Baykal: “Başbakan acınacak noktadadır”

Haftalık grup toplantısında partililere seslenen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, sözlerine Antalya’da yaşanan sel felaketine değinerek başladı. Burada yaşananın bir facia olduğunu söyleyen Baykal, böyle facialara hazır olunması gerektiğini söyledi.

İşsizlik rakamları

-Türkiye’de ekonominin anlamlı bir biçimde toparlanmaya başladığını, tarımda bir yeni üretim artışı tablosunun ortaya çıkacağına malesef tanık olamıyoruz. Ufak tefek olumlu gelişmelerle umutlanırken, birden bire olumsuz şeylerle karşılaşıyoruz.

-Dün açıklanan işsizlik rakamları Türkiye’de işsizliğin kaygı verici olduğunu gösterdi.

-İşsizlikte artış ekonomik büyüme konusunda kaygı vericidir.

-İzlenen ekonomi politikası işsizliği ortadan kaldırmaya çalışan bir ekonomi politikası olmamıştır.

-İstihdam dostu, işçi dostu, işsizlere kapı açın bir büyüme politikası göremedik.

-İşsizlik çok önemli bir konudur. Çünkü kalkınma insan içindir. Ekonominin birsürü ayağı var. Para yatıran para kazanacak, peki çalışan ne olacak.

-İşsizlik ülkenin en temel konusu olmaya devam ediyor. Bu konuda ciddi temel hazırlıklarımız var.

-Tarım bir ekonomide işsizliği emen bir sünger gibidir. Tarımı desteklemezseniz, tarımda girdi fiyatlarını karlı olacak şekilde ayarlamazsanız tarımı çökertirsiniz. Babalar oğullarını tarımdan uzaklaştırır ve o insanda işsiz kalır. Çare ne tarıma sahip çıkacaksınız. Tarımı destekleyeceksiniz.

-Tarıma harcanacak para en helal paradır.

-Sen dışardan et ithal edeceksin, hayvancılık sorununu çözeceksin. Böyle bişey olur mu? Hayvancılığa sahip çıkacaksınız.

-Türkiye sanayiyi desteklemek zorundadır, yeni bir sanayileşme politikası yapmak zorundadır.

-Türkiye’de tarımı ve sanayiyi kalkındırarak bundan kurtulacaktır.

-Borçlar artıyor, işsizlikte artıyor. Bu politika değişecek. Sanayileşmede persfektif değişecek.

-GAP bitirilecek. İşsizlikle mücadele diyorsunuz. İşsizlikle mücadele için yapılması gereken ilk işlerde biri GAP’a el atmak. Bunlar GAP’ı yavaşlattı, kaderine terk etti. GAP’ı hızlandırmayacağız, GAP’ı bitireceğiz arkadaşlar.

Eğitim politikası

-Türkiye’de milyonlarca insan üniversite kapısına giriyor, gerisi elimde diploma var ama işsizim demek zorunda kalıyor. Türkiye’nin eğitim politikasını ideolojiden çıkartacaksınız.

-Üniversite giriş sınavlarını ÖSS’leri kaldıracağız. Bunu biz yıllardır söylüyoruz. Şimdi ciddiyetle herkes bunun yanlış bir politika olduğunu anlıyor.

-Doğu da ve Güneydoğu’da zarar ediyorlar diye fabrikaları kapatmayacaksın. Zarar etsede o fabrikaları çalıştıracaksın.

-Türkiye bu noktaya zarar ettiği söylenen yerlerini çalıştırarak geldi.

-Onları kapatarak sen hiçbirşeye hizmet etmiyorsun, işsizliği patlatıyorsun.

TEKEL işçileri

-TEKEL işçileri duygularını, acılarını toplumla paylaşarak bir hak arama mücadelesini sürdürüyorlar. Kimseye bir zarar vermiyorlar.

-Eğer haksız bir talep yapıyor olsa, kimse onlara destek vermez.

