Sel bölgesinde inceleme yapmak üzere Antalya’ya gelen Deniz Baykal parti otobüsüyle, selin hasara yol açtığı Kundu ve Abdurrahmanlar bölgesine hareket etti. Baykal, Antalya’da meydana gelen selin yol açtığı hasarlar konusunda, Antalya Valisi Alaaddin Yüksel, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın ile bürokratlardan bilgi aldı.
Baykal, selden zarar gören Kundu köyünde yurttaşların şikayetlerini dinledi. Parti otobüsüyle Kundu’ya giderek, yurttaşlara ”geçmiş olsun” dileklerini ileten Baykal, kendilerine düşen görevleri yapacaklarını söyledi. Sel nedeniyle can kaybı yaşanmasından büyük üzüntü duyduğunu vurgulayan Baykal, seraların ve ekili arazilerin zarar gördüğünü, hayvanların da telef olduğunu anımsattı.
Antalya Valisi Alaaddin Yüksel ve yetkililerden bilgi aldığını belirten Baykal, kendisine iletilenlere göre, Valiliğin talebiyle Bakanlar Kurulunun, kentteki sel ve şiddetli yağışın ekonomik ve sosyal hayatı engelleyen bir durum yarattığının karara bağlandığını söyledi. Baykal, 6 tane hasar tespit komisyonu oluşturulacağını ve vatandaşların zararını telafi etmek için kanunun öngördüğü katkının yapılacağını belirtti.
Çiftçilerin, Ziraat Bankasına olan borçlarının erteleneceğini dile getiren Baykal,”Ancak günümüzde çiftçi sadece Tarım Kredi Kooperatifine ve Ziraat Bankasına borçlu değil. Yerli ya da yabancı özel ya da resmi çok değişik bankalara borcu var. Ne yazık ki alınan kararlar sadece Ziraat Bankasıyla ilgili anlam taşıyor. Çiftinin diğer kuruluşlara olan borçlarını da dikkate alacak bir düzenleme ihtiyacı var” dedi.
Baykal, cumhurbaşkanının görev süresine ilişkin bazı değerlendirmeler ve Başbakan Erdoğan’ın, ”Cumhurbaşkanının görev süresini Yüksek Seçim Kurulu belirler”şeklindeki sözlerine yönelik soru üzerine, bu konuda aslında hiç talebe gerek olmadığını, durumun çok açık ve çok net olduğunu ifade etti.
”Bizim Anayasamızın cumhurbaşkanlığıyla ilgili hükmü, tereddüt edilmeyecek netlikte ifade edilmiştir. Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl, parlamentonun görev süresi 4 yıldır” diyen Baykal, şöyle devam etti:
Anayasada cumhurbaşkanlığı süresinin çok açık bir şekilde ifade edildiğine işaret eden Baykal, şunları söyledi: “Ne zaman seçilmiş olursanız olun hiç fark etmez. Anayasa cumhurbaşkanlığı süresini tanzim etmiştir. Anayasamızda daha önce seçilmiş bir cumhurbaşkanının görev süresine ilişkin özel geçici bir madde düzenlenmemiştir. Geçici bir madde yoktur. Geçici bir madde olmadığı halde şimdi anayasanın mutlak hükmüne, cumhurbaşkanlığının görev süresiyle ilgili hükmüne rağmen hiç kimse çıkıp da ‘Bunu ben anayasa yürürlüğe girmeden önce seçilmiştim. Bu bana uygulanmaz’ deme hakkına sahip değildir. Çünkü anayasamızda kim, ne zaman seçilmiş olursa olsun tabi olduğumuz hukuk düzeni anayasamızda belirtilmiştir. Anayasamızda cumhurbaşkanlığı süresi ile ilgili madde kesindir, nettir. Herhangi bir geçici madde yoktur. Geçici madde olmadığına göre 5 yıllık görev yapması gereken insanlar 7 yıl görev yapmaya kalkarsa bu Türkiye’de çok ciddi rejim sorunları doğurur. O nedenle herkes aklını başına alsın. Bu konuda bir tartışmayı haklı kılacak durum yoktur, durum çok nettir. Cumhurbaşkanlığı görev süresi 5 yıldır. TBMM’nin görev süresi 4 yıldır. Bu gerçeği oradan, buradan karar üreterek değiştirmek de mümkün değildir. Çok ciddi büyük tartışmalar çıkar. Bunlar çok açık, çok nettir.”
”YSK’nın yorumlama yetkisi yoktur”
Bu konuda bir ihtilafın olmadığını ancak ”bu konuda sanki bir ihtilaf var, bu ihtilafı YSK karara bağlarmış” gibi bir düşünce bulunduğunu dile getiren Baykal, bu düşüncenin geçerli olmadığını vurguladı.
Baykal, YSK’nın, Anayasa’yı yorumlama yetkisi bulunmadığını da ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”YSK, Anayasa’yı yorumlama yetkisine sahip bir organ değildir. Anayasa’nın bu konuda yoruma da ihtiyacı yoktur. ‘Şu kurullar karar aldı, bu kurullar karar aldı, biz bunu uygulayacağız’ demek çok büyük yanlış olur. Bu, Türkiye’de çok önemli, derin hukuk tartışmalarını beraberinde getirir. Buna ihtiyaç olacağını zannetmiyorum. Herkes bunun böyle olduğunu biliyor da ‘değişik durum yaratılır mı’ diye yoklama içindedir. Buna gerek yok, böyle bir yoklamaya gerek yok, durum çok açık. Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldır, milletvekilinin görev süresi de 4 yıldır. Nokta. O kadar.”
