CHP lideri Deniz Baykal Anayasa paketiyle ilgili olarak “‘Kürt açılımı’ diye başlayan süreçte alt yapısının olmadığı, gözükmüş ve proje ellerinde kalmıştı. ‘Ermeni açılımı’nda aynı tabloyu, fiyaskoyu yaşadık. Şimdi Anayasa değişikliğinde de aynı noktaya gelmek üzeredir, gelmektedir, gelecektir” dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Siirt’e giderek, Kültür Merkezi’nde düzenlenen il kongresinde yaptığı konuşmada, kongre bahanesiyle Siirtlilerle kucaklaşmaya geldiğini söyledi.
Türkiye’nin seçime doğru gittiğini, bu seçimde Türkiye’nin önemli kararlar alacağını bildiren Baykal, seçimin, bir değişimin kapısının açılacağı, bir yenilenmenin ortaya çıkacağı bir seçim olacağını bildirdi.
Yerel seçimde köklü bir değişimin harekete geçtiğinin görüldüğünü ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
”AKP’nin elindeki çok önemli kaleler düştü. AKP 8.5 puan oy kaybetti, bu hızlanarak devam ediyor. Önümüzdeki seçim yeni iktidarın ortaya çıkacağını gösteriyor, gidişat budur. Türkiye, artık bugüne kadar izlenen politikaları sürdürerek ileri gidemez. Yeni bir anlayışa ve değişikliğe ihtiyaç var. 8 yıldır bu iktidar iş başında. Türkiye’nin gelmiş geçmiş hükümetlerin almış olduğu borcun iki katından fazlasını bunlar 8 yılda aldılar. Gelmiş geçmiş hükümetler ellerinden geldiği kadar yollar yaptılar, fabrikalar açtılar. Bunlar, 80 yılda yapılanları 8 yılda sattılar. Onun parasını da yediler, harcadılar. Bu kadar büyük kaynak kullanıldı. Türkiye’de göç yaşanıyor, esnaf perişan. Prim borçlarına gücü yetmiyor, ödeyemiyor. Vatandaş banka borcunu ödeyemez durumda. İki yaka bir araya gelemiyor. Dünyanın en pahalı mazotunu çiftçi kullanıyor. Gençlerimiz iş bulamıyor. 200 bin öğretmen elinde diploma tayin bekliyor. 200 bin öğretmeni de öğrenciler bekliyor. Bunlar yanlış işler, bunlar Türkiye’nin gerçek işleri.
Birilerinin bir eli balda bir eli yağda. Dolar milyoneri bakımından Türkiye rekor kırıyor. AKP iktidarına sırtını dayamış insanlar. ‘Onların çocukları ve akrabalarından sıkıntı yaşayan var’ diye bilir misiniz? Bakan çocuğu ve yeğeni olduğu için KPSS’ye girmeden kurumda en yüksek maaşını alabiliyor. Bu gidişin sonu Türkiye için daha iyi diyebilir misiniz? Dört fabrikadan biri kapandı, işsizlikte de dünya rekoru kırıyoruz. Tekel’in satışı iyi mi oldu? Orada işçi olan kazandı mı? Oraya tütün sağlayan Batmanlı, Siirtli çiftçi kazandı mı? Dışardan yabancı tütünü getirip, yabancı sigara üretenler kazandı. Bu iyi bir ekonomi gidişatı değildir. Değişim bu açıdan da gerekiyor. İlk seçimde yepyeni bir ufuk açılacaktır.’‘
“Bütün kimlikler eşittir”
Genel Başkan Baykal, insanların etnik kökeni ne olursa olsun barış içinde bir arada yaşadığını belirterek, insanların, kardeşçe birbirine karşı karşıtlık duygusuna kendisini kaptırmadan, birbirine sevgi duyduğu bir anlayış içinde yaşaması gerektiğine inandıklarını söyledi.
Hiçbir zaman ayrımcılığa alet olmadıklarını, ayrımcılığı teşvik etmediklerini ve kimseyi dışlamadıklarını dile getiren Baykal, şöyle devam etti:
”(Ben varım kimse yok) diyenin peşinden gitmedik. ‘Sen varsın o da var, hep beraber varız, hep birlikteyiz’ dedik. Türkiye’de herkesin kendi kimliği var, kimlik insanın şerefidir, onurudur. Bütün kimlikler eşittir. Hiçbir kimlik diğerinin üzerinde ve altında değildir. Her birisi saygıyı hak eder. Bizim dinimizde insanları köküne, kökenine göre ayırmak var mı? Böyle bir şey hiçbir zaman olmadı. Bugünün anlayışı gerektirdiği için değil, İslamiyet’in çıkışından beri ‘o Arap’tır üstündür, o Türk’tür altındadır, bu Kürt’tür yanındadır’ böyle bir şey oldu mu? Hepsi eşit, hepsi kardeş. Herkesin kimliğine saygı duyuyoruz.
