Dostlarım

Ben,

19 Mayıs 1919 da Samsun’da bir güneş gibi doğan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün üstüne titrediği çocuğuyum.

Anam ANADOLU,

Doğum tarihim 29 Ekim 1923

Adım CUMHURİYET

Atam, emperyalistlerce işgal edilen yurdumuzu kurtarıp, beni sizlere armağan ettiği günden beri, yurdumun üzerinde kirli emelleri olan emperyalistler ve onların hain işbirlikçileri, çocuklarınızın geleceği olan aydınlığımı karartmak için ellerinden geleni yapmaktan geri durmadılar.

Ata’mın iktidarı döneminde aydınlığım her geçen gün daha artıyor, gençler coşkuyla beni korumak ve kendi gelecekleri olduğunun bilincinde olarak bu aydınlığıma, hain ellerin uzanıp kirletmesine olanak vermiyorlardı.
Ata’mdan sonra günler, yıllar geçtikçe yer altında çalışmalarını sürdüren karanlık güçler, bana karşı saf tutarak durmadan çalıştılar, çalıştılar, çalıştılar.

Sevdalım olan dostlarım, her olumsuz olayda “bir şey olmaz” Diyerek olayları ciddiye almayınca, bunu fırsat bilen karanlık güçler, hedeflerine varmak için çalışmalarında daha da cesaretlendiler.

14.Mayıs.1950 tarihinde iktidara gelen sözde demokrasi savunucuları, oy avcılığı uğruna durmadan bu karanlık güçlere ödün üstüne ödün vererek, rahat nefes almamı sağlayan demokrasinin canına okudular.

Askeri darbeler, muhtıralar, seçimler, koalisyonlar, MC hükümetleri….., hepsi benden bir şey koparmaya ve beni zayıflatmaya çalıştılar.

Derken,

Bu günlere geldik. Son yıllarda karşıdevrimciler, solcu eskisi dönekler, kalemini, onurunu para ile satan yazarlar, emperyalistlerden aldıkları güçle durmadan bana saldırmaya başladılar. Saldırılar o kadar acımasız ve haksızdı ki her seferinde canımı yaktılar. Sizleri yanımda göremeyince, Ata’mdan aldığım güçle tek başıma dayanmaya çalıştım.

Bu saldırılar sırasında sizler gaflet (aymazlık) uykusundan uyanmayınca, 01.10.2007 ve 18.08.2008 tarihinde sizlere seslenerek safımda yer tutmanızı aksi halde beni ayakta tutan tüm dayanaklarımın bir bir yok edileceğini ve sizlere “Elveda dostlarım” Demek zorunda kalacağımı bildirmiştim.

O tarihlerden sonrada saldırılar ayni hızla devam edip canımı çok acıtınca, tekrar siz dostlarıma seslenmek gereğini duydum.



Ata’mdan bana kalıt (miras) olarak kalan ve sizin kullanımınıza bıraktığım tüm kazanımlarım, özelleştirme adı altında teker teker yabancılara ve yandaşlara yok pahasına peşkeş çekilirken, sizler yine kıpırdanmadınız.
Savaş alanlarında, binlerce şehit kanı pahasına kurtarılan bu topraklar, yani sizin öz yurdunuz, masa başında, ihale oyunları ile tekrar emperyalistlerin hizmetine sunulurken, çoğunuz ya bunu fark etmediniz veya susmayı tercih ettiniz.

Beni ayakta tutan tüm kurumlar bir bir yandaş hale getirilirken yine tepki göstermediniz.
Benim en büyük özelliğim laik olmaktır.

Ne yazık ki benim bu özelliğimi korumayı, Türk ulusu önünde “namus ve şerefi” Üzerine ant içmiş olanlar, yapısını değiştirip yandaş hale getirmeye çalıştıkları Anayasa Mahkemesi kararıyla “laikliğe aykırı eylemlerin odağı oldukları”  tescillenmiş olmasına karşın, “Laikliğin en büyük güvencesi biziz” Diyerek takkıye yaparken, bu ayıplarını yüzlerine haykırmadınız.

Benim, olmazsa olmazım olan güçler ayrılığının iki ayağının (Yasama ve Yürütme) tek elde olması ile yetinmeyenler, son dayanağım olan diğer ayağım Yargıyı da etkileri altına almak için yapılan Anayasa değişikliği oyununu hepinizin gözleri önünde sahneye koymuş bulunmaktadırlar.

Ayağına kurşun sıkan acemi avcı örneği, Yüksek Yargı da (Anayasa Mahkemesi) bana sahip çıkmadı. Ne şiş yansın, ne kebap örneği bir kararla işi başından attı.
Görev, siz dostlarıma kaldı.

12.Eylül.1980 faşist darbesi ile aldığım yaralara inat, bu anayasa değişikliği ayni gün oylarınıza sunulacaktır.
Bana, çocuklarınızın geleceği aydınlığıma, sahip çıkmanızı ve sandıkta, karşıdevrimcilere gereken dersi vererek “HAYIR” oylarınızla bu değişikliği ret etmenizi ve büyük bir dayanağım olan yargı ayağımı kırmalarına engel olmanızı istiyorum.

Gelecek seçimlerde de ayni kararlılıkla bana ve beni ödünsüzce savunan partinize sahip çıkarak iktidar olduğunuz takdirde, yine eskisi gibi birlikte coşar ve benim için yazdığınız şiirleri birlikte okuyarak aydınlık şölenimize devam ederiz.

Dostlarım,

Ne güzeldi o günler.

“Türk’üz Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.”

“Çekilmiyor bunca zulüm
Ya istiklal ya da ölüm
Parolası özgürlüğün
Cumhuriyetle yazıldı”

Sizlerin aydınlık geleceğiniz için var olduğumu bilmeniz dileklerimle, Sevgiler…..

Gündüz AKGÜL

Hakimiyetimilliye.org


Okunma sayısı: 217

Benzer Başlıklar

Yorum Yaz

*

- Türkçe'yi doğru ve düzgün bir şekilde kullanmadan yazılan yorumlar, küfürlü ve tehditkar yorumlar yayınlanmayacaktır.

- Yazılan yorumların tüm sorumluluğu yorumcuya aittir.
+ -


Seçim Anketleri | Komik | Hayvanlar | Sinema ve Film