<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalist Gençler &#187; Devletçilik</title>
	<atom:link href="http://www.kemalistgencler.com/etiket/devletcilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kemalistgencler.com</link>
	<description>Kemalist</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 14:54:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2011 13:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tdomf_90bb3</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ziyaretçi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[ilerici demokrat]]></category>
		<category><![CDATA[liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[özerklik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal demokrat]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4270</guid>
		<description><![CDATA[Sanayi devrimi ile feodal toplumdan kapitalist topluma geçildi, Vahşi kapitalizmin oluşması ile sosyalist akımlar gelişti. 1.ci dünya savaşında emperyalist ülkeler savaş Halide iken Bolşevikler Rusya’ya sosyalizmi getirdi. 2.ci dünya savaşından sonra sosyalizm gelişerek Varşova paktı oluştu. Batı ülkelerinde işçi sınıfının sosyal ekonomik hakları gelişti. 1950’li yıllardan sonra revizyonizmin oluşması ile zamanla sosyalizm geriledi ve çöktü. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi devrimi ile feodal toplumdan kapitalist topluma geçildi, Vahşi kapitalizmin oluşması ile sosyalist akımlar gelişti. 1.ci dünya savaşında emperyalist ülkeler savaş Halide iken Bolşevikler Rusya’ya sosyalizmi getirdi. 2.ci dünya savaşından sonra sosyalizm gelişerek Varşova paktı oluştu. Batı ülkelerinde işçi sınıfının sosyal ekonomik hakları gelişti. 1950’li yıllardan sonra revizyonizmin oluşması ile zamanla sosyalizm geriledi ve çöktü. Varşova paktı çökmesine rağmen Komünizme karşı kurulan Nato Paktı ayakta kaldı. Dünya iki kutuplu iken tek kutuplu haline geldi. Gelişmiş büyük ülkeler sudan sebeplerle geri kalmış ülkeleri doğal zenginliklerini ele geçirmek için işgal etti. İnsanlar ve ülkeler arasında gelir dağılımı daha çok bozuldu. Emperyalist ülkeler kendi ülkelerinin halkını sömürdüğü gibi tüm dünya halklarını sömürmektedir. Amerikanın nüfusunun üçte biri Avrupalı gibi, üçte biri az gelişmiş ülkelerdeki insanlar gibi, üçte biride geri kalmış ülkelerdeki Afrikalı insanlar gibi yaşamaktadır. Şayet dünya iki kutuplu olsa idi Amerika Irak’ı işgal edemezdi. Bir milyon insanda ölmezdi. Etnik ve mezhep çatışmalarının; ırkçılığın, faşizmin, gericiliğin olmasının nedeni dünya haklarının insanlık aleminin en büyük düşmanı emperyalizm ve emperyalizmin işbirlikçileridir.<br />
             Emperyalist güçler kendi yararları doğrultusunda sosyalizmin çöküşünü fırsat bilerek dünyaya küresel liberal ekonomiyi dayattılar. Özelleştirme politikaları ile ülkelerin milli ekonomilerini tahrip ettiler. Sosyalist ülkelerin varlığına tahammül edemeyenler mili devletlerin varlığına dahi tahammül edemiyorlar. Daha iyi sömürmek için dünya ülkelerini parçalayarak çok sayıda devletçikler haline getirdiler. Devletçikleri birbiri ile savaştırarak halklara zarar verdiler.<br />
            Yeni dünya düzeni olan emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerin dayatmış olduğu ekonomik politikalardan, özelleştirmeden, emperyalizme bağımlılıktan, emperyalizmin işbirlikçisi ve rantiyecilerden, büyük burjuvaziden nasıl kurtulup da  iktisaden güçlü ülke olunacağına dair anti emperyalist, anti kapitalist, bireyin mülkiyet özgürlüğüne  ülke ekonomisine hakim olamayacak şekilde yer vererek bireylerin mülkiyet ve özgürlüklerini koruyarak geliştiren, ekonomide devletçiliğin, halkçılığın hakim olacağı siyasi ekonomik fikirler üretilememiştir. İyi fikir üretecek insanlar maddiyatsızlıktan fikirlerini gündeme getirememiştir. Bazı iyi fikirli insanlar büyük siyasi partilerin içerisine girerek, fikirlerini bırakıp partinin fikirlerini kabullenmek zorunda kalmıştır. İyi fikirler siyasi hayatta varlık bulamamıştır. Sosyalist ve kapitalist ekonomik sistemlere karşı bireylere, halkçılığa ve devletçiliğe önem veren iyi bir karma ekonomik politikalar üreterek, sosyalizmle ile sosyal demokratlık arasıda  ilerici demokrat görüş üretip, uygulamak gerekir.<br />
             İlerci demokrat fikir sosyalizm ile sosyal demokratlık arasında bir görüş olup; Amerikan ve Japon emperyalizmine karşı kurulan Avrupa kapitalistlerinin  kalesi olan Avrupa Birliğine, emperyalist kuruluş olan NATO’ya, emperyalizme, kapitalizme, feodalizme, komünizme, faşizme, teokratik görüşlere ve her türlü gericiliğe, sömürüye, her çeşit teröre, din, dil, ırk, etnik mezhep ayrıcılığına karşı, dünya halklarının kurtuluşunu, mutluluğunu savunarak dünya insanlığını kucaklayan, laikliğe, milli ve manevi değerlere, çağdaşlığa, devrimciliğe, dünya halklarını kucaklayan gerçek halk demokrasisine, barışa, bağımsızlığa, özgürlüğe, insana, emeğe, sosyal devlet anlayışına, ekonomik alanda bireye,  halkçılığa, halkın yararına küçük ve orta dereceli işletmeler hariç büyük fabrikaları, büyük ticari işletmeleri, bankaları, madenleri, özelleştirilen önceki kamu mallarını, bunca zaman halkı sömürülerek elde edilen büyük malları  karşılıksız devleştirilerek etkin devletçiliğe, üretime  önem veren, köylünün elindeki topraklar, hayvanları kamulaştırma dan, kolektifleştirme den toprak reformu yaparak, bireysel üretime önem vererek, köylünün hürriyetini, mülkiyetini koruyarak geliştirmeye önem veren, ulussal milliyetçiliğe önem verdiği gibi evrensel milliyetçiliğe önem veren,  yapancı sermaye karşı, milli sermayeye, milli ekonomiye, yerli malına önem veren, kısmen büyük sermayeye karşı, küçük sermaye ile emekçileri uzlaştırmaya, çevreye, doğaya, eğitime, nüfus planlamasına önem veren yeni bir siyasi görüştür.  İnsanlığın kurtuluşu, mutluluğu;  dünyanın siyasi ve ekonomik yönden insanlığın yararına değişmesi dünya halklarının ülkelerinde  ilerici  demokrat  görüşü  uygulaması  ile gerçekleşir.<br />
             Birey sosyal ekonomik bakımdan güçlü olarak, varlıklı ve güven içinde yaşamak ister. Ancak bireyler bencil olarak başkalarını düşünmeden ülkenin dünyanın ekonomisini elinde bulunduracak şekilde, aç gözlü olarak ekonomik yönden güçlü olmaya çalışmamalıdır. Azınlığın ülke ekonomisine hakim olacak şekilde  varlıklı olması toplumun çoğunluğunun sefalet içinde yaşıyor olması demektir. Önemli olan azınlıktaki insanların sosyal ekonomik durumunun iyi olması değildir, tüm insanların sosyal ekonomik durumunun iyi olmasıdır.  Birey çevresindeki insanların haklarını gözeten, toplumu sömürmeden, toplum içinde gerçekten sevilen, sayılan insanlığa faydalı olmak için sosyal ekonomik yönden varlıklı olmalıdır.<br />
            En iyi iş insanın kendi işini kurarak, kendi işini yapmasıdır. Dünya da herkesin kendi işinin olması münkün değildir. İnsan ya kendi işini yapacak, yada devlet işinde veya başkasının işinde çalışarak hayatını sürdürecek.<br />
             Sosyalizmin katı devletçilik uygulaması sonucunda birey yeterice özgür, araştırmacı, mücadeleci, yaratıcı ve üretici olamadığından yeterince mutlu olamaz. Ama liberal ekonomin uygulandığı ülkede memur devletten maaş alarak devlete çalıştığından emperyalist bulutların altında, kapitalist sisin içerisinde sosyalist bir hayat yaşamaktadır. Devlet memurunun yaşadığı hayat sosyalist devletteki insanın yaşadığı hayata genel olarak benzemektedir. Sosyalist ülkedeki memurun hali liberal ülkedeki memurun halinden daha iyidir. Toplumun çoğunluğu da canı gönülden memur olmak istemektedir. Emperyalist bulutların altında, kapitalist sisin içinde olmadan güneşli sosyalist bir havada toplumun genel çoğunluğu canı gönülden memur olmak ister. Ama memurları, insanları liberalizmden, sosyalizmden daha iyi duruma getirecek siyasi görüş uygulayacağız.<br />
             Liberalizme ve sosyalizme karşı bir takım ülkelerde liberal ekonominin esasını bozmadan devletin ekonomiye katılması ile karma ekonomi uygulanmıştır. Ancak halk sektörünün olmayışı ve özel sektörün güçlü olması ile devlet sektörü kasıtlı olarak dejenere edilip yozlaştırılması sonucunda kamu işletmeleri halkın aleyhine, azınlığın yararına özelleştirilmiştir.  İnsanların durumu liberal ekonomi uygulamasına göre karma ekonomi uygulamasında daha iyi olmuştur. Ama bu durum yeterli olmamıştır.<br />
             Sosyal demokratların uyguladığı iktisadi demokrasilerde devletçi ve halkçı ekonomik uygulamalar olabilir. İktisadi demokrasilerde yaşayan insanların durumu  liberal ekonomin uygulandığı ülkelerdeki insanların durumundan daha iyidir. İktisadi demokrasilerde uygulanan ekonomi liberal ekonominin esasını bozmadan bireyin özgürce ekonomiye katıldığı, halkçılığın ve devletçilin uygulandığı bir ekonomidir. Ancak  özel sektör her şeye rağmen ülke ekonomisine hakimdir. Özel sektör halk sektörünü ve devlet sektörünü gölgelediğinden, devlet sektörünün ve halk sektörünün gelişmesini engellemektedir. Bu nedenle de insanlar  sosyal ekonomik yönden daha iyi bir seviyeye gelemediğinden insanlar sosyal demokrat görüş den yeterince tatmin olamayarak uygun görmeyip, sosyalist devrim görüşünü benimseyerek sosyalizmin uğruna canlarını vermiştir. İnsanların sosyal ekonomik yönden daha iyi bir duruma  getirecek siyasi görüş bulmak gerekir.<br />
             İlerci demokrat düzende ise liberal ekonominin özünü bozmadan; bireylerin özgürlüğünü mülkiyetini koruyarak geliştirerek, devlet sektörünün, halk sektörünün ekonomide etkinliğini sağlamak, devlet sektörünü ve halk sektörünün gölgeleyen özel sektörün elindeki küçük ve ota dereceli işletmeler hariç büyük fabrikaları, büyük ticari işletmeleri, bankaları, madenleri halkın yararına devleştirerek güçlü bir devlet sektörünün oluşturulduğunda, halk sektörü ile devlet sektörü gölgelenmediği için daha da iyi gelişecek, ülke ekonomisine hakim olmak isteyen bireyler güçlü devlet sektörü ve halk sektörünün karşısında emellerine ulaşamayacak, liberalizmde olduğu gibi halk sömürülemeyecek. Sosyalizmde olduğu gibi köylülerin elinden tarlaları, hayvanları alınarak kamulaştırılmayacak, kolektifleştirilmeyecek, kolektivizme, kamuya mahkum edilmeyecek, toprak reformu yapılarak, az topraklı ve topraksız köylü toprak ve hayvanların sahibi yapılacak, hürriyetleri ve mülkiyetleri korunarak geliştirilecek, devlet tarafından köylü desteklenerek tarımsal ve hayvancılık üretimi artacak, köylü yardımlaşma sandıkları kurularak köylülerin yarına kooperatifler birliği ve sanayi işletmeleri kurularak halk sektörü oluşacak, köylülerin ticaret ve sanayi alanında da mülklerinin olması ile mülkleri, gelirleri ve refahı  artacak köylü milletin efendisi olduğu gibi dünyanın efendisi olacak,    sosyalizmde olduğu gibi bireyler baskı altında olmayacak,  bireyler halk sektörüne girerek halk sektöründeki işletmelerde hisse sahibi olacak, ürettiklerini, üretim kooperatifler birliği kanalı ile daha iyi fiyata pazarlayarak gelirleri artacak, tükettiklerini, tüketim kooperatifleri birliği kanalı ile daha ucuza temin ederek artan tasarrufları ile yapılan yatırımları sonucunda yatırımları artarak özgür olarak mülkiyetlerini koruyup geliştirecek, halka göre insanca, halkça düzen sağlanmış olarak insanlar sosyal ekonomik bakımdan daha iyi olup, güven, mutluluk ve huzur içinde olacak. İnsanlar ilerci demokrat düzende tatmin olarak sosyalist görüşü benimsemeyecektir. Sadece fanatik eski sosyalistler sosyalist görüşünü sürdürecektir. Eski fanatik sosyalistler sayısal yönden az olacağından etkileri olamayacaktır. Önceden sosyalizmi kavramak öbür fikirleri kavramaktan zor idi. Sosyalizm çöktüğü için insanların çöken bir fikri kavraması yeni bir fikrin kavramasından çok zordur. İnsanlar tarafından yeni görüş olan ilerici demokrat fikri kavraması çok kolay olacaktır.<br />
             Gelişmekte olan ülkelerden biri olan Türkiye de 1929 yılındaki dünya ekonomik bunalımından sonra 1930’lu yıllarında işçisi, işvereni azken, sanayisi çok zayıfken, tarıma dayalı yoksul borçlu ülke iken  borçlarını ödeyerek, enflasyonsuz  olarak, devlet işletmelerini kurarak devlet sektörü oluşturuldu. Emperyalizme karşı kale gibi yapılan fabrikalarda tarım ürünleri işletilerek, tarım ürünlerinin emperyalist ülkelere peşkeş çekilmesi önlenmesi ile işlenmiş tarım ürünleri yönünden dışarı bağımlılıktan kurtuldu. 1940’lı  yıllarda ikinci dünya savaşı nedeni ile devlet sektörü gelişemedi. 1950’li yıllarda emperyalizmin güdümünde olan siyasi iktidar devletçi anlayışa sahip değilken, özelleştirme yanlısı liberal ekonomi anlayışına sahipken halkın kendi şehirlerinin civarında fabrikaların kurulmasının istenmesi ile siyasi iktidar mecburen millet adına sanayi kuruluşları açmıştır. Bu durum 1960’lı ve 1970’li yıllarda siyasal iktidarların istememesine rağmen halkın talepleri yüzünden sanayi kuruluşları tesis edilmiştir. 1950‘li yıllardan 1980 yılına doğru halkın talepleri doğrultusunda ciddi olmaksızın mecburen kurulan sanayi tesisleri dejenere edilerek kar edemez hale getirilmiştir. 1980 yılından sonra devlet  ekonomiye karışmaz, ekonomi özel kesime bırakılması gerekçesi ile sanayi tesisleri yapma yerine alt yatırımlara, savurgan yatırımlara yer vererek devlet borç ve faiz batağına batırılarak emperyalizmin boyunduruğu altına acı bir şekilde girildi. Emperyalizmin işbirlikçisi rantiyeci sınıf doğdu. Atalarının vermiş olduğu vergiler ile kurulan iktisadi kuruluşları özelleştirme yolu ile yapancılara ve güçlü azınlıklara peşkeş çekildi. En adil özelleştirme olan Türkiye Karabük Demir Çelik İşletmesi Karabüklülere devredildi. 81 ilin hakkı olan işletme 80 il mağdur edilerek bir ile devredildi.  Buna benzer uygulamalar diğer ülkelerde olduğu kanısındayım.<br />