-Günün birinde benim hiçbir kabahatim yokken, sen fabrikayı satıyorsun, fabrikayı satarken beni hiç düşünmüyorsun, çalışanıyla onu satarım diyorsun. Ve satıyorsun.

-Bunun ceremesini bu işçiler mi ödesin. Buna 70 milyon evet dermi. Sen kendi hatanın faturasını nasıl bunlara ödettiriyorsun.

-Ben yetim hakkı yedirmem önce sen kendi yeme o yetim hakkını.

-Peşkeş çekilen bişey yokmuş, duyda inanma.

-İstanbul’da Tekel’in Unkapanı üzerinde 5 katlı muhteşem bir genel müdürlük binası var.

-Bu iktidar zamanında bu bina Maliye Bakanlığı Milli emlak müdürlüğüne devredildi. Bu kararı özelleştirme kurulu aldı.

-Başbakan Erdoğan ve bakanlar Şimşek, Babacan, Yıldırım, Yılmaz bu kurulun üyeleri.

-Devlete geçmiş bu bina ve sonra ne olmuş.

-Bu beş katlı bina Maliye Bakanlığı’na hibe edilmiş. 300 genel müdürlük çalışan Kartal’a gönderilmiş.

-Bu binayı Maliye Bakanlığı 4 özel hastanesi bulunan sağlık alanında faaliyet gösteren özel bir gruba tahsis etmiş.

-İhale yapmadan bedel istemeden bir şirkete bu devredilmiş.

-Bu şirket çok etkin bir şirket olmalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi de İstanbul’un Göztepe kavşağındaki araziye imar izni vermiş. Şehir plancıları da bu ayrıcalıklı bir plandır diyerek görüş bildirmiş.

-Sen Tekel işçilerine yetim hakkı diyorlar diye edebiyat yapıyorsun sonra kalkıp Tekel işçisinin hakkı olan bir tesisi yandaşına hibe ediyorsun. Bu olayı kamuoyuna yansıtan gazeteci Necati Doğru’ya teşekkür ediyorum.

-Başbakan peşkeş çekmedik diyor. Peki bu nedir?

-Bu Tekel işi hükümeti çok rahatsız edecek. Bu iktidarı asker değil ama Tekel işçisi ve bakkallar götürecek.

-Başbakan’ın kullanamadığı bir tehdit var. Önümüzdeki günlerde onu kullansın desin ki “Sizi buradan alıp Silivri’ye Ergenekon tutuklulularının bulunduğu cezaevine koyarım” desin.

Hatip Dicle’nin ifadesi

-Diyarbakır’da yargılanmakta olan Hatip Dicle dedi ki, “Habur sınırı kapısına PKK’lı kadrolar gelmeden önce bize İçişleri Bakanı ‘Merak etmeyin biz mahkemeleri ayarladık’ dedi” diye ifade verdi.

-Bu ifade mahkemede verilmiştir. İfadenin tutanağı elimde.

-Bu tutanakta Ahmet Türk’ün İçişleri Bakanı’na yaptığı ziyarete ilişkin ifadeler yer alıyor.

-İçişleri Bakanı’nın bu tutanakta, “Korkmayın savcılar ayarlandı” dediği yer alıyor.

-Bunları söyleyen Hatip Dicle. Bu tanıklık ortaya koyuyor ki Habur girişinin arkasın gelenlere verilmiş teminat vardır.

-Gelenler herhangi bir kaygı içinde gelmemişlerdir. Güvenle gelmişlerdir.

-Gelenlerin bir tereddüt içinde olmadıkları görmüştük. Böyle bir geliş nasıl sağlanmıştır.



-Pazarlık sonucu oraya geldiler ve hepsi serbest bırakıldı.

-Nasıl oldu bu? Bir kere oraya mahkeme taşındı. Oraya tahliyeye gittiler. Yargılamaya değil.