Devlet bir kimliğin siyasetini yapmaz, yapmamalıdır. Arap da Kürt de kardeştir, kardeş de kalacaktır. Bunlar içinde ayrım yapmak kimseye yarar getirmez. Hepimiz kardeşiz, eşitiz. Burada hepimize yer var. Kimse hiçbir yerde kimseye karşı ayrımcılık düşüncesini aklından dahi geçirmemelidir. Bizi birbirimizinden ayırmak isteyenlerin tuzağına biz düşmedik, siz de düşmüyorsunuz, Türkiye’de o tuzağa düşmeyecektir. Hep beraberiz. Hepimiz bu milletin bir evladıyız. Eşit vatandaş olarak bir aradayız. Hepimizin bir kimliği var ama hepimiz bu Türkiye’nin bir vatandaşıyız. Herkesi eşit ve kardeş görüyoruz. Bizim anlayışımız bu. Büyük toplumun eşit parçalarıyız. Antalya’da senin, Eruh da senin. Bütün Türkiye’ye aynı tapu ile sahibiz. 72 milyon adet tapu var. Her birimizin cebinde aynı tapu var. Bu tapu da bütün Türkiye’nin sınırlarını kapsıyor. Ayrışmaktan kimseye hayır, yarar gelmez. Ne refah ne eğitim ne kalkınma ne demokrasi, eşitlik, barış gelir. Hepsi tehlikeye girer. Biz bu inançtayız. Gelin ele verelim.”
“Ayrışma ikna ile olmuyor, silahla, terörle olur”
Baykal, anlayışlarında etnik ayrımcılık ve dışlama olmadığını kaydederek, şunları söyledi:
”Ama kimliğe saygı var, demokrasi var, eşitlik var, özgürlük var, terör hiç yok. Terör yanlış. Ayrışma ikna ile olmuyor, silahla, terörle olur. Yapılması gereken şey, terörü kaldıralım, silahı kaldıralım. Masanın üstünde silah durmasın. Masanın üstünde silah durduğu anda barış olmuyor, kalkınma olmuyor. Terör kalktığı zaman bilin Türkiye’de asıl kardeşlik o zaman başlar. En güzel kardeşlik, en güzel demokrasi, en güzel hukukun üstünlüğü, terör ve silah ülke gündeminden kalktığı anda gerçekleşir. Biz bunu ön görüyoruz.”
Baykal, Anayasa paketini değerlendirdi
CHP lideri Baykal, Siirt’e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, ”Başbakan’ın HSYK üyelerine yönelik eleştirileri vardı, ‘İstifa etsinler parti kursunlar’ diye. Ayrıca, sizin de hazırladığınız bir taslak metin olduğu kamuoyuna yansımış durumda, bu taslak metni iktidarla paylaşmayı düşünüyor musunuz?” sorusunu Baykal, şöyle yanıtladı:
”Anayasa tartışmaları etrafında, yeni yeni tartışmalar çıkıyor. Bunu dikkatle izliyorum. Tartışmaların bir kısmı polemik, önümüzdeki konunun iç yüzünün ortaya çıkmasına yardımcı olacak nitelikte tartışmalar değil. Bu bakımdan onlara katkı yapmayı düşünmüyorum. Başbakan’ın üslubunu biliyoruz, olayı saptırmaya, siyasi polemiğe çekmeye yönelik bir yaklaşımı var. Ancak Türkiye’nin önünde çok ciddi bir konu var, Anayasa değişiliği konusu. Nasıl gelişmekte olduğunu izlemek, değerlendirmek hepimizin temel görevidir. Bu açıdan baktığımızda gördüğümüz şudur: Bu taslağın açıklandığı günden şu ana kadar geçen süre içinde bazı önemli noktalar aydınlanmaya başlamıştır. Birinci temel nokta AKP bu girişiminde yalnız kalmıştır.”