                   Özelleştirmeye karşı alternatif politikalar üretilmedi, üretildiyse de hayata uygulamaya çalışılmadı. Örneğin Türkiye Karabük Demir Çelik İşletmesinin işçisi ve diğer işletmelerin işçileri 1989 yılında 140.000 TL. maaş alırken, büro memuru 170.000 TL. Koruma Memuru 230.000 TL. maaş alıyordu. Burjuva iktidarları işçilerin ücretlerinden dolayı işletmelerin zarar ettiğini gerekçe göstererek özelleştirmek için 1990’lı yılların başlarında iççilerin maaşları % 200-300 artırıldı. halk ve memurlar işçiler az maaş alırken bir şey demedi, çok maaş alırken de adeta kıskandı. Kurbanlık koyunun fazla beslenerek kesilmesi gibi işçiye de fazla maaş vererek, işletmelerin işçi ücretlerinden dolayı zarar etmediği halde zarar etmiş gibi göstererek, sonunda ekmek teknesi olan milli kaynakların satılarak vatanın milletin zarar göreceğini, işçilerin işsiz kalacaklarını ve mağdur edileceklerini anlayamadıkları dan dolayı işçilerden yanlı olmadıkları gibi kıskançlık ve bilgisizlikten işçilere eylemsiz tepki gösterdiler. Şayet işçilere 1988 yılındaki gibi az maaş verilirken özelleştirme yapılsa idi memurlar ve halk işçilerden yanlı olarak özelleştirmeye tepki gösterirlerdi. Burjuva iktidarları özelleştirmeyi gerçekleştiremezdi. İşçiler yalnızlığa itildi. bu durumu fırsat bilen egemen çevrelerin iktidarları devlet işletmelerini özelleştirerek işçiler mağdur edildi. Çoğu işçiler işsiz kaldı. Dolaylı yönden de halk ve halkın devleti mağdur edildi. Bu tür uygulamalar diğer ülkelerde de uygulanarak emperyalizm ve emperyalizmin işbirlikçilerinin yararına dünya halkları, işçiler ve ülkeler mağdur edildi. Dünyada insanlar ve ülkeler arasındaki gelir dağılımı eşitsizliği arttı. Emperyalizmin işbirlikçisi olan egemen çevrelerin medyası özelleştirmenin iyi olduğunu, kamu işletmelerinin ülkenin sırtında kambur olduğunu yayınladı. Bu duruma iktisadi bilgisi yetersiz olan mezun olmak için okuyan iktisatçılar, iktisadın herhangi bir dalında etiket için akademisyen olan bir takım iktisatçılar, maliyeciler konunun detaylarını kavrayamadan alternatif fikirler üretmeden önyargıları ile özelleştirmenin doğru olduğunu sandılar, çıkar çevrelerinin yararına kamu işletmelerinin zararlı olduğunu göstererek emperyalizme ve işbirlikçilerine çanak tuttular. İktisatçıların, maliyecilerin dışında; bir takım medya mensupları, doktorlar, mühendisler, hukukçular, öğretmenler, memurlar… özelleştirmeye inanarak kamu işetmelerini zararlı gördüler. Bu duruma eğitim seviyesi düşük olan halkın çoğunluğu inandı, halk depolitilize edildiğinden meydanı boş bulan çıkar çevreleri kamu işletmelerini özelleştirme yoluna gitti.<br />
	        Maliye politikası bilimine göre halkçı ve etkin devletçi ekonomik politika uygulamadan, genel anlamda liberal ekonominin esasını koruyarak devlet ekonomiye katıldığında ülkenin ekonomik gücü yaklaşık %20-25 artar. Devlet özel sektör gibi kar amacı ile işletme kurmaz. İşsizliği azaltmak, büyük özel şirketlerin kar hırslarını kırarak enflasyonu düşürmek, topluma sosyal, ekonomik faydaları sağlamak amacı ile devlet iktisadi işletmeler kurar. İşsizlik azalır, işçilerin ücretleri artar, tüketim eğilimleri yükselir, üretim ve yatırımlar artar, ekonomi gelişir.<br />
	        Örneğin; özel kundura işletmesi üretmiş olduğu 200 bin ayakkabıyı halka 8 milyon dolara satsa, devlet kundura işletmesi de üretilen 100 bin ayakkabıyı 2 milyon dolara satarsa özel kesim ayakkabı fiyatlarını indirmek zorunda kalır. Özel işletme 200 bin ayakkabıyı 8 milyon dolar yerine 6 milyon dolara halka satar. Böylece 2 milyon dolar halkın karı olur devlet işletmesi 100 bin ayakkabıyı 3 milyon dolar yerine 2 milyon dolara satmış olduğundan 1 milyon dolar halkın karı olacaktır. Böylelikle devlet işletmesinin dolaylı ve dolaysız olarak 3 milyon dolar halkın karı bulunmaktadır. Devletin kundura işletmesi 500 bin dolar zarar etse dahi halka 2 milyon dolar dolaylı 1 milyon dolar dolaysız olarak 3 milyon dolar karı olduğundan; bu kardan devlet işletmesinin 500 bin dolar olan zararı çıkarılınca halkın 2 milyon 500 bin dolar karı bulunmaktadır. Devlet işletmesi 1 milyon dolar zarar etse dahi devletin işletmesinden dolayı sağlanan dolaylı ve dolaysız olan 3 milyon dolar olan halkın karından 1 milyon dolar devletin zararı çıkarıldığından halkın yine 2 milyon dolar karı bulunmaktadır. Bu nedenle; devlet işletmesi zarar etse dahi yine karlıdır. Bu duruma göre; devlet işletmelerinin zarar ediyor ülkenin sırtında kamburdur diyenlerin fikirleri kamburdur.<br />
	        Örneğin Türkiye de KİT’lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) siyasililerin arpalığı olduğundan çalışanların ücretleri yüzünden zarar ettiği iddia ediliyor bu iddia çok geçersiz ve asılsızdır. KİT’lerin zararı hususunda çalışanların ücretleri yönünden çok az bir payı olabilir. 1974 yılında KİT’lerin karı 829 milyar TL.dır. Çalışanları ücretleri 19 milyar TL.dır. 1978 yılında KİT’lerin zararı 13.233 milyar TL.dır. Çalışanları gideri ise 103 milyar TL.dır. 1979 yılında KİT’lerin zararı 7.181 milyar TL.dır. Çalışanların gideri 134 TL’dir. Böylece KİT’lerin karının ve zararının yanında çalışanların giderlerin devede bir kulaktır. KİT’ler işçilerin ücretlerinden dolayı zarar ediyor demekle iktisattan, matematikten yeterince anlayamayanları kandırırlar. Maksat KİT’leri zararlı gösterip özelleştirerek çalışanları mağdur etmektir. KİT’lerin zararlarını çalışanların giderleri yönünden değil emperyalizm ve işbirlikçilerin çıkarları uğruna kamu işletmelerini zarar ettirerek özelleştirme yoluyla KİT’leri çıkar çevrelerine peşkeş çektirmek için zarar ettiriyorlar. Özelleştirilen kamu işletmelerini arsa fiyatından daha ucuza satıyorlar. Satış gelirinin de yarısı da reklam giderlerine gidiyor. Örneğin; Telekomun 110 milyar YTL. maliyeti var. Yıllık karı 2,5 milyar YTL.dır. 6,5 milyar YTL’ye yabancıya satılıyor. Halkın önemli malına yazık değil mi? Bu tür uygulamalar diğer ülkelerde de var olduğu söz konusudur. Madem kamu işletmesi zarar ediyor, neden satıyorsunuz alana yazık değil mi? Zarar eden işletmeyi alan nasıl kar ettiriyor?<br />
	      Devlet işletmelerini verimli hale getirmek için özelleştirme yerine özerkleştirmek gerekir. Kamu işletmelerinin karından, zararından, yönetiminden ve yatırımlarından işçileri, memurları ve işletme yöneticilerini sorumlu tutmak gerekir. Örneğin; bir işçinin maaşı 1.100 dolar ise işletme çok kar ederse kar oranı doğrultusunda işçinin maaşını 1.300 dolara, duruma göre 1.500 veya 1.700 dolara çıkarması gerekir. Ancak işletme zarar ederse zararının durumuna göre işçinin maaşını 1.100 dolardan 900 dolara, duruma göre 800 veya 700 dolara düşürdüğümüz zaman çalışanlar işletmenin kar ve zarar durumuna göre maaş alacağından dolayı  işçiler daha iyi çalışırlar, daha kaliteli mal üretirler; işletmelerin verimliliği artar, iç ve dış pazarlarda mallarını daha iyi pazarlarlar. İşletmeler kar ederek kapasitelerini artırırlar hatta yeni işletmeler açılmasını sağlayarak istihdam sağlarlar, işsizlik azalır, işçilerin durumu iyileşerek tüketim eğilimleri artacağından dolayı üretim ve yatırımlar artarak ekonomik gelişme döngüsünün ilerlemesiyle ülke ekonomisi iyiye doğru gider. Devlet güçlenir, devletin borçları azalarak biter, hatta devlet borç veren bir ülke olur. İşte o zaman ne Amerika ne Avrupa ekonomik yönden  gelişmiş bağımsız Türkiye  olduğu gibi diğer gelişmekte olan ülkelerde aynı durum söz konusu olur.<br />
                   Gelişmekte olan ülkelerde devletin ekonomi ile ilgilenmeyip ekonomi ile ilgilenmeyi özel sektöre bıraktığında özel sektör toplumun sosyal, ekonomik ve istihdam yönünden yeterince uğraş vermez, sadece kendi kar alanlarını düşünür. Gelişmekte olan ülkelerde yoksulluk artar, tüketim eğilimleri, üretim ve yatırım eğilimleri azalır, ekonomi gelişemediği gibi geriye gider, sosyal patlamalara sebebiyet verir; faşizm, teokratik ve komünizm gibi zararlı akımların çıkmasına, siyasi şiddet olaylarının artmasına sebep olarak ülkeler zarar görür. Yeni dünya düzeni olan uluslar arası sermayenin dayatmış olduğu küreselleştirme özelleştirme politikaları, gelişmekte olan ülkelerin  milli benliklerine aykırı olup, emperyalizme ve çıkar çevrelerinin yararına bir politikadır. Gelişmekte olan ülkelerde uygulanmakta olan liberal ekonomiye önem verildiği müddetçe ekonomik krizlerden, işsizlikten, yoksulluktan, emperyalizme ve emperyalizmin işbirlikçilerine uşaklıktan kurtulamaz. Örneğin Türkiye de Türklerin ataları ülkesini emperyalist güçlerin işgalinden kurtulmak için bağımsızlık mücadelesi vererek milletinin mutluğu özgürlüğü için vatanını kurtardılar. Vatanın kaymağını emperyalist ve işbirlikçi çıkar çevreleri yesin diye kurtuluş savaşı yapılmadı. Türkiye bozuk düzenden kurtulmadığı müddetçe emperyalizme ve iş birlikçilerine karşı olunmadığı müddetçe kurtuluş savaşında ölen dedelerinin, yaralanan gazilerinin kemikleri sızlar. Aynı durum bağımsızlık mücadelesi veren diğer ülkeler içinde  geçerlidir.<br />
	      Bozuk düzenden kurtulmak için  devletçi  ve halkçı ekonomilere önem vermek gerekir.  Gelişmekte olan ülkelerde her şeyden önce halkın nefes alması için rantiyecilere ödenen faizin askıya alınarak veya indirerek memurlara, emeklilere iyi maaş vererek tüketim eğilimlerini artırınca, üretim ve yatırım eğilimleri artar, ekonomi iyileşmeye yüz tutar. Çalışanların asgari ücreti  arttığında tüketim, üretim, yatırım eğilimlerinin artması sağlanarak ekonomi iyileşir, işsizlik azalır, tüketim, üretim ve yatırım eğilimleri daha da artarak ekonomi iyileşir.<br />
	      Dünya halklarının sadece oy vererek kendi kendini yönetmesi ile halkçılık olması yeterli olmaz. Halkın tükettiği malları kooperatifler ve kooperatifler birliği kanalı ile sağlayarak marketler zincirine engel olunmalı. Halkın ürettiği malları kooperatifler ve kooperatifler birliği kanalı ile pazarlayarak aracılar önlenmeli. Böylece halkın aldığını ucuza alıp sattığını iyi fiyata satarak karlı duruma getirilerek tasarruflarını artırmalı. Bu tasarruflar ile işçiler, köylüler, memurlar gelirlerinin bir kısmının bir arada toplanması ile yatırımlar yaparak, işletmeler açarak halk sektörünü oluşturmalı. Halkça üretim, halkça tüketim sağlanarak insanca yaşam sağlanmış olur. Yatırımlar artar, işsizlik azalır, köylü tarlasından geçimini iyi temin ettiği için tarımsal üretimi artar, kooperatiflerden yararlanır, halk sektöründeki işletmelerden hisse sahibi olur. İşçiler, memurlar maaşları ile iyi geçinir, kooperatiflerden iyi yararlanır, halk sektöründeki işletmelerden hisse sahibi alarak mülk sahibi olur. Geçim düzeyleri iyileşir.<br />
	      Ormanlar orman köylüleri tarafından korunup üretilerek, ağaç sanayi orman köylerinin kooperatifleri tarafından orman ürünleri mamul hale getirilerek pazarlandığında köylülerin durumu daha da iyileşir, göçler azalır, şehirlerin, ülkelerin durumu iyileşir.<br />
                 Toprak reformu yapılarak 500 dekardan fazla toprak sahiplerinin toprakları az topraklı ve topraksız köylülere dağıtılarak adalet sağlanmış olur köylülerin durumu iyileşmiş olur.<br />
	        Toprak reformuyla, ormanların köylüler tarafından işletilip korunması ile özellikle halk sektörü ve kooperatifler ile  halkçılık  gelişip yücelmiş olur; göçler azalır, şehirler iyileşir, halk kalkınır, ülke ekonomisi daha da iyileşir.<br />
	         Karma ekonomiyi uygulayan ülkelerdeki devletçilik  Marksistlerin devletçilik anlayışı gibi katı değildir. Örneğin karma ekonomiyi uygulayan ülkelerden biri olan Türkiye de ülkenin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün devletçilik anlayışı Marksın devletçilik anlayışı gibi katı olmayıp,  zamana ve duruma göre esnek ve geniş anlamda devletçiliktir. Türkiye’nin bozuk düzeninde işsizliğin, yoksulluğun etkin olduğu sanayisinin Avrupa’dan çok geri olduğundan dolayı devletçilik ilkesine daha fazla ihtiyacı vardır. Karma ekonomiye daha iyi önem vermeli. Devletin ekonomiye daha iyi katılması gerekir. Devletin ekonomiye katılmasına gerek yoktur, özel sektör uğraşsın diyenler emperyalizme ve çıkar çevrelerine çanak tutarlar. Bunu diyenler iktisadi bilgisi az olanlar, çıkarcılar ve kandırılmış insanlardır. Devletçiliğe gerek yoktur diyenler halka ait olan devlet işletmelerini iç ve dış çıkar çevrelerine peşkeş çektirerek devletçiliği rafa kaldırdılar. Laiklik için duyarlılık gösterenler devletçilik ilkesi için yeterince duyarlılık göstermediler. Devletçilik, halkçılık ilkesi korunup gelişmeden icra edilmeden laiklik ilkesi yeterince korunamaz. Laiklik ilkesini korumadan da devletçi, halkçı ekonomik politikalar üretilip, uygulanamaz. Laiklik ilkesi son zamanlarda sorun olduğu gibi bu sorun daha da ağırlaşır. Laikliği savunmak için, emperyalizme karşı koymak için, ne Amerika, ne Avrupa bağımsız Türkiye olmak için ilerici demokrat görüşün konusu olan devletçilik ve halkçılık ilkesini koruyup geliştirmesi ve icra etmesi gerekir. Karma ekonomiye, devletçiliğe önem vermesi gerekir. Özelleştirilen kamu işletmelerini devletleştirmesi mutlaka gerekir. Hatta bozuk düzenden yararlanılarak gelişen özel sektörün 250-300’den fazla işçi çalıştıran büyük işletmeleri de devletleştirmeli. Nasıl büyük toprak sahiplerinin 500 dekardan fazla olan toprakları az topraklı ve topraksız köylülere dağıtılıyorsa, kapitalizmin gelişmesi için feodalizme karşı toprak reformu yapılıyorsa; Dünya halklarının ve insanlığının mutluğu için, sağlıklı ekonomik politikanın uygulanması için özel sektördeki patronların 250-300’den fazla işçi çalıştırdığı büyük işletmeler ve bankalar, madenler devletleştirilmeli. Sosyalizm patronun elinden tüm mal varlığını elinden alıp yeteneğine göre iş verip işçi gibi çalıştırır. Ama öyle olmaması gerekiyor. Uygulanması gereken ilerici demokrat görüşe göre  örneğin 15-20 bin işçi çalıştıran bir patrona işverenlik yeteneği göz önünde bulundurularak 250-300 kişilik bir işletme patrona verilerek diğer büyük işetmelerin devletleştirilmesi ile özel sektör budanıp küçülterek devlet sektörünün ve halk sektörünün gölgelenmesi önlenerek devlet sektörü ve halk sektörünün gelişmesi sağlanmış olur. Aksi takdirde bir avuç olan egemen çevreler ülkenin ekonomisine hakim olarak devlet sektörünü ve halk sektörünün gelişmesini engelledikleri gibi tahrip dahi ederler. Küçük ve orta dereceli işletmelerin de gelişmelerini engelledikleri gibi iflas etmelerine sebep olurlar. Devlet sektörü ile halk sektörü birbirini tamamlayarak ülke ekonomisinin gelişmesini sağladıkları gibi küçük ve orta derecedeki mülk sahiplerinin sağlıklı bir şekilde korumasını ve gelişmesini sağladıkları gibi küçük ve orta dereceli işletmelerin güçlerini, karlarını bir araya getirerek küçük ve orta dereceli mülk sahipleri yararına dev işletmeler kurularak küçük ve orta dereceli işletmelerin durumu iyileşmesi ile iktisadi yönden güvence altına alınmış olunur. Köylülerin yararına toprak reformunda yapıldığı gibi; halkın, devletin küçük ve orta dereceli işetmelerin yararına büyük işletmeler devletleştirmeli. Halkın yararına güçlü bir devlet sektörü kurulmalı. Bu durumu ancak ilerici demokrat görüşün iktidara gelmesi ile gerçekleşir.<br />