-Sen tahliyeye hakim, savcı gönderdin. Yargılamaya değil.

-Şimdi anlıyoruz ki o gelişten önce İçişleri Bakanı kendi bakanlığında değil gizlice, Gazi Orman çiftliğindeki Tarım Bakanlığı’na ait bir çalışma yerinde gizlice DTP’nin Genel Başkanı ile buluştu.

-Bu buluşma basından kaçırıldı. Şimdi anlaşılıyor bütün bunlar.

-Hakimler neden gitti sınır kapısına. Böyle bir şey olabilir mi?

-Hatip Dicle’ye mi inanıyorsunuz diyorlar. Sizin Ergenekon Davası’nda Danıştay cinayetinin ana dayanak noktası Osman Yıldırım’dır.

-Peki bu kimdir. Ablasını öldürmekten 20 yıl hapis. Öz yeğenini satarak fuhşa aracılıktan 2 yıl hapis. Nüfus cüzdanı sahteciliğinden 6 yıl hapis. Ruhsatsız silah suçundan hapis.

-İşte bu adam.

-Yarın bir bakarsınız belki bir savcı belki bir hakim çıkıp diyecektir. Ne güç günler yaşadık.

-Bizi Habur’lara sürdüler. Çıkıp diyecektir. Gerçekler bir gün mutlaka ortaya çıkar.

-“Ben öyle demedim” diyor. Ama yaptığın ortada. Bunu ayarlamadan bu mahkemeler oraya gitmez.

-O gün için “Türk adaletinin kara günüdür” dedim.

-’Ayarlamadım’ diyor. Hakimler savcılar kendiliğinden mi oraya gitti.

-Akıl var mantık var. Hepsi ayarlandı. Biz bu konuda İçişleri Bakanı’nı hesap vermeye çağıracağız.

-Gensoru Başbakan’ı çok kızdırmış. Başbakan bir şey çıkmayacağını bilerek bunu veriyorlar diyor. Biz tarihe karşı görevimizi yapıyoruz.

-Yarın biri çıkar “Hukukun ırzına geçilirken siz ana muhalefet olarak ne yaptınız” diye bize sorarlar.

-Biz görevimiz yapıyoruz.

-Kim ayarladı bunu. İçişleri Bakanı “Ayarladık” diyor. O “dık”ın içinde ne var. Ayarlama içeride mi dışarıda mı.

-Yandaşlığa karşı bir düzen kuruyorsunuz.

-Yandaş bürokrasi, yandaş medya şimdi ise yargıyı yandaş yargı haline getirmeye çalışıyorlar.

-Yandaş yargı tepeten tırnağa bütün Türkiye’ye oturtacaklar. Bunun için uğraşıyorlar.
Başbakan savcı arar mı?

-Başbakan savcı arar mı? “Dava var da savcı arıyoruz” dedi başbakan. Bunu söylediğiniz anda yargıya müdahale başlamıştır.

-Ergenekon’da görevli bir hakim ”Üzerimde kurumsal baskı var” dedi.

-Erzincan Savcısı’na telefon açan Başbakan Yardımcısı bu kudreti nereden alıyor. Bunun altından bağımsız yargıya saygı anlayışı mı var.

-Yandaş bürokrasi diyorsanız, bütün devlet dairelerinde yandaşlık bir temel kriter haline gelmişse sizin zihniyetiniz ortaya çıkmış demektir.

-Önce yandaş bürokrasi sonra yandaş medya. Nasıl kurulduğunu biliyorsunuz. 750 milyon dolar devlet bankası kredisiyle ülkenin ikinci büyük grubu alındı.

-Bu tablo yandaş medya anlayışının aşıldığını ve yandaş yargı aşamasına gelindiği görülüyor.

-Tarafsız olması gereken yargı yandaş hale getirilmeye çalışılmaktadır.

-Yandaş yargı tepeden tırnağa bütün ülkeye oturtulmaya çalışılmaktadır.

