzere bir sömürü aracı olarak kullanan dincilerledir.</p>
<p><strong>Devrimcilik ve Muhafazakârlık</strong></p>
<p>Bu iki tanım, günümüz Türkiye’sinde en ‘aldatmacalı’ kullanılan tanımlarıdır. Devrimcilik ve muhafazakârlık, esas itibariyle birbirinin zıddıdır. Sözlük anlamlarına bakacak olursak:</p>
<p>a) Devrimci: ‘Devrimi yapan ya da devrime bağlı olan34</p>
<p>Muhafazakâr: Bir şeyi değiştirmeden, olduğu gibi tutmak isteyen, eskiye bağlı, tutucu35</p>
<p>b) Devrimcilik: Genel olarak eski yaşama kurallarını değiştirip, yeni ve daha üstün bir yaşama şeklini kurmayı düşünme yolu 36</p>
<p><strong>Muhafazakârlık: Tutuculuk</strong> 37</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, özünde, bu iki kavram arasından devrimciliği kabul etmiştir. Kemalist Cumhuriyet, devrimci bir ideoloji ile kurulmuş ve devrimcilik, cumhuriyetin altı temel ilkesinden biri olarak belirlenmiştir. Demek ki, cumhuriyetin kaynağında, muhafazakârlığa yer bırakılmamış.</p>
<p>Zaten bu nedenle, muhafazakâr düşünceden yana olanların Kemalizm’e getirdikleri eleştirilere Anıl Çeçen şu şekilde değinir: ‘Geleneksel düşünceden yana olan muhafazakar yaklaşımlar ise Kemalizme daha farklı bir açıdan bakmışlardır. Kemalizmin köklü dönüşümü öngören, radikal devrimci tutumunu hoş karşılamayan bu yaklaşımlar, Kemalizmi bir yönünden çıkma, bir sapma olarak değerlendirmişlerdir.(…) Gelenekçilerin değerlendirmelerinden Kemalizm için yabancılaşma ve keyfi dayatmacılık tanımları geliştirilmiştir.’38</p>
<p>İki görüş arasındaki çatışma aslında olağandır; çünkü başta da belirttiğimiz gibi ikisi birbirine zıt değerlerdir. Örneğin Uğur Mumcu, bu iki zıtlığı Atatürkçülük temelinde şöyle değerlendirir: ‘Muhafazakârlık ve devrimcilik birbirleriyle çatışan kavramlardır; özetle biri diğerinin yadsımasıdır. Her iki oluşum, yaşamın her kesiminde bir savaşım içindedir.</p>
<p>Atatürk, tam anlamıyla Türkiye’ye özgü köklü bir devrimciydi. Muhafazakârlık ile Atatürkçülük, bu açıdan hiçbir zaman bir araya gelmez, gelemez. Muhafazakâr olan Atatürkçülük ile bağdaşamaz.’39</p>
<p>Değerlendirmemizi yapmadan önce bakın Atatürk, muhafazakârlığa dair neler söylüyor: ‘Tutuculuk mu? Asla! Sürekli değişim zorunluluğunda olan evrende bir şeyi korumak nasıl mümkün olur? Muhafazakârlar, o adamlar ki nehrin suyunu ellerinde tutmak isterler. Onların parmaklarında, bir parça çamurdan başka şey kalmaz. Tutucu değilim. Çünkü eskimiş ve kırılmış bir âlemi muhafaza edemem’40</p>
<p>Şimdiye kadar değindiklerimizden çıkardığımız sonuç şu: Devrimcilik ve muhafazakârlık birbirinin zıddıdır. Birinden yana olan, ötekini reddetmek zorundadır. Atatürk bu iki kavram arasında devrimciliği benimsemiş, muhafazakârlığı şiddetle reddetmiştir. Dahası Türkiye Cumhuriyeti de devrimcilik temelinde kurulmuş, bu anlayışı hedeflemiş bir ülkedir.</p>
<p>Buraya kadar her şey normal…</p>
<p>Dilerseniz bugüne gelelim. 2000’li yıllarda Türkiye’yi yöneten parti, örneğin Avrupa Birliği yolunda, Atatürk’ün hedeflerini gerçekleştirdiğini söylemekte, öte yandan devrimlerin bekçisi olduğunu ve ülkeyi Atatürk’ün izinde her gün daha da ileri taşıdığını söylemektedir.</p>
<p>Peki, bu parti kendini nasıl tanımlamaktadır?</p>
<p>Bizzat Başbakan R.Tayyip Erdoğan, birçok kez ‘muhafazakâr demokrat’ olduklarını dile getirmemiş midir?</p>