	         Varşova paktı çöktü ama komünizme karşı kurulan NATO paktı ayakta duruyor. Öyleyse dünyada komünizm tehlikesi er geç olacağı için NATO var. İleride Rusya gibi ülkelerde komünizm gelecek, gelişecek diğer ülkelerde de  aşırı sol hareketler başlayıp gelişecek. İşte onun için NATO komünizm yeniden gelebileceği kuşkusu ile ayakta durmaktadır. Emperyalist kuruluş olan NATO’ya ve komünizme karşı dünya halkları ve ülkeleri olarak ilerici demokrat görüşe sahip olup; bireyin özgürlüğünü ve mülkiyetini koruyarak, devletçi, halkçı ekonomik politikalar uygular isek emperyalizme, kapitalizme, feodalizme,  faşizme,  komünizme, teokratik tehlikelere ve her türlü gericiliğe karşı konmuş olunur.<br />
	         Marksistler diyor ki; küçük mülkiyetler şahıslara bırakılınca zamanla büyüyerek kapitalist olup ülke ekonomisine hakim olur. Bu sözler doğrudur ama devletçilik ve halkçılık ilkeleri iyi uygulanmazsa küçük mülkiyet sahiplerinin çoğunun mülkiyetleri yok olur. Bir kısmının mülkleri kendini korur, çok azının da mülkleri de zamanla büyür ülke ekonomisine hakim olur. Devletçilik ve halkçılık ilkelerini iyi uyguladığımız zaman küçük mülk sahipleri kendilerini korur, yok olmaz, gelişir ama ülke ekonomisine hakim olamaz. Ülke ekonomisine herhangi bir sınıf değil halk hakim olur. Dünya ekonomisine de emperyalistler, kapitalistler veya sınıflar değil dünya halkları hakim olur.<br />
	        Halkçı, devletçi ekonomik politikaları  uygulanmaz ise teokratik, faşizm ve komünizm gibi tehlikelerle karşılaşılır. Dünya halkları emperyalizme tuksak, gelişmekte olan dünya ülkeleri emperyalist devletlerin sömürge vilayetleri haline  gelir.<br />
	        Teokratik rejim yüz binlerce insanın ölümü ile gelir, ülkeyi karanlığa sokar, binlerce insanın ölümü ile onlarca, yüzlerce yıl sonra gider. Yüzlerce y yıl sonra tekrar demokrasi ve cumhuriyet mücadelesi vermek zorunda kalınır.<br />
	         Faşizm yüz binlerce insanın hayatına sebep olur. Egemen çevrelerin yanında halka karşı baskı, zulüm, sömürü düzeni onlarca yıl sürer. Ülkeyi yersiz savaşa sokarak yüz binlerce hatta milyonlarca insanın ölümüne sebep olur. Ülkenin elden gitmesine sebebiyet verebilir. Faşist rejim kendini kan gölünde bitirdikten sonra sıfırdan demokrasi mücadelesi vermek zorunda kalınır.<br />
	        Bürokratik sosyalizmden revizyonizm, revizyonizmden kapitalizm, kapitalizmden de etkin düzeyde devletçi, halkçı sosyal ekonomik önlemler alınmadığı takdirde mutlaka sosyalizm doğar. Sosyalizm de on binlerce insanın ölümü üzerine gelir, on binlerce insanın ölümü ile de inşa edilir. İyi uygulanmazsa doğu blok ülkelerindeki sosyalizm gibi çöker.<br />
                   Emperyalist kuşatma altında gelişmekte olan ülkelere sosyalizmin gelmesi söz konusu olamaz. Rusya gibi ülkelere sosyalizm gelebilir. Daha sonra eski sosyalist ülkelere yeniden sosyalizm gelebilir. Sosyalizmin yayılmasından sonra gelişmekte olan çarpık kapitalist ülkelere sosyalizm gelebilir ama riskli olur, insanlar çok zarar görür. Rusya’da sosyalizm 1.ci dünya savaşında askeri kesim ve halk ekonomik bunalım içinde iken askerden de destek alarak, liberal burjuvaziye karşı, orta köylüler tarafsızlaştırılarak işçi sınıfı ile yarı proleter köylülerin mücadelesi sonucunda  sosyalist devrim yapıldı. Ama şimdi sosyalizmin gelmesi için emperyalist kuşatmaya ve liberal burjuvaziye karşı mücadele verildiği gibi faşist güçlere, sosyalizme karşı tecrübeleşen gittikçe güçlenen emperyalizme karşıda mücadele verilmesi gerekiyor. Sosyalizmin gelmesi için engeller artı. Küçük burjuvazinin sol kesimi sosyalizmin gelmesi için mücadele verirken,  sağcı küçük burjuvazi sosyalizm mücadelesi veren devricilere karşı amansız saldırgan mücadele verir. Sosyalist devrimin arifesinde orta görüşlü küçük burjuvaziler ile sağcı küçük burjuvaziler istemeyerek mecburen sosyalist devrimden yanlı olurlar. Daha az güçle daha büyük engellere karşı mücadele edilerek sosyalist devrim yapılır. Bu nedenlerle de sosyalist devrimin yapılması riskli ve güç olduğundan, insanlara fazla zarar vereceğinden, bireyi katı devletçiliğe mahkum ederek baskı altında bırakacağından, bireyi özgürlüğünü fazla kısıtladığından, yaratıcı, araştırıcı, mücadeleci özelliklerini fazla azalttığından, sosyal ekonomik yönden insanlara daha fazla faydalı olamayacağından dolayı sosyalizmden daha iyi görüş olan ilerici demokrat görüşün mücadelesini vermek gerekir.<br />
                    İlerici demokrat devrim mücadelesini işçiler, yoksul ve orta köylüler, küçük, orta ve milli burjuvazinin büyük çoğunluğu halkla bütünleşerek emperyalizme ve büyük burjuvaziye karşı mücadele ederek demokratik halk devrimi olan ilerci demokrat devrim yapılır. Savcı küçük burjuvalar sadece görüş olarak ilerici demokrat mücadeleye karşı olurlar ama büyük çoğunluğu ilerci demokrat mücadeleye karşı fiili saldırıda bulunmaz. İlerici demokrat devrimin arifesinde halk ile birlikte gönüllü olarak ilerci demokrat devrimin mücadelesini verir. Önemli olan emperyalizmin  son halkaları olan küçük ve orta burjuvaziyi emperyalizmin zincirinden kopartarak halkla bütünleştirip emperyalizme ve büyük burjuvaziye karşı devrim mücadelesinin verilmesini sağlamaktır. İlerici demokrat devrim mücadelesi sosyalist devrim mücadelesinin tersine daha büyük güçle daha az engele karşı mücadele verilmesi demektir. Bu nedenle de ilerici demokrat devrimin riski az olup insanlığa daha faydalı olan bir devrimdir.<br />
                   Gelişmekte olan ülkelerde oluşan sosyalist devrim mücadelesine karşı gerici güçler dini, milli ve manevi değerleri silah olarak kullandığından dolayı radikal sağ ve radikal sol eylemler yüzünden onlarca insan ölmesi yerine binlerce insan ölmüştür. Sağcı militanlar din ve milli değerler uğruna önyargılı davranarak sol görüşlü insanları rahatça yaralayıp, öldürüyorlar sonuçta da olaylar büyüyor ölü ve yaralı sayısı artıyor. Şayet  manevi ve milli değerler siyasete alet edilmemiş olsa olaylar büyümez, demokratik tartışma ve uzlaşma, anlaşma ortamı doğar. Demokratik ortam gericilerin çıkar çevrelerinin işine gelmediğinden mili ve manevi değerler siyasete alet edilmektedir. Suç ve günah sadece öldürenlerde değil  köşesinde oturarak dini ve milli değerleri siyasete alet eden insanlarda ve din adamlarındır. Bu nedenlerle ilerci demokratlar mili ve manevi değerlere bağlı ve saygılı olmaları gerekir. Ancak o zaman karşı görüşlülerden fazla zarar görmeyerek siyasi görüşlerinin mücadelesini daha kolay vererek başarılı olurlar.<br />
                   İlerici demokrat devrim illegal yollardan gelen sosyalist devrim gibi illegal yollardan ilerci demokrat devrim yapılabilir ama uygun değildir. İleri demokrat devrim legal yollarla yapıldığı takdirde çok iyi olur.<br />
                   Örneğin Türkiye’de 1965 yılında sosyalist olan işçi partisi %3 oy alarak 15 milletvekili ile 450 üyelik meclise girdi. %30’a yakın oy alan sağdaki partiyi ortanın soluna çekmesi ile merkez sol parti haline gelmesine sebep oldu. Dünya ülkelerinde ilerici demokrat partilerin kurulup meclise girdiği takdirde sosyalist partilerden daha etkili olur. Halkı daha iyi bilinçlendirir. Liberal ekonomik görüşü  olan merkez sol ve sosyal demokrat partilerin ekonomik politikalarının değişmesini sağlayarak devletçi karma ekonomik politikaları benimsettirir. Hatta liberal ekonomik politikaları uygulayan merkez sağ ve radikal sağ partiler devletçi karma ekonomik politikaları savunmak ve uygulamak zorunda kalırlar. Gelişmiş ülkelerin emperyalizme karşı mücadele etme durumu olmadığından gelişmiş ülkelerdeki sosyal demokrat partilerin emperyalizme karşı partiler değildir. Gelişmekte olan ülkelerin sosyal demokrat partileri emperyalizmle uzlaşmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler emperyalizme karşı koyması gerektiğinden  sosyal demokrat partiler anti emperyalist olmak zorundadır. Gelişmekte olan ülkelerde ilerici demokrat partilerin muhalefeti gelişmeye başladığı takdirde sosyal demokrat partiler anti emperyalist mücadele vermek zorunda kalır.  Siyasal demokrasinin gelişemediği bir ortamda radikal sağcılar tarafından demokrasi yozlaştırılır. Merkez sağ partiler çöker, merkez sol partiler kan kaybederek geriler, iktisadi politikaları halkın aleyhine liberalleşir, ilerlese dahi iktidar olması çok zor olur. Radikal sağcılar teokratik görüşlerini veya ırkçı faşizan görüşlerini uygulama ortamını bulur,  baskılarından dolayı laik ve demokratik görüşlü insanlar fikirlerini açıklayamaz hale gelir. Siyasal demokrasi sona ererek teokratik ve faşist rejimler gelir.  Demokrasisi gelişmemiş olan ülkelerde fazla sayıda sosyalist partilerin olması anlamsızdır, merkez sağ ve merkez sol partileri etkileyemez, kendi görüşlerine ve demokrasiye zarar verirler. Merkez sağ ve merkez sol partilerin birden fazla olmaları oyların fazla bölünmelerine sebebiyet vererek demokrasiyi amaç yerine değil de araç olarak kullanan radikal sağ partilerin ilerlemesini sağlar, merkez sağın çökmesine neden olur, merkez sol geriler, demokratik rejim kriz içerisine girer. Radikal sağın hakim olması ile siyasal demokrasi sona erer.  Siyasal demokrasinin yozlaşması sonucunda halkın cahilliğini sömürerek radikal sağın ilerlemesi ile merkez sağ çökünce, merkez sol gerileyince demokrasinin gelişeceğini inanmak saflık olur. İktidardaki radikal sağ parti gerilerse diğer bir radikal sağ parti ilerler, merkez sağ parti canlanamaz, canlansa bile etkili olamaz, merkez sol parti gerilemekten kurtulup ilerleyemez, ilerse dahi iktidar olamadığı gibi etkili muhalefet partisi dahi olamaz. Bu nedenlerden dolayı demokrasilerde darbe olmasının düşünülmesi çok yanlıştır ama demokrasiyi hak edemeyen ülkede halkı aydınlatmak ve sağlıklı demokrasiye kavuşmak için halkını ve ülkesini seven ordu tarafından  kan dökülmeden, baskı ve şiddet uygulamadan, hak ve özgürlükleri geliştirmek için, sağlıklı demokrasiye geçmek üzere  geçici makul süre içerisinde memleketin idaresini ele geçirmek üzere devrim yapması ülkenin, halkın ve demokrasinin yararına çok iyi olur. Yeniden, radikal sağ ve radikal sol partilerin hariç yeni kurulan merkez sağ, merkez sol ve ilerci demokrat parti ile makul barajsız seçim yapılarak tıkanmaya yüz tutan damarın ameliyatla açılması gibi demokrasinin yolu açılır. Siyasal demokrasi rayına oturur. Daha sonraki yapılacak seçimlerde demokrasinin gereği diğer siyasi partiler makul düşük baraj oranı uygulanarak seçimlere katılabilir. Demokrasi havarisi ve aydın geçinen insanlar demokrasiyi yozlaşmaktan kurtaramayıp memleketin kötüye gitmesini önleyememektedir. Halkın aydınlamasına yeterince katkıda bulunamadıkları dan demokrasinin gelişmesine etkileri bulunmadığı halde askerin ülke yönetimine müdahale etmesini istemektedirler. Askerlerde halkın içinden çıkan insanlar olduğundan ülkenin ve halkın yararı doğrultusunda mücadele ederler. Askerler yeri gelince savaşarak devleti yıkılmaktan kurtarıp yeni devlet kurarak millete vatanı armağan etmiştir. Müteakip sürelerde ülkenin yönetimine müdahale etmiştir. İnsanların belirli bir kesimi askerin yönetime müdahalesini darbe olarak nitelendirmiştir. Şayet askeri müdahale ile halkın özgürlükleri ve demokratik haklar egemen çevrelerin ve emperyalizmin yararına kısıtlanır, insanlara şiddet baskı uygulanarak, insanların ölmesine veya idam edilerek öldürülmesine sebep olunuyor ise  yönetime uzun süre müdahale edilirse darbe sayılır. Askerin makul süre içerisinde ülke yönetimine müdahale ile halkın özgürlükleri ve demokratik hakları sağlanarak sağlıklı olarak siyasal demokrasiye geçilirse devrim sayılır. İyi sayılan askeri müdahalenin yanlış ve kötü yönleri olsa da genel anlamda iyidir ama önemli olan müdahalenin kötü yönlerinin olmamasıdır.  Kötü sayılan askeri müdahalenin mutlaka iyi yönleri vardır, her ne kadar iyi yönü olsa da  insanlara aşırı şiddet uygulayarak halkın demokratik hak ve özgülükleri kısıtlayarak eksiklikler ile dolu demokrasiye geçilmek üzere yapılan müdahale yanlış olduğundan  iyi yönleri olsa dahi genel anlamda kötüdür.  Önemli olan ülkede kısır iç savaş halka zarar veriyorsa, demokrasi yozlaşarak ülke faşizm veya teokratik rejim tehlikesi ile karşı karşıya geliyor ise insanlara baskı, şiddet yolu ile zarar vermeden, kan dökülmeden, demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlamadan, makul süre içerisinde halkı aydınlatarak sağlıklı demokrasiye geçilmek üzere ülke yönetimine    askerin müdahale etmesi ülkenin, halkın ve demokrasinin yararına olacağından;  siyasal demokrasinin gelişmesi ile sosyal demokrat ve ilerici demokrat görüşler gelişir. İktisadi demokrasiyi sosyal demokratlar uygulayacağı gibi ilerci demokratlar daha iyi, daha kolay ve sağlıklı uyguladığı gibi iktisadi demokrasiyi gölgeleyen engelleri ortadan kaldırarak iktisadi demokrasiyi insanlık yararına daha da iyi geliştirir. Dünya ülkelerinde ilerci demokrat partiler iktidara gelmese dahi meclise girip gurup oluşturarak muhalefet ettikleri takdirde dünyada uygulanan liberal ekonomik politikalar değişerek, devletçi karma ekonomik politikaların uygulanması ile emperyalizm  ve kapitalizm sarsılır. Dünyada insanlar ve ülkeler arasındaki gelir dağılımı eşitsizliği ve sömürü azalır. Dünya halkları nefes alarak sosyal ekonomik yönden daha iyi duruma gelir.<br />
