1989 yılında, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı açık ya da kapalı saldırıların giderek arttığını gören ve bu durumdan haklı olarak kaygı duyan aydınlar tarafından Muammer Aksoy’un önderliğinde kurulan derneğimiz ve derneğimizin temsil ettiği Atatürkçü düşünce bugün çok büyük bir tehlike ve saldırıya maruz kalmaktadır.
Kurucu Genel Başkanı Muammer Aksoy’dan, Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Taner Kışlalı’ya dek birçok aydınını Atatürkçü düşünce uğruna şehit vermiş olan derneğimizin genel başkanı, genel başkan yardımcısı ve bazı şube yöneticilerimiz ve dolayısıyla derneğimizin tüzel kişiliği, rejimi değiştirmeye çalışmak iddiası ile karşı karşıya bırakılmıştır.
Oysa derneğimizin amacının rejimi değiştirmek değil, korumak ve ona sahip çıkmak olduğu; teorisini oluşturan tüzüğünde de, pratiğini oluşturan etkinliklerinde de çok kolayca anlaşılabilecek durumdadır.
Atatürkçü Düşünce Derneği, sivil toplum örgütü olmanın ve her şeyden önemlisi kurtarıcımız ve kurucumuz Atatürk’ün ismini taşımanın gereğini her zaman yerine getirecektir. ADD’nin muhalefeti bu ya da o iktidar olamaz. ADD, Atatürkçü düşünceyi benimseyen ve uygulayan her iktidarın destekçisidir ama Atatürkçü düşünceye karşı olan ya da takıyye içinde olan tüm iktidarların da karşısındadır.
Bugün geldiğimiz noktada, şubelerimiz aranmakta, yöneticilerimiz, üyelerimiz tutuklanmakta, gönüldaşımız ÇYDD gibi başka sivil toplum örgütleri ve yöneticileri hukuki işlemlere maruz bırakılmaktadırlar.
Yaşanan olaylar, konunun hukuki bir konu olmaktan öte siyasi bir amacı olduğu izlenimi oluşturmaktadır. Eğer bazılarının amacı, ülkedeki Atatürkçüleri korkutmak, sindirmek ve böylece ortaya çıkacak boşluktan faydalanarak Atatürk Cumhuriyetini yıkmak, onun yerine emperyalizmin sömürgesi olacak dini temele dayanan bir rejim kurmaksa hiç heveslenmesinler.
Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukları, torunları olan bizler; ne Atatürk’ten ne de onun eseri olan laik demokratik Cumhuriyetimizden asla ama asla vazgeçmeyeceğiz.
***
Ülkemiz öyle zor ve karışık bir sürecin içinden geçiyor ki.. Kafaların bulandırıldığı, doğru ile yanlışın birbirine karıştırılmak istendiği günleri yaşıyoruz.
Bazen ben bile neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda tereddüt yaşayabiliyorum.
İçinde bulunduğumuz koşullarda birileri Atatürk Cumhuriyetini yıpratmak, belki de yıkmak istiyor olabilirler.
Bu hain amaca sahip olanların çok geniş ekonomik olanakları olabilir. Kitle iletişim araçlarını ele geçirmiş olabilirler.
Hatta ülkeyi yöneten iktidar, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmuş bile olabilir.
Belki daha da ilerisi Atatürk’ün Gençliğe Hitabesindeki;
“Bağımsızlığımıza ve Cumhuriyetimize kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdumuzun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde bezgin ve bitkin düşmüş olabilir.”
koşullar yaşanacak olabilir.
Ne yaşanıyor olursa olsun, neler yaşanabilecek olursa olsun, Atatürkçülere düşen görev, Atatürk’ün sözüyle,
“Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.”
Bu uğurda Atatürkçü Düşünce Derneği’ne büyük görev düşmektedir.
ADD üyeleri, genel başkanından üyesine kadar hiçbir kişisel siyasi beklenti içine girmeden gecelerini gündüzlerine katarak çalışmak zorundadırlar.
Gün bölünme, parçalanma, eleştirme günü değil; birleşme günüdür.
İrticaya karşı, emperyalizme karşı, bölücülere karşı tek yumruk olma günüdür.
Gün doğruları halka anlatma, onları bilinçlendirme günüdür.
ADD’nin girmediği ilçe, girmediği mahalle, çalmadığı kapı kalmamalıdır.
Ülkenin dört bir yanını, akılları ve aydınlık yürekleriyle örmüş olan ADD şubeleri, eksiklikleri giderecek, hataları yok edecek, tek yumruk olarak ülkeye 1923 ruhunu yeniden egemen kılacak potansiyeldedir.
Bu uğurda dayanılacak güç Atatürk; rehber ise onun söylevi, gençliğe hitabesi ve Bursa Nutku olmalıdır.
Dayanışma dileklerimle…
Tolga KALE-İLK KURŞUN GAZETESİ SAYI 38
Kaynak: http://www.ilk-kursun.com/2010/03/add-ve-gelecegimiz/
Okunma sayısı: 674




Nisan 6th, 2010
Kategori: 