8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Mart 7, 2010 Önemli Günler

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

8 Martta tüm ülkelerde kadınlar günü çeşitli eğlence, gösteri ve paneller ile kutlanır. Senede bir gün olsa bile kadınlar, armağan edilen bu günün tadını çıkarmak istiyorlarsa da, tarihe baktığımızda bu günün temelini oluşturan olaylar insanın içini sızlatacak derecede üzücüdür.

8 Mart 1857, ABD’nin New York kentinde bir grup tekstil işçisi kadın, emeklerinin karşılığını almak ve daha iyi koşullarda çalışmak amacıyla grev yaparlar. Fabrikanın sahibi ise onların bu haklı isteklerine karşı, greve giden işçi kadınları fabrikaya kitler. Bu sırada hesapta olmayan bir olay olur, kadınların kilitli olduğu bölümde yangın çıkar ve bu işçi kadınlar haklı davaları uğruna yanarak can verir. Bu trajik olayın özetle öyküsü budur.

8 Mart’ın Dünya kadınlar günü olarak kutlanmasının tarihsel gelişimine baktığımız da;

*İlk olarak 1857 yılında New York’ta günde 12 saat çalışma ve düşük ücrete karşı yürüyüş yapılır.

*1908 yılında New York’ta, yaşama güvencesi ve karın tokluğunu simgeleyen ekmek, kaliteli bir yaşamı simgeleyen gül simgesi birleştirilerek “Ekmek ve Gül” sloganıyla 15.000 kadın yürüyüş yaparak, daha iyi gelir, oy hakkı ve doğum izni ister.

*1909 yılı 28 Şubat günü Avrupa’da ki kadınlar ilk kadın gününü kutlar.

*1910 yılında Clara Zetkin adındaki bir Alman kadın, Dünya kadınlar günü önerisini kadın Enternasyonal’ine götürür ve öneri kabul edilir.

*1911 Kopenhag kararından sonra 19 Mart’ta Almanya, İsviçre, Danimarka ve Avusturya’ da ilk kez kutlanan kadınlar gününde, yüz binlerce kadın çeşitli aktiviteler yaparak oy verme, seçme, seçilme ve meslek edinme haklarını ister.

*1917 yılının 8 Mart’ın da Rus kadınlar, yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ederek “ekmek ve barış” için grev yapar.

*1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barış günü olarak 8 Mart’ı kabul etti.

8 Mart’ta kutlanan kadın hakları serüveni dünyada böyle seyrederken ülkemizde kadının durumu ne idi?

Cumhuriyetin ilanına kadar, “Kadının adı yok”tu. Kocasının “boş ol” demesiyle bir eşya gibi kapının önüne bırakılmış, mirasta ve tanıklıkta yarım sayılmış, çalışma hayatından yoksun bırakılmış, dövülmüş ve horlanmıştır.

Ancak Cumhuriyetle birlikte birbiri ardına başlatılan devrimlerden yüce Türk kadını da kendisine düşen payı alarak, okula gitme, henüz birçok Avrupa ülkesinde olmayan seçme ve seçilme, iş hayatına atılma, erkeklerle her konuda eşit olma, kılık kıyafette modern olma hakları birbiri ardı sıra sağlanarak layık olduğu yere getirilmiştir.

Bu konuda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlarımız hakkında söylediklerini birkaç tümce ile belirtmeyi gerekli görüyoruz.

*”Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır.”

*”Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu Kadınından daha fazla çalıştım diyemez.”

*”Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştamal veya buna benzer bir şeyler asarak yüzünü, gözünü gizler ve yanında geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır”

*”Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.”

*”Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın”

Laik Türkiye Cumhuriyetinde anamız, bacımız, eşimiz güzel kadınlarımıza layık görülen bu haklar, günümüz Türkiye’sinde tekrar geri alınma çabaları var gücü ile sürerken, ne yazık ki bunun bilincinde olmayan bazı kadınlar da buna çanak tutmaktadır.

Ülkemizde başı açık modern Türk kadınına “vurun kahpeye, kâfir” denilebiliyor. Kadınlarımız ısrar ve inatla tekrar bohçalara sarılmak isteniyor. Saygıdeğer kadınlarımız bunu hak etmiyor.

Değerli Türk kadını, zahmetsiz bir şekilde ulu önder Atatürk tarafından sizlere sağlanan medeni haklarınıza çok kıskanç bir şekilde sahip çıkmanız gerekmektedir. Sizleri tekrar karanlık günlere sürüklemek isteyenlere geçit vermeyiniz. Unutmayınız ki bu ödünsüz mücadelenizde her zaman arkanızda Mustafa Kemal’in kalpaksız Kuva-i milliyecileri olan Kemalistler yer alacaktır.

Ülkemizde ilk kez 1921 yılında  “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanan ve 1975 yılından beri de yaygın olarak kutlanmaya başlanan Dünya kadınlar gününü en içten duygularla kutlarız.


Okunma sayısı: 303

Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • MySpace
  • Twitter
  • BlinkList
  • StumbleUpon

Benzer Başlıklar

Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

Yorum Yaz

Yorumunuzu eklerken:

» Türkçe'yi düzgün bir şekilde kullanmaya,
» Kişi ve kurumlara hakaret içeren iletiler göndermemeye,
» Öfkeli ve tehditkar yorumlarda bulunmamaya,

Dikkat ediniz. Bu kurallara uymayan tüm yorumlar silinecektir.