“Bu feryada kulak vermek lazım”
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, bir gazetede yayımlanan röportajındaki açıklamalarıyla ilgili sorusuna Baykal, ”Bu feryada kulak vermek lazımdır. Bu haklı bir feryattır. Yaşanan olayları doğal karşılamak mümkün değildir. Bu olayların arkasında bir planlamanın, bir hazırlığın, bir tertibin geldiğinin görmezlikten gelinmesi artık mümkün değildir” diye yanıt verdi.
Kendilerinin çok uzun süreden beri bu noktaya dikkati çektiklerini ama ”böyle tertiplere muhatap olan kurumların da olağanüstü iyi niyetle bunun arkasındaki planlamayı görmezlikten gelme yaklaşımı içine girdiklerini” ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
”Böyle bir yaklaşımın, belki sıkıntıların aşılmasına yardımcı olacağını umut etmişlerdir. Bu konuda yaşanan süreç, bu olayın tertip yönünün görmezlikten gelinmesinin, tam tersine saldıranların daha da yaygınlaşmasına, düzeyini yükseltmesine neden olmuştur. Ortaya atılan tertiplerin, yargı sürecinin hukuk mekanizmalarının doğal işleyişi içinde değerlendirileceği, yanlışlıkların bir an önce ortaya çıkıp kamuoyuna yansıyacağı bekleyişi de gerçekleşmemiştir. Bu olay, ucu açık, süresi belirsiz bir yaygın adliye mekanizması zeminine oturtulmuştur. Birbiri ardına yeni yeni adımlar atılmaktadır. Hangi sonucu ortaya koyduğu, bir türlü kamuoyuna açıklanamamıştır. İddialar yapılıyor, kararlar yok. Bir boşluk var. Sanki ortaya atılan iddialardaki insanlar kendi başına bir amaca hizmet ediyor diye düşünülüyor. O iddiaların boş çıkması halinde de bunlar kamuoyunun dikkatinden kaçırılıyor. Sağlıksız bir tablo tabii. Bu tablo Türkiye’yi tahrip ediyor.”
”Burun sürtme kampanyası”
”Silahlı kuvvetler, bizim silahlı kuvvetlerimiz, yargı, bizim yargımızdır. Her kurumda sorunlar, sıkıntılar vardır ama burada yaşananların her kurumda ortaya çıkabilecek sorunların, sıkıntıların ele alınmasına yönelik iyi niyetli bir devlet olarak açıklanması maalesef mümkün değildir” diye konuşan Baykal, şöyle devam eti:
”Sistematik bir tahrip, etkisizleştirme, yıldırma, burun sürtme kampanyası sürdürülmektedir. Şimdi bunun artık ilgili kurumlar tarafından da teşhis edilmeye başladığını görüyoruz. Bu tespitlerin yapılması gecikmiştir. Bu tespitin yapılması kendi başına çözümü ortaya koyacak mı? Bunu da göreceğiz. Bir yeni anlayışa ihtiyaç var. Köklü bir değişime ihtiyaç var. Bunu hep birlikte ortaya koyabilmeliyiz.”
”Bütün bu olanları Türkiye’nin önüne getiren yanlış bir yönetim anlayışının bulunduğunu ve Türkiye’nin kendi kendisiyle uğraştığını” ifade eden Baykal, devlet kurumlarının birbirine düşürülmek istendiğini savundu.
”Aldatılmayı reddetmek”
Bu sürecin devlet kurumlarının birbirine düştüğü için değil, bu işi yönlendirmesi gerekenlerin görevini yapmadığı, kurumları birbirine düşürmeyi öngördükleri, buna destek oldukları ve bunu himaye ettikleri için yaşandığı görüşünü dile getiren Baykal, şunları kaydetti:
”Şu anda kafalarda netleştirilmesi gereken önemli konulardan bir tanesi budur. Sayın Başbakan diyor ki ‘Devlet kurumları arasında çatışma var…’ Hayır, devlet kurumları arasında çatışma yok. Devlet kurumlarını birbiriyle çatıştıran bir anlayış var. Yanlış olan da bu anlayıştır. Artık bu konularda Türkiye aldatılmayı reddetmelidir. Bu gerçekleri açıkça ortaya koyabilmeliyiz. Bu saldırılara maruz kalan kurumlar başta olmak üzere, kamuoyumuz, toplumumuz bu yaşanan olayın arkasında neyin yattığını açıkça söyleyebilmelidir. Biz yıllardır bunları söylüyoruz.”
Bu sorunların ortadan kaldırılması için yeni bir döneme ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Baykal, CHP’nin iktidara gelmesiyle bu yeni dönemin başlayacağını da sözlerine ekledi.
Okunma sayısı: 338




Şubat 13th, 2010
Kategori: 