AKP, Anayasa değişikliği projesini kendi siyasi parti mutfağının bir iç işi gibi düşünüyor. Bunun yanlış olduğunu başından beri söylüyorduk. Anayasa değişikliği konusunu, kimseyle istişare etmeden, kimsenin katkısını talep etmeden, hiçbir müzakere şansını Türkiye’ye, Türkiye’deki hiçbir kesime tanımadan, kapalı kapılar arkasında, kendi partisinin bir iç işi gibi düşünerek, bir emrivaki yaptı. Arkasından da bu değişikliği toplumun değişik kesimlerine kabul ettirme gayreti içine girdi. Çeşitli temaslar yaptı. Şu ana kadar yaptığı temasların ve görüşmelerin ortaya koyduğu gerçek şudur: AKP’li iş adamları dışında hiçbir toplum kesimi bu Anayasa değikliğini benimsememiştir. Bu anayasa değişikliğine toplumun hiçbir kesiminden bir sahiplenme, bir destek ortaya çıkmamıştır. Bu fevkalade önemlidir.
Türkiye’nin demokratik olgunluğu bakımından, bir korku imparatorluğunun Türkiye’ye hakim kılınmak istendiği bu ortamda dahi böyle bir Anayasa değişikliğine, görüşülen toplum kesimlerinin mesafeli bir duruşla değerlendirmiş olmasını çok önemli sayıyorum. Herkes mutabakat talep etmiştir. Bu, bu olmadı demektir. Ayrıca bu yapılan tasarının demokratik hukuk düzenine ne kadar ters düşeceği de açıkça ifade edilmiştir. Kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracağı, yargı bağımsızlığını tahrip edeceği çok açık bir bir biçimde ifade edilmiştir. Velhasıl bu kısa süre içerisinde dahi AKP’nin bu Anayasa değişikliği projesinin iç yüzü, toplum tarafından doğru bir biçimde algılanmıştır. Bunu çok önemli bir kazanım olarak görüyorum.”
“Siyasi desteği dibe vurmaya başlamış…”
Deniz Baykal, ”bundan önceki açılımlarda da böyle bir serüvenin yaşandığını”savunarak, şunları kaydetti:
”Önce ‘Kürt açılımı’ diye başlayan süreçte de toplumda büyük bir heyecanlanma, hatta iyi niyetle sahip çıkma gayreti kendisini göstermişti ama kısa bir süre sonra alt yapısının olmadığı, iyi hazırlanmadığı, yanlış çıkış noktalarına dayandığı gözükmüş ve proje ellerinde kalmıştı. ‘Ermeni açılımı’nda aynı tabloyu, fiyaskoyu yaşadık. Şimdi Anayasa değişikliğinde de aynı noktaya gelmek üzeredir, gelmektedir, gelecektir. Bunu çok açıkça görüyorum. Türkiye bu değişiklik projesinin iç yüzünü anlamıştır ve bunu reddetme duygusu içine girmiştir.
Bunun haklı nedenleri vardı. Anayasa gibi tüm toplumu, milleti, hatta ülkenin yarınlarını ilgilendiren bir konuda AKP’nin siyasi desteği artık dibe vurmaya başlamış, seçimde sağladığı çoğunluğu hiçbir şekilde bir daha sağlaması mümkün olmayan, bir siyasi parti olarak tek başına, kimse ile istişare etmeden, iş birliği yapmadan, bir dayatmayla Anayasa değişikliğine kalkışması prensip olarak doğru olmadı. Üstelik getirilen değikliklerin iç yüzünün de demokratik birikimine, hukuk devleti anlayışına, bağımsız bir yargı talebine, ihtiyacına ciddi cevap vermediği görülmüştür. AKP bu değişilikle kendi özel anlayışını, devlete, topluma millet dayatma girişimi içinde suçüstü olmuştur. Getirilen değikliğin, Türkiye’nin ihtiyacından değil, bir siyasi parti olarak AKP’nin kendine özel ihtiyaçlarından kaynaklandığı ortaya çıkmıştır. Bu Anayasa değişikliğinin bir AKP projesi olduğu net bir şekilde görülmüştür. Bağımsız yargıyı AKP vesayetine almaya yönelik bir AKP yargısını Türkiye’de oluşturmaya yönelik bir proje olduğu çok açık bir biçimde görülmüştür.”
Okunma sayısı: 217




Mart 27th, 2010
Kategori: 