<p>Peki, o halde, muhafazakâr olmakla övünenler, Atatürk devrimciliğini nasıl sahiplenebilirler?</p>
<p>Sözlük anlamı olarak tutucu olanlar, yeni ve daha üstün yaşama biçimini kurduklarını söylediklerinde nasıl inandırıcı olurlar?</p>
<p>Bu kimseler bir seçim yapmak zorunda olduklarını aksi halde sözlerinin bir anlam ifade etmediğini bilmezler mi?</p>
<p>Ya muhafazakâr olursunuz, ya devrimci. Devrimci olursanız, Atatürk’ün yolunda ilerici adımlar attığınız (o da gerekli değerlendirmeler sonunda varılan kanıyla) inandırıcı olabilir. Ama muhafazakârsanız, Atatürk’ün deyimiyle, ‘nehrin suyunu ellerinizde tutmaya çalışırken’ bu ülkeyi nasıl ileri taşıyabilirsiniz?</p>
<p>Bugünün iktidarının, bu zıt kavramları bir arada kullanarak, herkese birden hoş görünme telaşı bana Atatürk’ün ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın ismiyle ilgili söylediği şu sözleri hatırlatıyor:</p>
<p>‘Cumhuriyet kelimesini ağızlarına almaktan bile çekinenlerin, Cumhuriyet’i doğduğu gün boğmak isteyenlerin, kurdukları partiye ‘Cumhuriyet’ ve hem de ‘Terakkiperver (İlerici, y.n.) Cumhuriyet’ adını vermiş olmaları, nasıl ciddiye alınabilir ve ne dereceye kadar samimi sayılabilir.’41</p>
<p>İşte, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın ilerici cumhuriyetten yana olduğu ne kadar ciddiye alınabilir ve samimi sayılabilir ise; muhafazakâr demokratlığıyla övünen AKP’nin Kemalist Devrimcilik ilkesini savunduğu, bu ilkenin gereklerini yerine getirdiği de o kadar ciddiye alınır ve samimi sayılabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Türk gençliği, muhafazakârlık ve devrimcilik arasındaki kesin farkları ayırt etmeli ve Atatürk’ün yolunda yürümek için, muhafazakârları ellerinde nehrin çamuruyla bırakarak devrimcilik saflarında yerlerini almalıdırlar.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Kemalist devrimcilik ilkesine dair verdiğimiz bu bilgiler konunun anlaşılması bakımından yeterlidir. Ancak bu bölümü sonlandırmadan önce şunları da söylemeliyiz: 1945’ten sonra, devrim anlayışında büyük bir değişim gerçekleşmiş, Mustafa Kemal’in Türk Halkı’na kazandırdığı ilerici, devrimci yön tam tersine çevrilmiştir. Bu süreç karşıdevrim sürecidir. O yıldan bugüne dek, Atatürk devrimleri tahrip edilmiş, iyi devrim-kötü devrim ayrımı yapılmış öte yandan devrimcilik adı altında hiç de halkın yararına olmayan, bu toplumu ileri götürmekten uzak eylemlere girişilmiştir.</p>
<p>Bugüne bakıldığında adına ikinci cumhuriyetçi cephe diyebileceğiz, liberal-şeriatçı ve hatta solunu bilmeyen solcu dayanışmasının buluşma noktası olan fikir hareketi, bu karşıdevrimin baş aktörü olarak ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Atatürk devrimlerini koruduğunu haykırmasının yanında, aslında hiç de bu şekilde davranmayan muhafazakâr iktidarlar da ülkenin devrimci özünün yok edilme çalışmasında pay sahibidirler.</p>
<p>Bu geniş cepheyi, daha da çoğaltabiliriz, ancak düşünmemiz gereken şudur: 2007 yılında devrimciliğin gereği nedir?</p>
<p>Batı uydusu olarak, Avrupa Birliği’ne tek yanlı bağlanmak mı?</p>
<p>Liberalizm adı altında gelir adaletsizliği ile yoksulu daha yoksul kılmak mı?</p>
<p>Özelleştirme telaşıyla toplumsal önem taşıyan kurumların kontrolünü yabancılara teslim etmek mi?</p>
<p>İmamdan öğretmen, vali vs. yaratmaya çalışmak mı?</p>
<p>Üniversitelere türbanla girilmesini savunmak mı?</p>