	        Eski sosyalist ülkeler özerkliğe ve çok partili demokrasiye önem verseler idi sosyalizm bir süre daha iyi giderdi. Sosyalizm ne kadar iyi uygulansa dahi sosyalizmden de liberalizmden de daha iyi rejimler uygulanabilir. Nasıl teknik teknoloji iyi gelişiyorsa iyi teknik aletler icat ediliyorsa iyi siyasi fikirler de ortaya çıkabilir. Onun için en iyi fikir eğitime, nüfus planlamasına, bireyciliğe,  halkçılığa ve etkin devletçiliğe önem verilen, emperyalizme ve emperyalizmin iş birlikçilerine, sosyalizme, kapitalizme, feodalizme, faşizme, teokrasiye ve her türlü gericiliğe karşı, sosyal demokratlıkla sosyalizmin arasıda olan, halkın ve ülkenin aleyhine olan özelleştirmeye karşı, karma ekonomiyi en iyi şekilde uygulanmasına önem veren ilerici demokrat görüştür. İlerici demokrat görüş uygulandığı takdirde dünya halkları ve ülkeleri emperyalizmin zarar verici karanlık emellerinden; teokratik, faşizm, komünizm gibi  zararlı akımlardan kurtulur.  gelir dağılımı eşitsizliği ve sömürü çok azalır, silahlanma azalır. İnsanların ve ülkelerin refahı, mutluğu, sevgisi artar,  barış ve demokrasi gelişir, dünya halkları ve ülkeleri esenliğe kavuşmuş olur. 01.07.2011</p>
<p><span id="more-4270"></span></p>
<p><strong>Sami ÇETİNKAYA</strong></p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="atatürk ve kılıçdaroğlu">atatürk ve kılıçdaroğlu</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="devletçilik">devletçilik</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="1929\ a kadar türkiyede uygulanan yabancılara ne ğeşkeş çekildi">1929\ a kadar türkiyede uygulanan yabancılara ne ğeşkeş çekildi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="sol demokrat görüş">sol demokrat görüş</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="i̇zmir 1-ci iktisadi">i̇zmir 1-ci iktisadi</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="KURTULUŞ YOLUMUZ">KURTULUŞ YOLUMUZ</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/akpnin-liberal-ekonomisi-kemalizmin-devletciligi" title="AKP&#8217;NİN LİBERAL EKONOMİSİ, KEMALİZMİN DEVLETÇİLİĞİ">AKP&#8217;NİN LİBERAL EKONOMİSİ, KEMALİZMİN DEVLETÇİLİĞİ</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtculere-sorulmasi-gereken-sorular" title="Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular">Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ozerklik-ulusal-uniter-merkezi-devleti-cokertir" title="Özerklik, Ulusal-Üniter-Merkezi Devleti Çökertir">Özerklik, Ulusal-Üniter-Merkezi Devleti Çökertir</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/batmandan-bodruma-ozerklik" title="Batman&#8217;dan Bodrum&#8217;a Özerklik">Batman&#8217;dan Bodrum&#8217;a Özerklik</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKP&#8217;NİN LİBERAL EKONOMİSİ, KEMALİZMİN DEVLETÇİLİĞİ</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/akpnin-liberal-ekonomisi-kemalizmin-devletciligi</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/akpnin-liberal-ekonomisi-kemalizmin-devletciligi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2011 12:43:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tdomf_90bb3</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ziyaretçi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal ekonomi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4241</guid>
		<description><![CDATA[Lozan görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandıktan sonra. İngiltere başmurahhası: - Bakın size ne getirdiysem kabul etmediniz, istediğim hiçbir şeyi bana vermediniz. Şimdi ne istiyorsanız aldınız gidiyorsunuz. Ama gittiğiniz yer yoksul bir ülke. Savaşın sıkıntılarının yaşandığı bir ülke. Ülkenize gideceksiniz, ülkenizde insanlar kalkınma isteyecek, refah isteyecek, yatırım isteyecek. Bunları yapmak için paraya ihtiyaç var. O para bir bende [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lozan görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandıktan sonra.<br />
İngiltere başmurahhası:</p>
<p>- Bakın size ne getirdiysem kabul etmediniz, istediğim hiçbir şeyi bana vermediniz. Şimdi ne istiyorsanız aldınız gidiyorsunuz. Ama gittiğiniz yer yoksul bir ülke. Savaşın sıkıntılarının yaşandığı bir ülke. Ülkenize gideceksiniz, ülkenizde insanlar kalkınma isteyecek, refah isteyecek, yatırım isteyecek. Bunları yapmak için paraya ihtiyaç var. O para bir bende var, birde bunda var (Amerikan baş delegesini gösteriyor). Bize geleceksin ve bize diyeceksin ki, bana yardımcı olun, borç verin, para verin. Biz sana vereceğiz borcu parayı ama unutma şimdi istediğiniz halde vermediğiniz bütün taleplerimizi yazıp cebime koyuyorum. Önümüze gelip bizden borç istediğin anda o taleplerini teker teker çıkaracağım ve önüne koyacağım. Bunu unutma genç general.</p>
<p><span id="more-4241"></span></p>
<p>İsmet Paşa&#8217;nın cevabı;<br />
- Evet haklısınız eğer sizin önünüze bana para verin, borç verin diye gelirsem işte o zaman o reddettiğiniz talepleri çıkarıp önüme koyabilirsiniz.</p>
<p>İsmet Paşa kararlıydı.</p>
<p>Ezilen milletlerin temsilcisiydi, üzerine bir yük binmişti. Bir tarafta TBMM Hükümetinden gelen telgraflar, bir tarafta yabancı ve yerli basın mensuplarının soruları, bir tarafta da acımasız ve güneş batmayan emperyalist imparatorluk İngiltere&#8217;nin baskıları&#8230;</p>
<p>Yapacak bir şey yoktu&#8230;</p>
<p>Ya ülkesini emperyalistlere teslim edecek, Sevr&#8217;i imzalayacak, ülkeyi parçalayacak ve halkı perişan halde zalimlere bırakacaktı ya da başkaldıracaktı.</p>
<p>O zor olanı seçti, her zaman yaptığı gibi.</p>
<p>Asker cesaretini, devlet adamı kararlılığını ortaya koydu. Emperyalistleri şaşırttı.</p>
<p>Çünkü İsmet İnönü ekonomik bağımsızlığın devlet işlerinde, devletin varlığında en önemli faktör olduğunu biliyordu.</p>
<p>Belki de bu günleri görmüştü&#8230;</p>
<p>TCBM&#8217;nin resmi sitesindeki verilere göre 1964&#8242;te 964 milyon dolar olan dış borç, ağustos 2006 itibariyle, 200 misliden fazla artarak, yaklaşık 194 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>Türkiye son 20 yılda, 185 milyar doları anapara, 71.5 milyar doları da faize olmak üzere, toplam 257 milyar dolar dış borç ödemesi yaptı. </p>
<p>Öde öde bitmiyor. Bugün hala 193.6 milyar dolar dış borcumuz var. Yani Türkiye artık borç sarmalında!</p>
<p>Diğer verilere bakalım:</p>
<p>Gayri safi milli hasılamız 404 milyar dolar.</p>
<p>İç ve dış borç 408 milyar dolar.</p>
<p>Son üç yılda borç, anapara ve faiz ödemesi 411.6 milyar dolar.</p>
<p>Borsa yabancıların elinde. İMKB&#8217;deki yabancı payı son dört senede yüzde 71&#8242;e çıktı.</p>
<p>Yabancıların 2002&#8242;de borsaya yatırdığı her bin dolar, şuanda 3.586 dolar oldu.</p>
<p>Dolar bazında kazanç oranı yüzde 259. Böyle bir örnek dünyada yok&#8230;</p>
<p>Yabancılar vergi ödemiyor. Türkler ise bu gelirlere yüzde 20 vergi ödüyor.</p>
<p>Son dört yılda, açlık sınırı yüzde 70; yoksulluk sınırı yüzde 86 arttı&#8230; Cari açık 20 kat arttı, borç ikiye katlandı.</p>
<p>Dümnya Bankası günde 1 dolarla geçinmeyi aşırı yoksulluk, 1 dolarla geçinmeyi ise açlık kabul ediyor. Yoksulluk sınırı ise günde 4.30 dolar yani 5.59 TL. Buna göre 42 milyon vatandaşımız yoksulluk sınırının altında yaşıyor.</p>
<p>İnsan gelişmişlik düzeyi açısından Türkiye 177 ülke arasında 92&#8242;nci sırada.</p>
<p>Bu bilgiler ışığında şunu anlıyoruz ki, Ergenekon ve Balyoz, Kürt Açılımı ve demokratikleşme (!), darbe planları ve suikast girişimleri vs.. hepsi gündemi değiştirme ve ekonomideki zayıf notları görmemezlikten gelme çabalarıdır. </p>
<p>Ama bilinçli ve bilgili bir yurttaş bu kötü durumu görecek ve nedenini araştıracaktır.</p>
<p>Nedeni liberal ekonomidir ve kapitalistleşmedir, çözümü devletçilik ve karma ekonomidir.</p>
<p>Aydınlık günler dilerim&#8230;</p>
<p>Devrim Kemal</p>
<p>KAYNAKÇA:</p>
<p>1. Ümit ZİLELİ, Türkiye Nasıl Sömürgeleşti? 21 Nisan 2006, Cumhuriyet.<br />
2.www.kemalistyol.com<br />
3.www.tcbm.gov.tr<br />
4.&#8221;AKP Ekonomiyi Felç Etti.&#8221; Cumhuriyet Gazetesi, 13 Temmuz 2007.<br />
5. &#8220;Sorular&#8221;. Deniz KAVUKÇUOĞLU, Cumhuriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2007</p>
<div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/chpde-iki-cizgi" title="CHP&#8217;de İki Çizgi">CHP&#8217;de İki Çizgi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş">Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/gunumuzun-putu-buyuk-siyaset-yalani" title="Günümüzün Putu… Büyük siyaset yalanı">Günümüzün Putu… Büyük siyaset yalanı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="KURTULUŞ YOLUMUZ">KURTULUŞ YOLUMUZ</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/siyasi-durum-ve-mucadele" title="SİYASİ DURUM VE MÜCADELE">SİYASİ DURUM VE MÜCADELE</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/akpnin-liberal-ekonomisi-kemalizmin-devletciligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KURTULUŞ YOLUMUZ</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 12:15:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tdomf_90bb3</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ziyaretçi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[feodalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[irtica]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=4027</guid>
		<description><![CDATA[Milli egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın, cumhuriyetin niteliklerini, Atatürk ilkelerini ve devrimlerini korumak için Atatürk ilkelerini koruyup geliştirmek ve yüceltmek gerekir Atamızın ilkeleri statik değildir. Akılcı bilime dayandığından her zaman her yerde geçerli ve dinamiktir. Laikliği ihlal edip Cumhuriyetimizin ilkelerini yok etmeye çalışanlar Yurdumuzu karanlığa sürüklemek isteyenler 1950’li yılarından itibaren ellerinden gelen faaliyeti göstermektedirler. Cumhuriyetimizin ilanından sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>             Milli egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın, cumhuriyetin niteliklerini, Atatürk ilkelerini ve devrimlerini korumak için Atatürk ilkelerini koruyup geliştirmek ve yüceltmek gerekir Atamızın ilkeleri statik değildir. Akılcı bilime dayandığından her zaman her yerde geçerli ve dinamiktir.<br />
            Laikliği ihlal edip Cumhuriyetimizin  ilkelerini yok etmeye çalışanlar Yurdumuzu  karanlığa sürüklemek isteyenler 1950’li yılarından itibaren ellerinden gelen faaliyeti göstermektedirler. Cumhuriyetimizin ilanından sonra siyasi etkinliğini kaybeden feodal güçler ekonomik varlıklarını sürdürerek  1950 yılından itibaren siyasi olarak kazandılar. Halkımızı cehaletten kurtarmaya çalışan halk evlerini ve köy enstitülerini kapatarak, tarikatçıları kollayıp büyüttüler. 1970’den beri gereğinden çok fazla iman hatip liselerini açarak devlet kadrolarına imam hatiplileri doldurdular. Yurdumuzun her tarafına tarikatçı, dinci öğrenci yurtları açarak yoksul yurttaşlarımızın çocuklarını avlarına düşürerek zehirlediler. Hatta tarikatçı dershaneler, okullar açarak çocuklarımızı zehirlediler. Yurtlarda, dershanelerde olmayan gençlerimizi de dialoklar kurarak, maddi yönden destekler sağlayarak etkileri altına alarak cumhuriyet ilkelerine düşman insanlar yetiştirdiler.<br />
             Atatürkçü aydınlarımız cumhuriyet ilkelerini korumak için mücadele etmişselerde, cumhuriyetin niteliklerinin ve ilkelerinin korunması ve orduya havale edilmiştir. Merkez sağdan dolaylı yönden ve türk islam sentezcilerinden, holdinglerden, dinci çevre, dinci sermayeden, islam ülkelerinden, emperyalist ülkelerden destek alarak bu gidişle zamanla yargı teşkilatını da, yargıyı da tamamen ellerine geçirirler.  Dinciler ordumuza zamanla virüs gibi girebilirler. İşte o zaman yavaş, yavaş ılımlı İslamcılar zamanla radikal İslamcılara dönüşerek Yurdumuz İran’a dönüşür. İran&#8217;a dönsek şükrederiz Allah&#8217;ın değil, ABD&#8217;nin müslümanları tarafından islami faşizme ve irticaya dayalı olarak emperyalistlerin parçalanmış sömürge vilayeti oluruz.<br />
             İrticaya karşı laikliği savunan aydınlarımız, laikliği savunurken yeni dünya düzeni olan emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerin dayatmış olduğu ekonomik politikalardan, özelleştirmeden, emperyalizme bağımlılıktan, emperyalizmin işbirlikçisi ve rantiyecilerden, büyük burjuvaziden nasıl kurtulupda  iktisaden güçlü ülke olacağımıza dair Atamızın halkçılık ve devletçilik ilkelerini geliştireceğine dair fikir üretememişlerdir. İyi fikir üretecek insanlar maddiyatsızlıktan fikirlerini gündeme getirememiştir. Bazı iyi fikirli insanlar büyük partilerin içerisine girerek, fikirlerini bırakıp partinin fikirlerini kabullenmek zorunda kalmıştır. İyi fikirler siyasi hayatta varlık bulamamıştır.<br />
             Çok oy alan partilerin fikirleri ve uygulamaları Atamızın ilkelerini koruyucu yönde olmadığı gibi devletçilik ilkesinin rafa kalkmasına göz yumulmuş olup, laiklik ilkesi her an yara almaktadır. Halkçılık ilkesi sözde kalıp, Yurdumuzda uluslar arası sermayenin çıkarları, dayatmaları hakim olmuştur. 1930’larda işçimiz, işverenimiz azken, sanayimiz çok zayıfken, tarıma dayalı yoksul ülkemiz Osmanlıdan kalan borçları ödeyerek, eflasyonsuz  olarak, sanayi işletmelerini kurarak KİT.lerin oluşması ile devletçilik ilkesi hayata geçirildi. Emperyalizme karşı kale gibi yapılan fabrikalarda tarım ürünlerimiz işletilerek, tarım ürünlerimizin emperyalist ülkelere peşkeş çekilmesi önlenmesi ile işlenmiş tarım ürünleri yönünden dışarı bağımlılıktan ülkemiz kurtuldu. Böylece Atamızın hem halkçılık ilkesi, hemde devletçilik ilkesinin gelişmesi ile diğer cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik ve laiklik ilkelerinin gelişmesi sağlanmıştır.<br />