-Denecektir ki “Tahliye et teröristi” bu tarafta da “Mahkum et vatanseveri”. Bunu diyecektir.

Cumhurbaşkanlığı görev süresi

-Bir anda cumhurbaşkanlığı görev süresi ile ilgili tartışma açılmak istendi.

-Bu tartışmayı haklı kılacak bir durum yoktur. Her şey anayasada yazıyor. TBMM’nin görev süresi 4 Cumhurbaşkanının ise 5 yıldır.

-Müktesebat diyorlar. Anayasamızda böyle bir düzenleme var mı. Çok açıktır Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı bu anayasaya göre o süre içinde görev yapar o da 5 yıldır.

-Buna benzer bir durum Fransa’da olmuş. Chirac 7 yıla göre seçilmiş. Yeni anayasa 5 yıla indirmiş görev süresini ama Chirac 7 yıl yapmış. Bizde de öyle olmalı diyorlar.

-Biz inceledik orada, “Yasaları yürürlüğe girişini düzenleyen ilkelere göre yeni görev süresi bundan sonraki cumhurbaşkanın seçilmesinde sonra geçerli olur” diyor.

-Bizdeki anayasanın maddeleri arasında böyle bir madde var mı yok

-Birileri uzatmak istiyor ya uzatmanın gereklerini yani anayasa değişikliğini de göze alamıyorlar.

-Şimdi halka başvurmadan düzenlemeye çalışıyorlar.

-Buralardan da bir çıkış yolu yoktur. Ama manzara önelidir. Halkla anayasa değiştiririz diyenler halktan kaçarak kendi iktidarlarını devam ettirme gayreti içine girmişlerdir.

-Bu iktidarın gidici olduğu belli olmuştur.

-Bu iktidar sadece ekonomik olarak değil manevi olarak da iflas etmiştir. İş başına gelirken “Biz inançlara saygılı, İslami değerleri özümsemiş, insanı parasıyla puluyla ölçmeye, maneviyatına değer veren bir anlayış içindeyiz. Biz mütevazı bir yaşam tarzını hepimiz özümsedik. Bizim için önemli olan maddi güç değil hakka adalete hizmettir” anlayışıyla yola çıktılar.

-Şimi AKP artık gömleğini değil ahlakını maneviyatını da değiştirmişti.

-Artık o manevi anlayış ortadan kalkmıştır. Artık ihale rant. Dört çeker arabalar. Yedi yıldızlı yaz tatilleri. Saltanat meraklar hevesleri hepsi ortaya çıkmıştır.

-Manevi bir iflas yaşanmaktadır. Bu millet olarak anlaşılmıştır.


Vali değil Başbakan mahkum oldu

-Siz bakmayın bir AKP yöneticinin başbakanı haşa Peygamberle kıyasladığına. İş istismara gelmiştir.

-AKP’lilerden sonra şimdi de Valiler bu üslup içinde konuşmaya başlamışlardır.

-Geçenlerde bir vali mahkum oldu. Peki orada Vali mi Başbakan mı mahkum oldu. Onu öyle davranmaya zorlayan başbakan değil mi?

-Başbakan moralim bozuk diyor. Sebep mi var. Başbakan’ın moralini seçim anketleri bozuyor.

-Başbakan’ın hakaretlerine bile artık değer vermiyorum.

-Başbakan’ın kendisi artık acınacak bir noktadadır.

-Gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. Günü gelince de başbakandan bunu hesabını sonuna kadar soracağız.

Cumhuriyet


Okunma sayısı: 282

Benzer Başlıklar

Yorum Yaz

*

- Türkçe'yi doğru ve düzgün bir şekilde kullanmadan yazılan yorumlar, küfürlü ve tehditkar yorumlar yayınlanmayacaktır.

- Yazılan yorumların tüm sorumluluğu yorumcuya aittir.
+ -


Seçim Anketleri | Komik | Hayvanlar | Sinema ve Film