Aslanoğlu (CUMHURİYET) Köyü açılım yapıyor

Üç yıldır yazıyorum. Diyarbakır’da, Bismil’de, Türkiye’nin övüncü bir köy var. Aslanoğlu nam-ı diğer Cumhuriyet Köyü.

Damlarının tepesine bayrağımızı asıyorlar. Atatürk posterlerini taşıyorlar. Üç şehit verdiler. Bölgede toprak reformu yapılması için mücadele veriyorlar.

İşin özünü kavramışlar. Ağalığın artık miadını doldurduğunu öne sürüyorlar. Tam bir millet şuuruyla hareket ediyorlar.

Bu köyde şimdi dünya güzeli bir değişiklik oldu. Türkiye Gençlik Birliği’nden üniversiteli gençler yaz tatillerini nöbetleşe, bu köye okul yapmakla değerlendiriyorlar. Ahmet Kutsi Tecer’in o tatlı şiiri “Orda bir köy var uzakta” ile resmedilebilecek ve onun müziğinin arka planda çalmasıyla tamamlanan heyecan verici bir Türkiye sahnesi.

Diyarbakır’ın bütün köylerinin bu düzeye yükselmemesi için bir engel yok. Gerçi şiirin devamında:

“Gitmesek de gezmesek de o köy bizim köyümüzdür”  der ama Tecer, bunu, İstanbul aydınının Anadolu’suna duyduğu hasretle böyle yazmıştır. Aslında “gitmeyiverelim, görmeyiverelim” demek istememiştir.

Kızlar, Türkçe bilmeyen falanca nineye böyle hitap ediyorlar. Diyelim ki Fatma Nine. Muhtara  “abi”  diyorlar.

Hep birlikte yiyip hep birlikte mala sallıyorlar. Diyarbakır’a alış verişe gidiyorlar. Anlatıyor, dinliyorlar.

İşte bu köy Tayyip Bey’in vuvuzelayla ilan ettiği açılımın gerçeğini yapıyor. Bir avuç köylü ve bir avuç üniversiteli genç. Bu, açılımdır, evet ama biraz da pek emin olmadan öne sürüyorum ki, bu, aynı zamanda Türk modernitesinin attığı ileri, sağlam bir adımdır. Modernite tepeden inme diye beğenmezdiniz ya, işte, tavandan geliyor. Hem de, biraz edebiyat yapayım, mala tutan eller ve kollarını gençlere açmış köylülerle.



Komutanların gözyaşları

Bunlar, AKP’lilerin gözyaşlarına benzemiyor. Tamam, paragraf burada bitti. Buna dair söz de bitti.
Askerlerimizin gözyaşlarıdır anlatmak istediğim. Son Balyoz duruşmasında Albay Ali Türkşen’in anlattıkları… Kardak olayı. Tansu Çiller’in:

“Bu asker çıkacak, o bayrak inecek…”  meşhur sözü. Bunları biliyorduk da Kardak’a çıkan botun benzin parasını subaylarımızın kredi kartıyla cebinden ödediğini bilmiyorduk. Emekli Amiral Feyyaz Öğütçü’nün ve bütün salonun gözyaşlarını da buna bağlı olarak öğrendik. Ekmek arası peynirle çıkılan Kardak seferi!

Güneydoğu ayrı. Güneydoğu’da iki bacağını, bir kolunu, bir gözünü kaybetmiş gazimizin güzel gelinini de birkaç gün önce tanıdık. Bugün tanıdığımız başka bir gazi! Bacaklarında platinlerle, memuriyet sınavını kazanabilmek için bilmem kaç bin metre koşan bir gazi!

Asıl, yaralayan başka bir gazi görüntüsü. Avukat Serdar Öztürk. Sözde, bürosunda belgeler bulundurduğu iddiasıyla şimdi içerde. Savunmasında o belgelerin polis tarafından oraya konmuş olabileceğini anlatıyor. Onu ekranlarda bu dava hakkında konuşurken görürdüm, içim parçalanırdı. İyileşmesi iki yıl sürmüş, bir gözü görmeyen, yüzünde hâlâ yara izlerini taşıyan bir başka gazi!

Ölenlere mi yanarsınız, kalanlara mı!

***

Sevgili komutanlarımız, gözyaşlarınız rahmettir. Hayat da ebedidir. Allah’ın rahmetinin nerede tecelli edeceği belli olmaz.

Rahmet dolu gözyaşlarınız size, hüznünüz bize! Zulmedenler düşünsün! Kur’an’ın en çok lanetlediği iş, zulümdür. Eskiden halk bizar oldu mu, başındakiler gitsin diye  “zulmünüz artsın”  diye bağırırmış. Sizin gözyaşlarınızdaki ilahi rahmetten, merhametten onlara düşen pay yok. Bilirlerse, dertlerine yanarlar.

Onlar bu bolluğu mükafat zannediyorlar. Oysa hesaba çekilecekler. En büyük sorgucu Allah’tır.

Afet ILGAZ

Yeniçağ


Okunma sayısı: 541

Arama Terimleri:
Benzer Başlıklar

Yorum Yaz

*

- Türkçe'yi doğru ve düzgün bir şekilde kullanmadan yazılan yorumlar, küfürlü ve tehditkar yorumlar yayınlanmayacaktır.

- Yazılan yorumların tüm sorumluluğu yorumcuya aittir.
+ -


Seçim Anketleri | Komik | Hayvanlar | Sinema ve Film