              1940’lı  yıllarda ikinci dünya savaşı nedeni ile KİT.ler gelişemedi. 1950’li yıllarda emperyalizmin güdümünde olan siyasi iktidar devletçi anlayışa sahip değilken, özelleştirme yanlısı liberal ekonomi anlayışına sahipken halkın kendi şehirlerinin civarında fabrikaların kurulmasının istenmesi ile siyasi iktidar mecburen millet adına sanayi kuruluşları açmıştır. Bu durum 1960’lı ve 1970’li yıllarda siyasal iktidarların istememesine rağmen halkın talepleri yüzünden sanayi kuruluşları tesis edilmiştir. 1950‘li yıllardan 1980 yılına doğru halkın talepleri doğrultusunda ciddi olmaksızın mecburen kurulan sanayi tesisleri dejenere edilerek kar edemez hale getirilmiştir. 1980 yılından sonra devlet  ekonomiye karışmaz ekonomi özel kesime bırakılması gerekçesi ile sanayi tesisleri yapma yerine alt yatırımlara, savurgan yatırımlara yer vererek devlet borç ve faiz batağına batırılarak emperyalizmin boyunduruğu altına acı bir şekilde girildi. Emperyalizmin iş birlikçisi sınıf doğdu. Atalarımızın vermiş olduğu vergiler ile kurulan iktisadi kuruluşlarımız özelleştirme yolu ile yapancılara ve güçlü azınlıklara peşkeş çekildi. En adil özelleştirme olan Karabük Demir Çelik İşletmesi Karabüklülere devredildi. 81 ilin hakkı olan işletme 80 il mağdur edilerek bir ile devredildi ama mülkiyetin tabana dayalı olarak özelleştirilen demir çelik işletmesinin hisseleri bazı kişilerin elinde toparlanarak aile işletmesi haline dönüştürüldü.<br />
                   Özelleştirmeye karşı alternatif politikalar üretilmedi, üretildiyse de hayata uygulamaya çalışılmadı. Emperyalizmin iş birlikçisi olan egemen çevrelerin medyası özelleştirmenin iyi olduğunu, KİT’lerin ülkenin sırtında kambur olduğunu yayınladı. Bu duruma iktisadi bilgisi yetersiz olan mezun olmak için okuyan iktisatçılar, iktisadın herhangi bir dalında etiket için akademisyen olan bir takım iktisatçılar, maliyeciler konunun detaylarını kavrayamadan alternatif fikirler üretmeden önyargıları ile özelleştirmenin doğru olduğunu sandılar, çıkar çevrelerinin yararına KİT’lerin zararlı olduğunu göstererek emperyalizme ve işbirlikçilerine çanak tuttular. İktisatçıların, maliyecilerin dışında; bir takım medya mensupları, doktorlar, mühendisler, hukukçular, öğretmenler, memurlar… özelleştirmeye inanarak KİT’leri zararlı gördüler. Bu duruma eğitim seviyesi düşük olan halkın çoğunluğu inandı, halk depotilize edildiğinden meydanı boş bulan çıkar çevreleri KİT’leri özelleştirme yoluna gitti.<br />
	        Maliye politikası bilimine göre devlet ekonomiye katıldığında ülkenin ekonomik gücü yaklaşık %20-25 artar.Devlet özel sektör gibi kar amacı ile işletme kurmaz. İşsizliği azaltmak, büyük özel şirketlerin kar hırslarını kırarak enflasyonu düşürmek, topluma sosyal, ekonomik faydaları sağlamak amacı ile devlet iktisadi işletmeler kurar. İşsizlik azalır, işçilerin ücretleri artar, tüketim eğilimleri yükselir, üretim ve yatırımları artar, ekonomi gelişir.<br />
	        Örneğin; özel kundura işletmesi üretmiş olduğu 200 bin ayakkabıyı halka 8 milyon TL.ya satsa, devlet kundura işletmesi de üretilen 100 bin ayakkabıyı 2 milyon TL. ya satarsa özel kesim ayakkabı fiyatlarını indirmek zorunda kalır.Özel işletme 200 bin ayakkabıyı 8 milyon TL. yerine 6 milyon TL.ya halka satar. Böylece 2 milyon TL. halkın karı olur devlet işletmesi 100 bin ayakkabıyı 3 milyon TL. yerine 2 milyon TL.ya satmış olduğundan 1 milyon TL. halkın karı olacaktır. Böylelikle devlet işletmesinin dolaylı ve dolaysız olarak 3 milyon TL. halkın karı bulunmaktadır. Devletin kundura işletmesi 500 bin TL. zarar etse dahi halka 2 milyon TL. dolaylı 1 milyon TL. dolaysız olarak 3 milyon TL. karı olduğundan; bu kardan devlet işletmesinin 500 bin TL.sı çıkarılınca halkın 2 milyon 500 TL. karı bulunmaktadır. Devlet işletmesi 1 milyon TL zarar etse dahi devletin işletmesinden dolayı sağlanan dolaylı ve dolaysız olan 3 milyon TL olan halkın karından çıkarıldığından halkın yine 2 milyon TL karı bulunmaktadır. Bu nedenle; devlet işletmesi zarar etse dahi yine karlıdır. Bu duruma göre; KİT’ler zarar ediyor ülkenin sırtında kamburdur diyenlerin fikirleri kamburdur.<br />
	        KİT’lerin siyasililerin arpalığı olduğundan çalışanların ücretleri yüzünden zarar ettiği iddia ediliyor bu iddia çok geçersiz ve asılsızdır. KİT’lerin zararı hususunda çalışanların ücretleri yönünden çok az bir payı olabilir. 1974 yılında KİT’lerin karı 829 milyar TL.dır. Çalışanları ücretleri 19 milyar TL.dır. 1978 yılında KİT’lerin zararı 13.233 milyar TL.dir. çalışanları gideri ise 103 milyar TL.dir. 1979 yılında KİT’lerin zararı 7.181 milyar TL.dir. çalışanların gideri 134 TL’dir. Böylece KİT’lerin karının ve zararının yanında çalışanların giderlerin devede bir kulaktır. KİT’ler zarar ediyor demekle iktisattan, matematikten yeterince anlayamayanları kandırırlar. Maksat KİT’leri zararlı gösterip özelleştirerek çalışanları mağdur etmektir. KİT’lerin zararlarını çalışanların giderleri yönünden değil emperyalizm ve iş birlikçilerin çıkarları uğruna kamu işletmelerini zarar ettirerek özelleştirme yoluyla KİT’leri çıkar çevrelerine peşkeş çektirmek için zarar ettiriyorlar. Özelleştirilen kamu işletmelerini arsa fiyatından daha ucuza satıyorlar. Satış gelirinin de yarısı da reklam giderlerine gidiyor.Örneğin; Telekomun 110 milyar TL. maliyeti var. Yıllık karı 2,5 milyar TL.dır. 6,5 milyar TL’ye yabancıya satılıyor. Milletin önemli malına yazık değil mi? Madem kamu işletmesi zarar ediyor, neden satıyorsunuz alana yazık değil mi? Zarar eden işletmeyi alan nasıl kar ettiriyor?<br />
	      KİT’leri verimli hale getirmek için özelleştirme yerine özerkleştirmek gerekir. Kamu işletmelerin karından, zararından, yönetiminden ve yatırımlarından işçileri, memurları ve işletme yöneticilerini sorumlu tutmak gerekir. Örneğin; bir işçinin maaşı 1.100 TL ise işletme çok kar ederse kar oranı doğrultusunda işçinin maaşını 1.300 TL.ya , duruma göre 1.500 veya 1.700 TL’ye çıkarması gerekir. Ancak işletme zarar ederse zararının durumuna göre işçinin maaşını 1.100 TL.dan 900 TL.ya, duruma göre 800 veya 700 TL.ya düşürdüğümüz zaman çalışanlar işletmenin kar ve zarar durumuna göre maaş alacağından dolayı daha iyi çalışırlar, daha kaliteli mal üretirler; işletmelerin verimliliği artar, iç ve dış pazarlarda mallarını daha iyi pazarlarlar. İşletmeler kar ederek kapasitelerini artırırlar hatta yeni işletmeler açılmasını sağlayarak istihdam sağlarlar, işsizlik azalır, işçilerin durumu iyileşerek tüketim eğilimleri artacağından üretim ve yatırımlar artarak ekonomik gelişme döngüsünün ilerlemesiyle ülke ekonomisi iyiye doğru gider. Devlet güçlenir, devletin borçları azalarak biter, hatta devlet borç veren bir ülke olur. İşte o zaman ne Amerika ne Avrupa ekonomik yönden ekonomik yönden gelişmiş bağımsız Türkiye olur.<br />
                   Ülkemizde devletin ekonomi ile ilgilenmeyip ekonomi ile ilgilenmeyi özel sektöre bıraktığında özel sektör toplumun sosyal, ekonomik ve istihdam yönünden yeterince uğraş vermez, sadece kendi kar alanlarını düşünür. Ülkede yoksulluk artar, tüketim eğilimleri, üretim ve yatırım eğilimleri azalır, ekonomi gelişemediği gibi geriye gider, sosyal patlamalara sebebiyet verir. Yurdumuzda faşizm, şeriat ve komünizm gibi zararlı akımların çıkmasına sebep olarak ülkemiz zarar görür. Yeni dünya düzeni olan uluslar arası sermayenin dayatmış olduğu küreselleştirme özelleştirme politikaları, milletimizin milli benliğine aykırı olup, emperyalizme ve çıkar çevrelerinin yararına bir politikadır ülkemizde uygulanmakta olan liberal ekonomiye önem verdiğimiz müddetçe ekonomik krizlerden, işsizlikten, yoksulluktan, emperyalizme ve emperyalizmin işbirlikçilerine uşaklıktan kurtulamayız. Atalarımız kurtuluş savaşını vatanın kurtuluşu ve milletin mutluluğu için yaptılar. Vatanın kaymağını emperyalist ve işbirlikçi çıkar çevreleri yesin diye kurtuluş savaşı yapılmadı. Bu bozuk düzenden kurtulmadığımız müddetçe emperyalizme ve iş birlikçilerine karşı olmadığımız müddetçe kurtuluş savaşında ölen dedelerimizin yaralanan gazilerimizin kemikleri sızlar.<br />
	      Bozuk düzenden kurtulmak için Atamızın devletçilik ve halkçılık ilkelerini geliştirerek yüceltmemiz gerekir. her şeyden önce halkımızın nefes alması için rantiyecilere ödenen faizin askıya alınarak veya indirerek memurlarımıza, emeklilerimize iyi maaş vererek tüketim eğilimlerini artırınca, üretim ve yatırım eğilimleri artar, ekonomi iyileşmeye yüz tutar. Asgari ücreti de artırdığımızda tüketim, üretim, yatırım eğilimlerinin artması sağlanarak ekonomi iyileşir, işsizlik azalır, tüketim, üretim ve yatırım eğilimleri daha da artarak ekonomi iyileşir.<br />
	      Halkımızın sadece oy vererek kendi kendini yönetmesi ile halkçılık olması yeterli olmaz. Halkın tükettiği malları kooperatifler ve kooperatifler birliği kanalı ile sağlayarak marketler zincirine engel olmalıyız. Halkın ürettiği malları kooperatifler ve kooperatifler birliği kanalı ile pazarlayarak aracıları önlemeliyiz. Böylece halkın aldığını ucuza alıp sattığını iyi fiyata satarak karlı duruma getirilerek tasarruflarını artırmalıyız. Bu tasarruflar ile işçiler, köylüler, memurlar gelirlerinin bir kısmının bir arada toplanması ile yatırımlar yaparak, işletmeler açarak halk sektörünü oluşturmalıyız. Halkça üretim, halkça tüketim sağlanarak insanca yaşam sağlanmış olur. Yatırımlar artar, işsizlik azalır, köylü tarlasından geçimini iyi temin ettiği için üretimi artar, kooperatiflerden yararlanarak, halk sektöründeki işletmelerden hisse sahibi olur. İşçiler, memurlar maaşları ile iyi geçinir, kooperatiflerden iyi yararlanır, halk sektöründeki işletmelerden hisse sahibi alarak geçim düzeyleri iyileştirir.<br />
	      Ormanlar orman köylüleri tarafından korunup üretilerek, ağaç sanayi orman köylerinin kooperatifleri tarafından orman ürünleri mamül hale getirilerek pazarlandığında köylülerin durumu daha da iyileşir, göçler azalır, şehirlerin durumu iyileşir.<br />
                 Toprak reformu yapılarak 500 dekardan fazla toprak sahiplerinin toprakları az topraklı ve topraksız köylülere dağıtılarak adalet sağlanmış olur köylülerin durumu iyileşmiş olur.<br />
	        Toprak reformuyla, ormanların köylüler tarafından işletilip korunması; özellikle halk sektörü ve kooperatifler ile Atamızın halkçılık ilkesi gelişip yücelmiş olur; göçler azalır, şehirler iyileşir halk kalkınır ülke ekonomisi daha da iyileşir.<br />
	         Atamızın devletçilik ilkesi Marksistlerin devletçilik anlayışı gibi katı değildir, zamana ve duruma göre esnek ve geniş anlamda devletçiliktir. Böylesine bozuk düzende işsizliğin, yoksulluğun etkin olduğu sanayimizin Avrupa’dan çok geri olduğundan Atamızın devletçilik ilkesine daha fazla ihtiyacı vardır. Karma ekonomiye daha iyi önem vermeliyiz. Devletin ekonomiye daha iyi katılması gerekir. Devletin ekonomiye katılmasına gerek yoktur, özel sektör uğraşsın diyenler emperyalizme ve çıkar çevrelerine çanak tutarlar. Bunu diyenler iktisadi bilgisi az olanlar, çıkarcılar ve kandırılmış insanlardır. Devletçiliğe gerek yoktur diyenler halkımıza ait olan devlet işletmelerini iç ve dış çıkar çevrelerine peşkeş çektirerek devletçiliği rafa kaldırdılar. Laiklik için duyarlılık gösterenler devletçilik ilkesi için yeterince duyarlılık göstermediler. Devletçilik, halkçılık ilkesi korunup gelişmeden icra edilmeden laiklik ilkesi yeterince korunamaz. Laiklik ilkesi son zamanlarda sorun olduğu gibi bu sorun daha da ağırlaşır. Laikliği savunmak için ne Amerika, ne Avrupa bağımsız Türkiye olmak için Atamızın devletçilik ve halkçılık ilkesini koruyup geliştirmek ve icra etmek gerekir. Karma ekonomiye, devletçiliğe önem vermemiz gerekir. Özelleştirilen kamu işletmelerini devletleştirmemiz mutlaka gerekir. Hatta bozuk düzenden yararlanılarak gelişen özel sektörün 250-300’den fazla işçi çalıştıran büyük işletmeleri de devletleştirmeliyiz. Nasıl büyük toprak sahiplerinin 500 dekardan fazla olan toprakları az topraklı ve topraksız köylülere dağıtılıyorsa, özel sektördeki patronların 250-300’den fazla işçi çalıştırdığı büyük işletmeler devletleştirmeliyiz. Sosyalizm patronun elinden tüm mal varlığını elinden alıp yeteneğine göre iş verip işçi gibi çalıştırır. Ama öyle olmaması gerekiyor örneğin 15-20 bin işçi çalıştıran bir patrona işverenlik yeteneği göz önünde bulundurularak 250-300 kişilik bir işletme patrona verilerek diğer işetmeleri devletleştirilmesi ile özel sektör budanıp küçülterek devlet sektörünün ve halk sektörünün gölgelenmesi önlenerek devlet sektörü ve halk sektörünün gelişmesi sağlanmış olur. Aksi takdirde bir avuç olan egemen çevreler ülkenin ekonomisine hakim olarak devlet sektörünü ve halk sektörünün gelişmesini engelledikleri gibi tahrip dahi ederler. Küçük ve orta dereceli işletmelerin de gelişmelerini engelledikleri gibi iflas etmelerine sebep olurlar. Devlet sektörü ile halk sektörü birbirini tamamlayarak ülke ekonomisinin gelişmesini sağladıkları gibi küçük ve orta derecedeki mülk sahiplerinin sağlıklı bir şekilde korumasını ve gelişmesini sağladıkları gibi küçük ve orta dereceli işletmelerin güçlerini karlarını bir araya getirerek küçük ve orta dereceli mülk sahipleri yararına dev işletmeler kurularak küçük ve orta dereceli işletmelerin durumu iyileşmesi ile iktisadi yönden güvence altına alınmış olunur. Köylülerin yararına toprak reformunda yapıldığı gibi halkımızın, devletimizin küçük ve orta dereceli işetmelerimizin yararına büyük işletmeleri devletleştirmeliyiz. Halkın yararına güçlü bir devlet sektörü kurmalıyız.<br />
	         Varşova paktı çöktü ama komünizme karşı kurulan Nato paktı ayakta duruyor. Öyleyse dünyada komünizm tehlikesi er geç olacağı için Nato var. İleride dış ülkelerde komünizm gelecek, gelişecek ülkemizde aşırı sol hareketler başlayıp gelişecek. Onun için Atamızın halkçılık devletçilik ilkesini iyileştirmemiz gerekir. Atamızın halkçılık ve devletçilik ilkesini geliştirdiğimizde laikliği de geliştirmiş oluruz; faşizme, şeriata ve komünizme de karşı koymuş oluruz.<br />
	         Marksistler diyor ki; küçük mülkiyetler şahıslara bırakılınca zamanla büyüyerek kapitalist olup ülke ekonomisine hakim olur. Bu sözler doğrudur ama devletçilik ve halkçılık ilkeleri iyi uygulanmazsa küçük mülkiyet sahiplerinin çoğunun mülkiyetleri yok olur. Bir kısmının mülkleri kendini korur, çok azının da mülkleri de zamanla büyür ülke ekonomisine hakim olur. Devletçilik ve halkçılık ilkelerini iyi uyguladığımız zaman küçük mülk sahipleri kendilerini korur, yok olmaz, gelişir ama ülke ekonomisine hakim olamaz. Ülke ekonomisine herhangi bir sınıf değil halk hakim olur.<br />