<p>Etnik milliyetçiliği demokratikleşme çabası olarak halka sunmak mı?</p>
<p>Devrimciliğin gereği bunlar olabilir mi? Tüm bunlar açık ve net gerici eylemlerdir; bu toplumun zararına, toplumu ileri götürmekten, refaha kavuşturmaktan yoksun akıl ve bilim dışı çabalardır.</p>
<p>Ama bugünün Türkiye’sinde yönetici kademeler tüm bunlarla övünmekte, yukarda saydığımız eylemleri çok büyük bir atılımmış gibi halka anlatmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Bu karşıdevrimin geldiği son noktadır.</p>
<p>O halde gençlik olarak, gerekirse her şeye en baştan başlamamız gerekiyor demektir. Önce Mustafa Kemal devrimlerini korumalı, yıllar sonra hala yoğun olarak hedef oldukları saldırıları püskürtmeli; ardından gerçekten bu halkın yararına olacak, onu daha iyi bir hayat seviyesine, daha ileri bir anlayışa taşıyacak devrimleri; çağın gereği neyse akıl ve bilim öncülüğünde ortaya koymak üzere çalışmaya başlamalıyız. Tıpkı Mustafa Kemal’in gösterdiği kararlılıkla ve bu kararlılık karşısında yer alacak gerici güçlere direnerek.</p>
<p>Çünkü ancak o zaman yanıltmamış oluruz Atatürk’ü; ne demişti hatırlayın:</p>
<p>‘Devrimin yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı bozmadıkça başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.’42</p>
<p>Birileri bu sözü unutabilir ama gençlik unutmamalıdır…</p>
<p><strong>‘Türk çocukları yürüdünüz, yürüyorsunuz, yürüyünüz! Yaptığınız hamleler sizi yüksek ülküye ulaştırmak içindir. Durmayın, yürüyün!’</strong></p>
<p>Mustafa Kemal ATATÜRK</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>1. Metin Aydoğan, Ülkeye Adanmış Bir Yaşam(2) Atatürk ve Türk Devrimi, Umay Yayınları, 1. Basım, İzmir, 2006, s: 397</p>
<p>2. T.D.K. Türkçe Sözlük, Bilgi Basımevi, 6. Basım, Ankara, 1974, s: 220</p>
<p>3. Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil, Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak, Cumhuriyet Kitapları, 1998, s: 76</p>
<p>4. Mustafa Baydar, Atatürk Diyor ki, Varlık Yayınları, , İstanbul, 1981, s:96,97</p>
<p>5. Orhan Koloğlu, Mazlum Milletler Devrimleri ve Türk Devrimi, Kaynak Yayınları, 2. Basım, 2004, s: 10</p>
<p>6. Tütengil, Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak, s:75</p>
<p>7. Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi 3, İstanbul Matbaası, 1974, s: 1341</p>
<p>8. Metin Aydoğan, Türkiye Üzerine Notlar 1923-2005, Umay yayınları, 6. Baskı, 2005, İzmir, s: 22</p>
<p>9. Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Atatürkçülükte Temel İlkeler, İnkılap Kitabevi, 2000, s: 31</p>
<p>10. Ord. Prof. Enver Ziya Karal, Atatürk’ten Düşünceler, ODTÜ Yayıncılık, 23. Basım, s: 61,62</p>
<p>11. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, Cilt 6, s: 32</p>
<p>12. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, Cilt 14, s:398</p>
<p>13. Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi 3, s: 1299</p>
<p>13. Türk Devrim Tarihi, Atatürk Eğitim Enstitüsü Öğretim Üyeleri, Dilek Matbaası, İstanbul, 1977, s: 186,189</p>
<p>14. Paul Dumont, Mustafa Kemal, Remzi Kitabevi, 4. Basım, 2005, s: 152</p>
<p>15. Ahmet Taner Kışlalı, Kemalizm Laiklik ve Demokrasi, İmge Kitabevi, 7. Baskı, 2001, s: 60,61</p>
<p>16. Suna Kili, Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 8. Basım, 2003, s: 305</p>
<p>17. Kili, Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli, s:307</p>