	         Atamızın halkçılık, devletçilik ilkelerini duyarlı olarak koruyup geliştirerek icra edemezsek şeriat, faşizm ve komünizm gibi tehlikelerle karşılaşırız.<br />
	         Şeriat rejimi yüz binlerce insanın ölümü ile gelir, ülkeyi karanlığa sokar, binlerce insanın ölümü ile onlarca yüzlerce yıl sonra gider. Yüz yıl sonra tekrar demokrasi ve cumhuriyet mücadelesi vermek zorunda kalırız.<br />
	         Faşizm yüz binlerce insanın hayatına sebep olur. Egemen çevrelerin yanında halka karşı baskı, zulüm, sömürü düzeni onlarca yıl sürer. Ülkemizi yersiz savaşa sokarak yüz binlerce hatta milyonlarca insanın ölümüne sebep olur. Vatanımızın elden gitmesine sebebiyet verebilir. Faşist rejim kendini kan gölünde bitirdikten sonra sıfırdan demokrasi mücadelesi vermek zorunda kalırız.<br />
	        Bürokratik sosyalizmden revizyonizm, revizyonizmden kapitalizm, kapitalizmden de mutlaka sosyalizm doğar. Sosyalizm de on binlerce insanın ölümü üzerine gelir, on binlerce insanın ölümü ile de inşa edilir. İyi uygulanmazsa doğu blok ülkelerindeki sosyalizm gibi çöker.<br />
	        Eski sosyalist ülkeler özerkliğe ve çok partili demokrasiye önem verseler idi sosyalizm bir miktar daha iyi giderdi. Sosyalizm ne kadar iyi uygulansa dahi sosyalizmden de liberalizmden de daha iyi rejimler uygulanabilir. Nasıl teknik teknoloji iyi gelişiyorsa iyi teknik aletler icat ediliyorsa iyi siyasi fikirler de ortaya çıkartılabilir. Onun için en iyi fikir Kemalizm’dir. Kemalizm’in ilkeleri ulussal olduğu gibi yüceltilip geliştirilen evrensel ilkelerdir. Sonsuza değin evrensel, çağdaş ilkeler olarak kalacaktır. Kemalizm’in ilkelerini iyi uyguladığımız takdirde yurdumuz zararlı akımlardan kurtulacak ve milletimizin durumu çok iyi olacaktır. 10.05.2011</p>
<p><span id="more-4027"></span></p>
<p>Sami ÇETİNKAYA</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="iyi bir ataturkcu ulkemizi karanlıga sokmak isteyen insanlarla savasan">iyi bir ataturkcu ulkemizi karanlıga sokmak isteyen insanlarla savasan</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="kemalist gençler kurtuluş yolumuz">kemalist gençler kurtuluş yolumuz</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="kurtuluş savaşı yapılmadı">kurtuluş savaşı yapılmadı</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="özelleşen kitler reşkeş">özelleşen kitler reşkeş</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş">Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devrim-yasak-evrim-sakincali-doneklik-yararlidir-azgelismis-demokrasimizde" title="Devrim Yasak, Evrim Sakıncalı, Döneklik Yararlıdır Azgelişmiş Demokrasimizde ">Devrim Yasak, Evrim Sakıncalı, Döneklik Yararlıdır Azgelişmiş Demokrasimizde </a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/seriatci-takim-nicin-ataturku-unutturmak-istiyor" title="Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?">Şeriatçı takım niçin Atatürk&#8217;ü unutturmak istiyor?</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/bedri-baykam-cunku-onlarin-bir-ataturku-olmadi" title="Bedri Baykam: Çünkü Onların Bir Atatürk’ü Olmadı…">Bedri Baykam: Çünkü Onların Bir Atatürk’ü Olmadı…</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/chpnin-kurtulusu" title="CHP&#8217;nin Kurtuluşu">CHP&#8217;nin Kurtuluşu</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devletçilik İlkesi ve Atatürk Dönemi Ekonomik Faaliyetler</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 13:53:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[devletçilik ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[halk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[kemalist devlet]]></category>
		<category><![CDATA[milli ekonomi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomik Faaliyetler Türk İstiklâl Savaşının başarıyla sonuçlanmasından sonra İzmir&#8217;de geniş kapsamlı bir İktisat Kongresi yapılmıştı. Çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi kesimlerini temsil eden 1135 kişi kongreye katıldı. 17 Şubat &#8211; 4 Mart 1923 tarihleri arasındaki kongrede çeşitli kararlar dışında genel nitelikli bir iktisat politikası da kabul edildi. Bu kongrede sanayinin teşvik edilmesi, kredi imkânlarının geliştirilmesi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ekonomik Faaliyetler</span></strong><br />
Türk İstiklâl Savaşının başarıyla sonuçlanmasından sonra İzmir&#8217;de geniş kapsamlı bir İktisat Kongresi yapılmıştı. Çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi kesimlerini temsil eden 1135 kişi kongreye katıldı. 17 Şubat &#8211; 4 Mart 1923 tarihleri arasındaki kongrede çeşitli kararlar dışında genel nitelikli bir iktisat politikası da kabul edildi. Bu kongrede sanayinin teşvik edilmesi, kredi imkânlarının geliştirilmesi, yerli sanayinin kurulması, ticaret bankası kurulması, tekelciliğe karşı mücadele edilmesi, kredi sağlanması, aşar vergisinin kaldırılması, asgari ücretin belirlenmesi, kaza ve hayat sigortası ile ilgili konularda önemli kararlar alındı.</p>
<p><span id="more-649"></span></p>
<p>Kongrede alınan kararlar gereğince bazı kurumların oluşturulması yoluna gidildi. Bu kurumların arasında; Bankalar, Tekel, Devlet Demir Yolları, İstatistik Genel Müdürlüğü gibi kurumlar vardı.</p>
<p><strong>İş Bankası</strong></p>
<p>Kurucularının başında Atatürkün bulunduğu İş Bankası, 26 Ağustos 1924 tarihinde bir milyon lira sermaye ile kurulmuş özel bir kurulmuştur. Celal Bayarın ilk genel müdür olduğu banka, devletin de geniş desteği sağlandı.</p>
<p><strong>Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası</strong></p>
<p>19 Nisan 1925 tarihinde kuruldu. Osmanlı Devletiinden devredilen devlet teşebbüslerini geçici olarak yönetip, yenilerini kuracak olana bu banka, bankacılık ve madencilik faaliyetlerini yürütecekti. Bu kuruluşun günümüzdeki adı, Etibanktır.</p>
<p>Özel kesimin fazla varlık gösteremediği bu dönemde devlet tarafından gerçekleştirilen yeni kuruluşları ve kanunları şu şekilde sıralayabiliriz.</p>
<p><strong>1.</strong> Eski Reji idaresinin satın alınması ile oluşturulan Geçici Tütün İdaresi</p>
<p><strong>2.</strong> İspirto ve alkollu İçkiler tekeli (1926)</p>
<p><strong>3.</strong> Devlet Demiryolları ve Limanlar Genel İdaresi (1927)</p>
<p><strong>4.</strong> İstatistik Genel Müdürlüğü (1926)</p>
<p><strong>5.</strong> Emlak ve Eytam Bankası (1926)</p>
<p><strong>6.</strong> İstisat Vekaletinin Kurulması (1928)</p>
<p><strong>7.</strong> Gümrük Tarife Kanununun yürürlüğe konulması (1929)</p>
<p><strong>8.</strong> Menkul Kıymetler ve Kambiyo Borsaları Kanunu (1929)</p>
<p><strong>9. </strong>Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkında kanun (1929)</p>
<p><strong>10.</strong> Merkez Bankası Kanunu (1930)</p>
<p><strong>11.</strong> Sanayi Teşvik kanunu (1929)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Atatürk&#8217;ün Devletçilik İlkesi</span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">1923&#8242;lerde uygulamaya konulmayan devletçilik politikası, bazı yeni şartların hızlandırıcı etkisiyle 1930larda ele alınabilmiş ve benimsenmiştir. Çünkü bu dönemde özel kesimin ülke sanayini gerçekleştirebilmesi imkânsızdı. Atatürk bu durumu tespit etmiş ve Türkiye&#8217;de ancak devletçilik uygulamasıyla sanayinin geliştirileceğine inanmıştı. Bunun üzerine 1931 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin programına alınan devletçilik ilkesi, şu şekilde tanımlanıyordu. Devletin ekonomi ile ilgisi, fiili surette yapıcılık olduğu kadar, özel teşebbüslere yön vermek ve yapılmakta olan işleri düzenlemek ve kontrol etmektir.</span></strong></p>
<p>Atatürk&#8217;e göre uygulanması öngörülen Devletçilik prensibi; Bütün üretim ve dağıtım araçlarını kişilerden alarak, milleti büsbütün başka esaslara göre düzenlemek amacı güden sosyalizm prensibine dayalı Kollektivizm yahut Komünizm gibi özel ve kişisel ekonomik teşebbüs ve faaliyete meydan bırakmayan bir sistem değildir. Kişisel çalışma ve faaliyeti esas tutmakla beraber mümkün olduğu kadar, az zaman içinde milleti refaha, memleketi bayındırlığa eriştirmek için milletin genel ve yüksek çıkarlarının gerektirdiği işlerle, özellikle ekonomik alanda devleti fiilen ilgili kılmaktır. Ekonomi işlerinde devletin ilgisi, doğrudan yapıcılık olduğu kadar özel teşebbüsü teşvik ve yapılanları düzenleme ve kontrol da etmektedir.</p>
<p>Devletçilik, toptan ve kollektivist bir devletçi anlayışı ile ilgili değildir. Plânlı ekonomide, ülkenin kendi kaynaklarını işletmeye geçirmede ve ekonomiyi kurmada başlıca etkenin millet olacağı görüşü benimsenmiştir.</p>
<p>1 Kasım 1937&#8242;de yaptığı bir konuşmada Atatürk, sanayileşme ve plânlı ekonomiyle ilgili görüşlerini şu şekilde açıklamaktadır. Sanayileşmek en büyük milli meselelerimiz arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ülkemizde var olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracak ve işleteceğiz.</p>
<p>Köklü ekonomik değişmeleri gerçekleştirme konusunda ise daha aşamalı bir yöntem kullanılmıştır. Çok hızlı kalkınma için insan unsurunun feda edilmesine Atatürk hiçbir zaman razı olmamıştır. Diğer bir deyimle kalkınmanın temeli üzerinde de durulmuş, barışçı bir ekonomik model izlenmiştir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün devletçiliği, ülke ve millet imkânlarının kullanımına işletilmesine, kalkınmaya, gelişymeye, çağdaşlaşmaya devletin ekonomik fonksiyonuna yön veren ilkedir. Devletçilik, devletin ekonomide, sanayide, işletmecilikte, millet ve toplum yararına görev üstlenmesi, milli ekonominin ana kaynaklarını, bağımsızlığın gerektirdiği ana kaynakları yaratacak, müesseseleri kuracak, bunları işletecek yarattığı değerleri yine millet yararına olan işlerde değerlendirerek kullanmasıdır.</p>
<p>Devletçilik ilkesi özel teşebbüsü reddetmez. Tüm üretim araçlarının devlet elinde toplanmasını öngörmez. Mülkiyet hakkına saygılıdır. Atatürk, memlekette hiçbir üretimin çoğalması için, özel teşebbüsün devletçe zorunlu olduğunu önemle kaydettikten sonra Devlet ve özel teşebbüsün birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayıcısı olduğunu belirtir. Kemalist ekonomi görüşününün (devletçiliğin) bir yönü de refahın sağlanması açısından toplumun kesimleri arasında imtiyazlı kişi, zümre ya da sınıfların oluşmasının önlenmesi ve kalkınmanın nimetlerinin bütün kesimlere eşit olarak dağıtılmasıdır. Atatürk&#8217;ün devletçilik anlayışı şöyle özetlenebilir: Özel sektörün sermaye ve bilgi birikimi yönünden yetersiz olduğu ekonomik alanlara devletin girerek özel sektöre öncülük etmesi, daha sonra bu alanlardan çekilerek yerini yeterli duruma gelen özel sektöre devretmesidir.</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler" title="atatürk döneminde ekonomik faaliyetler">atatürk döneminde ekonomik faaliyetler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler" title="devletçilik politikası">devletçilik politikası</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler" title="ekonomide devletçilik">ekonomide devletçilik</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler" title="kemalist ekonomi">kemalist ekonomi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler" title="devletçilik ilkesinde ekonomide kalkınmasında alnan kararlar">devletçilik ilkesinde ekonomide kalkınmasında alnan kararlar</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş">Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/akpnin-liberal-ekonomisi-kemalizmin-devletciligi" title="AKP&#8217;NİN LİBERAL EKONOMİSİ, KEMALİZMİN DEVLETÇİLİĞİ">AKP&#8217;NİN LİBERAL EKONOMİSİ, KEMALİZMİN DEVLETÇİLİĞİ</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="KURTULUŞ YOLUMUZ">KURTULUŞ YOLUMUZ</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi" title="Atatürk&#8217;ün İzmir İktisat Kongresi Konuşması">Atatürk&#8217;ün İzmir İktisat Kongresi Konuşması</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi" title="Devletçilik İlkesi">Devletçilik İlkesi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün İzmir İktisat Kongresi Konuşması</title>
		<link>http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi</link>
		<comments>http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 13:31:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemalist Gençler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir iktisat kongresi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kemalistgencler.com/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[Efendiler, Aziz Türkiye&#8217;mizin iktisadi tealisi esbabını aramak ve bulmak gibi vatani, hayati ve milli bir gaye-i mukaddese için bugün burada toplanmış olan sizlerin, muhterem halk mümessillerinin huzurunda bulunmakla çok mesut ve bahtiyarım. Efendiler; Uzun gafletlerle ve derin lakaydi ile geçen asırların bünye-i iktisadiyemizde açtığı yaraları tedavi etmek ve çarelerini aramak; memleketi mamuriyete, milleti refahiyet ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efendiler, Aziz Türkiye&#8217;mizin iktisadi tealisi esbabını aramak ve bulmak gibi vatani, hayati ve milli bir gaye-i mukaddese için bugün burada toplanmış olan sizlerin, muhterem halk mümessillerinin huzurunda bulunmakla çok mesut ve bahtiyarım.</p>
<p><span id="more-641"></span></p>
<p>Efendiler;<br />
Uzun gafletlerle ve derin lakaydi ile geçen asırların bünye-i iktisadiyemizde açtığı yaraları tedavi etmek ve çarelerini aramak; memleketi mamuriyete, milleti refahiyet ve saadete isal yollarını bulmak için vuku bulacak mesainizin muvaffakiyetle neticelenmesini temenni eylerim.</p>
<p>Arkadaşlar;<br />
Sizler, doğrudan doğruya milletimizi temsil eden halk sınıflarının içinden ve onlar tarafından müntahab olarak geliyorsunuz. Bu itibarla memleketimizin halini, ihtiyacını, milletimizin elemlerini ve emellerini yakından ve herkesten daha iyi biliyorsunuz. Sizin söyleyeceğiniz sözler, alınması lüzumunu beyan edeceğimiz tedbirler, halkın lisanından söylenmiş telakki olunur ve bunun için en büyük isabetlere malik olur. Çünkü halkın sesi, hakkın sesidir.</p>
<p>Efendiler;<br />
Tarih, milletimizin itila ve inhitatı esbabını ararken birçok siyasi, askeri, içtimai sebepler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok bütün bu sebepler hadisat-ı ictimaiyede müessirdirler. Bir milletin doğrudan doğruya hayatiyle alakadar olan, o milletin iktisadiyatıdır. Tarihinin ve tecrübenin tespit ettiği bu hakikat bizim milli hayatımızda ve milli tarihimizde tamamen mütecellidir. Hakikaten Türk tarihi tetkik olunursa itila, inhitat esbabının iktisadi mesailden başka bir şey olmadığı derhal anlaşılır.</p>
<p>Efendiler;<br />
Tarihimizi dolduran zaferler, yahut izmihlallerin kaffesi ahval-i iktisadiyemizle münasebettar ve alakadardır. Yeni Türkiye&#8217;mizi layık olduğu mertebe-i resanete isâl edebilmek için, behemehal iktisadıyatımıza birinci derecede ve en çok ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz, zamanımızın tamamen bir iktisat devrinden başka bir şey değildir.<br />
Bir milletin esbab-ı hayatiyesini, refahiyet ve saadetini teşkil eden iktisadıyatla iştigal etmemesi, edememesi nazar-ı dikkati calib bir keyfiyettir. İtirafa mecburuz ki, iktisadiyatımıza lüzumu kadar ehemmiyet verememiş bulunuyoruz. Bir milletin esbab-ı hayatiyesiyle iştigal etmemesi veya edememesi, o milletin yaşadığı edvar ile ve o edvarı tesbit eden tarih ile çok alakadardır. Bunun esbabını geçirdiğimiz edvarda, bilhassa tarihimizde arayabilirsiniz. Şimdiye kadar hakiki manasıyla milli bir devir yaşamadık, binaaleyh milli bir tarihe malik olamadık.<br />
Bu noktaya biraz izah edebilmiş olmak için hep beraber Osmanlı tarihini hatırlayalım: Osmanlı tarihinde bütün gayretler, bütün mesai milletin arzusu, amali ve ihtiyacat-ı hakikiyesi nokta-i nazarından değil, şunun, bunun amalini, ihtirasatını tatmin nokta-i nazarından vukubulmuştur.</p>
<p>Mesela, Fatih İstanbul&#8217;u zaptettikten sonra yani Selçuki Saltanatiyle Şarki Roma İmparatorluğu&#8217;na tevarüs eyledikten sonra Garbi Roma İmparatorluğu&#8217;na da konmak istedi. Bunun içinde büyün milleti bu hedefe doğru sevketti.</p>
<p>Mesela; Yavuz Sultan Selim, Fatih&#8217;in açtığı Garb cephesini tesbit ile beraber Asya İmparatorluğu&#8217;nu birleştirerek büyük bir İslam ittihadı meydana getirmek istedi.<br />
Kanuni Süleyman, her iki cepheyi tevsi etmek, bütün Bahr-i sefidi bir Osmanlı havzası haline getirmek Hindistan üzerinde nüfuz tesisi gibi şahane bir siyaset takib etmek istedi ve tabii bunun içinde unsur-ı asliyi, milleti kullandı.</p>
<p>Arkadaşlar;<br />
Bütün bu ef&#8217;al ve hareket tetkik olunursa, görülür ki, bu kudretli ve azametli padişahlar, siyaset-i hariciyelerini; emelleri, arzuları ve ihtiraslarına istinad ettirmişler ve teşkilat ve siyaset-i dahiliyelerini, bu mevlud-i ihtirasat olan siyaset-i hariciyelerine göre, tanzim mecburiyetinde kalmışlardır.<br />
Halbuki teşkilat-ı dahiliyenin, siyaset-i dahiliyenin vüs&#8217;at ve tahammül derecesinde bir siyaset-i hariciye takib eylemek mecburiyeti vardır. Aksi takdirde felaket ve hüsran muhakkaktır.</p>
<p>Filhakika Osmanlı Hakanları asıl olan bu noktayı unuttular. Bütün ef&#8217;al ve harekatlarını hayaller ve emeller üzerine bina ettiler. &#8220;Teşkilat-ı dahiliyeyi&#8221; siyaset-i hariciyeye uydurmak mecburiyeti hasıl olunca, zaptettikleri mahallerdeki anasırı, olduğu gibi muhafaza mecburiyetinde kaldıktan başka onlara istisnalar, imtiyazlar bahşettiler.</p>
<p>Diğer taraftan unsur-i asliyi, uzun seferlerde, fütuhat meydanlarında dolaştırttılar ve bu suretle kendi kendini tahrib etmiş oluyordu.<br />
Bu itibarla Millet, yani unsur-i asli kendi evinde, kendi yurdunda esbab-ı hayatiyesini istihsal için çalışmaktan mahrum bir halde bulunuyordu. Bu tacidarlar, milleti böyle diyar diyar dolaştırmakla iktifa etmiyorlar; belki fütuhat dairesi dahiline giren halkı memnun etmek, ecnebileri memnun etmek için, unsur-i aslinin hukukundan menabi-i iktisadiyesinden bir çok şeyleri (atiyye) olarak onlara bahşediyorlardı.<br />
Mesela Fatih zamanında Cenevizlilere verilen imtiyazlar bu kabildendir. Nitekim bu imtiyazlarla açılan yol bilahare kendisinden sonra tevesü etmiş bulunuyordu. Ve bu imtiyazat, devletin en kuvvetli zamanında, vukubuluyordu ve bunlar, mahza ihsan-ı şahane olmak üzere vukubuluyordu. Kanuni zamanında Venediklilerle bir ticaret muahedesi yapılmak istenmişti. Padişah bunu şerefine mugayir buldu. Zira ona göre muahede, müsavi devletler arasında yapılabilirdi. Halbuki o zaman Venedikliler bir bende makamında idiler. Öyle olmakla beraber ona müsaadatta bulunuldu. İşte bu müsaade kelimesi bilahare (kapitülasyon) kelimesi ile tercüme edilmişti. Bu, arz-ı teslimiyete mecbur olanlar ve bir kal&#8217;a içinde mahsur olanlar arasında kullanılan bir kelimedir.</p>
<p>Millet, eviyle ve esbab-ı hayatiyesiyle iştigalden memnu olarak diyar diyar dolaştırılıyorken bu diyarlar halkı birçok imtiyazlara malik olarak çalışıyor, yani fatihler unsur-i asliyi peşine takarak kılıçla fütuhat yaparken, zaptolunan memalik ahalisi kazandıkları imtiyazlarla, muhtariyetlerle sapanlarına yapışıyorlar ve toprak üzerinde çalışıyorlardı.</p>
<p>Fakat efendiler alelacele fütuhat yapanlar, sapanla fütuhat yapanlara binnetice terk-i mevki etmeğe mahkümdur. (Alkışlar) Bu bir hakikattir ki , tarihin her devrinde aynen vakidir. Mesela Fransızlar Kanada&#8217;da kılıç sallarken oraya İngiliz çiftçisi girmiştir. Bir müddet kılıçla sapan yekdiğeriyle mücadele etti.Ve nihayet sapan galebe çalarak İngilizler Kanada&#8217;ya sahip oldu. (Alkışlar)</p>
<p>Efendiler;<br />
Kılıç kullanan kol yorulur, fakat sapan kullanan kol her gün daha çok kuvvetlenir ve her gün toprağa daha çok sahib olur. (Alkışlar)</p>
<p>Efendiler;<br />
Osmanlı fatihleri, hakanları, müstevlileri unsur-i asli ile beraber sapanın önünde mağlup olup ric&#8217;ate başladıktan sonra asıl felaketlerin büyüğü başladı. Atiyye-i Şahane olarak ecnebilere bahşedilmiş olan ve memleket dahilindeki gayr-ı müslimlere verilen herşeyi hukuk-i müktesebe telakki olundu. Fakat ecnebiler bununla iktifa etmediler; her gün bunu tevsi için aradılar ve buldular. Anasır-ı dahiliye, muhafazaya muktedir oldukları imtiyazata istinaden ve haricin tertibat ve müzaharetine sığınarak siyasi bir mevcudiyet iktisabı için çalışmaktan geri durmadılar. Ecnebiler bir taraftan anasır-ı dahiliyeyi teşvik, diğer taraftan müdahale ile devlet ve millet aleyhine yeni imtiyazlar alıyorlardı. Bu tazyikat-ı mütemadiye altında zaten fakir düşmüş olan anayurdu ve unsur-i asli, devlete verebilecek parayı güç tedarik edebiliyorlardı. Fakat tacidarlar, saraylar, bab-ı aliler debdebeyi idame için paraya muhtaçtırlar. Bunun için, bunu temin çarelerine tevessül etmiştiler. O çarelerde harici istikrazlar akdi oluyordu. Fakat istikraz şeraitini o kadar fena yapıyorlardı ki, bazılarını ödemek mümkün olmamaya başladı. Ve nihayet birgün devletler Osmanlı Devleti&#8217;nin iflasına karar verdiler ve düyun-ı umumiye belasını başımıza çöktürdüler.</p>
<p>Efendiler;<br />
Milletin duçar olduğu bu hazin hal ve bu sefaletin esbabını arayacak olursak, doğrudan doğruya devlet mefhumunda buluruz. Biliyorsunuz ki, Osmanlı Devleti saltanat-ı şahsiye ve en son beş on sene zarfında da saltanat-ı meşruta esasına müsteniden idare-I hükümet ediyordu. Saltanatı şahsiyede her hususta yalnız tacidarların arzu, emel ve iradeleri hakimdir.</p>
<p>Milletin arzu, emel, irade ve ihtiyaçları mevzuubahis olmaktan uzaktır. Millet, amal ve iradesinden tecerrüd etmiştir. Tacidarlar kendilerini Allah tarafından gönderilmiş bir şahsiyet-i ilahiye farzederler. Etrafını alan menfaatperestan, padişahın zihniyet ve arzusunu bir lazıme-i semaviye, bir lazıme-i Kur&#8217;aniye gibi herkese telkin ederler. Bu telkinat karşısında birgün bütün halk, bu arzu ve iradelerin &#8211; bila muhakeme iradat-ı semaviye olduğuna kani olur. Bundan tecerrüde rıza gösteren bir milletin akibeti felaket, musibettir.</p>
<p>Arkadaşlar;<br />
Son tavsif ettiğim noktada artık Osmanlı Devleti hakikatte ve fi&#8217;len mahrum-i istiklal bir hale getirilmişti. Bir devlet ki, teb&#8217;asına koyduğu vergiyi ecnebilere koyamaz; bir devlet ki gümrükleri için rüsum muamelesi vesaire tanzimi hakkından men&#8217;edilir, bir devlet ki ecnebiler üzerinde hakk-ı kazasını tatbikten mahrumdur. O devlete müstakil denilemez.</p>
<p>Devletin ve milletin hayatına yapılan müdahalat bundan daha fazladır. Milletin ihtiyacat-ı iktisadiyesinden olan mesela şömendöfer inşası, mesela fabrika yapmak için devlet serbest değildi! Böyle bir şeye teşebbüs olunursa behemehal müdahale olunurdu. Hayatını teminden aciz olan bir devlet müstakil olabilir mi?<br />
Osmanlı ülkesi ecnebilerin müstemlekesinden başka bir şey değildi. Osmanlı halkı, Türk milleti esir vaziyetine getirilmişti. Bu netice, arzettiğim gibi milletin kendi irade ve hakimiyetine malik bulunamamasından, şunun bunun elinde istimal edilmesinden neş&#8217;et etmişti.</p>
<p>O halde diyebiliriz ki, milli bir devir yaşamıyorduk. Milli tarihe malik bulunmuyorduk. Osmanlı tarihi padişahların, hakanların, zümrelerin dasitanı mahiyetinde idi. Mazinin tarih diye uzattığı kitabın mahiyeti bundan ibarettir.</p>
<p>Arkadaşlar;<br />
Milletin hakimiyetine sahib olamaması yüzünden dahil olduğumuz Harb-i umumiden ve bu harb-i umumide kıymetli evlatlarınızdan mürekkeb kahraman ordularımızın Galiçya, Romanya, Makedonya, Kafkas Şahikaları , Tur-i Sina çöllerinde duçar olduğu zahmetleri hatırlatacak kadar çok zaman geçmedi ve en nihayet bu Harb-i umuminin şeametli neticesi de malumdur. Bilhassa Mondros mütarekesiyle açılan devrin manzarasını biran düşünmek isteyecek olursanız baştan aşağı kadar bir manzara-i inhilalden başka birşey olmadığını anlarsınız. Devletler her türlü hukuk-i insaniyeden tecerrüt ederek memleketimizin en kıymetli ve en feyzdar yerlerini çiğnediler.<br />
İzmir, Bursa, Eskişehir, Sakarya, Anadolu, Adana, Trakya, İstanbul vesaire gibi en aziz yerlerimizi çiğnediler. Fakat düşmanların bu tarz-ı hareketten daha elim bir nokta varsa, o da bu memleketin asırlarca başında bulunan insanların dahi düşman saflarına geçmiş bulunmasıdır. (Kahrolsun sadaları)</p>
<p>Arkadaşlar;<br />
Biliyorsunuz ki, bu dahili düşmanlar, harici düşmanların yapmaya muktedir olamayacağı şen&#8217;i ve feci ef&#8217;al ve harekatı irtikabda tereddüt göstermemişlerdir. Harici düşman kuvvetleri saydığım aziz vatan topraklarında bulunurken, padişahın iradeleri ve neşrettiği fetvalarıyla ve hilafet ordularıyla bu masum millet şurada, burada izlal ve iğfal olunuyordu. Ve kendi mevcudiyetine karşı, farkına varamayarak, silah istimal ediyordu ve nihayet hep bildiğimiz veçhile Osmanlı Devleti tamamen münkariz olmuştu.</p>
<p>Fakat düşmanlarımız aynı zamanda Osmanlı Devletiyle beraber Türk Milletinin de mahvolduğunu zannetti. İşte bunda çok aldanıyordu. Osmanlı Devleti gibi çok devletler kurmuş olan Türk Milleti mahvolmazdı ve mahvolmamıştı. (Şiddetli alkışlar) Bilakis hayatına vurulan bu darbelerden harici ve dahili düşmanların acı darbelerinden birdenbire bütün tayakkuzlarını, bütün intibahlarını takındı, hayatını, şerefini kurtarmak için kemal-i şerefle başını kaldırdı. Ve müttehiden ve mütesaniden ortaya atıldı. (Şiddetli alkışlar) İşte milletimiz o dakikadan itibaren milli bir devre girdi; bir halk devresinin mebdeini kurdu. Millet bu mebdeden işe başladığı gün, kendisine hedef olan yolların ne kadar kesif zulmetler içinde bulunduğunu hatırlarız. Bu hal Millet&#8217;i ye&#8217;se düşürmedi. Kemal-i azm ile hedefine hatvelerini attı.</p>
<p>Efendiler;<br />
Milletimiz halas-ı kat&#8217;i ve hakikiye mazhar olabilmek için iki umdeye istinadın şart olduğunu anladı. Onlardan birincisi: Misak-ı Milli&#8217;nin ifade ettiği ruh ve mana.<br />
İkincisi: Teşkilat-ı Esasiye Kanunumuzun tesbit ettiği gayr-ı kabil tebeddül hakayık.<br />
Misak-ı Milli, milletin istiklal-i tammını temin eden ve bunun için iktisadiyatında inkişafına mani olan bütün sebepleri bir daha avdet idrak etmemek üzere lağveden bir düsturdur. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun, devletinin tarihe münkalib olduğunu idrak eden, onun yerine yeni Türkiye Devleti &#8216;nin kaim olduğunu ilan eden bir kanundur. Bu devletin hayatınında bila kayd ü şart hakimiyetin milletin uhdesinde kalacağını ifade eden kanundur.</p>
<p>Bu kanun, hakimiyetin milletin uhdesinde kalabilmesi için halkın bizzat kendini idaresini şart kılan bir kanundur.<br />
Artık Türkiye halkı için yegane mümessil teşrii ve icrai salahiyeti haiz olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetidir. Diyen bir kanundur. Bab-ı ali yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetini koyan bir kanundur.</p>
<p>Efendiler;<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükümetinin milletten aldığı veçhile istiklal-i tam, hakimiyet-i Milliye umdelerine istinaden milleti zengin, memleketi mamur etmekten ibarettir. (Alkışlar)</p>
<p>Efendiler;<br />
Bu umde icabı bütün cihan bilmelidir ki, artık Türkiye halkı; hakimiyetini hiçbir şahıs ve makama veremez. Hakimiyet demek şeref demek, namus demek, haysiyet demektir. Bir milletten bu evsaf-ı medeniye ve insaniyesinin terkini taleb etmek onu insanlıktan çıkarmak demektir.</p>
<p>Efendiler;<br />
Milletimiz bu iki esasa istinad eder. Çalışmaya başladığı günden bugüne kadar geçen zaman çok değil, üç buçuk, dört seneden ibarettir, fakat milletimizin kazandığı muvaffakiyat ve muzafferiyat bu senelere sığmayacak kadar çoktur, taşkındır, yüksektir ve kuvvetlidir. (Sürekli alkışlar)</p>
<p>Hakikaten irade-i seniyyeler; Hilafet orduları ve teşvikat ile olan isyanların kaffesi bastırılmıştır ve tüfeksiz, topsuz, parasız bulunduğu bir zamanda yeniden dünyanın en kudretli en azametli ordusunu teşkile kudretyab olmuştur. (Alkışlar) Orada daha hal-i teşekkülde iken birinci ikinci İnönü Sakarya zaferlerini ihraz etmiş (Alkışlar) ve cihanı hayretlerde bırakan en son muzafferiyeti de kemal-i şiddet ve süratle ihraz ederek düşman ordularını bire kadar mahvetmiştir. (Pek sürekli alkışlar yaşa, var ol sadaları)</p>