<p>18. Prof. Dr. Sina Akşin, Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi, Kırlangıç Yayınları, 5. Baskı, Ankara, 2004, s: 210</p>
<p>19. Sami N. Özerdim, Atatürkçünün Elkitabı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1981, s: 109</p>
<p>20. Ahmet Taner Kışlalı, Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği, İmge Kitabevi, 15. Baskı, 2006, s: 73</p>
<p>21. Attila İlhan, Hangi Atatürk, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. Baskı, 2004, İstanbul, s: 80</p>
<p>22. Aydoğan, Atatürk ve Türk Devrimi, s:396</p>
<p>23. Aydoğan, Atatürk ve Türk Devrimi, s:396</p>
<p>24. Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Batılılaşma Hareketleri II, Cumhuriyet Kitapları, 1999, s: 22</p>
<p>25. Mustafa Baydar, Atatürk Diyor ki, Varlık Yayınları, İstanbul, 1981, s: 91</p>
<p>26. Özerdim, Atatürkçünün Elkitabı, s: 111</p>
<p>27. Baydar, Atatürk Diyor ki, s: 83</p>
<p>28. Tütengil, Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak, s: 71</p>
<p>29. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, 1981, s: 90</p>
<p>30. İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten Seçme Sözler, s: 84</p>
<p>31. Andrew Mango, Atatürk Modern Türkiye’nin Kurucusu, Remzi Kitabevi, 3. Basım, 2004, s: 433</p>
<p>32. Niyazi Berkes, 200 Yıldır Neden Bocalıyoruz 2, Cumhuriyet Kitapları, 1997, s: 18,19</p>
<p>33. T.D.K. Türkçe Sözlük, s: 220</p>
<p>34. T.D.K. Türkçe Sözlük, s: 579</p>
<p>35. T.D.K. Türkçe Sözlük, s:220</p>
<p>36. T.D.K. Türkçe Sözlük, s: 579</p>
<p>37. Anıl Çeçen, Kemalizm, Fark Yayınları, 6. Baskı, Ankara, 2006, s: 115</p>
<p>38. Uğur Mumcu, Uyan Gazi Kemal, um:ag Vakfı Yayınları, 3. Baskı, Ankara, 2004, s: 234</p>
<p>39. Metin Aydoğan, Türkiye Üzerine Notlar 1923-2005, s: 44</p>
<p>40. Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi, 2002, s: 601</p>
<p>41. Özerdim, Atatürkçünün Elkitabı, s:112</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="kemalist devrim">kemalist devrim</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="devrim szler">devrim szler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="kemalist gençler">kemalist gençler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="bir kemalist neden devrimci olmak zorundadır">bir kemalist neden devrimci olmak zorundadır</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim" title="kemalist yazarlar">kemalist yazarlar</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi" title="Türk Devrimi">Türk Devrimi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturk-devrimleri" title="Atatürk Devrimleri">Atatürk Devrimleri</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrimcilik-nedir-ahmet-taner-kislali" title="Devrimcilik Nedir? &#8211; Ahmet Taner Kışlalı">Devrimcilik Nedir? &#8211; Ahmet Taner Kışlalı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ben-ozur-dilemiyorum-aydin-kelesoglu" title="Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU">Ben özür dilemiyorum! &#8211; Aydın KELEŞOĞLU</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/turk-devrimi-tepeden-inme-degildir" title="&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;">&#8221;Türk devrimi tepeden inme değildir&#8221;</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kemalist-devrim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