<p>İstiklal-i tam için şu düstur var: Hakimiyet-i Milliye, hakimiyet-i iktisadiye ile tarsin edilmelidir. Bu kadar büyük gayeler, bu kadar mukaddes, azametli hedefler kağıt üzerindeki düsturlarla, arzu ve hırsla husul bulamaz. Bunların tahakkuk-i tammını temin için yegane kuvvet, en kuvvetli temel iktisadiyattır. Siyasi ve askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferle tetvic edilemezse semere, netice paydar olamaz. En kuvvetli ve parlak zaferimizide tetvic eden semerat-ı nafiayı temin için hakimiyet-i iktisadiyemizin temin ve tarsini lazımdır.</p>
<p>Bu kadar feyizli, bu kadar kudretli olan yeni hükümetimizin düşmansız kalacağını farzetmek doğru değildir. Bunun için çok kundaklar koyarak münhedem etmeğe çalışacak ve suikasde teşebbüs edecekler bulunacaktır. Bütün bunlara karşı silahımız, iktisadiyatımızdaki kuvvet; resanet ve muvaffakiyetimiz olacaktır.</p>
<p>Efendiler;<br />
Dahil olduğumuz halk devrinin, milli devrin milli tarihini de yazabilmek için kalemler, sapanlar olacaktır. (Alkışlar) Bence halk devri iktisat devri mefhumiyle ifade olunur. Öyle bir iktisat devri ki, memleketimiz mamur, milletimiz müreffeh ve zengin olsun. Bu noktada bir felsefeyi hatırlayınız o da: &#8220;El-kana&#8217;atu kenzün la-yüfna&#8221;<br />
Bu felsefeyi yanlış tefsir yüzünden bu millete büyük fenalık edilmiştir. Allah yarattığı nimet ve güzellikleri insanların istifadesi için yaratmıştır. Allah zeka ve aklı bunun için verdi. Eğer vatan kupkuru dağ ve taşlardan, viran köy, kasaba ve şehirlerden ibaret olsaydı onun zindandan farkı olamazdı. Felsefenin sahibleri memleketi zindan ve cehennemden başka bir şey yapmamıştı. Bu vatan evlad ve ahfadımız için cennet yapılmaya layıktır. Bu faaliyet-i iktisadiye ile kaabildir. Öyle bir iktisat devri ki, artık milletimiz insanca yaşamasını bilsin ve o esbabı bilerek ona göre lazım olan tedabire tevessül etsin.</p>
<p>Arzumuz şudur: Bu memleketin efradı ellerinde nümuneleriyle, ziraat, ticaret, sanat, say ve sapanın mümessili olsun. Artık bu memleket fakir, millet hakir değil, belki memleketimiz zenginler memleketidir. Bu yeni Türkiye&#8217;nin adına, çalışkanlar diyarı denir. (Alkışlar) İşte millet böyle bir devir içinde bulunuyor, bu böyle bir devri ala edecek ve tarihini yazacaktır. Bu tarihte en büyük makam çalışkanlara ait olacaktır. (Alkışlar)</p>
<p>Efendiler;<br />
Türkiye İktisat Kongresi tarihte ilk defa ihraz-ı mevki-i bülend edecek bir kongredir. Ve sizler bu memleketin ihtiyacını, milletin ihtiyacını ve milletin kabiliyetini ve bunun karşısında dünyada mevcut olan çok kuvvetli iktisat teşkilatını nazar-ı dikkate alarak, alınması lazımgelen tedbirleri kemal-i vuzuh ile teati ve tesbit etmelisiniz. O tedbirler tatbik olundukça memleketimizin nurlara, feyizlere müstagrak olsun.</p>
<p>Arkadaşlar;<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükümetiniz tabii milletin amali dairesinde terakki ve teceddüde tamamen taraftardır. Bunun için mülk ve millete naf&#8217;i ittihaz edeceğiniz tedabiri memnuniyetle nazar-ı dikkate alacaktır.</p>
<p>Efendiler;<br />
İktisadiyat sahasında düşünür ve konuşurken zannolunmasın ki, ecnebi sermayesine hasımız; hayır bizim memleketimiz vasi&#8217;dir. Çok say ve sermayeye ihtiyacımız var. Kanunlarımıza riayet şartıyla ecnebi sermayelerine lazımgelen teminatı vermeğe her zaman hazırız. Ecnebi sermayesi bizim say&#8217;imize inzimam etsin ve bizim ile onlar için faideli neticeler versin. Mazide, Tanzimat devrinden sonra ecnebi sermayesi müstesna bir mevkiye malikti, devlet ve hükümet ecnebi sermayesinin jandarmalığından başka birşey yapmamıştır. Her yeni millet gibi Türkiye buna muvafakat edemez. Burasını esir ülkesi yaptırmayız. (Alkışlar)</p>
<p>Arkadaşlar;<br />
son söz olarak demiştim ki; Memleketimizi artık esir ülkesi yaptırmayız. Nazar-ı dikkatinizi celbetmiş olan konferansın son müzekeratı bu nokta ile alakadardır. Lozan konferansının talike uğraması aynı mesele ve noktadan münbaistir. Ordularımız en büyük bir zaferi ihraz etmişler ve meşy-i muzafferranesini tevkif edecek hiç bir mania mevcut değildi. Böyle bir zamanda İtilaf Devletleri Hukuk-i tabiiye ve meşruamızı müzakerat ile tasdik edeceklerini, müzakeratla halledeceklerini söylediler ve bizi konferansa davet ettiler.</p>
<p>Millet, Meclis ve hükümetimiz samimi olarak sulh taraftarı bulunduğu için muzaffer ordularımızı durdurarak, heyet-i murahhasamızı Lozan&#8217;a gönderdik aylardan beri müzakerat, münakaşat devam etti. Muhatablarımız hukukumuzu tasdik etmiş olmadı.</p>
<p>Konferanstaki muhatablarımız bizimle üç dört senelik değil, üçyüz, dörtyüz senelik hesabatı rü&#8217;yet ediyorlar ve hala muhatablarımız Osmanlı Devleti&#8217;nin tarihe karıştığını ve bugün yeni Türkiye&#8217;nin mevcudiyetini, bunu kuran milletin çok azimkar, imanlı ve celadetli olduğunu, istiklal-i tamm ve hakimiyet-i milliyesinden zerre kadar fedakarlık yapamayacağını hala anlayamamışlardır. Bu yüzden İtilaf Devletleri düçar-ı tereddüt oldu. İstedikleri kadar tereddüt edebilirler. Bu millet artık kararını vermiştir. Bu millet için tereddüt devirleri çoktan geçmiştir. (Pek sürekli ve pek şedid alkışlar)</p>
<p>Devletlerin hey&#8217;et-i murahhasımıza verdikleri son proje bittabi şayan-ı kabul görülmedi. Ve diğer murahhaslar gibi bizimkiler de vaziyeti hükümet ve icab ederlerse, meclise izah etmek üzere memlekete avdet ediyorlar. Tabii istizahat olacaktır.<br />
Nihayet bütün cihan bilsin ki, bu millet istiklal-i tammının temin edildiğini görmedikçe yürümeğe başladığı yoldan bir an tevakkuf etmeyecektir. (Alkışlar) Biz kimseden fazla birşey istemiyoruz, her medeni milletin malik olduğu şeylerden mahrum edilmemeliyiz. Haklarımız tabii meşrudur, bize lazımdır. Ne kadar haklı isek bunu müdafaa için de memleket ve milletimizin kabiliyet ve kudreti de o kadardır.(Alkışlar)</p>
<p>Efendiler;<br />
Görülüyor ki, bu kadar kat&#8217;i ve yüksek bir zafer-i askeriden sonra dahi bizi sulha kavuşmaktan men&#8217;eden esbab doğrudan doğruya esbab-ı iktisadiyedir, mülahazat-ı iktisadiyedir. Çünkü bu devlet, bu millet hakimiyet-i iktisadiyesini temin ederse, o kadar kuvvetli temel üzerinde yerleşmiş ve teali etmeğe başlamış olacaktır ve artık bunu yerinden kımıldatmak mümkün olamayacaktır. İşte düşmanlarımızın, hakiki düşmanlarımızın muvafakat, bir türlü rıza göstermedikleri budur.</p>
<p>Efendiler;<br />
Bu fi&#8217;len vaki olmuştur. Sulh denilen şeyin temini için ecnebilerin bu hakikati itiraf etmemekteki tereddütlerine mantıki mana vermek mümkün değildir. Çok şayan-ı arzudur ki, pek yakın bir zamanda onlar da bu hakikati itiraf ederler ve bütün cihan-ı medeniyetin pek büyük hahiş ve tahassürle intizar ettiği sulhun in&#8217;ikadına mani olmak mes&#8217;uliyetinden ictinab ederler. Şimdiden esbab-ı hayatiyetimizi temine başlamış bulunuyoruz. Ve bittabi hal-i sulhun in&#8217;ikadında daha büyük inkişafat oluyor. Fakat muvaffak olmak için çok çalışmak lazım olduğunu bilmeliyiz. İktisadiyat, iktisadiyat diyoruz. Fakat arkadaşlar iktisadiyat demek herşey demektir. Yaşamak için, mesut olmak için, mevcudiyet-i insaniye için ne lazımsa bunların kaffesi demektir, ziraat demektir, ticaret demektir, say demektir, herşey demektir. Bütün bu hususta el&#8217;an memleket ve milletimizin ne halde olduğunu sizler çok güzel bilirsiniz. Tavsif etmek istemeyeceğim. Ancak memleketimizin vüs&#8217;ati ve nüfuzumuzun bu vüs&#8217;atle ne kadar gayrı mütenasib olduğunuda hatırlayınız. Bu vasi ve feyizli toprakları işleyebilmek, işletebilmek için noksan olan el emeğini behemehal fenni alat ile telafi etmek mecburiyetindeyiz. Memleketimizi bundan başka şömendöferler ile ve üzerinde otomobiller çalışır şoseler ile şebeke haline getirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü garbın ve cihanın vesaiti bunlar oldukça, şömendöferler oldukça, bunlara karşı merkebler ve kağnı ile ve tabii yollar üzerinde müsabakaya çıkışmanın imkanı yoktur. Memleketimiz ziraat memleketidir. Bu itibarla, halkımızın ekseriyeti çiftçidir, çobandır. Binaenaleyh en büyük kuvveti, kudreti bu sahada gösterebiliriz ve bu sahada mühim müsabaka meydanlarına atılabiliriz. Fakat aynı zamanda sınaatımızı da tezyid ve tevsi etmek mecburiyetindeyiz. Eğer sanat hususunda yine müsamahakar olursak, o halde asar-ı sanayide yine haricin haraç-güzarı oluruz, mahsulat ve mamulatın mübadelatı ve servete inkılabı için ticarete ihtiyacımız vardır. Ticaretimizin agyar elinde kalması memleketimizin servetinden lüzumu kadar istifade edememeği bais olur. Fakat bütün bunlar söylendiği kadar basit ve kolay olmayan şeylerdir. Bunda muvaffak olabilmek için hakikaten memleketin ve milletin ihtiyacına mutabık esaslı program üzerinde bütün milletin müttehit ve hemahenk olarak çalışması lazımdır. Hey&#8217;et-i aliyeniz bu esasatın en kıymetlilerini inşallah bulup ortaya koyacaksınız &#8220;Arkadaşlar bence yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün esasları, bütün programları iktisat programından çıkmalıdır. Çünkü demin dediğim gibi herşey bunun içinde mündemiçtir. Binaenaleyh evlatlarımızı o suretle talim ve terbiye etmeliyiz, onlarabu suretle ilim ve irfan vermeliyiz ki, alem-i ticaret, ziraat ve sınaatte ve bütün bunların faaliyet sahalarında müsmir olsunlar, müessir olsunlar, faal olsunlar, ameli bir uzuv olsunlar.&#8221; Binaenaleyh maarif programımız gerek iptidai tahsilde, gerek orta tahsilde verilecek bütün şeyler bu noktai nazara göre olmalıdır. Maarif programlarımız gibi şuabat-ı devlet için tasavvur olunacak programlar dahi iktisat programına istinad etmekten kendini kurtaramazlar. Esaslı bir program tesbit etmek, program üzerine bütün milleti hemahenk olarak çalıştırmak lazımdır. Bizim halkımızın menfaatleri yekdiğerinden ayrılır sunuf halinde değil bilakis mevcudiyetleri ile muhassala-i mesaisi yekdiğerine lazım olan sınıflardan ibarettir. Bu dakikada sami&#8217;lerinin çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır ve işçilerdir. Bunların hangisi yekdiğerinin muarızı olabilir. Çiftçinin sanatkara; sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine, yekdiğerine ve ameleye muhtaç olduğunu kim inkar edebilir.</p>
<p>Bugün mevcut olan fabrikalarımızda ve daha çok olmasını temenni ettiğimiz fabrikalarımızda kendi işçilerimiz çalışmalıdır. Müreffeh ve memnun olarak çalışmalıdır. Ve bütün bu saydığımız sınıflar aynı zamanda zengin olmalıdır. Ve hayatın lezzet-i hakikisini tadabilmelidir ki, çalışmak için kudret ve kuvvet bulabilsin. Binaenaleyh programdan bahsolunduğu zaman adeta diyebiliriz ki, bütün halk için bir say misak-ı milisi mahiyetinde olan program etrafında toplanmakta hasıl olacak olan şekl-i siyasi ise alel&#8217;ade bir fırka mahiyetinde tasavvur edilmemek lazımgelir ve bade&#8217;s-sulh vukua gelebilecek böyle şekl-i siyasinin şimdiye kadar olduğu gibi milletin azim ve imanıyla ve vahdet ve tesanüdün birbirine müzahir olmasıyla muvaffak olacağı hakkındaki kanaatim kavidir ve tamdır.</p>
<p>Efendiler,<br />
Hey&#8217;et-i aliyenizin bugün akdedmiş olduğu Türkiye İktisat Kongresi çok mühimdir. Çok tarihidir. Nasıl ki, Erzurum Kongresi felaket noktasına gelmiş olan bu milleti kurtarmak hususunda Misak-ı Millinin ve Taşkilat&#8217;ı Esasiye Kanununun ilk temel taşlarını tedarik hususunda amil olmuş, müessir olmuş, müteşebbis olmuş ve bundan dolayı tarihimizde, tarih-i millimizde en kıymetli ve yüksek hatırayı ihraz etmiş ise , kongreniz dahi milletin ve memleketin hayat ve halas-ı hakikisini temine medar olacak düsturun temel taşlarını ve esaslarını ihraz edip ortaya koymak suretiyle tarihte büyük namı ve çok kıymetli bir hatırayı ihraz edecektir. (Alkışlar) Bu kadar kıymetli ve tarihi kongrenizi küşad etmek şerefini bana bahşettiğinizden dolayı hassaten arz-ı teşekkürat ederim. (Alkışlar)(Estağfurullah sesleri) Ve böyle bir kongreyi akdeden sizlersiniz. Bundan dolayı sizi şayan-ı tebrik görür ve tebrik ederim. (Teşekkür ederiz sesleri) Kongre küşad edilmiştir efendim.</p>
<strong>Arama Terimleri:</strong><ul><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi" title="izmir iktisat kongresi açılış konuşması günümüz türkçesi">izmir iktisat kongresi açılış konuşması günümüz türkçesi</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi" title="izmir iktisat kongresi açış konuşması">izmir iktisat kongresi açış konuşması</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi" title="atatürkün izmir iktisat">atatürkün izmir iktisat</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi" title="atatürkün izmir ikt">atatürkün izmir ikt</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi" title="atatürk\ün izmir iktisat kongresi açılış konuşması">atatürk\ün izmir iktisat kongresi açılış konuşması</a></li></ul><div  class="related_post_title"><strong>Benzer Başlıklar</strong></div><ul class="related_post"><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz-ilerici-demokrat-gorus" title="Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş">Kurtuluş Yolumuz: İlerici Demokrat Görüş</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/akpnin-liberal-ekonomisi-kemalizmin-devletciligi" title="AKP&#8217;NİN LİBERAL EKONOMİSİ, KEMALİZMİN DEVLETÇİLİĞİ">AKP&#8217;NİN LİBERAL EKONOMİSİ, KEMALİZMİN DEVLETÇİLİĞİ</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/kurtulus-yolumuz" title="KURTULUŞ YOLUMUZ">KURTULUŞ YOLUMUZ</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi-ve-ataturk-donemi-ekonomik-faaliyetler" title="Devletçilik İlkesi ve Atatürk Dönemi Ekonomik Faaliyetler">Devletçilik İlkesi ve Atatürk Dönemi Ekonomik Faaliyetler</a></li><li><a href="http://www.kemalistgencler.com/devletcilik-ilkesi" title="Devletçilik İlkesi">Devletçilik İlkesi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kemalistgencler.com/ataturkun-izmir-iktisat-kongresi-konusmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

